Esas No
E. 2022/701
Karar No
K. 2024/1622
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
İSTANBUL BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

13. Hukuk Dairesi

E. 2022/701 K. 2024/1622 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/701, K. 2024/1622, T. 17.10.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/701
Karar No
2024/1622
Karar Tarihi
17.10.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/701 Esas

KARAR NO: 2024/1622 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2019/519 Esas- 2021/1028

TARİH:09/11/2021

DAVA: İtirazın İptali (Çek Tazminatından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 17/10/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, .... A.Ş. İle aralarında bayilik sözleşmesi yapmış olduğunu, bu bayilik sözleşmesine karşılığında almış olduğu mal ve hizmet karşılığında bedelini ödeyeceğini taahhüt etmiş olduğunu, bayilik sözleşmesi gereği alınan mal ve hizmetler karşılığında, 30.06.2012 tarihli, 125.000,00 TL bedelli, ... seri numaralı müşteri çeki, müvekkil şirket yetkilisince ciro edilerek ... yetkilisine verilmiş olduğunu, çeki tahsil edemeyen şirket ... Esas no.lu icra takibini başlamış olduğunu, müvekkili şirketin bu durumu öğrenir öğrenmez, ticari ilişki içerisinde olduğu ... A.Ş. bölge müdürü ... ile irtibata geçmiş olduğunu, yapılan görüşme sonrası müvekkili şirket ile .... A.Ş. adına hareket eden bölge müdürü ... arasında ekte de sundukları çek teslim belgesi imzalanmış olduğunu, dilekçede detayları yazılı çeklerin çek teslim belgesi ile imza altına alınarak .... A.Ş. Bölge sorumlusu ...’a teslim edilmiş olduğunu, yazılı çeklerin zamanında ödenmiş olduğunu, banka dekontlarını ekte ibraz ettiklerini, yapılan ödemelere rağmen ve çek teslim belgesinde yazı ile hüküm altına alınmasına rağmen 30.06.2012 tarih, 125.000,00 TL bedelli ve ... Seri no.lu çek teslim edilmemiş olduğunu, müvekkili şirketin ekte sunulu çek teslim belgesinde yazılı çekleri gününde ödemiş olduğunu, takip alacaklısının yenileme suretiyle sona eren ... Esas no.lu dosyanın dayanağı olan 125.000,00 TL'yi tahsil etmesine rağmen dosyayı derdest bırakmış olduğunu, ... Esas no.lu takip dosyasının, dairelerin birleştirilmesi sebebiyle ... Esas no ile devam ettirilmiş olduğunu, takip alacaklısının kötü niyetli olarak, müvekkili şirketçe ödenen çekleri göz ardı ederek, takibe devam etmiş olduğunu, müvekkili şirketin... Bankasına bağlı mevduat hesabına bloke koydurmak için 16/11/2018 tarihli birinci haciz ihbarnamesi göndermiş ve bunun sonucunda 111.634,00 TL mevduatına bloke işlemi uygulanmış olduğunu, müvekkili şirketin banka hesaplarına uygulanan bloke sonrasında 09.01.2019 tarihinde 103.774,99 TL akabinde 06.02.2019 tarihinde 451,51 TL tahsilatla beraber takip dosyasının kapatılmış olduğunu, hakkaniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak Malatya İcra Dairesi ... Esas No’lu dosya kapsamında tahsilatı yapılan toplamda 104.226,50 TL miktara ilişkin dava, şikayet ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalması kaydıyla, hesap kalemlerinin içerisinde yer alan kanuna aykırı olarak ciranta olan müvekkil şirketten tahsil edilen %10 çek tazminatının geri iadesi maksadıyla İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinde ... Esas No’lu icra takip dosyası kapsamında 19.03.2019 tarihinde tebliğ olunan ödeme emrine, 20.03.2019 tarihinde davalı şirket vekilince itiraz edilmiş olduğunu belirterek; İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi ... Esas No’lu dosya kapsamında yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmolunmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı firma arasında 5 Yıllık Otogaz Bayilik Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu ve davacının, müvekkili firmadan otogaz ürünü alımına başlamış olduğunu, davacının almış oluğu ürün bedelleri karşılığında müvekkil firmaya vermiş olduğu ...Bank ... şubesine ait ... seri nolu, 30.06.2012 keşide tarihli ve 125.000 TL bedelli çekin müvekkili firma tarafından bankaya ibraz edilmiş