18. Hukuk Dairesi
T.C
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/2545
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/05/2024
NUMARASI:2024/220 Esas, 2024/234 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasında; davanın usulden reddine yönelik verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı ve süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; müvekkilinin murisi tarafından imzalanan 20/01/2022 tarihli İnançlı İşlem Sözleşmesi gereğince tarafından karşı tarafa emaneten devredilen malvarlığı değerleri hakkında tescile zorlama, müvekkilinin murisi tarafından müvekkili yararına imzalanan 20/01/2022 tarihli İnançlı işlem Sözleşmesi'nin ayrılmaz parçası olan yine 20/01/2022 tarihli "Ek Sözleşme Kefaletin Kaldırılması" başlıklı sözleşmenin yerine getirilerek müvekkilinin sözleşmede bahsi geçen krediler sebebiyle kefaletinin kaldırılması, aksi kanaat halinde kefalet meblağının güncel değerinin (ana para + faiz olmak üzere) belirlenerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'nin 31/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte bankalara kefalet bedeli olarak ödenmek üzere müvekkiline ödenmesi, yine 20/01/2022 tarihli İnançlı İşlem Sözleşmesi gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla sözleşmeye konu emaneten devredilen şirketlerin ve taşınmazların taahhüt edilen tarihte murise devredilmemesi nedeniyle 30/01/2023 tarihinden itibaren şirketleri işletememekten, taşınmazları kullanamamaktan, şirketlerin borca batık hale getirilmesi sebebiyle taşınmazların icraen bedelinin çok altında satışa çıkarılmasından kaynaklı olarak doğan zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000 TL'nin mirasçının payına tekabül eden kısmının temerrüt tarihi 30/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesi ile dava konusu taşınmazların, hisselerin, şirketlere ait taşınır ve taşınmazların dava dışı kişilere devredilmesi halinde mülkiyete ilişkin olarak verilecek kararın işlemez hale gelebileceği, yine aynı durumda müvekkilinin hakkını elde etmesinin imkânsız hale geleceği, müvekkilinin ve müteveffanın tüm alacak ve haklarının geri dönülmez şekilde zayi olabileceği göz önünde bulundurularak dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu şirket hisseleri ve şirketlere ait araç ve taşınmazların tapu kaydına taşınmazların 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla dava konusu şirket hisseleri ve şirketlere ait araç ve taşınmazların tapu kaydına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, işbu davanın diğer mirasçılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a ihbar edilmesine, davanın kabulü ile 20/01/2022 tarihli "Ek Sözleşme Kefaletin Kaldırılması" başlıklı sözleşme gereğince "... Bankası, ... Bankası, ... Bankası, ... Bankası, ..., ... Bankası, T... Bankası,... Bank, ...bank, ...bank, ... Bankası, ... A.Ş., ... A.Ş. Ve ... Bankası (... Bank)'tan; .... A.Ş., ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti. Lehine kullanılmış olan kredilerin Sayın Mahkemenizce güncel değeri (ana para+faiz olmak üzere) de sorulmak suretiyle davacı müvekkilince verilen kefaletlerin kaldırılmasına, aksi kanaat halinde banka ve finans kurumlarından sorulan güncel kefalet bedellerinin banka ve kurumlara ödenmek üzere davacı müvekkiline ödenmesine, yine 20/01/2022 tarihli İnançlı İşlem Sözleşmesi gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla sözleşmeye konu emaneten devredilen şirketlerin ve taşınmazların taahhüt edilen tarihte murise devredilmemesi nedeniyle 30/01/2023 tarihinden itibaren şirketleri işletememekten, taşınmazları kullanamamaktan, şirketlerin borca batık hale getirilmesi sebebiyle taşınmazların icraen bedelinin çok altında satışa çıkarılmasından kaynaklı olarak doğan zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000 TL'nin mirasçının payına tekabül eden kısmının temerrüt tarihi 30/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.Davalılar vekilleri cevap dilekçeleri ile; haksız açılan davanın reddine, davacı aleyhine müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.İlk derece mahkemesince; "...1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nun 115/2. Maddasi uyannca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemenin Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine,.." karar verilmiş, bu karara karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalılar ..., ... A.Ş, ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...Açılan dava iddia edildiği gibi şirket hisse devrinden kaynaklı olarak sözleşme hükümlerine aykırılık nedeni ile açılan alacak ve yine sözleşme gereği kefaletin kaldırılmasına ilişkin davadır. Taşınmazların aynına ilişkin bir dava söz konusu değildir. Taşınmazların aynına ilişkin bir dava olmadığından kesin yetki de söz konusu değildir. Mahkeme kararı bu kapsamda hukuka aykırı olup kaldırılması ve dosyanın esas hakkında inceleme yapılması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçeleriyle istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... A.Ş., .... A.Ş., S... A.Ş., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...Davacı taraf dava dilekçesinde; 20/01/2022 tarihli "Ek Sözleşme Kefaletin Kaldırılması" başlıklı sözleşme gereğince "... Bankası, .... Bankası, ... Bankası, ... Bankası, ... Bankası, ..., ... Bankası, ... Bankası, ... Bank,...bank, ... Bank,... Bankası, ... A.Ş., ... A.Ş. Ve . Bankası (... Bank)'tan; .... A.Ş., ... A.Ş. ve .... Şti. lehine kullanılmış olan kredilerin güncel değeri (ana para+faiz olmak üzere) de sorulmak suretiyle davacı tarafa kefaletlerin kaldırılmasına, aksi kanaat halinde banka ve finans kurumlarından sorulan güncel kefalet bedellerinin banka ve kurumlara ödenmek üzere davacı tarafa verilmesine, 20/01/2022 tarihli İnançlı İşlem Sözleşmesi gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla sözleşmeye konu emaneten devredilen şirketlerin ve taşınmazların taahhüt edilen tarihte murise devredilmemesi nedeniyle 30/01/2023 tarihinden itibaren şirketleri işletememekten, taşınmazları kullanamamaktan, şirketlerin borca batık hale getirilmesi sebebiyle taşınmazların icraen bedelinin çok altında satışa çıkarılmasından kaynaklı olarak doğan zararın tespiti ile belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000 TL'nin mirasçının payına tekabül eden kısmının temerrüt tarihi 30/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi amacı ile iş bu davayı açmıştır. Mahkemece dilekçeler aşaması tamamlanmadan karar verilmiş ve aşağıda belirtilen gerekçe kısmında mahkemenin görevi konusunda değerlendirme yapılmış, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tespit edilmiştir.
Gerekçe kısmında görevsizlik sebebi ile davanın usulden reddi konusunda açıklamalar yapılmış ancak hüküm kısmında dava şartı noksanlığından yetkisizlik kararı verilmiştir. Mahkemece görevsizlik kararı verilecek ise dosyasının İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi gerekmektedir. Mahkeme kararı bu kapsamda hukuka aykırı olup hüküm ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. ..." gerekçeleriyle istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dava, inanç sözleşmesinin yerine getirilmemesi nedeniyle oluşan zararın tespiti ve kefalet sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde ,"....Mahkemelerin görevi dava konusuna göre belirlenir. İnançlı işlem namı müsteşar İİK 227 ve devamı maddelerine göre açılan sözleşmenin iptali ve muris muvazaası gibi davalarda genel görevli mahkemeler olan Asliye hukuk Mahkemesi görevlidir.Taşınmazlara ilişkin davalarda taşınmaz malın bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir. Taşınmazlara ilişkin yetki kuralı kamu düzeninden olup, mahkemece resen dikkate alınır.Tüm bu sebeplerle davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine, taşınmazların bulunduğu yer olan Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nun 115/2. Maddasi uyannca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemenin Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.Mahmkemece kurulan hüküm ve karar gerekçesinde, inanç sözleşmelerinde görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu belirtilmekle birlikte, taşınmazlara ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu ifadesine yer verildikten sonra, davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine, taşınmazların bulunduğu yer olan Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur..." denilerek, "...Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nun 115/2. Maddasi uyannca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemenin Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine..." şeklindeki ifade ile, hüküm ve gerekçede karışıklığa yol açılmıştır. Kaldı ki, davacının talebi de gayrimenkulün aynına ilişkin olmayıp alacak talebine ilişkindir. Mahkemenin görev hususunun da öncelikle değerlendirilmesi,gerekçe ile hüküm fıkrasının uyum içinde olması,birbaşka ifade ile gerekçe ile hüküm fıkrasının çelişkili olmaması gerekir. Bu nedenlerle, davalıların istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Bu itibarla; davalıların istinaf taleplerinin kabulü ile, HMK m.353/1-a-3 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tüm taraf delilleri toplanarak hüküm kurulması için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.Davalıların istinaf başvurularının kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/05/2024 tarih, 2024/220 Esas, 2024/234 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.Yukarıda belirtilen kapsamda işin esasına girilerek inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davalıların yatırmış oldukları istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 13/11/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.