Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2023/2289
Karar No
K. 2024/1362
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2289 E.  ,  2024/1362 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2023/2289
Karar No: 2024/1362
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...10- 19- ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ...

2.... Bakanlığı

VEKİLİ: Huk. Müş. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 02/03/2023 tarih ve E:2020/8159, K:2023/2191 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: ''Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi'' kapsamındaki bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına dair 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, ekli listede belirtilen taşınmazlara ilişkin hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 02/03/2023 tarih ve E:2020/8159, K:2023/2191 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden;

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı kararının; 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararı eki listesindeki taşınmazlara ilişkin hükümleri ile 10/04/2020 tarih ve 2390 sayılı Cumhurbaşkanı kararı eki listesindeki taşınmazlara ilişkin hükümlerinin kaldırıldığı, 12/05/2020 tarih ve 2523 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile de, 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı kararının yürürlükten kaldırıldığı anlaşıldığından, davaya konu 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

Ayrıca, davacılar vekili tarafından davanın ilk olarak 21/02/2020 tarihinde açıldığı, 05/03/2020 tarih ve E:2020/2422, K:2020/3238 sayılı dilekçe ret kararı üzerine, davanın 27/08/2020 tarihinde yenilendiği, davaya konu işlemlerden 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı kararının ise 12/05/2020 tarih ve 2523 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşıldığından, davanın yenilendiği tarih itibarıyla, 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan 2054 sayılı Cumhurbaşkanı kararının yürürlükten kaldırılmış olduğu ve davanın açılmasına davalı idarelerin neden olmadığı dikkate alındığında, bu hususa ilişkin yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği, 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden;

Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işlemin, bir planlama kararı ya da plan onama işlemi olmadığı, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü etkileyen idari bir işlem olduğu, Cumhurbaşkanı Kararıyla tesis edilen işlemin, mevzuatta belirtilen usule ve Kültür ve Turizm Koruma Geliştirme Bölgesi tanımına uygun olduğu; bilirkişi raporunda eleştirilen hususların ancak planlama çalışması sonunda ortaya çıkacağı; idarenin amacının alandaki mevcut potansiyeli yüksek olan su ve doğa sporları turizminin, eko turizmin, golf turizminin, agro ve ekstrem faaliyetler turizminin, sağlık turizminin, kültür ve fuar etkinlikleri gibi faaliyetlerin "koruma-kullanma dengesi" ve "sürdürülebilirlik" ilkeleri çerçevesinde gelişmesini sağlamak olduğu, alana koruma düzeyi en yüksek statü olan "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi" statüsünün verilmesinin de bu amaç doğrultusunda yapıldığı, dava konusu işlemde belirtilen kullanım alanlarının, alanın potansiyelini ortaya koymak için yapılan çalışmalar olduğu ve asıl kullanımın ancak planlama çalışmaları sonucu ortaya çıkacağı, alanın potansiyeline veya ihtiyacına aykırı bir kullanım olup olmadığı hususunun da planlama çalışmalarından sonra incelenebileceği,

Diğer yandan, alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edilmesinin alandaki ekolojik yapıyı olumsuz etkileyeceğinin bu aşamada söylenemeyeceği; yapılacak planlama çalışmaları sonunda ekolojik yapıyı olumsuz etkileyecek bir durumun olması halinde ekolojik yapının korunması amacıyla başta Çevre Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağının tabii olduğu ve gerek görülmesi halinde ilgililerin yargı yoluna başvurabileceği, ayrıca davalı idarece, davaya konu işlemden sonra, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesine ilişkin planlama çalışmalarına esas olmak üzere, yerinde yapılan saha araştırmaları ile Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu, Mikrobölgeleme Etüt Raporu, Ekolojik Araştırma ve Değerlendirme Raporu, Ulaşım Etüt Raporları, Ters Ozmoz Yöntemiyle Deniz Suyundan İçme-Kullanma Suyu Temini Fizibilite Raporu ve Ekolojik Yaşam Planı çalışmalarının yürütüldüğü, bu çalışmalar sonucunda hazırlanan bazı raporların da dosyaya ibraz edildiği,