olduğunu ve karşılığı olmadığının ortaya çıkmış olduğunu, müvekkili firma tarafından bahse konu 125.000 TL bedelli çekten dolayı ... numaralı icra dosyası ile 31.12.2012 tarihinde takip başlatılmış olduğunu, Malatya ... icra müdürlüğünün kapatılması nedeniyle icra dosyası ... dosya numarasını almış olduğunu, davacı tarafın icra dosyasına hiç bir şekilde ödeme yapmamış olduğunu, davacının icra takibinden yaklaşık 2 yıl sonra ayrıntısı dilekçede belirtilen sıralı çekleri müvekkiline vererek, sadece ana para yönünden taksitler şeklinde ödemede bulunmuş olduğunu, takibe konu çekin süresinde ödenmemesinden kaynaklı işlemiş faiz, çek tazminatı, yargılama giderleri ve masraflar ile vekalet ücreti yönünden herhangi bir ödemede bulunmamış olduğunu, toplamda 125.000,00 TL bedelli çek ödemesi yapılarak sadece icra takibine konu çekin anapara bedelinin ödenmiş olduğunu, Yapılan bu ödemelerin müvekkili firma tarafından devam eden icra dosyasına haricen tahsil olarak bildirilmiş olduğunu ve icra müdürlüğü tarafından takip miktarından düşürülmüş olduğunu ve yeni kapak hesabı oluşturulmuş olduğunu, davacı tarafın ... sayılı dosyasındaki borcun ödendiği, alacaklı ... firmasının haksız olarak takibe devam ettiği ve borcun yenilendiği iddiası ile takibin taliki veya iptali talepli dava ikame etmiş olduğunu, yargılamayı yapan Malatya 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/570 E. 2019/66 K. Sayılı ilamı ile davacı tarafın asılsız iddialara dayalı davasının reddine karar vermiş olduğunu, bahse konu kararın 12.03.2019 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, bu nedenle davacı tarafın 104.226,50 TL fazla para tahsil edildiği iddiası asılsız olduğunu, davacı taraf iddia ettiği "Çek Teslim Belgesi" ile tarafların borcu yenilediğini iddia etmiş ise de; böyle bir durumun söz konusu olmadığını, çünkü müvekkili firmanın cari borç karşılığında verilen çekin karşılıksız çıkması üzerine bahse konu çeki icra takibine konu etmiş olduğunu çekin icra takibine konu edilmesi sonrasında davacı tarafın icra dosyasına ödeme yapmayarak yaklaşık 2 yıl sonra sadece ana para miktarına denk gelecek şekilde vadeli ve sıralı çekler vererek, ana para borcunu ödemiş olduğunu, müvekkili firma tarafından, takibe konu çek ile ilgili işlemiş yasal faiz, çek tazminatı, masraf ve vekalet ücreti yönünden davacı firma tarafından herhangi bir ödemede bulunulmaması nedeniyle icra dosyasındaki işlemlere, ödemede bulunulmayan miktar üzerinden takibe devam edilmiş olduğunu, davacı tarafın şirket yetkilisi olmayan kişilere ait ve sonradan düzenlenen belgeleri sunarak, borç yenileme sözleşmesi yapıldığını ve borcun ödendiğini asılsız olarak iddia etmiş olduğunu, Malatya 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/570 E. 2019/66 K. Sayılı ilamında da benzer iddiaların asılsız olması nedeniyle şikayetinin reddine karar vermiş olduğunu, bahse konu kararın 12.03.2019 tarihinde de kesinleşmiş olduğu ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 09/11/2021 tarih ve 2019/519 Esas- 2021/1028 sayılı kararında;"Dava hukuki niteliği itibariyle, haksız yere ödendiği iddia olunan çek tazminatı bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, icra dosyası celp edilerek incelenmiştir. İtirazın iptali istemine konu, ...sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 27/02/2019 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının davacı şirket, borçlusunun davalı şirket olduğu; takibin 07/02/2019 tarihli, 12.500,00 TL tutarlı asıl alacak açıklaması ile 12.500,00-TL asıl alacak, 191,10-TL gecikme faizi olmak üzere toplam 12.691,10-TL alacağın fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 19/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından süresinde 20/03/2019 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından bir yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı ve davanın 09/08/2019 tarihinde ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ile toplanan deliler göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede; taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, davacının mal alımı karşılığında davalı tarafa 30/06/2012 tarihli, LT0319201 seri numaralı 125.000-TL bedelli çeki verdiği, çekin tahsil edilmemesi üzerine davalı tarafından ... (eski ...) sayılı dosyasında takibe konulduğu , akabinde taraflar arasında yeniden görüşmeler yapıldığı ve davacı tarafından davalı tarafa 8 adet ve toplam bedeli 125.000-TL olan çek ile ödeme yapıldığı hususları ihtilafsızdır.

