. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; 31/08/2019 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve malul kalan müvekkilinin çalışma gücünün azalması sonucu sürekli iş göremezliğinden doğan karşılanmamış maddi zararının tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, davanın yeterli ödemenin yapılmış olması nedeniyle reddine, teminatın tükenmiş olması nedeniyle reddine, kusura ilişkin itirazlarımız doğrultusunda dosyanın atk'ya sevkedilmesine, eğer esas incelemesi yapılacak ise başvuru sahibinin güncel maluliyet durumunun tespiti için; ikamet ettiği yerdeki üniversite hastanesine sevki sağlanarak erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik (özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik mülga:20/02/2019) hükümleri uygun olarak heyet raporunun alınmasına, eğer esas inceleme yapılacak ise müterafik kusur araştırılması yapılmasına, eğer esas incelemesi yapılacak ise trh mortalite tablosu ve %1,65 teknik faiz ile hesaplama yapılmasına, aksi kanaatte pmf hükümlerinin uygulanmasına, usule aykırı başvuru nedeniyle müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmemesini, haksız davanın reddine, aleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın aktüerya alanında uzman bilirkişi Av. ... tevdii ile alınan bilirkişi raporundan özetle; Bilirkişi olarak tüm hesaplamayı dosya içindeki belge, bilgilerden hareketle yapmıştır.İşbu rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip yalnızca kaza sonucu yaralanıp tedavi gören davacı için yapılan kalıcı iş göremezlik(maluliyet) tazminatının hesabına ilişkindir. Delillerin takdiri ve değerlendirmesi Mahkemenin Sayın Hakimine ait olmak üzere: Pmf1931 Yaşam Tablosuna göre: aa)Poliçe limiti içinde kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 188.149,54TL Olmak üzere toplamda 188.149,54TL tazminat hesap edilmiştir. Poliçe limiti dışında kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 798.478,61TL Olmak üzere toplamda 798.478,61TL tazminat hesap edilmiştir.Trh2010 Yaşam Tablosuna göre: Poliçe limiti içinde kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 188.149,54TL TL Olmak üzere toplamda 188.149,54TL tazminat hesap edilmiştir. Poliçe limiti dışında kalan tutar davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 997.017,61TL Olmak üzere toplamda 997.017,61TL tazminat hesap edildiğini bildirir rapor tanzim etmiştir.
Aynı bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapordan özetle: Bilirkişi olarak tüm hesaplamayı dosya içindeki belge, bilgilerden hareketle yapmıştır.İşbu rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip yalnızca kaza sonucu yaralanıp tedavi gören davacı için yapılan kalıcı iş göremezlik(maluliyet) tazminatının hesabına ilişkindir. Delillerin takdiri ve değerlendirmesi Mahkemenin Sayın Hakimine ait olmak üzere: Pmf1931 Yaşam Tablosuna göre: Poliçe limiti içinde kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 188.149,54TL Olmak üzere toplamda 188.149,54TL tazminat hesap edilmiştir. Poliçe limiti dışında kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 518.835,54TL olmak üzere toplamda 518.835,54TL tazminat hesap edilmiştir. Trh2010 Yaşam Tablosuna göre: Poliçe limiti içinde kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 188.149,54TL olmak üzere toplamda 188.149,54TL tazminat hesap edilmiştir. Poliçe limiti dışında kalan tutar davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 717.374,54TL olmak üzere toplamda 717.374,54TL tazminat hesap edildiğini bildirir rapor tanzim etmiştir.
Mahkememiz dosyasına kazandırılan bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Dava; "Tazminat" davasıdır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine Tazminat davası açmıştır.
Davacı vekilinin, 31/08/2019 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve malul kalan müvekkilinin çalışma gücünün azalması sonucu sürekli iş göremezliğinden doğan karşılanmamış maddi zararının tazminini talep ve dava ettiği,
Konunun 6098 sayılı TBK.49.-56.maddeleri ve KTK.85. ve devam eden maddelerinde düzenlendiği TBK.49/1. Maddesinde; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde, TBK.54.maddesinde; "Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri.2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde, KTK.85. Maddesinde; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar...................İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." şeklinde, KTK'nun 86/1.maddesinde;"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." şeklinde, KTK'nun 91/1.maddesinde;"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklinde, KTK'nun 92.maddesinde;"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler." şeklinde, KTK'nun 97.maddesinde(6704 S.K.
5.Mad. İle değişiklik öncesi);"Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde, KTK'nun 99.maddesinde(6704 S.K.
