DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2280 E. , 2023/2977 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
.
2....
.
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 31/05/2023 tarih ve E:2022/6324, K:2023/5386 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muş ilinde tesis edilecek doğal gaz dağıtım sisteminin yapımı amacıyla, davacının maliki olduğu Bulanık ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisindeki ... ada ... parsel numaralı taşınmazın, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 06/04/2022 tarih ve 31801 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2022 tarih ve 5372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 31/05/2023 tarih ve E:2022/6324, K:2023/5386 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun 12. maddesinin (a) bendine yer verilerek,
Anayasa'nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereğinin ifade edildiği; acele kamulaştırma usulünün, idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma yöntemi olduğu; acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, acele kamulaştırma usulünün, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmediği, yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanıdığı, taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerektiği; kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırmanın acele usulle yapıldığı, 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılabilecek olup, kamulaştırma yapılabilmesi için ya ilgili idare tarafından kamu yararı kararının alınması, ya da onaylı imar planı veya ilgili Bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak bir hizmetin olması gerektiği,
Dosyanın incelenmesinden; ... Bitlis Bingöl Muş Doğalgaz Dağıtım Anonim Şirketine Bingöl, Bitlis, Muş, Ahlat, Bulanık, Güroymak ve Tatvandan oluşan dağıtım bölgesinde 23/07/2044 tarihine kadar doğal gaz dağıtım faaliyeti göstermek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 23/07/2014 tarih ve 5142-1 sayılı kararı ile DAG/5142-1/358 sayılı dağıtım lisansının verilmiş olduğu, söz konusu dağıtım lisansı kapsamında yer alan dağıtım tesislerinin kurulabilmesi için gerekli olan taşınmazların kamulaştırılabilmeleri amacıyla, 4646 sayılı Kanun'un 12/a maddesi uyarınca kamu yararı kararı yerine geçmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 05/03/2020 tarih ve 9233-1 sayılı lüzum kararının alındığı, davacı tarafından kamu yararı kararı yerine geçen lüzum kararının iptali istemiyle herhangi bir dava açılmadığı; dağıtım tesislerinin kurulabilmesi için gerekli görülen dava konusu taşınmazın Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi kapsamında acele kamulaştırılması için karar alınmak üzere Cumhurbaşkanlığına başvurulmasına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 17/02/2022 tarih ve 10798-1 sayılı kararı ile karar verildiği ve dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılmasına dair 05/04/2022 tarih ve 5372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın tesis edildiği, anılan Cumhurbaşkanı kararına dayanılarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... D.İş, K:... sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen kısmına davalı idarece acele el konulmasına karar verildiği, ... Bitlis Bingöl Muş Doğalgaz Dağıtım Anonim Şirketi ve BOTAŞ yetkililerince boru hattı güzergahı ile RMS/A istasyon yerinin belirlenmesi amacıyla sahada yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen 20/08/2021 tarihli tutanakta, Bulanık-Malazgirt-Patnos Doğal Gaz Boru Hattı projesi yapım işi kapsamında dava konusu taşınmaz içerisinde yapımı planlanan Bulanık hat vanasının içerisinde kurulacak Take-Off istasyonundan çıkış alarak yaklaşık 50 metre güzergah uzunluğuna sahip bir yüksek basınç boru hattı ile yeni kurulacak RMS/A istasyonuna gaz arzı sağlanacağı, Bulanık hat vanası ile RMS/A istasyonunun dava konusu taşınmazda birbirine bitişik olacak şekilde kurulacağı ve ilave kamulaştırmaya ihtiyaç olmayacağı tespitlerine yer verildiği, doğal gaz boru hattı ve RMS/A Şehir Giriş İstasyonu imalatına bir an önce başlanarak yerleşim birimine doğal gaz arzının sağlanarak kış koşullarında mağduriyet yaşanmasının önüne geçilmesi amacıyla acele kamulaştırma usulü tercih edilerek dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda, dava konusu taşınmazın yer aldığı bölgede doğal gaz dağıtımına ilişkin yatırım programının gerçekleştirilmesi kapsamında Bulanık ilçesine doğal gaz ulaştırılması amacıyla planlanan Bulanık RMS/A Şehir Giriş İstasyonununun yapımı için Doğugaz Bitlis Bingöl Muş Doğalgaz Dağıtım Anonim Şirketi ve BOTAŞ yetkililerince sahada yapılan incelemeler neticesinde dava konusu taşınmazın uygun ve gerekli görülmesi, doğal gazın yerleşim birimine ulaştırılmasının ivediliği hususları gözönünde bulundurulduğunda, uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasında 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumun, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu ve davaya konu projenin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin mevcut olduğu sonucuna varıldığından, enerji yatırımının bir an önce yapılabilmesi maksadıyla taşınmazlara el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, taşınmazın kamulaştırılmasında acelelik halinin varlığına ilişkin herhangi bir gerekçe sunulamadığı; yalnızca maliki olduğu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılmasına iki yıl önce karar verildiği, BOTAŞ tarafından gerekli prosedürler yerine getirilmeden tekrar acele kamulaştırma kararı alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : İlgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alınmış olması ve dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 31/05/2023 tarih ve E:2022/6324, K:2023/5386 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 06/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış, 14. maddesinde, tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovaların; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı Kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirleneceği hüküm altına alınarak, büyük ovalarda bulunan tarım arazilerinin hiçbir surette amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır.
Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın büyük ova koruma alanında kalması nedeniyle, Dairenin 04/04/2023 tarihli ara kararı ile davaya konu taşınmaza ilişkin 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığı sorulduğu, davalı idareler tarafından verilen cevaplarda, tarım dışı kullanım izninin davaya konu 05/04/2022 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra 25/05/2022 tarihinde alındığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, davalı idarelerce kamulaştırma işlemlerinin uzun zaman alacak olması nedeniyle Bulanık ilçesine doğal gaz ulaştırılabilmesi için ihtiyaç duyulan RMS-A şehir giriş istasyonu yapımının acele kamulaştırmaya yönelik acele hal sayılması gerektiği belirtilmişse de, olağan kamulaştırma sürecinin uzun zaman sürmesinin acele kamulaştırma kararı almak için yeterli olmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, olayda acelelik halinin bulunmaması nedeniyle de işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY
XX-5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış, 14. maddesinde, tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovaların; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı Kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirleneceği hüküm altına alınarak, büyük ovalarda bulunan tarım arazilerinin hiçbir surette amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır.
Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın büyük ova koruma alanında kalması nedeniyle, Dairenin 04/04/2023 tarihli ara kararı ile davaya konu taşınmaza ilişkin 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığının sorulduğu, davalı idareler tarafından verilen cevaplarda, tarım dışı kullanım izninin davaya konu 05/04/2022 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra 25/05/2022 tarihinde alındığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
Üye Üye
Recep Hamdi
KILIÇ ŞENLER