Öte yandan, davaya konu işleme ilişkin gerekçe raporunun değerlendirilmesi yönünden ise; dosyada mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde, davaya konu İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemle 16.000 hektarın üzerinde bir alanı kapsayacak şekilde yeniden belirlenen Çeşme KTKGB sınırları incelendiğinde; alanda, 1., 2. ve 3. derece Arkeolojik Sit Alanlarının, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı İçme-Kullanma Suyu Havzasının, Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarından oluşan Doğal Sit Alanlarının, Akdeniz Foku Yaşam Alanları gibi alanların ve çeşitli ekosistemlerin bulunduğu ve mevzuat düzenlemeleri ile korunan yapılaşma yasağı ya da kısıtlı yapılaşma olanağı bulunan söz konusu alanların birçoğunun dava konusu işlemle belirlenen sınır üzerinde yer aldığı görülmekle birlikte, işleme dayanak gerekçe raporunda, bölgedeki turizm imkanları ve koruma gereklilikleri ile eki haritada gösterimi yapılan sınırlar yönünden yeterli tespitlerin olduğu, sınırların genişletilmesi ve değiştirilmesine ilişkin gerekliliklerin ortaya konulduğu, korunan alanların KTKGB içerisinde yer almalarının gerekçesinin turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması olarak açıklandığı, söz konusu tespitlerin ilgili mevzuatta aranan hususlar yönünden yeterli olduğu, korunan alanlar ile turizm türlerinin bölgeye entegrasyonuna yönelik genel stratejilere ilişkin değerlendirmelerin bölgeye ilişkin yapılacak -koruma planları da dahil olmak üzere- diğer planlamalara esas olacak detaylı raporlama çalışmalarının konusu olduğu gerekçesiyle, 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden davanın reddine, diğer kısım yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, projenin çevre üzerinde ne gibi etkiler oluşturacağının, ÇED süreçleriyle değerlendirilmediği, yörenin nüfusunun birden artmasının çevreye, doğaya, su kaynaklarına etkisinin ne olacağının muamma olduğu, projenin yöredeki meralar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmediği, projenin gerçekleşmesi ile Urla Zeytineli yöresinde hayvancılık yapılamayacağı, gıda ile istihdam açısından sorun yaşanacağı, Ege ekosistemlerinin ağır zarar göreceği, Ege kıyı şeridinin, özel doğal plaj özelliği ile korunması gerekirken, projenin yöreyi bertarafı için heba edileceği, kümülatif etki değerlendirmesi yapılmamasının hukuki bir eksiklik olduğu, projenin kısıtlı su kaynaklarına yapacağı etki ile ekolojik dengenin olumsuz etkileneceği, proje ile bölgede artacak karayolu, hava trafiği, konut yetersizliği ve nüfus yoğunluğu, hava kirliliği, gürültü kirliliği, doğal yaşamın olumsuz etkilenmesinin kaçınılmaz olacağı, asit yağmurları ile bu davanın ne kadar haklı olduğunun ortaya çıktığı, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesinin bölgedeki tarım alanları ve tarımsal faaliyetler üzerine görüşlerinde; bölgede dikili, mutlak ve marjinal tarım arazileri bulunduğu, ilan edilen bölgede ağırlıklı olarak kavun, marul, domates, enginar, patlıcan, lahana, buğday ve arpa tarımı yapıldığı, dikili tarım arazisi olarak tanımlanan alanların büyük çoğunluğunun 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri ile korunan zeytinlik alanlardan oluşmakta olduğu, sakız ağacının da bölgenin önemli doğal ürünlerinden olduğu, bölgede organik ve iyi tarım uygulamaları yapıldığı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 3574 sayılı kanunlar uyarınca tarım yapılan alanların amaç dışı kullanımının yasalara aykırılık teşkil ettiği, yapılacak olan turizm tesislerinin yörede devam etmekte olan tarımsal potansiyeli etkileyeceği ve yıllar içerisinde bu alanları baskılayacağı, golf tesislerinin her gün sulanması gerektiği, bölgede su kıtlığı bulunduğu, yeraltı sularının yüksek miktarda tüketiminin bölgenin deniz seviyesindeki kalkerik yapısından dolayı tuzlanmayı kaçınılmaz kılacağı hususlarına yer verildiği, halk sağlığı uzmanlarının projenin bölgedeki ekolojik dengenin olumsuz etkileneceği tespitinde bulundukları, flora ve fauna üzerine yapılan çalışmalarda; bölgede 70 familyadan 255 cinse ait 384 bitki türü bulunduğu, endemik ve nadir bitki türleri olduğu, bölgenin memeli hayvanlara, nadir deniz kuşlarına ev sahipliği yaptığı, nesli tehlike altında koruna türlerden olan Caretta caretta deniz kaplumbağaları ile Akdeniz Foklarının da Çeşme ve Urla kıyılarında görüldüğü tespitlerinin yapıldığı, Alaçatı Sörf Merkezinin tehlike altında olduğu, susuzluk tehlikesi olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin, 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden reddinin, 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemleri yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : 13/09/2019 tarih ve 30887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, ekli krokide sınırları belirtilen yaklaşık 12.431 hektarlık alan, Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve 11. Kalkınma Planı'ndaki hedeflere ulaşılabilmesi için, Çeşme ilçesinin jeotermal kaynak potansiyelinin dikkate alınarak termal kaynakların kullanılması suretiyle termal kür merkezi, konaklamalı fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, yaşlı ve engelli merkezi ile üçüncü yaş kapsamında bulunan turistlerin uzun dönemli tatil, dinlenme ve tedavi süreçlerinde kalabilecekleri konut alanlarının yer aldığı karma kullanımlar ile turizm türlerinin entegrasyonunun ve turizmin tüm yıla yayılmasının sağlanması amaçlarıyla, bölgenin öne çıkan özellikleri ve turizm imkanları da başlıklar halinde göz önünde bulundurulmak suretiyle, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi (KTKGB) olarak ilan edilmiştir. 25/01/2020 tarih ve 31019 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İzmir Çeşme KTKGB kapsamındaki taşınmazların, turizm yatırımlarına tahsisi amacıyla, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiş, ancak, 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, ekli listede belirtilen taşınmazlar yönünden 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca bölgede yürütülen, potansiyel alanların turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik etüt ve inceleme çalışmaları kapsamında, söz konusu alanın tamamlayıcısı ve devamı niteliğinde olan bölgenin doğusunda yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı belirtilerek, bölgede tescil harici ve kamu mülkiyetindeki alanların planlama alanına dahil edilmesi ve çevresindeki destekleyici nitelikte kullanımları da yönlendirebilecek şekilde turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması ve ayrıca 11. Kalkınma Planı'ndaki turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amaçlarıyla, 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları, yaklaşık 4.000 hektarlık alanın ilave edilmesi suretiyle yeniden belirlenmiş, bunun üzerine itirazen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle, 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri"; tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı ve/veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu yöreleri korumak, kullanmak, sektörel kalkınmayı ve plânlı gelişimi sağlamak amacıyla değerlendirmek üzere sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen bölgeler olarak tanımlanmış;

