14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/266
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/04/2021
NUMARASI : 2018/31 Esas - 2021/617 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ... ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında yıllardır devam eden ticari ilişki mevcut olduğunu, bu ticari ilişkilere dayanılarak bahsi geçen şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere müvekkili şirket lehine birçok ipotek tesis edildiğini, anılan şirketin müvekkili şirkete borçlarını uzun süredir ödememesi sebebiyle müvekkili şirkete teminat olarak verilmiş olan ipotekler hakkında taraflarınca yasal süreçler başlatıldığını, sürecin ipotek veren tüm maliklere ...
6.Noterliğinin 30,10.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekilmesi ile başladığını, ihtarnamenin tebliğinden sonra ise davalılar hakkında İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi maksadı ile icra takibine geçildiğini, icra takibi başladıktan sonra borçlu tarafça kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, burada amacın müvekkilini zarara uğratmak olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında davalının maliki bulunduğu İstanbul İli, Maltepe İlçesi, Bağlarbaşı Mahallesi, ... Ada, .,.. arsa paylı, 1. Kat 4 numarada kayıtlı bağımsız bölüm taşınmaz üzerine müvekkili lehine farklı zamanlarda ipotekler tesis edilerek ilişki kurulduğunu, müvekkili davacı şirketin davalı ... ...'dan ticari ilişkiden kaynaklı 1.612.604,36-TL alacaklı olduğunu, davaya konu alacağın ise yalnızca söz konusu taşınmaz üzerine tesis edilmiş olan 175.000,00 TL ipotek bedeline ilişkin olduğunu, davalıların anılan taşınmaz üzerine tesis edilen ipotek yönünden müteselsil borçlu olduklarını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile icra takibine yönelik haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davanın mutlak ticari dava olmadığını ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, dava konusu gayrimenkulün konut olduğunu, müvekkilinin başka bir konutunun bulunmadığını, müvekkilinin evli olduğunu ve eşinin alınan ipoteğe bir muvafakatının olmadığını, yıllara yayılan ve toplam dört değişik yevmiye ile ipotek alındığının belirtildiğini, eşinin muvafakatının olmaması nedeni ile ipoteklerin tamamının usulsüz olduğunu, fekkine karar verilmesini talep ettiklerini, tapuda ipotek tesis edilmesinin sadece ipoteğin tesis edildiğini göstereceğini, ipotek vereni şahsi borç altına sokmayacağını, müvekkilinin aile bütçesine herhangi bir ödeme girmediğinden davacı tarafın müvekkilini kötü niyetli olarak suçlayamayacağına savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... ... .. Ltd Şirketi vekili tarafından yazılı savunmada bulunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği, davalı tarafa ticari defterlerini inceleme gününde hazır edilmesi ihtaratı içeren davetiye tebliğ edildiği, davalıya ait ticari defterlerin ibrazından kaçınıldığı, davacı taraf ticari defterleri ile davalı şirketin Ba-Bs formlarının uyumlu olduğu, davalı tarafından dosyaya ödemeye ilişkin evrak sunulmadığı ...davacı yanın davalı şirketten takip tarihi itibariyle 1.612.604.36-TL alacaklı olduğu... Aile konutu hususu diğer eş tarafından ileri sürülebilecek nitelikte olup davalı tarafça ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu... Belirtilen sebeplerle davalı tarafça ileri sürülen taşınmazın aile konutu olması, ipotekte eş rızasının bulunmaması sebebiyle ipoteğin geçersiz olduğu, hususunun ayrı bir yargılamayı gerektirmesi, tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmaması, anılan kanun hükmü uyarınca eşlerden birinin tapuda aile konutu şerhi koydurma yetkisine sahip olmasına karşılık bu yönde bir işlem yapılmamış olması ve ayrıca ipotek tesisinde eş rızasının bulunmadığı hususunun diğer eş tarafından ileri sürülebilecek nitelikte bulunması sebepleri ile davalı ... savunması yerinde bulunmamıştır.