Davacı taraf ... (eski ...) sayılı dosyasına konu borcun sonradan verilen ve tahsil edilen 8 adet çek ile ödenmesine rağmen davalı tarafından takip dosyasının derdest bırakıldığını, haciz baskısı altında dosya borcu olan 104.226,50-TL ödeme yapılarak dosyanın kapatıldığını ancak bu ödemenin içerisinde % 10 çek tazminatı bedeli olan 12.500-TL de olduğunu ve çek tazminatından davacı şirketin sorumlu olmaması dolasıyla geri iadesi için takip başlattıklarını iddia etmekte; davalı taraf ise yetki ve davanın niteliğinin istirdat davası olmasından dolayı hak düşürücü süre itirazında bulunmakta, esas yönden ise davacının 8 adet çek ile yaptığı ödemenin yalnızca anaparaya ilişkin olduğunu, haricen ödemeyi icra müdürlüğüne bildirildiğini kapak hesabı yapıldığını ancak icra dosyasındaki ferilerin ödenmemesi dolasıyla feriler yönünden takibe devam edildiğini, davacının aval veren konumunda olup çek tazminatından sorumlu olduğunu savunmuştur. Öncelikle dava itirazın iptali davası olarak açılmış ise İcra İflas Kanunu'nun  72/7.maddesinde takibe itiraz etmeyen veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan şahsın, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebileceği bildirilmiştir. Somut olayda da, davacı borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını iddia ederek davalı aleyhine takip başlatmış olup dava esasen hukuki niteliği itibariyle İcra İflas Kanunu'nun 72/7.maddesi uyarınca istirdat davası niteliğindedir. (Benzer nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2017/3647 Esas, 2020/48 Karar) Her ne kadar davalı vekili tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine ve cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinde yer alan yetki sözleşmesi ve alacağın kaynağının ... (eski...) sayılı dosyası olduğu dolasıyla yetki itirazında bulunulmuş ise de davanın niteliği gereği uyuşmazlığın taraflar arasındaki yetki şartının düzenlendiği bayilik sözleşmesinden kaynaklanmadığı, az yukarıda açıklandığı üzere ödenen paranın iadesi için açılan istirdat davası olduğu, anılan yasanın 72/8 maddesinde belirtildiği üzere yetkili mahkemenin takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi olabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun düzenlendiği, davalının yerleşim yerinin Kartal İstanbul olup gerek icra müdürlüğü gerekse mahkememiz yetki sınırları içinde kaldığından yetki itirazının reddine karar verilmiştir. 1 yıllık hak düşürücü süre yönünden yapılan incelemede ise davacının ödemeyi 09.01.2019 ve 06.02.2019 tarihinde yaptığı icra dosyasından anlaşılmakla, gerek takip tarihi olan 27.02.2019 gerekse dava tarihi 09.08.2019 tarihlerinde 1 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmakla hak düşürücü süreye yönelik davalı tarafın itirazı yerinde görülmemiştir. Esasa ilişkin yapılan incelemede ise istirdat istemine konu bedel çek tazminatı istemine ilişkin olup, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 25/01/2016 tarihli ve 2015/25395 Esas, 2016/1845 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle yükümlü olduktan başka hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder. Çeki keşide eden kimsenin, bu çekin karşılığı olan miktarı, ibraz süresi içerisinde muhatap banka nezdinde bulundurması zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1. maddesinin (g) bendi göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 702/1. maddesi gereğince aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. Bu itibarla keşideci ve keşideci lehine aval veren dışında cirantaların çek tazminatından sorumlu olmayacağı açıktır.

