11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 24/10/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davalı-borçlu ... A.Ş.'nin (Bünyesinde ... ), müvekkili şirket ile 24.01.2020 tarihli sözleşme ile otel otomasyonları hizmeti alımına dair anlaştıklarını, iş bu sözleşmenin müvekkili şirkete yüklediği ödevleri müvekkili şirketin eksiksiz yerine getirdiğini, bu hususa dair davalı-borçlu şirket personelinin ve şirket yetkilisinin de imzası bulunan, 5 sayfadan oluşan eğitim raporları, faaliyet raporları ve arıza onarım raporları bulunduğunu, müvekkili şirketin sözleşmede belirledikleri bedeli 06.02.2020 tarihinde borçlu şirkete e-fatura kestiğini, ancak davalı-borçlu şirket tarafından düzenlenen faturaya konu borca ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı-borçlu şirket hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 13.183,60 TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip başlatılmış; davalı-borçlu şirket 29.09.2020 tarihinde borca itiraz ederek icra takibini durdurulduğunu, davalı her ne kadar borca itiraz dilekçesinde Antalya 2. Noterliği 23.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderilmiş olduğunu ve faturanın iade edildiğini iddia etmişse de bu ihtarnamenin gerçekleri yansıtmaktan uzak ve hukuka aykırı olduğunu, borca konu faturanın da davacı şirkete iade edilmediğini, ayrıca bahsi geçen ihtarname icra takibi açıldıktan 13 gün sonra müvekkiline yollanmış olduğundan borçlunun kötüniyetli olduğunu, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve yersiz olarak yapılan borca itirazın iptaline ve takibin devamını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacı ile müvekkili şirket otel otomasyonları hizmetinin alınması noktasında anlaşmışlarsa da 2020 Temmuz ayına kadar otomasyon sisteminin kullanılmasının mümkün olmadığını, davacı şirket ile otomasyon sisteminin satın alınması konusunda anlaşılsa da tüm dünyayı etkisi altına alarak hızla yayılan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından "Pandemi" olarak nitelendirilen Covid-19 salgını neticesiyle birçok alanda faaliyet gösteren çeşitli işyerleri, yayınlanan genelgelerle geçici süre kapatıldığını, yine otel ve benzeri işyerleri de devlet yetkilileri ve uzmanların sokağa çıkmama yönündeki telkinleri, kısmi olarak uygulanan sokağa çıkma yasakları, uluslararası hava ulaşımına getirilen yasaklar nedeniyle müşterileri azaldığı için kapatılmak durumunda kaldığını, müvekkili şirketin de salgının etkisiyle 2020 Mart ayında oteli kapatıldığını, ne var ki 2020 Temmuz ayına kadar da otelin faaliyete geçmesi mümkün olmamış, davacı şirketten satın alınan programların kullanımına ancak Temmuz ayından itibaren başladığını, dolayısıyla müvekkili şirketin programda meydana gelen sorunları fark etmesi ve programı kullanmaya başlaması ile birlikte, bu tarihten sonra mümkün olduğunu, davalı şirketin 2020 Temmuz ayından itibaren programı kullanmaya çalışsa da programın kullanımı ile ilgili pek çok sorun meydana gelmiş, müvekkil şirket işbu sorunlar nedeniyle zor durumda kaldığını, davacı şirket borcunu gereği gibi ifa etmediği için sözleşmenin taraflarınca feshedildiğini, sözleşmenin feshedildiğine ilişkin ihtarname davacıya gönderilmiş, fatura iade edildiğini, itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötüniyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve cevap vermiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Somut davada davaya konu otel otomasyon programın kurulumu gerçekleştirilip, programın çalışması için gerekli yazıcı tanımlamaları yapıldığı 06.06.2020 tarihinden davalı tarafından noter kanalı ile sözleşmenin feshedildiği 23/09/2020 tarihine kadar kullanılan dönemde otel otomasyon programının gerektiği gibi kullanmasına engel olduğu ve ticari olarak hizmet verdiği müşterilerine sağlıklı hizmet veremediği, otomasyon programından beklenen faydayı ortadan kaldırdığı bundan dolayı da programın ayıplı mal sınıfında olması nedeni ile davacının satış bedelini talep etme hakkı olmadığı ve davalı tarafından sözleşmeden dönmeye ilişkin beyanı karşısında davanın reddi gerekmiş, davacı tarafın kötüniyetli olarak takip yaptığı ispat edilemediğinden tazminat talebinin reddine, şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına, " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyadaki deliller değerlendirildiğinde fesih bildiriminin altı aydan daha uzun sürede yapıldığı hususunun açıklığa kavuşacağını, yerel mahkemece görevlendirilen bilirkişinin elektrik-elektronik yüksek mühendisi olduğunu ancak müvekkili şirketin sunmuş olduğu hizmetin bilgisayar yazılım programı olduğunu, davadaki maddi vakıaların tüm gerçekliğiyle ortaya çıkması için programın bir bilgisayar mühendisi bilişim uzmanından ve bir turizm bilirkişisinden oluşan heyetle incelenmesi gerektiğini, yazılım programı kurulduktan sonra eğitim verilen davalı şirket personellerinin değiştiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten personellerinin değiştiğinden bahisle hiç bir eğitim talep etmediğini, yeni gelen personellerin programı kullanmayı bilmemesinden kaynaklı olarak sanki yazılım programında bir ayıp varmış gibi değerlendirildiğini, müvekkili şirketin alacağını istemesi üzerine program ayıplıymış gibi sözleşmenin fesih edildiğini, fesih bildiriminden önce ayıba ilişkin hiçbir bildirimde bulunulmadığını, dosyada mevcut mail yazışmaları incelendiğinde davalı şirketin ayıp olarak nitelendirdiği iddiaların kendi personelinin programı kullanmakta zorluk çekmesinden kaynaklandığının görüleceğini, müvekkili şirkete ait program ayıplı olmadığını, Türkiye genelinde 350'yi aşkın otelde kullanıldığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması ve icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 15/12/2021 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararı ile; "...Davacı vekili Av. ... tarafından 23/11/2021 tarihli dilekçesi ile istinaf edilmiş, istinaf başvurusu ... istinaf numarasına kaydı yapılmış ise de; istinaf dilekçesi ile birlikte istinaf karar harcının (maktu) yatırılmamış olması nedeniyle HMK'nun 344 maddesi uyarınca harç ve masraf eksikliğini bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlaması aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağına dair karar verileceği hususunda davalı vekili Av....'ya muhtıra çıkartılmış, 01/12/2021 tarihinde tebligat yapılmış olmasına rağmen istinaf harçları ve masrafını karşılamadığından HMK'nun 344/1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf isteminden vazgeçmiş sayılması nedeniyle istinaf isteminin reddine " karar verilmiştir.
Karara ve istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece çıkartılan muhtıra gereğince 29/11/2021 tarihinde 59,30 TL harcı Uyap sisteminden yatırdıklarını ancak ekte sundukları tahsilat makbuzundan da anlaşılacağı üzere istinaf karar harcının sehven gider avansı olarak yatırıldığını, her ne kadar gider avansı olarak görünmekte ise de yargılaması ilk derece mahkemesince bitmiş olan ve içerisinde yeterince gider avansı bulunan dosyada, taraflarına gönderilen 59,30 TL harç yatırılmasına ilişkin muhtıra neticesinde, verilen bir haftalık süre içerisinde muhtırada belirtilen rakamın aynısı olan 59,30 TL'nin yatırıldığının sabit olduğunu, yerel mahkemece bu husus göz ardı edilerek hakkaniyete aykırı şekilde ek karar düzenlenip istinaf başvurusundan vazgeçilmiş sayılmalarına karar verilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2021 tarih, ... Esas, ... Karar numaralı ek kararının kaldırılarak ilk istinaf dilekçelerine göre gerekli incelemenin yapılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Her ne kadar yerel mahkemece 15/12/2021 tarihli ek karar ile davacı tarafça istinaf karar harcının (maktu) yatırılmamış olması nedeniyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş ise de; Uyap kayıtlarının incelenmesinde, Mahkemece çıkartılan muhtıra gereğince 29/11/2021 tarihinde 59,30 TL harcın sehven gider avansı olarak yatırıldığı anlaşılmış olmakla yerel mahkemece verilen 15/12/2021 tarihli istinaf isteminin reddine dair kararının usule aykırı olduğu anlaşılmakla kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bilirkişi kök ve ek raporunun gerekçeli, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, dava konusu otel otomasyan programından beklenen faydanın sağlanamamasına, programda gizli ayıp bulunmasına, ayıp ihbarının süresinde olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6.Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.24/10/2024 ... Bu belge 5070 sayılı Kanun Hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik olarak imzalanmıştır.