4.maddesinde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespitinde; ülkenin doğal, tarihi, arkeolojik ve sosyo-kültürel turizm değerleri, kış, av ve su sporları ve sağlık turizmi ile mevcut diğer turizm potansiyeli dikkate alınır.";

7.maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlık; kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekteki plânları yapmaya, yaptırmaya, re'sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkilidir." kurallarına yer verilmiş, 37. maddesinde ise, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin belirlenmesi için çalışma gruplarının oluşturulması, bakanlık ile ilişkileri, görev ve yetkileri ile çalışma şekline ilişkin konuların, Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe girecek Yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmiştir.

Bu kapsamda hazırlanarak 15/05/2004 tarih ve 25463 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, "Komisyon", Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ile Turizm Merkezi Belirleme Komisyonu olarak tanımlanmış;

4.maddesinin üçüncü ve devam eden fıkralarında, "Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafından; belirlenmesi ve ilan edilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri hakkında ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan istenilen bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikle gönderilir ve görüş yazıları istenilen sürede, süre belirtilmeyen hallerde en geç bir ay içinde cevaplandırılır. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu görüş verilmiş sayılır. Ancak, sınır iptali ve sınır daraltması işlemlerinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmaz. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce; kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte fotoğraf, video kaydı ve benzeri görsel malzeme ile desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporlar hazırlanarak Komisyona gönderilir. Komisyon; ilan edilmesi, iptal edilmesi, sınır daraltılması veya genişletilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin mevki ve sınırlarını belirlemekle görevlidir. Komisyon tarafından uygun bulunarak mevki ve sınırları belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerine ilişkin komisyon kararı Bakanlık Makamınca onaylanır." düzenlemeleri yer almıştır.

Anılan Yönetmeliğin 8. maddesinde ise, "Komisyonun kararı, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte mevkii ve sınırları haritalar üzerinde belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri ilanına ilişkin öneri, Cumhurbaşkanının onayına sunulmak üzere Bakanlıkça Cumhurbaşkanlığına gönderilir. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri, Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle ilan olunur." düzenlemelerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan temyize konu kararın 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı kararına ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacılar tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden:

Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi İlanları; bir planlama kararı ya da plan onama işlemi niteliğinde olmayıp, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü belirleyen idari işlemlerdir. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nda tanımlanan, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin (KTKGB), ne şekilde belirleneceğine ve ilan edileceğine ilişkin usul ve esaslar, 15/05/2004 tarih ve 25463 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmelik'te ayrıntıları ile düzenlenmiştir.

Anılan Yönetmelik'te, KTKGB'lere ilişkin sınırların, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce alınan kurum/kuruluş görüşleri ve aynı Genel Müdürlükçe hazırlanan fotoğraf, video kaydı ve benzeri görsel malzeme ile desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporların birlikte değerlendirilmesi suretiyle, anılan Bakanlık bünyesinde kurulan Komisyon tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Belirtilen düzenlemeler ışığında, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri belirlenmesine ve ilanına ilişkin idari işlemlerin dayanağını, gerekçe raporlarının oluşturduğu açıktır.