Mahkememizce bankadan önlü arkalı görüntüsü celp edilen çekin incelenmesinde keşidecisinin dava dışı Alacalı ... Şirketi olduğu, davacının çekte lehtardan sonra gelen ilk ciranta , davalının ise son ciranta olarak yer aldığı görülmekle, davacı şirketin keşideci ve lehine aval veren konumunda olmayıp ciranta konumunda olmasından dolayı çek tazminatından sorumlu olmayacağı anlaşılmakla, açılan davanın kabulü ile , davalının İstanbul ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali takibin 12.500,00-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden takip talebinde belirtilen faiz oran ve cinsi ile faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına, hükmedilen 12.500,00-TL asıl alacağın taktiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın kabulü ile, -Davalının ...sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali takibin 12.500,00-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden takip talebinde belirtilen faiz oran ve cinsi ile faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına, 2-Hükmedilen 12.500,00-TL asıl alacağın taktiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil firma aleyhine başlatılan .... Sayılı takibe yapılan itirazda yetki itirazının da bulunmakta olup, Malatya mahkemelerinin yetkili olduğunu, öncelikle davacı tarafın huzurdaki itirazın iptali davasına konu ettiği .... Sayılı dosyasında, alacağın kaynağının Malatya İcra Dairesi ...

E. Sayılı dosyası olup, dolayısıyla mezkur dava da yetkili mahkemenin Malatya Mahkemeleri olduğunu, ayrıca müvekkil davalı ile davacı firma arasında imzalanan Otogaz Bayilik Sözleşmesi Md.53 gereğince taraflar arasında çıkabilecek her türlü ihtilaflarda Malatya Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin kesin yetkili olarak kabul edilmiş olup, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, yetki itrazının reddi ile davanın esasına girilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu; Yargıtayın içtihat haline gelmiş kararında "Davacının talepleri sözleşmeye dayalı olduğundan, fesih halinde dahi bu sözleşmede yer alan yetki şartına dayanılabilir." hükmü ile yetki sözleşmesinin sözleşmenin feshi sonrasında dahi geçerli olduğunun kabul edildiğini beyan etmiştir. (Yargıtay 19. HD. 2014/16828 E. 2015/13709 K.) Davacının fazla ödeme yaptığı iddiasının asılsız olup, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini,Müvekkil ile davacı firma arasında 5 Yıllık Otogaz Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini ve davacı müvekkil firmadan otogaz ürünü alımına başladığını, davacının almış oluğu ürün bedelleri karşılığında müvekkil firmaya vermiş olduğu ...Bank ... şubesine ait ... seri nolu, 30.06.2012 keşide tarihli ve 125.000 TL bedelli çekin müvekkil firma tarafından bankaya ibraz edildiği ve karşılığı olmadığının ortaya çıktığını, müvekkil firma tarafından bahse konu 125.000 TL bedelli çekten dolayı ... numaralı icra dosyası ile 31.12.2012 tarihinde takip başlatıldığını, Malatya ... icra müdürlüğünün kapatılması nedeniyle icra dosyasının ... dosya numarasını aldığını, davacı tarafın icra dosyasına hiç bir şekilde ödeme yapmadığını,Davacının icra takibinden yaklaşık 2 yıl sonra aşağıda ayrıntısı ile belirtilen sıralı çekleri müvekkile vererek, sadece ana para yönünden taksitler şeklinde ödemede bulunduğunu, takibe konu çekin süresinde ödenmemesinden kaynaklı işlemiş faiz, çek tazminatı, yargılama giderleri ve masraflar ile vekalet ücreti yönünden herhangi bir ödemede bulunmadığını, davacının