6.Mad. İle değişiklik öncesi );"Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." şeklinde düzenlemeler yapıldığı, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceğinin düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyasına aktüerya alanında uzman bilirkişi Av. ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda ek raporda; Bilirkişi olarak tüm hesaplamayı dosya içindeki belge, bilgilerden hareketle yapmıştır.İşbu rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip yalnızca kaza sonucu yaralanıp tedavi gören davacı için yapılan kalıcı iş göremezlik(maluliyet) tazminatının hesabına ilişkindir. Delillerin takdiri ve değerlendirmesi Mahkemenin Sayın Hakimine ait olmak üzere: Pmf1931 Yaşam Tablosuna göre: Poliçe limiti içinde kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 188.149,54TL Olmak üzere toplamda 188.149,54TL tazminat hesap edilmiştir. Poliçe limiti dışında kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 518.835,54TL olmak üzere toplamda 518.835,54TL tazminat hesap edilmiştir. Trh2010 Yaşam Tablosuna göre: Poliçe limiti içinde kalan tutar Davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 188.149,54TL olmak üzere toplamda 188.149,54TL tazminat hesap edilmiştir. Poliçe limiti dışında kalan tutar davacı için kalıcı maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 717.374,54TL olmak üzere toplamda 717.374,54TL tazminat hesap edildiğini bildirir rapor da dikkate alındığında,
Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 02/09/2024 Tarihli ve ... Esas ... Karar sayılı ilamında; " Davalının istinafı bakımından; Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.
Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir.
Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur.
Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır.
Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması halinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse kısmi dava ile ek dava birleştirilemez. Ancak, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 gün ve ... ... E. ... K., 02.06.1982 gün ve ... Esas ... Karar ve 09.11.1988 gün ve ... Esas ...
K. Sayılı;
... E. ...
K. Sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde "(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga fıkra: 01/04/2015-6644 S.K./4. md) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, davacılar vekilinin HMK'nın 109. maddesine göre kısmi dava açtığı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasa dahi, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olmadıkça ek dava olarak geri kalan kısmını da isteyebilecektir. (Aynı yönde Nitekim Yargıtay HD nin ... esas ... karar sayılı ilamı)
Somut olaya gelince, her ne kadar dava dilekçesinde bu şekilde nitelendirilmese de dava, tarafları, dava konusu aynı olan, Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile kesinleşen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasının ek davası niteliğinde olup, talep edilen miktarların ise farklı olması nedeni ile derdestlik söz konusu değildir.
Bu itibarla, davacılar tarafından daha önce açılan yukarıda belirtilen, Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile kesinleşen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, mahkemenin ilk vermiş olduğu kararın Anayasa Mahkemesi Kararı nedeniyle yeniden PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplanması için mahkemesine gönderildiği, bunun üzerine PMF yaşam tablosunun da esas alındığı, usule uygun 17/02/2022 tarihli aktüer raporu ile davacılardan Emine için 175.750,62-TL, diğer davacı ... için ise 118.861,40-TL tazminat miktarının belirlenmiş olduğu, ancak Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile ikinci ıslahın geçersiz sayılması nedeniyle ilk ıslah miktarındaki tutarlar dikkate alınarak yeniden hüküm kurulduğu ve bu şekilde kararın kesinleşmiş bulunduğu; dolayasıyla yeniden hüküm kurulan, az yukarıda numarası belirtilen Dairemiz gerekçeli kararında her ne kadar tazminat miktarı tam olarak tespit edilmemiş ise de, ilk kaldırma kararında yapılacak hesaplama biçimi gösterilmiş ve buna göre 17/02/2022 tarihli aktüer raporu ile tazminat miktarı, kaldırma kararına, usul ve yasaya uygun biçimde belirlenmiş ve bu biçimde tazminat alacağı kesinleşmiş olmakla, bu haliyle anılan fazla destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı bilirkişi raporuna göre Dairemizin ... -... Esas ve Karar sayılı ilamında hükmedilen miktarlarından yukarıda sözü edilen, kesinleşen 17/02/2022 tarihli aktüer raporundaki miktarların çıkarılması ile bakiye tazminat miktarına (davacılardan ... için 175.750,62-TL'nin asıl davada hükmedilen 91.860,21-TL'nin mahsubu ile bakiye 83.890,41-TL; diğer davacı ... için ise 118.861,40-TL'nin asıl davada hükmedilen 61.063,15-TL'nin mahsubu ile 57.798,25-TL bakiye tazminat) hükmedilmesi gerekirken, kesinleşen ve bu şekilde davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil eden tazminat miktarı ve davanın ek dava niteliği göz ardı edilerek, yeniden güncel verilere göre ilk kesinleşen davadaki miktarlar üzerinden yasal faiz işletilerek güncelleme yapılarak karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olup, buna nedenle davalının istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. -Davacının faiz başlangıcına yönelik itirazda;
Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, "belirsiz alacak" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte . Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden mahkemece isabetsiz şekilde dava ve ıslah tarihlerine göre ayrı ayrı faiz işletimesi usule uygun olmadığından davacı tarafın buna yönelik itirazları yerindedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, 6100 Sayılı HMK ile birlikte . Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir.
