14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1774
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 03.06.2021
NUMARASI: 2018/551 Esas - 2021/567 Karar
Taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde kefil olarak imzalanan sözleşmenin irade sakatlığı nedeniyle geçersizliğinin tespiti davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı asil tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 18.04.2017 tarihinde borçlu ...’nın davalı Bankanın Bahariye Şubesinden kullandığı 20.000,00 TL lik kredi nedeniyle düzenlenen evrakları müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borçlusunun 01.07.2017 tarihinde öldüğünü, Bankadan gönderilen ihtarname ile imzaladığı sözleşmenin Genel Nakdi ve Gayrınakdi Kredi Sözleşmesi olmasına rağmen bu kredinin aslında Kosgeb 2017 yılı Faiz Destekli İşletme Kredisi olduğunu öğrendiğini, yaptığı araştırma sonucu kredinin 100.000,00 TL limitli olduğunu anladığını, sözleşmeyi imzalarken bu noktada temel hataya düşmüş olduğunu ileri sürerek banka kredi sözleşmesinin kefil yönünden iptaline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dışı ... ile müvekkili Banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi’nin imzalandığını, davacı ...’m ...’nın kullanmış olduğu krediden doğmuş ve doğacak borçları için 20.000 TL tutar ile sınırlı olmak üzere müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, davacının Kefalet Sözleşmesi’ni imzalarken temel hataya düşmüş olduğu yönündeki iddiasının yersiz olduğunu, müvekkili Banka ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan sözleşmenin şartlarının açıkça belirlendiğini, davacı kefilinin de 20.000 TL tutar ile sınırlı olmak üzere müteselsil kefil olarak bu sözleşmeyi imzaladığını, davacının iradesinin 20.000 TL tutarla sınırlı olmak üzere müteselsil kefil yönünde olduğunu, mevcut durumda müvekkili bankanın davacı kefilden sorumluluk limiti dışında herhangi bir talebinin bulunmadığını, bu nedenle davacı kefilin iradesinin sakatlanmasına sebep olacak herhangi bir durumun bulunmadığını, dava dışı ...’nın 100.000 TL limite kadar kredi kullanmış olması ve davacı kefilin bu hususta bilgilendirilmemiş olması nedeniyle hataya düşmüş olduğu iddiasının yersiz olduğunu, asıl borçlunun ekonomik durumunun kefil tarafından bilinip bilinmemesinin sorumluluğunun müvekkili bankaya ait olmadığını, müvekkili bankanın, asıl borçlunun kendi nezdinde kullanacağı kredinin tüm şartlarını davacıya açıkladığını ve davacının da bu sözleşme ilişkisi çerçevesinde ...’ya kefil olma iradesini beyan ettiğini, kefalet sözleşmesi kurulurken davacının iradesini sakatlayacak herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkili bankanın yasal mirasçılara başvurma imkanı varken kefile başvurmaması gerektiği iddialannın yersiz olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 586. maddesine göre, borçlunun ifade gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçlüğü içinde olması halinde alacaklının asıl borçluyu takip etmeden kefile başvurabileceğini, asıl borçlu ...’nın da açıkça ödeme güçlüğü içerisinde bulunduğunu, bununla birlikte ...’mn ifade geciktiğini ve kendisine yapılan ihtara rağmen borcunu ödemediğini, ... hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğümün ...E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, bu nedenle müteselsil kefil olan davacıya başvurulmasında herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, asıl borçlunun ölümünün kefilin sorumluluğunu sona erdirmeyeceğini, kefilin sorumluluğunun borç sona erene kadar devam edeceğini, davacının davasının haksız olduğunu, Kefalet Sözleşmesi’nin yasaya ve hukuka uygun olarak düzenlendiğim, davacı kefilin iradesini sakatlayacak herhangi bir sebebin söz konusu olmadığını, davacının açmış olduğu davanın tamamen borçtan kurtulmaya yönelik ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı tarafından dava konusu GKS'ne konu kefalet sözleşmesinin TBK 30 md gereği irade sakatlığı sebebiyle geçersiz olduğu beyan edilmiş ise de; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında itirazlarının yerinde olmadığı, kefalet sözleşmesinin TBK 584 md şekli şartlara uygun olduğu (davacı sözleşme tarihinde bekar olduğu ve diğer kefalet şartları mevcut olduğu) kefalet sözleşmesnin kanuni şartlara uygun olduğu, davacı tarafından irade sakatlığına ilişkin iddialarının yerinde olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme metninin açık olduğu, davacının irade sakatlığına ilişkin başkaca bir delili olmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı asil ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı Asil , istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Düzenlenen gerekçeli kararda savunma, kefilin borcunun 20.000,00 TL ile sınırlı olduğunu ve müteselsilen sorumlu olduğunu beyan etmiştir.
Bununla birlikte aslı borçlunun ekonomik durumunun kefil tarafından bilinip bilinmediğinin sorumluluğun kendilerine olmadığını beyan ettiğini, bunun aksine 01,09,2020 tarihli bilirkişi raporunda, ...'nın 13.04.2017 tarihinde 20.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Ve Kredi Sözleşmesinin ve 18.04.2017 tarihinde de Ek-8 sözleşme ve Koskeb sıfır faizli işletme kredisinin faiz desteği protokolünü imzaladığı, bu sözleşme ve protokolün Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğu ve birbirini kapsadığını, Kefil olup olmama kararındaki özgür iradesinin, kredi türünün ayrılmaz parçalarının tarafınca saklanmak suretiyle sakatlanmayacağını, ölüm riski fiziki görüntüsünden açıkça anlaşılan bir kişiye kredi kullandırılıyorken, hayat sigortası yapılmasına gerek olmadığına nasıl kanaat getirildiğini anlayamadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.