müvekkile vermiş olduğu çekler ve ödeme tarihleri;- ...bank'a ait ... seri numaralı 01.04.2014 ödeme tarihli 15.000 TL bedelli çek- ...bank'a ait ... seri numaralı 02.05.2014 ödeme tarihli 15.000 TL bedelli çek- ...bank'a ait .... seri numaralı 02.06.2014 ödeme tarihli 15.000 TL bedelli çek-...bank'a ait ... seri numaralı 01.07.2014 ödeme tarihli 15.000 TL bedelli çek- ...bank'a ait ... seri numaralı 01.08.2014 ödeme tarihli 15.000 TL bedelli çek- ...bank'a ait ... seri numaralı 01.09.2014 ödeme tarihli 15.000 TL bedelli çek- ...bank'a ait ... seri numaralı 01.10.2014 ödeme tarihli 15.000 TL bedelli çek- ...bank'a ait ... seri numaralı 03.11.2014 ödeme tarihli 20.000 TL bedelli çek Olmak üzere toplamda 125.000,00 TL bedelli çekin ödemesi yapılarak sadece icra takibine konu çekin anapara bedeli ödendiğini, yapılan bu ödemelerin müvekkil firma tarafından devam eden icra dosyasına haricen tahsil olarak bildirildiğini ve icra müdürlüğü tarafından takip miktarından düşürüldüğünü ve yeni kapak hesabı oluşturulduğunu, Davacı tarafın ... sayılı dosyasındaki borcun ödendiği, alacaklı ... firmasının haksız olarak takibe devam ettiği ve borcun yenilendiği iddiası ile takibin taliki veya iptali talepli dava ikame etmiş olup, yargılamayı yapan Malatya 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/570 E. 2019/66 K. Sayılı ilamı ile davacı tarafın asılsız iddialara dayalı davasının reddine karar verdiğini, bahse konu kararın 12.03.2019 tarihinde kesinleştiğnii, bu nedenle davacı tarafın 104.226,50 TL fazla para tahsil edildiği iddiasının asılsız olduğunu,Davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde fazla ödediklerini asılsız olarak iddia ettiği 104.226,50 TL yönünden bir talepte bulunmamış ve buna ilişkin dava ve şikayet haklarını saklı tuttuğunu bildirmiş olsa da; bu iddialarının haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle ve bu konuda kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunması nedeniyle, mehkemeye bilgi verilmesi amacıyla bu hususların yukarıda ayrıntısıyla açıklandığını, davacı tarafın asılsız iddialara dayalı davasının reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,Yerel mahkeme müvekkil firmanın son ciranta olduğunu ve davacı ciranta'nın son ciranta konumundaki müvekkile rücü edemeyeceğini dikkate almadan davacının davasının kabulüne karar verdiğini,Öncelikli olarak müvekkili davalı firma son ciranta olarak çeki elinde bulundurduğundan dolayı, çekin son hamili olarak çeki icraya koyduğunu, eğer ciranta kendisinden öncekilerin başlattığı çeke ilişkin icra takibi sonucunda çek meblağını ödemişse, çekin yetkili hamili haline geleceğini, dolayısıyla çekin yetkili hamili olarak, kendisinden önce gelen cirantalara kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatabileceğini, fakat kendisinden sonraki cirantalara karşı icra takibi başlatamayacağını;"Kambiyo senedinin bedelini ödemiş ciranta (kendisinden önceki senet borçlularına karşı yaptığı takipte) kambiyo senedinin yetkili hamilidir. (Baki Kuru El kitabı sayfa:648) (TTK. 636/3, 638, 639/2, 690, 730/12-13) senedin yetkili hamili, kendisinden önce gelen senet borçluları hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapabilir. Ancak kendisinden sonra gelen senet borçlularına karşı takip yapamaz." (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi 2011/16358 E. 2011/15732 K. 12.07.2011 T.) Davacının çek tazminatından sorumlu olmadığı ve ödediği bedeli isteyebileceği (rücu edebileceği) düşünülse bile, burada