Esas No
E. 2021/1512
Karar No
K. 2024/1500
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1512

KARAR NO: 2024/1500

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/01/2021

NUMARASI: 2018/1133 E. - 2021/54 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe satılan tekstil emtiasını eksiksiz şekilde teslim edildiğini ve satış sözleşmesi nedeniyle ticari teamüle uygun şekilde 08.08.2018 tarihli ve 148.980,60 TL bedelli kur farkı faturası ile 08.08.2018 tarihli ve 36.000,72 TL bedelli vade farkı faturaların itirazsız şekilde kabul edilerek davalının ticari defterlerine işlendiğini, vadesinde ödenmeyen borç nedeniyle Bakırköy ...Noterliğinin 10.10.2018 tarihli ihtar ile borçlunun temerrüde düşürüldüğünü, ihtar üzerine düzenlenen iade faturasının müvekkilince kabul edilmeyerek Bakırköy ... Noterliğinin 17.10.2018 tarihli ihtar ile iade edildiğini, davalı şirketin satılan emtia bedelini USD cinsinden kayıt ettiğini, davalı şirket yetkilisinin 175.000,00 TL borçlu olduğunu 10.08.2018 tarihli ıslak imzalı beyanı ile ikrar ettiğini, taraflar arasında kur farkı ile vade farkı alacağının teamül haline geldiğini, düzenlenen faturaların bedelinin döviz cinsinden ödeneceği ve ödendiği gündeki TCMB satış kurunun geçerli olacağının açıkça yazıldığını ve davalı şirketin bu teamüle uyarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, satışlardan önce düzenlenen sipariş ve satış sözleşmelerinde ödeme günündeki TCMB döviz kurunun geçerli olduğunun yazıldığını ve davalı şirketçe bunun onaylandığını, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının 08.08.2018 tarihli fatura ile olmayan bir hukuki ilişkiye dayanarak, 148.980,80 TL kur farkı ve 36.000,72 TL vade farkı faturası düzenlediğini, taraflar arasında kur ve vade farkına ilişkin bir sözleşme veya teamül bulunmadığını, tek taraflı faturaların Beyoğlu ...Noterliğinin 15.10.2018 tarihli ihtarı ile iade edildiğini, düzenlenen bu faturalara karşı iade faturası düzenlendiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında tekstil ürünleri alım satımı hususunda süre gelen bir ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında oluşan cari hesap ilişkisi kapsamında davacı tarafça satılan mallara ilişkin faturaların türk lirası para cinsinden ödendiği ve Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş olduğu, 08/08/2018 tarih, ... numaralı, 148.980,60-TL bedelli ve 08/08/2018 tarih, ... numaralı ve 36.000,72-TL tutarındaki faturaların ödenmemesi üzerine davalı aleyhinde İstanbul ...İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın özünün, davacının süregelen ticari ilişkide davalıdan kur farkı ve vade farkı talep edip edemeyeceği hususunda toplandığı, söz konusu kur farkı farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında bir sözleşme bulunması ya da bu yönde oluşan bir teamül olması gerektiği, somut olayda ise Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasında yürütülen ticari ilişki kapsamında kur ve vade farkına yönelik ihtilaf konusu faturaların dışında daha önce herhangi bir fatura düzenlenmemesinden dolayı kur ve vade farkına yönelik bir ticari teamülün bulunmadığı, öte yandan taraflar arasında birtakım alacaklara kur farkı ve vade farkı uygulanacağı ve talep edileceğine dair bir sözleşme bulunmadığı, yine davacının hangi alacağın ödenmediğini ve hangi alacağa dair lehine kur farkı alacağı oluştuğu hususu ile davacı şirketin kayıtlarında yer alan 15/08/2018 vadeli çek iadesi açıklamalı 150.000,00-TL miktarlı iade edilen çekin davalı yanın kayıtlarında yer almadığı, davacı yanın iade ettiği çeki davalı çalışanlarından kime teslim ettiğini de ispat edemediği, bilirkişi raporunun tespit ve değerlendirmeler bakımından somut olaya ve denetime uygun olduğu ancak davacının takip başlatmakta herhangi bir kötü niyeti Mahkememizce tespit edilemediğinden davanın reddine, koşulları