Esas No
E. 2024/570
Karar No
K. 2024/1374
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/570

KARAR NO: 2024/1374

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/311
KARAR NO: 2023/875
KARAR TARİHİ: 12/10/2023
DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Rücu)
KARAR TARİHİ: 30/10/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Şirketine ait inşaat sahasının müvekkil sigorta şirketi nezdinde ...-... vadeli ... nolu İnşaat Tüm Riskler Poliçesi ile risklere karşı sigortalandığını, sigortalıya ait inşaat sahasında 22/03/2022 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, sigortalı ile yapılan mutabakat neticesinde 166.860,00 TL hasar bedeli üzerinden anlaşma sağlanarak 03/08/2018 tarihinde ödendiğini, sigortalı ile ... Anonim Şirketi arasında 10/08/2021 tarihinde 2021/011 numaralı güvenlik sözleşmesi bulunduğunu, ekspertiz raporuna göre faillerin taşeron firma çalışanı gibi davranarak davalı ... Hizmetleri Anonim Şirketi çalışanı olan güvenlik görevlilerinin ihmali suretiyle inşaat sahasına girdiklerini, bu nedenle davalının sigortalıya ödenen bedelden sorumlu olduğunu, bu bedelin tahsili için davalı hakkında İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını beyan ederek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; süre uzatım talep dilekçesinde genel yetki kuralı uyarınca İstanbul Anadolu Mahkemeleri yetkisiz olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu beyan etmiş, yine cevap süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ise icra takibi ve davanın yetkisiz yerde ikame edildiğini, genel yetki kuralı uyarınca Ankara mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini, dava konusunun zamanaşımına uğradığını, davacı şirket sigortalısı olan ... A.Ş. ile müvekkili arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, bu tüzel kişiye hiçbir zaman hizmet verilmediğini, olayın oluşunda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, hatta olayın hırsızlık olayının dahi şüpheli olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Taraflar arasında imzalanan Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinde sözleşmenin 11. maddesinde anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki sözleşmesi yapıldığı, yetki sözleşmesinde İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin münhasıran yetkili olduğunun anlaşıldığı, sözleşmeyi yapan tarafların tacir olduğu, süresi içerisinde geçerli yetki ilk itirazında bulunulduğu, davanın ancak sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılabileceği, anlaşılmakla mahkememizin davayı görmekle yetkili olmadığı, İstanbul Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu..." gerekçesiyle, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru ise de ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi ve işaret edilen yetkili mahkemenin hatalı olduğunu, davanın genel yetki kuralı uyarınca Ankara Merkez mahkemelerinde ikame edilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme

6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı tarafından, sigortalıya ödenen bedelin, hasarsan sorumlu iddia olunan davalıdan tahsili için İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatılmış olup, UYAP'tan incelenen icra dosyasında davalı tarafça takibe ilişkin yetki itirazında bulunulduğu tespit edilmiştir.İcra dairesinin yetkisinin kesin olmadığı hallerde yetki itirazının ödeme emrinin tebliği üzerine itiraz süresi içerisinde ileri sürülmesi, borçlunun hem icra dairesinin yetkisine hem de mahkemenin yetkisine itirazda bulunması durumunda takibin yetkili icra dairesinde başlatılması dava şartı niteliğinde olduğu için mahkemece İİK'nun 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/11/2015 5553/12590 sayılı kararında da öncelikle dava şartlarının incelenmesi gerektiğine işaret edilmiştir; "...Dava şartları, davanın esastan görülüp karara bağlanması için varlığı yada yokluğu, taraflarca ileri sürülmesi dahi, hakim tarafından resen gözetilecek hususlar olup, dava şartının yokluğu halinde davanın reddi gerekecektir.

HMK'nın 114/1-d. bendinde yer aldığı üzere tarafların davada taraf ve dava ehliyetlerinin bulunması dava şartlarındandır. Yine HMK'nın 114/1-ç. bendinde kesin yetki hallerinde mahkemenin yetkili bulunması da dava şartları arasında sayılmıştır. Ancak kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının HMK'nın 116/1-a. bendi düzenlemesine göre ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekecektir. Usul ekonomisi ilkesi gözetilerek davada zaman kaybının önüne geçebilmek amacıyla düzenlenen HMK'nın 117/2. fıkrasında ifade edildiği üzere, ilk itirazlar dava şartlarından sonra incelenecektir. Somut olaya dönüldüğünde, davalının, taşıma işini kendi adı ve namına üstlenmediği, acente sıfatını haiz olduğu, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağından davada taraf sıfatının bulunmadığı ve aynı zamanda konşimentodaki yetki şartı gereği mahkemenin yetkisiz olduğuna yönelik itirazları bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemece öncelikle dava şartlarından olan “davada taraf olabilme ehliyeti”ne ilişkin değerlendirme yapılması ve dava şartının varlığına kanaat getirilirse yetki itirazının incelenmesi gerekirken, dava şartları değerlendirilmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...'' Mahkemece öncelikle dava şartı niteliğinde olan icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazın değerlendirilmesi gerekirken, bu itiraz incelenmeksizin mahkemenin yetkisine ilişkin itirazın incelenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. Kabule göre değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 116/1.a fıkrasında kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı, ilk itirazlar arasında sayılmış ve HMK'nın 117.maddesinde ise ilk itirazlar cevap dilekçesinde ileri sürülmediği takdirde dinlenemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.

HMK'nın 6. maddesinin ilk fıkrasında genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Sözleşmeden doğan davalarda yetki,

HMK'nın 10.maddede düzenlenmiş ve sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.Yetki sözleşmesine ise aynı yasanın 17.maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklinde yer verilmiş,

HMK'nın 18/2. maddesinde ise yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması, yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesinin şart olduğu düzenlenmiştir.

HMK'nın 17.maddesi münhasır yetki hükmüdür ancak kesin yetkiyi düzenlememektedir. Yani yetki itirazı süresi içerisinde ileri sürülmediği takdirde mahkemece re'sen nazara alınamayacak, yetkisiz mahkeme yetkili hale gelecektir. HMK'nın "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19. maddesinde; "(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." hükmü ile yetki itirazının şekli ve zamanı ile usulüne uygun yetki itirazının bulunmaması halinde mahkemenin yetkili hale geleceği düzenlemiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda, davalı tarafça yetkili mahkemenin genel hükümlere göre belirlenmesi gerektiği, Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülerek yetki itirazında bulunulmuştur.

Davacı vekili ise duruşmada olayın Üsküdar ilçesinde meydana gelmiş olması sebebiyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını ve mahkemenin yetkili olduğunu beyan ederek yetki itirazının reddini talep etmiştir. Yani davalı tarafça yetki sözleşmesine dayanılarak yetkili mahkemenin sözleşmede belirtilen İstanbul Mahkemeleri olduğu yönünde bir itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda somut olayda kesin yetki kuralı bulunmadığından, davalı tarafça ileri sürülmeyen bir hususun re'sen nazara alınması mümkün değildir. Mahkemece yapılacak iş, davalının yetki itirazının değerlendirilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/311 E. 2023/875 K. sayılı 12/10/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.c ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/10/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.