rücu edeceği müvekkilin son ciranta firma olmayıp, varsa kendinden önceki diğer cirantalar ve çeki keşide eden dava dışı firma olduğunu, çünkü müvekkil firmanın son ciranta olarak icra takibi başlatırken, kendisinden önceki tüm cirantalar ve çek keşidecisi yönünden takip başlatmakta olup, bu kişilerin borçtan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını, icra dosyasına ödeme yapan kişinin, alacaklı son cirantaya değil, kendisinden önceki ciranta ve keşideciye bu iddiasını yöneltebileceğini, huzurdaki davada ise davacı cirantanın, ödediği çekin tazminatı bedelini alacaklı konumdaki son ciranta müvekkile yönelttiğini ve mahkemece eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini; Çünkü müvekkil firma son ciranta olup, alacaklı konumunda olduğunu ve kendisinden önceki tüm ciranta ve keşideciye yönelebileceğini, ancak diğer cirantalar ise kendilerinden önceki ciranta ve keşideciye yönelebileceklerini, huzurdaki olayda çek tazminatını ödeyen borçlu cirantanın, sadece varsa kendisinden önceki ciranta ve keşideciye yönelebileceğini, bunun aksinin hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, mahkemenin mantığıyla şimdi müvekkil firma tahsil ettiği çek tazminatını huzurdaki dava ile geri iade edeceği için, tahsil ettiği ve infaz ettiği dosyayı tekrar açtırmak, keşideciye yönelik çek tazminatının tahsili için tekrar takip yapmak zorunda olduğunu, yerel mahkemenin usul ve yasalara aykırı karar vermiş olup, hatalı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı tarafın huzurda ikame ettiği dava her ne kadar itirazın iptali olarak açılmış ise de huzurdaki davanın konusu fazla ödenen paranın iadesi olup, İİK'nun 72/7.maddesi gereğince istirdat davasının konusu olduğunu, davacı tarafın istirdat davasında belirtilen hak düşürücü süreyi de geçirmiş olup, açılan haksız davanın bu nedenle de reddine karar vermek gerekirken, kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Huzurdaki dava ile birebir aynı nitelikte olan ve cirantanın ödemiş olduğu çek tazminatının iadesi için açmış olduğu takibe itiraz edilmesi nedeniyle açılan itirazın iptali davasını konu edinen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2017/3647 E. 2020/48 K. 17.01.2020 T. Sayılı ilamında; "Dava,  İİK'nın 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davasıdır.Ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İİK'nun 72/7.maddesinde takibe itiraz etmeyen veya itirazın kaldırılmıs olması yüzünden borçlu olmadıgı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan şahsın, ödedigi tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye basvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilecegi bildirilmistir. Kanun'un ilgili maddesinde yer alan süre  hak düsürücü niteliktedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/13-397E, 2014/15 Karar sayılı, 15.01.2014 Tarihli kararı)Somut olayda, davacı borçlu olmadıgı bir parayı (Çek tazminatını) ödemek zorunda kaldıgını iddia ederek davalı aleyhine takip başlatmış olup dava esasen hukuki niteligi itibariyle IIK.nın 72/7.maddesi uyarınca istirdat davası niteliğindedir. Davaya konu icra dosyasında, harici ödeme alacaklı vekili tarafından 20.08.2013'de bildirilmiş, davacı tarafın iddiasına göre son ödeme 09.07.2013 tarihinde yapılmıştır. Keza davacı taraf, harici ödemelerin alacaklı tarafça icra dosyasına bildirilmedigi iddiası ile 22.07.2013 tarihinde İcra Hukuk Mahkemesi'nde dava açmıştır. İstinaf incelemesine konu; Bakırköy ... Icra Müdürlügünün...