bulunmadığından ve davacının kötü niyeti tespit edilmediği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin satarak teslim ettiği ürünler için 08.08.2018 tarihli 148.980,60 TL bedelli kur farkı ve aynı tarihli 36.000,72 TL tutarlı vade farkı faturası düzenleyerek tebliğ ettiğini, faturalarını ödememesi üzerine Bakırköy ... Noterliğinin 10.10.2018 tarihli ihtarı ile borcun ödenmesinin istendiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine açılan davada mahkemece verilen ret kararının hatalı olduğunu, Davalı şirket yetkilisinin 175.000,00 TL borçlu olduğunu ikrar eden ıslak imzalı 10.08.2018 tarihli borç ikrar belgesi verdiğini, belgenin bir örneğinin dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu ve aslının 13.12.2018 tarihinde mahkeme kasasına teslim edildiğini, bu belgeye göre davalının 175.000,00 TL borçlu olduğunu, bu belgede davalı şirket yetkilisinün USD hesabından şeklinde şerh düşüldüğünü, buna göre davalının 175.000,00 TL borçlu olduğunu ve davaya konu iki adet faturaya ilişkin sözleşme bulunduğunun anlaşılacağını, buna rağmen mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, Sipariş öncesinde sipariş ve satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu belgelerde satılan ürün ile ilgili tüm ayırt edici özelliklerin (cinsi, miktarı, adedi, tarihi ve fiyatı vs ) ve ödeme günündeki TCMB döviz kurunun geçerli olduğunun yazıldığını, bunların davalı şirket tarafından imza ile onaylandığını, taraflar arasında önceki satış işlemlerinde kur farkı ve vade farkı alındığını ve bu durumun teamül halinde geldiğini, mahkemenin sunulan bu satış sözleşmeleri, fatura ve irsaliyeleri dikkate almayarak eksik inceleme ile karar verdiğini, Gerekçeli kararda müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olan 15.08.2018 vadeli 150.000,00 TL bedelli çek iadesi açıklaması olduğu, ancak davalının kayıtlarında çekin iadesinin bulunmadığı ve çekin davalıya teslim edildiğinin kanıtlanmadığının belirtildiğini, müvekkilinin anılan çeki işleme koymadığını ve davalının ricası üzerine karşılıksız işlemi yapılmadığını, çek bedelinin tahsil edilmediğini, oysa raporda da belirtildiği gibi çekin, iade edilmemesi halinde dahi tahsil edilmeden mükerrer tahsilattan söz edilemeyeceğini, kaldı ki davalının da bu çeki ödediği yönünden bir savunmasının bulunmadığını, müvekkilinin, davalının talebi ile bankaya ibraz etmediği ve tahsili için işlem yapmadığı çekin bedelinin davalı hesabında tahsil olarak görülmesinin kötü niyetli olduğunu, borç ikrar belgesi ile davaya konu borç bedelinin kabul edilmesi ve sunulan satış sözleşmeleri, fatura ve ıslak imzalı borç ikrar belgesine göre alacağın bulunduğunu, kur farkı ve vade farkının teamül haline glediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanınkabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan kur farkı ve vade farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında, davacının davalıya emtia satarak teslim ettiği ihtilafsızdır. Davacı vekili, müvekkilinin satarak teslim ettiği ürünler için 08.08.2018 tarihli 148.980,60 TL bedelli kur farkı ve aynı tarihli 36.000,72 TL tutarlı vade farkı faturası düzenleyerek tebliğ ettiğini, faturalarını ödememesi üzerine Bakırköy ... Noterliğinün 10.10.2018 tarihli ihtarı ile faturaların ödenmesinin istendiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ileri sürmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı vekilinin 3010.2018 tarihinde cari hesaptan kaynaklanan 175.000 TL alacak ile 1.682,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 176.682,88 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin son oturumdaki açıklamalarına göre itirazın iptalinin 175.000 TL asıl alacağa ilişkin olduğu, işlemiş takibe yönelik dava bulunmadığı anlaşılmaktadır. Takip talebinin ekindeki cari hesap ekstresinde dava konusu iki adet faturanın kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacı, kur ve vade farkı faturalarının davalıya tebliğ edildiğini ve davalının bu faturaları ticari defterlerine kayıt ettiğini, müvekkilinin 10.10.2018 tarihli ihtarla iki adet fatura bedelinin istendiğini belirtmiştir. Anılan ihtarın incelenmesinde, davacının, 175.000 TL alacağın yedi gün içinde ödenmesini istediği anlaşılmaktadır.Davalı tarafından keşide edilen 15.10.2018 tarihli ihtarla, talep edilen alacağın bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen 17.10.2018 tarihli ihtarda ise önceki ihtarın 12.