8. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2082
- Karar No
- 2024/8840
- Karar Tarihi
- 19.11.2024
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- KALDIRILMASINA
8. Ceza Dairesi 2023/2082 E. , 2024/8840 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sorgun Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2020 tarihli talepnamesi ile hükümlü hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca seri muhakeme usulü uygulanması talebi ile açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Sorgun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.12.2020 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca verilen 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, usulüne uygun şekilde itiraz edilmeksizin 12.12.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.05.2023 tarihli ve 2022/13447 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55673 Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55673 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sorgun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2020 tarihli kararı ile sanığın kurusıkı tabanca ile havaya ateş etmek şeklindeki eylemi sebebiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/06/2007 tarihli ve 2007/8-143 esas, 2007/155 sayılı kararında ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16/03/2020 tarihli ve 2019/22598 esas ve 2020/11576 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, silâh vasfında bulunmayan kuru sıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 170/1-c maddesinde tanımlanan, içinde silâh öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığından, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturmayacağı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen ve idarî para cezası yaptırımını öngören gürültüye neden olma kabahati kapsamında kalacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun oluşabilmesi için, eylemin kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmesi yeterli olmayıp, eylemde kullanılan silahın da 5237 sayılı Kanun'un 6ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki tanıma uygun olarak, ateşli silah olması, başka bir anlatımla fonksiyonu itibariyle ateş etmeye elverişli gerçek bir silah olması gerekmektedir. Kuru sıkı tabir edilen gaz tabancaları nitelikleri itibariyle, bu suç açısından silah sayılamayacağından, bu nitelikteki tabanca ile havaya ateş edilmesi eylemi, korku, kaygı veya panik yaratabilecek nitelikte olsa dahi, 5237 sayılı Kanun'un 170 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında değil, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5236 sayılı Kanıun) 36 ncı maddesinde düzenlenen ve idari para cezası yaptırımını öngören "gürültüye neden olma" kabahatini oluşturacaktır.
2.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlünün aşamalardaki savunması, uzmanlık raporu, Mahkemece hükümlünün ele geçmeyen kurusıkı tabanca ile havaya ateş ettiğinin kabulüne göre silah niteliğinde bulunmayan kurusıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlanan ve içinde silah ögesi bulunan suç tipine uygun olmadığı, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 36 ıncı maddesinin birinci fıkrasında tanımı yapılan gürültüye neden olma kabahatini oluşturduğunun anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında idari para cezasına hükmedilmesi yerine genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Sorgun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.12.2020 tarihli ve 2020/299 Esas, 2020/226 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, hükümlü hakkında mahkemece hükmedilen bu CEZANIN KALDIRILMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; "Sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 36 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca 50,00 TL İDARİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.11.2024 tarihinde karar verildi.