E. Sayılı dosyasında ise icra takibi 09.03.2013'te baslatılmıs, is bu dava 19.08.2015 tarihinde açılmıştır.

Hem takip hem de dava tarihi itibariyle yasada öngörülen bir yıllık hak düsürücü süre geçmiş olup bu husus mahkemece re'sen dikkate alınır. (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2015/16306 Esas, 2016/4284 Karar sayılı;   Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/17619 K. 2017/3930T. 18.5.2017, Kazancı Mevzuat ve Içtihat Bilgi Bankası) Davanın bu sebeple reddi gerekirken, mahkemece isin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığını, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İİK.nun 361 gereğince davacının huzurdaki davayı açmada hukuki yararı bulunmamakta olup, bu yönüyle de davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, "İİK.nun 361. maddesi uyarınca icra dairesince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlıslıkla bir tarafa para tediye olundugu hesap neticesinde anlasılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır. Bunun için icra takip dosyasından muhtıra gönderilmek suretiyle alacaklıdan veya yanlıslıkla ödeme yapılandan bu para geri alınır. İcra müdürünün bu maddeye göre verdigi karara ve islemlere karsı tarafların İİK.nun 16. maddesine göre öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük genel sikayet süresinde icra Mahkemesine sikayet hakları vardır. İcra Mahkemesi sikayetin esasını inceleyerek olusacak sonuca göre bir kara verecektir. Davacının İİK.nun 72. maddesine dayanarak istirdat davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın reddi yerine yazılı sekilde kabulüne karar verilmesi dogru olmamıs, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 15. HD. 2008/1209 E. 2008/3271 K. 16.05.2008 T.) Davacının öncelikle fazla ödediğini iddia ettiği çek tazminatı bedelini icra müdürlüğünden talep etmesi ve talebi kabul edilmediğinde icra hukuk mahkemesine şikayet yolunu denemesi gerekirken, doğrudan icra takibi yaparak huzurdaki davayı açmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca bedelin likit olmayıp, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasalara aykırı olduğunu, öncelikle tehir-i icra talebinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar mahkeme kararının uygulanmasının geriye bırakılmasına, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/519 E. 2021/98 K. Sayılı ilamının kaldırılmasına, yargılama harç ve gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibinde icra tehdidi altında ödenen çek tazminatının davalıdan istirdadı için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalı vekili tarafından, iş bu takipte ve yargılamada Malatya İcra Daireleri ve Malatya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, istirdat talebinin bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının en son ciranta olan davalıya karşı talepte bulunamayacağını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Davalı vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında cevap dilekçesi ileri sürülmüş, Mahkemece gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmış ve davalının tüm savunmaları değerlendirilmiştir. Taraflar arasında somut uyuşmazlığın ve icra takibinin konusu olmayan bayilik sözleşmesi kapsamında davacının davalıya verdiği çekin karşılıksız çıkması üzerine davalının davacı aleyhine icra takibi başlattığı, söz konusu icra takibine çek tazminatını da konu ettiği, davacının icra baskısı altında icra takip dosyasına konu tüm borcu ödemek suretiyle icra dosyasını kapattığı, davacının icra takibine konu çekte ciranta olması ve çek tazminatından sorumlu olmadığı iddiası ile ödenen çek tazminatının istirdadına ilişkin somut uyuşmazlığa konu ilamsız icra takibini başlattığı, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu ve davacı tarafından iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf aralarında akdedilen bayilik sözleşmesinden kaynaklanmayıp, ödenen çek tazminatının istirdadına ilişkindir. Dolayısıyla sözleşmede öngörülen yetki şartının somut davada uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bu sebeple yetkili icra dairesi ve yetkili Mahkeme'nin belirlenmesinde İİK'nın 50/1 maddesi uyarınca HMK'nın yetkiye dair hükümleri uygulanacaktır. Bunun yanında İİK'nın 72/son maddesi uyarınca menfi tespit ve istirdat davaları takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer Mahkemesi'nde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri Mahkemesi'nde de açılabilir.