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının aynı tarihte kur ve vade farkı alacağı ile aynı miktarda iki adet iade faturası düzenlediği, bu faturaların ihtarın tebliğinden sonra borçtan kurtulmak amacıyla düzenlendiğinin bildirildiği görülmüştür. Davacı vekilince sunulan ve aslı kasaya alınan 10.08.2018 tarihli yazıda, ... imzasıyla 175.000 TL borç bulunduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Dosya içinde bulunan İTO kaydında, davalı şirketin ... ve ... tarafından müştereken temsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 13.12.2018 havale tarihli beyan dilekçesinin ekinde sunulan faturalarda, fatura borcunun dövizli olarak ödeneceği, TL ödemelerde TCMB döviz kurunun geçerli olduğu belirtilmiştir. Davacı kur ve vade farkı faturalarına dayalı olarak talepte bulunmuştur. Dava dilekçesinde de açıkça alacağın satım alacağı olmadığı, kur ve vade farkı alacağı olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda, davacının 175.001,158 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. İncelenen defterlerde iki adet fatura kayıtlı olup, 150.000 TL bedelli çekin iade işleminin yapıldığı bununla birlikte alacak miktarının belirlendiği görülmüştür. Davalı ticari defterlerinde ise aynı miktarlı kur ve vade farkı açıklamalı iade faturası düzenlenerek davacıya gönderildiği ve bu yansıtma faturalarının davacı tarafından kabul edilmediği belirlenmiştir. Düzenlenen iade faturalarına göre davalının borçlu olmadığı ve bu faturaların kaydı ile davalının alacaklı oluğu belirtilmiştir. Davacının incelenen cari hesabında çok sayıda TL cinsi faturanın bulunduğu belirlenmiştir. Davacı vekili itiraz dilekçesinde, istinaf başvurusunda ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş ve çekin davalının talebi ile ibraz edilmediğini, taraflar arasındaki fatura ve sipariş mektupları ile teamüle göre kur farkı ve vade farkı istenebileceği belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesi hüküm vermek için yeterli değildir. Bilirkişi raporunda kur ve vade farkı faturalarının davalı defterlerine kayıt edilip edilmediği, edilmiş ise ne kadar süre sonra yansıtma veya iade faturası düzenlediğine ilişkin açıklama yoktur. Bu nedenle faturaya ilişkin TTK'nın 21/2. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılamamıştır. Mahkemece bu husus araştırılarak faturalara süresinde itiraz edilip edilmediği değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekir. Diğer yandan davacı tarafından sunulan 10/08/2018 tarihli ve kalan borcun 175.000,00 TL olduğunu gösterir yazılı belge ise hiç değerlendirilmemiştir. Bu belgenin değerlendirilmesi, davalı şirketi bağlayıp bağlamayacağı değerlendirilmelidir. Anılan belge ve fatura tarihleri dikkate alındığında uyuşmazlığın kur ve vade farkı faturaları ile bunlara karşı düzenlenen yansıtma faturasına ilişkin olduğu, taraflar arasında gerekçeli karara konu edilen 15/08/2018 düzenleme tarihli 150.000, 00TL'lik çeke ilişkin uyuşmazlık dikkate alınarak ve deliller tam olarak toplandıktan sonra karar verilmesi gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacının delillerinin tam olarak toplanmaması ve değerlendirilmemesi nedeniyle, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.10.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog