4. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/42282
- Karar No
- 2024/9402
- Karar Tarihi
- 01.07.2024
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
4. Ceza Dairesi 2021/42282 E. , 2024/9402 K.
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında;
1.Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası ile 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2.Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Hükmolunun cezalar bakımından hak yoksunluklarına ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, birlikte yaşadığı dini nikahlı eşi olan katılan ...'nin evi terk ederek şikâyetçi olan ablası E.. K. ile birlikte yaşamaya başlaması üzerine şikâyetçinin kullanımında olan telefon hattına katılana iletilmek üzere sinkaflı sözler içeren mesajlar atmak suretiyle şikâyetçiye yönelik kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu, katılana yönelik ise hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Hakaret suçunun huzurda işlenmesinin en tipik örneği, fiilin mağdurun yüzüne karşı işlenmesidir. Fail, bu durumda hareketi doğrudan öğrenir. Suçun huzurda işlenmiş olması mutlaka fail ile mağdurun fiilin işlendiği sırada yüz yüze olmasını gerektirmez. Şayet fail, fiili işlediği sırada mağduru hedef alan hakaretinin mağdur tarafından da doğrudan algılanabileceğini biliyor ve istiyorsa, bu durumda da suç huzurda işlenmiş sayılacaktır.
Hakaret suçunun huzurda işlenmemesine rağmen, Kanun tarafından huzurda işlenmiş gibi cezalandırılan hali ise, ileti yoluyla yapılan hakarettir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında; fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. demek suretiyle, tahkir edici nitelikteki fiilin, ileti yoluyla mağduru hedef alması durumunda failin huzurda hakaret etmiş gibi cezalandırılacağı belirtilmiştir.
Buna göre, hakaret içeren bir mektup, telefon konuşması veya yazılı bir mesaj huzurda söylenmiş gibi cezalandırılacaktır.
İleti yoluyla hakarette, failin kullandığı vasıtalar ile mağduru hedef aldığını bilmesi ve mağdur tarafından bu fiilin öğrenileceğini istemesi gerekir. Şayet ileti mağdurdan başka birisine gönderilmiş ancak tesadüfen mağdur tarafından öğrenilmiş ise, huzurda hakaret suçu oluşmayacaktır. Zira, fail mağdurun hakareti öğrenmesi kastıyla hareket etmemiştir. Bu durumda fail ancak ihtilat kastıyla hareket etmiş ve şartları oluşmuş ise, gıyapta hareket suçundan cezalandırılabilecektir. Yazı ve resimle hakaret suçunda, yazı veya resmin mağdurun kendisine verilmesi şart değildir. Mağdura verilebileceğinin suçu işleyen tarafından bilinmesi halinde, bunun üçüncü bir kişiye yazılıp gönderilmesiyle de huzurda hakaret işlenmiş olacaktır.
Somut olayda, sanığın, evi terk ederek başka bir şehre taşınan ve telefon hattını kullanıma kapatan imam nikahlı eşi katılana ulaşamaması sebebiyle katılan ile aynı evde yaşadığını bildiği ablası olan şikâyetçinin kullanımındaki telefon hattına katılana iletmek amacı ile sinkaflı sözler içeren mesajlar göndermesi, söz konusu mesajların bir kısmında "... hanima ilet olurmu", "Sole ..." şeklinde ifadeler kullanması ve katılanın aşamalardaki beyanlarında bahse konu mesajlardan en başından itibaren haberdar olduğunun anlaşılması karşısında Tebliğnamedeki hakaret suçundan kurulan hükme yönelik bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1.Sanık savunması, katılan ve şikâyetçi beyanları, tutanaklar, sanığın adli sicil kaydı ve tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın Olay ve Olgular bölümünde anlatıldığı şekliyle şikâyetçiye yönelik üzerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçlarını işlediği hususunun sabit olduğuna ve mahkûmiyetine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Sanığa yükletilen kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKÜMLERİN, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.07.2024 tarihinde karar verildi.