Dolayısıyla, uyuşmazlıkta, statü değiştiren bir sınır belirlemeden ibaret olan dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunun, konuya ilişkin mevzuatta yer alan tanım ve düzenlemelere uygun nitelikte olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Dairece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporun sonuç kısmında özetle; - İzmir Çeşme KTKGB'nin, gerek bölgede yer alan her tür koruma alanını da kapsayan son derece geniş bir sınır ve alana yönelik olması, gerekse de, bu alanda her tür turizm türünün planlanacak olması nedenleriyle, ulusal gelir artırıcı ve ekonominin döviz dar boğazını giderici, kalkınmaya yönelik bir yaklaşımın ürünü olduğu, - Dava konusu işlemle kamusal yararın güçlendirilmesi duyarlılığının gösterilmediği, - Alana ilişkin önceki yargı kararlarına riayet edilmediği, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar büyük bir kara alanını ve ilk kez olmak üzere yaklaşık 4.900 hektar büyüklüğündeki bir deniz alanını da kapsayan bir sınır belirlendiği, - Çeşme KTKGB'nin sınırlarının kara bölümünde kalan alanın %65'inin, üst ölçekli planlarla yapılaşmaya/kullanmaya/geliştirilmeye kesinlikle açılmaması gereken nitelikteki koruma alanlarından oluştuğu, planlamada kullanılan elek analizi yönteminden, sınır ilanında yararlanılabilecekken yararlanılmadığı, - Davalı Bakanlığın bu denli geniş alanları tümüyle kendi yetki alanına almasının gerekçesinin "bölge bütünlüğünün sağlanarak" işlerin hızlı yürütülmesi ile sınırlı olduğu, var olan Gerekçe Raporunun ciddi gerekçelere dayanmadığı, yetersiz, hiçbir ciddi bilimsel araştırma ve çalışmaya dayanmayan, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerini değerlendirmeye almayan, yüzeysel bir belge olduğu, - 16.000 hektarın üzerinde bir alanın tümüyle halka kapatıldığı, - Sınır kararıyla bu alanlardaki ve özellikle kıyı alanlarındaki yetkinin tümüyle tek bir Bakanlığa aktarılmasının rasyonelinin anlaşılamadığı, bu işlemle birlikte, önceden ilan edilen Turizm Merkezleri de birlikte değerlendirildiğinde, Çeşme İlçesinin yaklaşık %65'inin doğrudan Kültür ve Turizm Bakanlığının denetimine bırakıldığı, - Bölgede öngörülen turizm yatırımlarının gerçekleştirilmesi durumunda doğal çevre tahribatının geri dönülemez bir duruma evrileceği, - Alana ilişkin olarak hazırlanan Kapsam Belirleme Raporunda orman, tarım, mera, sulak alanlar ve zeytinlikler ile içme kullanma suyu koruma kuşaklarının koruma alanları olarak belirtilmediğinden, koruma/kullanma dengesinin koruma alanları aleyhine bozulacağı, - Aynı raporda, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planındaki nüfus kabulünü aşacak şekilde alana yapılacağı belirtilen nüfus atamasının, alanı tehdit edici düzeyde olduğu, mevcut su kaynakları ve altyapının tümüyle yetersiz kalması başta olmak üzere, doğal çevrenin de bu gelişmeden geri döndürülemez bir biçimde olumsuz etkileneceği, - Dava konusu alanın, ilgili mevzuatı çerçevesinde özel olarak korunan Akdeniz Foku başta olmak üzere bir çok canlıya ve ekosisteme ev sahipliği yaptığı, bu nedenle bölgenin doğasının ulusal ve küresel ölçekte korunmasının zorunlu olduğu, - Bölgedeki su kaynaklarının mevcutta dahi yetersiz olduğu, KTKGB ilanının su miktar ve kalitesindeki sorunların artmasına neden olacağı, ters ozmos yöntemiyle su elde edilmesi planlanmakta ise de, bu yöntemin çeşitli çevresel sorunları beraberinde getireceği, ayrıca planlama çalışmalarında KTKGB'nde önerilen golf alanlarının da bu sorunları artıracağı, - Alaçatı Kutlu Aktaş Barajına ilişkin içme kullanma suyu havzasının %75'inden fazlasının ilan edilen sınırlar içinde yer aldığı, özellikle mutlak ve kısa mesafeli koruma alanları gözetilmeden sınır belirlenmesinin de doğru olmadığı, - Çeşme KTKGB'nde, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan jeotermal kaynak potansiyelinin, bölgenin kalkınmasına önemli katkı verebileceği, ancak gerçekleştirilecek jeotermal faaliyetlere ilişkin detaylı bilginin bulunmadığı, - İlan edilen sınırlar içerisinde çeşitli derecelerde arkeolojik sit alanlarının bulunduğu, sistematik olarak arkeolojik yüzey araştırması gerçekleştirilen kısımda elde edilen bulguların, bölgenin kalan bölümünün de arkeolojik potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu gösterdiği, bu nedenle, söz konusu alan turizm bölgesi olarak belirlenmeden önce, bölgede sistematik arkeolojik yüzey araştırmaları ile kültürel mirasın etkin biçimde belgelenmesi ve korunmasının hayati önem taşıdığı, - Bütün bu değerlendirmeler ışığında, dava konusu sınır kararının, planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği üzere, dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlem; bir planlama kararı ya da plan onama işlemi niteliğinde olmayıp, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü belirleyen idari bir işlem niteliğinde olduğundan; anılan işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunun yetersizliğine ilişkin tespitler dışında, bilirkişi raporunda yer verilen ve planlamanın konusunu oluşturulabilecek hususlara ilişkin görüş ve tespitleri, bu aşamada, değerlendirme olanağı bulunmamaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunda, Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve 11. Kalkınma Planı'ndaki hedeflere ulaşılabilmesi için, Çeşme İlçesinin jeotermal kaynak potansiyelinin dikkate alınarak termal kaynakların kullanılması suretiyle termal kür merkezi, konaklamalı fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, yaşlı ve engelli merkezi ile üçüncü yaş kapsamında bulunan turistlerin uzun dönemli tatil, dinlenme ve tedavi süreçlerinde kalabilecekleri konut alanlarının yer aldığı karma kullanımlar ile turizm türlerinin entegrasyonunun ve turizmin tüm yıla yayılmasının sağlanması amaçlarıyla, bölgenin öne çıkan özellikleri ve turizm imkanları göz önünde bulundurularak 13/09/2019 tarih ve 30887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının, Kültür ve Turizm Bakanlığınca bölgede yürütülen, potansiyel alanların turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik etüt ve inceleme çalışmaları kapsamında, söz konusu alanın tamamlayıcısı ve devamı niteliğinde olan bölgenin doğusunda yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı, bu nedenle, bölgede tescil harici ve kamu mülkiyetindeki alanların planlama alanına dahil edilmesi ve çevresindeki destekleyici nitelikte kullanımları da yönlendirebilecek şekilde turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması ve ayrıca 11. Kalkınma Planı'ndaki turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amaçlarıyla genişletildiği hususlarının belirtildiği anlaşılmaktadır.

Dosyada mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde, dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemle 16.000 hektarın üzerinde bir alanı kapsayacak şekilde yeniden belirlenen Çeşme KTKGB sınırları incelendiğinde ise; alanda, 1., 2. ve 3. derece Arkeolojik Sit Alanlarının, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı İçme-Kullanma Suyu Havzasının, Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarından oluşan Doğal Sit Alanlarının, Akdeniz Foku Yaşam Alanları gibi alanların ve çeşitli ekosistemlerin bulunduğu ve mevzuat düzenlemeleri ile korunan yapılaşma yasağı ya da kısıtlı yapılaşma olanağı bulunan söz konusu alanların bir çoğunun dava konusu işlemle belirlenen sınır üzerinde yer aldığı görülmektedir.

Bu durumda, dava konusu 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan Gerekçe Raporunda, bölgedeki turizm imkanları ve koruma gereklilikleri ile belirlenen sınır arasındaki bağlantıların kurulmadığı, KTKGB sınırının genişletilmesini gerekli kılan nedenler yeterince ortaya konulamadığı gibi yukarıda belirtilen korunan alanların, KTKGB sınırları içerisinde kalmasının sebeplerinin de açıklanmadığı, turizm türlerinin entegrasyonu ve turizmin tüm yıla yayılmasına yönelik genel stratejinin gerçekleştirilmesine ilişkin yeterli veriye yer verilmediği, Çeşme İlçesindeki jeotermal kaynak potansiyeli ve genişletilen sınırlarda bu potansiyelin nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin gerekli veri ve bilgilerin de bulunmadığı, bu haliyle anılan Gerekçe Raporunun Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesindeki düzenlemelere uygun olmadığı anlaşıldığından, deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın, gereklilikleri açıklanmadan "bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlanması" soyut ve genel amacıyla, eksik araştırma ile hazırlanan Gerekçe Raporuna dayalı olarak KTKGB sınırlarına dahil edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine;

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 02/03/2023 tarih ve E:2020/8159, K:2023/2191 sayılı kararının, 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden oyçokluğuyla BOZULMASINA, diğer kısım yönünden oybirliğiyle ONANMASINA,

3.Temyiz aşamasında yatırılan ve kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcı ile fazladan ödenen ...-TL'nin toplamı olan ...-TL harcın istemi hâlinde davacılara iadesine,

4.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 tarih ve 2023/33 sayılı kararı ile değişik 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı kararı uyarınca Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine,

5.Kesin olarak, 12/06/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY

X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, belirtilen kısım yönünden temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.