11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 14/10/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Müvekkili şirket ile davalı ... şirketinin 2015 yılından itibaren ticari faaliyet içerisinde bulunduğunu, müvekkilinin davalı ... Şirketinden mobilya aksesuarları aldığını, davalı şirketten 2.340.000,00.-TL bedelli alım yapmayı düşündüğü için 28/04/2016 tarihli sözleşmeden ve tahsilat makbuzlarından anlaşılacağı üzere toplam 2.340.000,00.-TL bedelli 39 adet çek verdiğini ancak almayı düşündüğü malzemelerin piyasa şartlarından fazla olduğunu gözeterek davalı şirketle 28/04/2016 tarihli sözleşme düzenlediğini, sözleşmeye göre daha önce kurulan 2.340.000,00.-TL bedelli bağlantının kırıldığını ve bağlantı tutarının 1.600.000,00.-TL'ye çekildiğini, bağlantının düşürülmesi nedeniyle daha önce verilen 2.340.000,00.-TL bedelli 39 adet çekin tahsilat kabiliyetinin bittiğini, çek değişimi tamamlanıncaya kadar teminat hükmünde tutulacağının kararlaştırıldığını ancak davalı şirketin elinde bulunan çeklerin 1.080.000,00.-TL bedelli 18 adet çeki iade etmediğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında davalı şirkete toplam 1.225.721,76.-TL ödeme yaptığını, ancak davalının teminat olarak elinde bulundurduğu çekleri iade etmediğini, teminat olarak bulundurduğu çeklerden bazılarını müvekkilinin muvafakati olmaksızın tahsil ettiğini, müvekkili şirketin 20/01/2017 tarihi itibariyle 239.083,46.-TL tutarında riskinin olduğunu, bu borcun daha sonra haricen davalı şirkete 240.000,00.-TL olarak ödendiğini ve borcunun kalmadığını, müvekkilinin davalı şirketten çeklerin iade edilmesini istediğinde davalı tarafın maddi olarak zor durumda olduğunu, bu nedenle çeklerden .. Bank ... Şubesine ait 28/02/2017 vade tarihli 60.000,00.-TL bedeli çeki ... Bankası'na, ... Bank ... Şubesine ait; 10/03/2017 vade tarihli 60.000,00.-TL bedelli, 20/03/2017 vade tarihli 60.000,00.-TL bedelli ve 31/03/2017 vade tarihli 60.000,00.- TL bedelli çekleri ise davalılardan ... Banka kredi karşılığında teminat olarak verdiğini, çekleri geri alması için nakit yatırmak zorunda olduğunu ancak nakit para yatırmadığından çekleri alamayacağını ve iade edemeyeceğini beyan ettiğini, müvekkilinin anılan çeklerden dolayı davalı şirkete borcu bulunmadığını, yine taraflar arasında düzenlenen 28/04/2016 tarihli protokolde davalıda bulunan çeklerin teminat hükmünde olduğunun kararlaştırıldığını, söz konucu çekler davalı şirkete teminat olarak verildiği halde davalı bankaların söz konusu çekleri Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olarak tevdii aldıklarını iddia ederek; müvekkili tarafından verilen çeklerden keşidecileri müvekkili olan ... Bank ... Şubesine ait 28/02/2017 vade tarihli 60.000,00.-TL bedeli çek yönünden davalılardan ... Bankası ve ... A.Ş. 'ne borçlu olmadığının tespitine, ... Bank ... Şubesine ait 10/03/2017 vade tarihli 60.000,00.-TL bedelli, ... Bank ... Şubesine ait 20/03/2017 vade tarihli 60.000,00.-TL bedelli, ... Bank ... Şubesine ait 31/03/2017 vade tarihli 60.000,00.-TL bedeli çekler yönünden ise davalılardan ... Bank ve ... A.Ş. 'ye borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... A.Ş. vekili; müvekkili şirket adresi ... olduğundan davanın yetkili İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkili ile davacı şirket arasında 13/10/2015 tarihinde Bağlantı Anlaşması yapıldığını, bu anlaşmanın ciro tutarının 2.340.000,00.-TL, ödeme ortalama vadesinin ise 30/06/2016 tarihi olarak belirlendiğini, davacı şirketin 2.340.000,00.-TL bağlantı ve vadesi 10/03/2016 tarihinden başlayan her biri 60.000,00.-TL bedelli 39 adet çek verdiğini, verdiği bu çeklerin bir kısmını ödediğini, bir kısmını ise müşteriden aldığı çekle değiştirdiğini, kalan kısmını ise ödemediği gibi ödemeden men kararı aldırarak ödemeden kaçtığını, bağlantı çeklerinin ödeme vadesi geldiğinde 1.2 milyonluk bölümün ödenmemiş şekilde açıkta olduğunu, davacının kestiği ve müvekkiline verdiği çeklerin vadeleri gelip de ödeme yapmayacağı anlaşıldığında 28/04/2016 tarihli protokol ile borcu yeniden yapılandırdığını, bu yapılandırmanın müvekkili aleyhine olmasına rağmen iyi niyet çerçevesinde kabul edildiğini, bu protokolle davacının bağlantısının 2.340.000,00.TL'den 1.600.000,00.-TL'ye çekilmesinin ortalama vadesinin 30/07/2016 olmasının kararlaştırıldığını, bu vade tutturulmak kaydıyla davacıya kendi çekini ödeyeceğini ya da kendi çekini müşteri çekleri ile değiştireceğini, bu değişim sürecinin sınırının ise 15/07/2016 tarihi olduğunu, davacının çek değişimi için öngörülen son tarih olan 15/07/2016 tarihine kadar gerekli şartları yerine getirmediği gibi aldatıcı işlemlerde bulunduğunu, haliyle hem franchise olmak şartlarının hem de bağlantı şartlarının ortadan kalktığını, kısacası ticari ilişkinin gereğini yerine getirmeyenin davacı şirket olduğunu savunarak; haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili özetle; pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili bankanın, hiçbir şekilde davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişkinin tarafı olmadığını, sadece taraflar arasındaki sözleşmede ödeme aracı olarak belirlenen çeklerden bir tanesini, hukuken muteber bir ciro silsilesi neticesinde elinde bulunduran, hukuki halef, yasal hamil ve iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, ayrıca dava konusu edilen veya dava neticesinde elde edilmek istenilen hukuki menfaatlerle de hiçbir şekilde illiyet bağının bulunmadığını, dava konusu çeklerin, teminat olarak verildiği ya da ciro edildiği iddiasının da hiç bir somut hukuki dayanağı veya gerekçesi bulunmadığını, bu iddianın ancak ciro esnasında kıymetli evrak üzerine yazılmış açık, net ve somut ibareler ile ispat edilebileceğini, müvekkili bankanın dava konusu çekleri bu şekilde her hangi bir kaydı ve yazılı ciro şartı olmaksızın aldığını ve kabul ettiğini, çeklerin üzerinde bu hususa ilişkin her hangi bir beyan bulunmadığının ortada olduğunu, çekin görüldüğünde ödenmesi gereken bir ödeme vasıtası olduğunu, çekte teminat/rehin cirosu yapılmasına hukuken imkan olmadığını, müvekkili bankanın basiretli bir tacirden bekleneceği üzere sadece yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava konusu somut olay bakımından müvekkili bankanın herhangi bir hukuksuz eylem veya uygulamasının mevcut olmadığını, müvekkili bankanın davacının zararına hareket ettiğine hatta dava dilekçesinde ileri sürdüğü şekliyle kasten bu şekilde hareket ettiğine ilişkin herhangi bir somut bilgi ve belgede ibraz etmediğini, diğer taraflar arasındaki şahsi defilerin iyi niyetli üçüncü kişilere ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili banka aleyhine haksız bir şekilde ve hukuki temelden yoksun olarak açılmış bulunan işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili özetle; davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişkinin tarafı olmadığını, sadece taraflar arasındaki sözleşmede ödeme aracı olarak belirlenen çeklerde muhatap banka sıfatı bulunan ve bazılarında ise muteber bir ciro silsilesi neticesinde elinde bulunduran, hukuki halef, yasal hamil ve iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, ayrıca dava konusu edilen veya dava neticesinde elde edilmek istenilen hukuki menfaatlerde hiçbir şekilde illiyet bağının bulunmadığını, dava konusu çeklerin, teminat olarak verildiği ya da ciro edildiği iddiasının da her hangi bir somut hukuki dayanağı veya gerekçesinin bulunmadığını, bu iddianın, ancak ciro esnasında kıymetli evrak üzerine yazılmış açık, net ve somut ibareler ile ispat edilebileceğini, söz konusu çeklerin diğer davalı ... firması tarafından müvekkili bankaya temlik cirosu tevdii edildiğini, çek bedelleri tahsil edildikçe kredili firmanın risk bakiyesinden mahsup edileceği, ancak mahkemece verilen tedbir kararı sebebiyle söz konusu çeklerin ibraz edildiğini ancak ödeme alınamadığını, müvekkili bankanın iyiniyetli hamil konumunda olduğunu, çekteki mücerretlik gereği davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkiyi bilmediği gibi, bilebilecek durumda olmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle haksız davanın müvekkil banka açısından reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "....Davalı ... A.Ş yönünden açılan davanın Kısmen kabulü ile; Davacının ... Bank ... Şubesi, ... çek nolu, 28/02/2017 keşide tarihli, 60.000,00.- TL bedelli, ... Bank ... Şubesi, ... çek nolu, 10/03/2017 keşide tarihli, 60.000,00.- TL bedelli, ... Bank ... Şubesi, ... çek nolu, 20/03/2017 keşide tarihli, 60.000,00.- TL bedelli, ... Bank ... Şubesi, ... çek nolu, 31/03/2017 keşide tarihli, 60.000,00.- TL bedelli, çeklerden dolayı toplam 55.763,14-TL davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı ... A.Ş ve ... A.Ş yönünden açılan davanın reddine,
İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca 60.000,00.-TL asıl alacağın %20' sine tekabül eden tazminatın davacıdan alınarak davalı ... A.Ş’ye, 180.000,00.-TL asıl alacağın %20' sine tekabül eden tazminatın davacıdan alınarak davalı ... A.Ş’ye verilmesine, " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... Anonim Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalılardan ... A.Ş arasında 2015 yılından itibaren ticari faaliyet yaşandığını, davalıdan mobilya aksesuarları satın aldığını, bunun karşılığında toplam 2.340.000,00 TL bedelli 3 adet çek verdiğini, müvekkilinin davalı firmaya dava konusu çek bedelleri yönünden borcunun bulunmadığının ticari defterler ile sabit bulunduğunu, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda iskonto fiyat farkı ve vade farkı belirlemesi yapılmasının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını ve hiçbir yasal delile dayanmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde iskonto fiyat farklarının hangi durumlarda ve ne şekilde geri yansıtılacağının belirlenmediğini, yapılan hesaplamanın tamamen farazi olduğunu, vade farkı konusunda da aynı beyanlarının geçerli olduğunu, ticari defter kayıtlarında olmayan, taraflar arasındaki sözleşmelerde yer almayan vade farkı hususunun neye göre hesaplandığının belirsiz olduğunu, hesaplamanın farazi olduğunu ve davalı beyanlarına göre hesaplama yapıldığını, bu hesaplamanın da karara dayanak yapıldığını, protokol şartlarını yerine getirmeyenin davalı ... A.Ş.olduğunu, yerel Mahkemece, davalı bankalar yönüyle kurulan hükmün yasal dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunu ve teminat kabul edilen çeklerin bankaya tahsile konulmuş olmasının suç unsuru teşkil ettiğini, tüm bu sebeplerle yerel mahkeme kararının kısmen ortadan kaldırılarak, davanın reddedilen kısım yönünden de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında eskiden gelen ticari ilişkilerinin bulunduğunu ve güvene dayalı olarak çalıştığını, davacının dava dilekçesinde de müvekkiline borcu olduğunu ikrar ettiğini, davacı firma ile ilk olarak 2.340.000.-TL hacminde bir anlaşmanın yapıldığını, davacının taahhütlerini yerine getirmeyince ikinci olarak 28.04.2016 tarihinde yeniden bir bağlantı sözleşmesi yapılarak ticari ilişkinin yapılandırıldığını, buna ilişkin evrakların dosya arasında bulunduğunu, davacı taahhütlerini yerine getirmediğinden protokol gereğince ilave faturaların vade farkı olarak kesildiğini, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda bilirkişinin bu faturaları dikkate aldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gereğini davacı firmanın yerine getirmediğini, ticari ilişki şartlarına ödeme aczi içindeki davacının uymaması nedeniyle; müvekkil davalıya ödemesi gereken, iskonto ve vade farkı, ticari ilişkinin başında ticari iş taahhüdü ile bağıtlanan 2.340.000.-TL'lik bağlantı nedeniyle 55.763,14.-TL tutarında davacıya yapılan masraflar, ödemeler, tefrişat (teşhir/dekorasyon) bedellerinden de davacının sorumlu olduğunu, tüm bu sebeplerle davanın kısmen kabulüne dair bölümün kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava çeklerin bedelsizliği iddasıyla icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tarafların ticari defterleri incelenerek aldırılan bilirkişi raporunun somut verilere dayanıp hükme esas almaya, denetime elverişli olmasına, davacının 28/04/2016 tarihli protokolün şartlarını yerine getirememesi nedeniyle davalının davacıdan iskonto alacağı ve vade farkı alacağı talebinde haklı olmasına, davalı bankaların dava konusu çekleri temlik cirosu ile devralmış olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.809,18 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 893,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.916,18 TL istinaf karar harcının davalı ... Anonim Şirketi'nden tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
4.Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7.Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.14/10/2024 ...