Bu sebeple, daha önce başvuru ve dava tarihi ve gerekli süre nazara alınarak oluşan temerrüt nedeniyle, faiz başlangıcının asıl davadaki faiz başlangıç tarihi olarak belirlenmesi gerekirken, hatalı şekilde daha sonraki bir tarihe göre faiz başlangıcının tespiti usule aykırı olup, buna yönelik davacı istinafının kabulü ile kurulan yeniden hükümde bu hususun nazara alınması gerekmiştir. - Davacı vekilinin, arabuluculuk nedeniyle vekalet ücreti verilmesi gerektiği itirazında;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16. Maddesinde, "(1) 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesinde uzlaşma sağlama, arabuluculuk, uzlaştırma ve her türlü sulh anlaşmalarından doğacak avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında bu Tarifede yer alan hükümler uyarınca hesaplanacak miktarlar, akdi avukatlık ücretinin asgari değerlerini oluşturur. (2) Ancak, arabuluculuğun dava şartı olması halinde, arabuluculuk aşamasında avukat aracılığı ile takip edilen işlerde aşağıdaki hükümler uygulanır:
a)Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanır. Şu kadar ki miktarı 6.000,00 TL'ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde avukatlık ücreti, 900,00 TL. maktu ücrettir. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
b)Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücrettir.
c)Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 900,00 TL. maktu ücrete hak kazanır. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
ç)Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret, (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek, bu Tarifeye göre belirlenir." Hükmünü taşımaktadır.
Madde hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere 16/2-c maddesi uyarıca tarifede belirlenen ücret müvekkil ile avukat arasında kararlaştırılan akdi vekalet ücretinin miktarına yönelik düzenleme olup,anlaşmazlıkla sonuçlanan arabuluculuk görüşmesinden kaynaklı vekalet ücretinden davalının sorumluluğuna ilişkin düzenleme olmayıp,bu kapsamda düzenlenen görüşmelerden kaynaklı vekalet ücretinden davalının sorumluluğu olmayıp itiraz yersizdir. " şeklinde karar verildiği görülmüş olup, Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 14/10/2024 tarihli ... Esas ... Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında, 5237 Sayılı TCK'nın 89/1-2. Maddelerinde; "(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, Bu fıkralarda geçen “ikinci” ibareleri, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle “üçüncü” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Bu fıkrada yer alan “ikinci” ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle “üçüncü” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 12 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “onaltı” ibaresi “onsekiz” şeklinde değiştirilmiştir. Bu madde başlığı “Daha az cezayı gerektiren haller” iken, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, sözkonusu maddenin birinci fıkrası metinden çıkarılmış, ikinci fıkra birinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir. b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." Olay tarihi, dava tarihi, arabuluculuk başvuru değerlendirildiğinde zamanaşımı defiinin reddine karar verilmiştir.
Emsal mezkur BAM kararları ile birlikte değerlendirildiğinde, kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce dava şartı eksikliği tespit edilemediğinden bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir. Ödemenin yeterli olmadığı ve teminatın tüketilmemiş olduğundan bu yöndeki savunmaya da itibar edilmemiştir.
İlk davada davacı yan istinaf sebepleri kabul görmediğinden reddine karar verildiğinden, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu anlaşıldığından artık ancak ilk davada belirlenen miktar kadar davalı sorumludur. Eldeki davada ilk davada belirlenen miktar kadar sorumlu olduğundan bedel artırım dilekçesindeki fazla miktarın reddine karar verilmiştir. Emsal karar dikkate alındığında davacı yan Arabuluculuk vekalet ücretinin de reddine karar verilmiştir.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde,
Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davalı aleyhine açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; Sürekli iş göremezlik bağlı olmak üzere 130.002,06TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 12/02/2020 tarihinden, itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (sigorta şirketi yönünden için kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacının, davalı aleyhine açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; Sürekli iş göremezlik bağlı olmak üzere 130.002,06TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 12/02/2020 tarihinden, itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (sigorta şirketi yönünden için kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2.Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 8.880,44-TL harçtan dava başında yatırılan 269,85TL peşin harç ve 643,00TL tamamlama harcının toplamı olan 912,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.967,59-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5.Davacı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan ilk yargılama harcı olan 578,10TL ile 643,00-TL Tamamlama Harcı olmak üzere toplam 1.221,10TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6.Davacı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan bilirkişi ücretleri, tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.361,75-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.631,73-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
8.6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin 6325 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince 2.155,60-TL'lik kısmının davalıdan, geri kalan kısmının davacıdan alınarak hazine'ye gelir KAYDINA,
9.Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen davacıya İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2024
Katip Hakim