Esas No
E. 2008/26300
Karar No
K. 2010/8887
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

6. Ceza Dairesi         2008/26300 E.  ,  2010/8887 K.

"İçtihat Metni" Hırsızlık suçundan sanık ...'nin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1-son, 522/1, 523/1, 59/2, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 2.660.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/06/1997 tarihli ve 1996/774 esas, 1997/615 sayılı ilâmını kapsayan adlî sicil arşiv kaydının, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun geçici 2/2. maddesi uyarınca silinmesine ilişkin aynı Mahkemenin 03/03/2008 tarihli ve 2008/26 müteferrik sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İZMİR 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/08/2008 tarihli ve 2008/772 müteferrik sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 06/11/2008 gün ve 55316 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 01/12/2008 gün ve 245044 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 15/12/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda;

Dosya kapsamına göre, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinin, suç tarihi itibarıyla aynı Kanun'un yürürlük tarihinden önceki kayıtların silinmesine ilişkin koşulları düzenlemiş olduğundan, adı geçenin mahkumiyetine konu kaydın da bu kapsamda olduğu, dolayısıyla mülga 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 8. maddesinde belirtilen şartlar oluştuğunda, silinmesi mümkün suçlara ilişkin adli sicil kayıtlarının mahkemelerce verilen silme kararlarına istinaden veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce oluşturulan komisyon tarafından adli sicil kaydından çıkartıldığı, anılan madde metinlerinde "affa uğramış olsalar bile" ibaresi bulunan, başta Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda (2839 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu'nun 11. maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesi vb. gibi) sayılan suç ve cezaların ise 5352 sayılı Kanun'un 10. maddesine istinaden, istenildiğinde verilmek üzere arşiv kaydına alındığı, aynı Kanun'un 12. maddesinde sayılan şartlar dışında silinmesine yasal olanak bulunmadığı, bu bağlamda; adı geçenin silmeye konu suçunun, 657 sayılı Kanun'da sayılan suçlardan olması sebebiyle bahse konu kaydın mevzuat gereği adli sicil kaydından çıkartılarak arşiv kaydına alındığı ve arşiv kaydının da silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 10.10.2006 günlü, 2006/186-209 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının 4. maddesinde, adli sicile kaydedilecek bilgiler gösterilmiş, 9. maddesinde ise, adli sicil bilgilerinin silinmesi ve bunların arşiv kaydına alınması düzenlenmiştir. Buna göre, adli sicil bilgileri; cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının gerçekleşmesi ya da genel af halinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınacaktır. Görüleceği üzere, adli sicil kaydının silinip, bilgilerin arşive alınması için infazın tamamlanması yeterli kabul edilmiştir.

Aynı Yasanın 14. maddesine göre, arşiv kaydındaki bilgilerin silinmesi ile ilgili kararlar üç hâkimden oluşan bir komisyon tarafından alınacaktır.

12.maddeye göre arşiv bilgileri ancak, ilgilinin ölümü veya kaydın girildiği tarihten itibaren seksen yılın geçmesi yahut fiilin yasayla suç olmaktan çıkartılması üzerine ya da yasa yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine silinebilecektir.

Açıklandığı üzere; yeni adlî sicil sisteminde, yasanın yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenen suçlara ilişkin mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicilden ve arşiv kaydından silinmesi hususunda mahkemeler yetkili kılınmamıştır. Ancak, önceki ve sonraki yasaların düzenlemeleri farklı bulunduğundan, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara dair mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicilden silinmesi ve arşivden çıkartılması ayrı bir maddede düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere bakıldığında: 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının Geçici 2. maddesinde; "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Anayasanın 76 ncı maddesi ile özel kanun hükümleri saklıdır. (2) Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vâki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76 ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer Asliye Ceza Mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir." denilmektedir.

Geçici 2. maddenin 2. fıkrasındaki düzenlemeye göre, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin bilgilerden adlî sicil arşivine alınanların silinmesine karar verme yetkisi münhasıran mahkemeye aittir. Bu hükme göre mahkemeler, 3682 sayılı Yasanın 8. maddesinde öngörülen süreler dolmuşsa veya ertelenmiş hükmün esasen vaki olmamış sayılması koşulları oluşmuşsa adlî sicil bilgilerinin arşivden silinmesine karar verebilecektir.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. maddesinin ikinci fıkrasında, "taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar”ın, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemeyecekleri hükme bağlanmıştır. Bunun gibi çeşitli özel yasalarda,

Örneğin; 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 48, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Yasasının 8/h, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 5/a, 1512 sayılı Noterlik Yasasının 7, 7397 sayılı Sigorta Murakabe Yasasının 2/b, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Yasasının 4/d, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Yasanın 10/d maddelerinde, affa uğramış olsa bile, belirli suçlardan mahkûmiyet, bazı görevlere getirilmeye ve bir kısım hakları kullanmaya engel olarak kabul edilmiştir. Yine, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Yasanın, ateşli silah taşıma ve bulundurma yetkisine sahip olanlarla ilgili düzenleme içeren 7. maddesinin 4534 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasında da; "Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara; affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez." denilmektedir. Özel yasalarda yer alan bu hükümler nedeniyle, bu mahkûmiyetlerin adli sicil arşivinde muhafazası ve istenildiğinde ilgili kurumlara bildirilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenledir ki, 5352 sayılı Adlî Sicil Yasasının Geçici 2. maddesinde, Anayasa'nın 76. maddesinde veya bazı özel yasalarda sayılan ve "affa uğramış olsa dahi" bazı görevleri üstlenmeyi veya bazı hakları kullanmayı engelleyen suç ve mahkûmiyetlerin adlî sicil arşivinden silinemeyecekleri kabul edilmiştir. Somut olaya gelince;

Hükümlü ...’nin hırsızlık suçundan aldığı erteli ağır para cezasının hüküm tarihinden bu yana, adli sicildeki sabıka kaydının silinebilmesi bakımından 3682 sayılı Yasanın 8. maddesinde öngörülen sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu mahkûmiyet Anayasa'nın 76. maddesinde ve diğer bazı yasalarda hakları kısıtlayıcı nitelikte olduğu kabul edilen mahkûmiyetlerden olduğu açıktır. Bu durumda, hırsızlık suçuna ilişkin mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicil arşivinden silinmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Ayrıca 5271 sayılı CYY’nun 223. maddesine göre hüküm çeşitlerinden sayılmakla birlikte, esası çözmeyen adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları ile hüküm niteliğinde olmayan yargılamanın durmasına dair kararlar ve diğer hâkimlik veya mahkeme kararları CYY'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca yasa yararına bozulduğunda, kararı veren hakimlik makamı veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılacak, bu kabil kararların yasa yararına bozulmasının ilgililer aleyhine sonuç doğurmayacağı yolunda bir kurala Yasada yer verilmemesi nedeniyle, bu hususa bakılmaksızın yeni bir karar verilecektir. Yerel Mahkemenin istem sahibi ... hakkındaki mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicil arşivinden silinmesine ilişkin kararı, 5271 sayılı CYY.nın 223. maddesinde yazılı hüküm türlerine dahil bulunmamakta, niteliği ve hasıl ettiği etki ve neticeleri itibariyle de infaz hukukuyla ilişkili bir mahiyet taşımaktadır. Bu itibarla yasanın 309/4-a maddesi kapsamında değerlendirilemeyecek böyle bir kararın yasa yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurması mümkündür. Ayrıca bozma doğrultusunda yeniden bir karar verilmesi de zorunludur.

Bu değerlendirmeler ışığında; hırsızlık suçuna ilişkin mahkumiyet bilgilerinin adli sicil arşiv kaydından silinmesi isteğinin reddi yerine, kabulüne ilişkin İzmir 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 3.3.2008 gün ve 2008/26 müteferrik sayılı kararına yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/08/2008 gün ve 2008/772 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, 08/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.