Davalı vekili İstanbul Anadolu 13.Aile Mahkemesinin 2017/948 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de söz konusu davanın taraflarının ve konusunun bu davadan farklı olduğu, anılan davanın sonucunun iş bu davayı etkilemeyeceği görüldüğünden davalı vekilinin talebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... tarafından verilen ipoteğin geçerli olduğu, davalılar aleyhine başlatılan takibin takip talebinde belirtilen şartlarla devamının gerektiği kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline, takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz işletilmesine, asıl alacak likit olduğundan % 20 oranında icra inkâr tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın konusunun müvekkilinin verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi olduğunu, müvekkilinin borçlu olmayan ipotek veren üçüncü şahıs olduğunu ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davanın mutlak ticari dava olmadığını, müvekkili ...'nun tacir olmadığını bu sebeple davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu gayrimenkulün davalı müvekkili ve dava dışı eşinin ortak konutu olduğunu, dört değişik tarihte dört ayrı yevmiye ile ipotek konulduğunu, her birisinde eş muvafakatinin olması gerektiğini, fakat hiç birisinde eş muvafakatinin olmadığını, alınan ipoteğin eşin muvafakati olmadığından geçersiz olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını, basiretli davranmadığını, konulan ipotekten kaynaklı müvekkiline veya eşine davacı tarafça ve davalı şirketçe bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle davanın reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin oğlu ...'nun imza yetkilisi olduğu diğer davalı şirketin davacı şirket ile ticaret yapmasından dolayı annesi olan müvekkilinin ticaret hayatının sekteye uğramaması adına sahibi olduğu, ortak konutu eşin rızası bulunmadığı hâlde uzun yıllara yayılacak ve yıllar içerisinde dört defa olmak üzere ipotek verdiğini, TMK'nın 194. maddesi gereğince eşlerden birinin diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceğini, aile konutunu devredemeyeceğini veya aile konutu üzerindeki haklarını sınırlayamayacağını, ipotekler için davacı tarafça müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, ipoteklerin tamamının, eş rızası olmaksızın tesis edilmesi nedeniyle usulsüz ve geçersiz olduğunu, davacının TMK'nın 3. maddesi gereğince iyi niyetli bir kişi olmadığını, ipoteğin birden fazla kere alındığını, basiretli tacir olan davacının hiçbirinde eşten izin almadığı gibi buna ihtiyaç dahi duymadığını, Kanun koyucunun açık rızayı şart koştuğunu, müvekkilinin ilk okulu dahi bitiremeyen bir ev hanımı olduğunu, ipotekli taşınmaz dışında başka bir taşınmazının bulunmadığını, ilk ipoteğin 24.03.1998 günü, son ipoteğin ise 22.01.2009 günü tesis edildiğini, davacı ile davalı defterlerinin incelendiğini, icra inkâr tazminatına karar verilmesini gerektirir bir delilin dosyada bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın,
İİK'nın 150/a maddesi atfıyla aynı Kanun'un 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirket yararına, davalı gerçek kişiye ait mesken niteliğindeki 4 nolu bağımsız bölüm üzerine ilk kez 24.03.1998 tarihinde 1. dereceden 15.000 TL tutarında davacı şirket yararına ipotek tesis edildiği, ipotek bedellerinin 07.02.2002 tarihinde, 12.10.2004 tarihinde ve 22.91.2009 tarihinde artırılarak yeniden resmî senetlerin düzenlenmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.
Uyuşmazlık, ipotek tesis edilen mesken niteliğindeki taşınmaz ile ilgili olarak ipotek tesisi öncesinde TMK'nın 194. maddesi gereğince aile konutu olduğu göz önünde bulundurularak eşin rızasının aranıp aranmayacağı, gerçekleştirilen ipotek senedinin geçerli olup olmadığı, mahkeme kararı ile kabul edilen miktar yönünden hükmedilen icra inkâr tazminatının isabetli olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, 24.03.1998 tarihli resmî senet ile davalı ... adına kayıtlı olan İstanbul ili Maltepe ilçesi Bağlarbaşı Mahallesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1.kat, 4 nolu mesken ile bunun kat irtifakına ayrılan 80-1000 arsa payının tamamının İstanbul'da faaliyet gösteren davalı şirketin ...'da kurulu davacı şirketten aldığı ve alacağı mallardan doğan ve doğacak borçlarına karşılık teminat olmak üzere 15.000.000.000 (eski) TL için 1. dereceden faiz ve fekki bildirilinceye kadar ipotek tesisi gerçekleştirildiği; 07.02.2002 tarihli ipotek belgesi ile 3. dereceden 10.000.000.0000 (eski) TL ipotek tesis edildiği, 12.10.2004 tarihinde 4. dereceden 45.000,000.000 (eski) TL bedelli ipotek tesis edildiği, 22.01.2009 tarihinde 4. derecede 105.000.000.000 (Eski) TL tesis edildiği, toplamda ipotek bedelinin 175.000,00 (Yeni)TL'ye çıkarıldığı, davacı şirket tarafından ... Noterliğinde düzenlenen 30.10.2017 tarihli ihtarname ile davalılar ve dava dışı ... ile ...'a toplam 1.612.604,36 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, ayrıntıda, ... için 175.,000,00 TL ipotek bedeli ile sınırlı, ... için 225.000,00 TL ipotek bedeli ile sınırlı, ... için 235.000,00 TL ipotek bedeli ile sınırlı olduğunun belirtildiği, ihtarnamede yer alan ... ve ...'un davacı şirket yararına tesis etmiş oldukları ipotek konusu taşınmazların iş bu davanın konusunu teşkil etmediği, davacı tarafça alacağın ödenmemesi üzerine davalılar hakkında İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında, 175.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacı ile 14.11.2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesine dair icra takibi başlatıldığı, ipotekli taşınmaz, davalı gerçek kişiye ait olan 1028 sayılı parsel sayıda yer alan 4 nolu meskenin kat irtifakına ayrılan arsa paylı gayrimenkul olarak gösterildiği ve gerçekleştirilen ipotek senetlerinin ve miktarlarının takipte yazılı olduğu, davalılarca icra takibine itirazda bulunulduğu, itiraz dilekçesinde, aynı borç için birden fazla takip başlatıldığı iddia edilerek borç ve ferilerine itiraz edildiği, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını bir yıl içinde açmış olduğu, dosya içerisine celp edilen ipotek tesisine konu 1028 parsel kayıtlı 4 nolu bağımsız bölüme ait tapu kaydı üzerinde tesis edilen ipoteklerle ilgili olarak aile konutuna dair herhangi bir şerhin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
TTK'nın 4. maddesine göre, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalar mutlak ticari davalardır. Bunlar TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentlerinde sayılmış olup (f) bendinde belirtildiği üzere bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari davadır. Davacının dava konusu İstanbul ili, Maltepe ilçesinde kain 1028 parselde bulunan 4 no'lu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazı üzerinde 24.03.1998 vd. tarihinde davalı şirketin davacı şirket ile olan faaliyetleri nedeni ile davacı şirketten aldığı ve alacağı mallardan doğan ve doğacak borcuna karşılık olarak teminat olmak üzere ipotek tesis edilmiştir. İpoteğin tesis edilme amacının tacirler arasındaki ticari satımdan kaynaklanmış olması nedeniyle eldeki dava ticari davadır. Çünkü her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda nispi ticari dava söz konusudur. TTK.'nın 5. maddesine göre, aksi kanunda düzenlenmedikçe, ticari davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine aittir. Bu nedenle davalı vekilin göreve ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve tapu kayıt örnekleri ile ilgili bilgi ve belgelerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 15.01.2020 tarihli talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda; davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelenmiştir. İnceleme neticesinde, davalıya ait hesap hareketlerinin görüldüğü, 31.12.2016 tarihli kapanış maddesinde davalının 1.812.604,36 TL borcunun gözüktüğü, taraflar arasındaki ticari ilişkinin eski senelere dayandığı, davalının davacıdan almakta olduğu mallara karşılık ...'nun taşınmazını ipotek olarak gösterdiği, davacının davalıya düzenlemiş olduğu malları BS Formu ile bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği, davalının biriken borcunu ödememesi ve verilen çeklerin vadesinde ödenmemesi nedeniyle 2015 yılından sonra ticari bir ilişkinin görülmediği, tarafların 31.01.2016 tarihi itibariyle borç alacak bakiyesinde mutabık olduklarını gösterir davacı ile davalı tarafından imzalanmış kaşeli hesap mutabakat mektubunun dosyaya konulduğunu, davacı şirketin davalı şirketten 14.11.2017 icra takip tarihi itibariyle 1.612.604,36 TL alacaklı olduğu, davacının 175.000,00 TL üzerinden icra takibi başlattığı belirtilmiştir. 02.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirkete ait kayıtlar sunulmadığından dolayı inceleme yapılamadığı, Küçükyalı Vergi Dairesi tarafından dosyaya sunulan 12.11.2019 tarihli davalı şirkete ait BA- BS Formlarının incelendiği, davacının 2015 senesi cari hesap listesinde toptan satış faturalarına ilişkin 408 adet ve 4.183.389,29 TL olduğunun görüldüğü, davalının davacıya ilişkin faturaları BA/BS Form kayıtlarına almış olduğu, davacının ticari defter ile kayıtları ve davalının BA-BS Form dökümlerinin taraflar arasında mevcut bulunan ilişkiyi ve fatura kayıtlarını doğrular nitelikte olduğu, alacaktan mükerrerlik olmaması bakımından mevcut davalara ilişkin bilginin verildiği sonuç olarak olarak; davacının davalıdan 1.612.604,36 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı defter ve kayıtlarını sunmadığı buna rağmen davalıya ait BA-BS Formları incelendiğinde 401 adet belge karşılığında 4.060.029,00 TL'nin davalının davacıya ilişkin faturaları (BA-BS) kayıtlarını almış olduğu, davacının gerçekleştirdiği 3 adet icra takibindeki toplam tutarın 635.000,00 TL olduğu, davalıdan alacaklı olduğu miktarın ise 1.612.604,36 TL'yi içerdiği belirtilmiştir. Davalı ... vekili İstanbul Anadolu 13. Aile Mahkemesinin 2017/948 Esas, 2018/182 Karar sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. İstanbul Anadolu 13. Aile Mahkemesinde görülen davanın, davacısının dava dışı ... ..., davalıların ise ... ile davalı ... ... AŞ Şirketi olduğu, davanın ipoteğin kaldırılması istemine ilişkin olduğu, mahkemenin ret kararına karşılık İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2018/1441 Esas, 2020/609 Karar ve 23.06.2020 tarihli kararı ile: ilk derece mahkemesi kararının eksik inceleme gerekçesiyle kaldırılmış olduğu tespit edilmiştir. Bekletici mesele yapılması talep edilen dosya tarafları ile iş bu mahkeme dosya taraflarının aynı olmadığı ve mahkeme kararının iş bu mahkeme kararının sonucunu etkilemeyeceği anlaşılmıştır. Mahkemece, bekletici mesele yapılması talebi benzer nedenlerle reddedilmiştir. Davacı ve davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı gerçek kişiye ait mesken niteliğindeki bağımsız bölüm üzerine ilk olarak 24.03.1998 tarihinde davacı şirket yararına ipotek tesis edilmiştir. Devam eden yıllarda ise ipotek limitinin farklı derecelerde ve miktarlarda artırılmış olduğu tartışmasızdır. Davalı ... tarafından, söz konusu bağımsız bölümün aile konutu olduğu ve TMK'nın 194. maddesi gereğince eşin rızası alınmaksızın düzenlenen ipotek senedinin geçersiz olduğu savunma ve istinaf konusu yapmıştır.4721 sayılı Kanunun TMK'nın 194.maddesinde; "Aile konutu" başlığı ile; "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur." düzenlemesi mevcuttur. Yasal düzenlemenin yer aldığı 4721 sayılı Kanun, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut davada, davalıya ait meskene konu taşınmaz üzerindeki ipotek tesisi TMK'nın 194. maddesinin yürürlük tarihinden öncedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2010/19473 Esas, 2011/9220 Karar ve 26.05.2011 tarihli emsal ilamında, 4721 sayılı TMK'nın aile konutu ile ilgili 194. maddesinin 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girdiği, önceki olaya dair TMK'nın 194. maddesinin uygulanmayacağı nazara alınmadan konutun aile konutu olarak tespitinin doğru olmadığına yer verilmiştir. Mülga 864 sayılı MK'da aile konutu düzenlemesi yer almamaktadır. Bu nedenle, aile konutuna dair hükümlerin, ilk ipotek tesisi anında uygulama yeri mevcut değildir. Her ne kadar yürürlük tarihinden sonra da ipotek bedellerinin artırılmasına dair yeniden ipotek senetleri düzenlenmiş ise de davalı istinaf kanun yoluna başvuran gerçek kişi, tapu malikidir. TMK'nın 194. madde kapsamındaki iddia ve itirazlarını, davacı iş bu davada ileri süremeyecektir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmazda buna dair itirazları ileri sürmek bakımından hak sahibi, malik olmayan eştir. Zira itiraz, eşin rızası olmadan yapılan işleme yöneliktir. TMK'nın 194.maddesinin 3. fıkrasında; aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eşin tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebileceğine yer verilmiştir. İş bu davada ipotek veren gerçek kişi, davalı sıfatındadır. Davalı, malik olarak yapılan işlemin yasanın emredici hükümlerine aykırı olduğu iddiası ile TMK'nın 194. maddesindeki itirazlarını davacı ipotek alacaklısına karşı ileri süremez. TMK'nın 194. madde kapsamında açılan davaların tamamı, evlilik birliği içerisinde aile konutunun, konut maliki eşin, diğer eşin açık rızası bulunmaksızın konut üzerindeki hakları kısıtlayacak şekilde işlem yapması durumlarına ilişkindir. Davlının hem ipoteği kendisi tescil ettirip hem de bu konuda eş rızasının bulunmadığını ileri sürmesi, TMK'nın 2. maddesi kapsamında da korunamaz. Bu nedenle mahkeme tarafından davalı vekilinin aksine savunmalarına itibar edilmeyerek buna dair itirazların reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalının sorumlu olduğu borç ve ipotek bedeli likit olduğundan,
İİK'nın 67. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olmasında da hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nı 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
1.HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 8.965,69 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU:
HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.