Davacı tarafından davalı aleyhine bu hükümlere uygun olarak genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri icra dairesinde takip başlatılmış ve iş bu dava açılmıştır.

Davacı tarafından dosya borcunun ödendiği tarihler dikkate alındığında icra takip talebinin ve davanın İİK'nın 72/7 maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde başlatıldığı/açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu çekte ciranta olan davacı TTK'nın 783/3. maddesi uyarınca çekin karşılıksız çıkması nedeniyle hamilin talep edebileceği çek tazminatının muhatabı değildir. Bu tazminat ancak dava dışı keşideciden talep edilebilecekken davalı tarafından davacıdan talep edilmesi ve davacının icra baskısı altında borçlu olmadığı meblağı ödemesi sebebiyle iş bu istirdat davasının açmakta hukuki yararı bulunmakta olup, çek tazminatının davalıya ödenmesi sebebiyle de muhatabı davalıdır. Çek tazminat bedeli de likit olduğundan icra inkar tazminatı koşulları da oluşmuştur. Bu sebeple Mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 853,88 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 213,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 640,18‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
REDDİNE İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Ticaret Hukuku 1028 sayılı kararında;"Dava hukuki niteliği itibariyle, haksız yere ödendiği iddia olunan çek tazminatı bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, icra dosyası celp edilerek incelenmiştir. İtirazın iptali istemine konu, ...sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 27/02/2019 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının davacı şirket, borçlusunun davalı şirket olduğu; takibin 07/02/2019 tarihli, 12.500,00 TL tutarlı asıl alacak açıklaması ile 12.500,00-TL asıl alacak, 191,10-TL gecikme faizi olmak üzere toplam 12.691,10-TL alacağın fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 19/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından süresinde 20/03/2019 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından bir yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı ve davanın 09/08/2019 tarihinde ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ile toplanan deliler göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede; taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, davacının mal alımı karşılığında davalı tarafa 30/06/2012 tarihli, LT0319201 seri numaralı 125.000-TL bedelli çeki verdiği, çekin tahsil edilmemesi üzerine davalı tarafından ... (eski ...) sayılı dosyasında takibe konulduğu , akabinde taraflar arasında yeniden görüşmeler yapıldığı ve davacı tarafından davalı tarafa 8 adet ve toplam bedeli 125.000-TL olan çek ile ödeme yapıldığı hususları ihtilafsızdır. Davacı taraf ... (eski ...) sayılı dosyasına konu borcun sonradan verilen ve tahsil edilen 8 adet çek ile ödenmesine rağmen davalı tarafından takip dosyasının derdest bırakıldığını, haciz baskısı altında dosya borcu olan 104.226,50-TL ödeme yapılarak dosyanın kapatıldığını ancak bu ödemenin içerisinde % 10 çek tazminatı bedeli olan 12.500-TL de olduğunu ve çek tazminatından davacı şirketin sorumlu olmaması dolasıyla geri iadesi için takip başlattıklarını iddia etmekte; davalı taraf ise yetki ve davanın niteliğinin istirdat davası olmasından dolayı hak düşürücü süre itirazında bulunmakta, esas yönden ise davacının 8 adet çek ile yaptığı ödemenin yalnızca anaparaya ilişkin olduğunu, haricen ödemeyi icra müdürlüğüne bildirildiğini kapak hesabı yapıldığını ancak icra dosyasındaki ferilerin ödenmemesi dolasıyla feriler yönünden takibe devam edildiğini, davacının aval veren konumunda olup çek tazminatından sorumlu olduğunu savunmuştur. Öncelikle dava itirazın iptali davası olarak açılmış ise İcra İflas Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 K6100 md.1 K6102 md.818/1 İİK md.72 K1028 md.72/7 TTK md.783/3 İİK md.67 HMK md.355 İİK md.72/7 İİK md.50/1 HMK md.362/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog