11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/4076 E. , 2024/6917 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kurucu ortağı olduğu davalı şirkette %20 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin eğitim kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilin asıl mesleğinin mimarlık olduğunu, diğer kurucu ortakların ise öğretmen olduklarını, 16.11.2018 tarihine kadar yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü ve bu tarih itibariyle istifa ettiğini, şirket ortakları arasında şiddetli geçimsizlik ve husumet olduğunu, karşılıklı ... duygusunun yitirildiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği binanın tadilat işlerini, müvekkilin kendi şirketi aracılığı ile yaptığını, şirketin finansman yapısını düzeltmek için şahsi parasından şirkete borç verdiğini, müvekkilinin eğitimci vasfı olmaması nedeni ile şirketi ticari tecrübesi ile yönetmeye çalıştığını, ancak hiçbir ticari tecrübesi olmayan, sadece öğretmen vasfı bulunan diğer ortakların, buna karşı çıkan tavırları ile kendisini sürekli dışladıklarını, müvekkilinin şirketin yöneticisi olmasına rağmen hangi öğrenciden ne tahsilat yapıldığı ve tahsilatların nerelere ödendiği, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında bir bilgi edinemediğini, bilgi alma hakkının sürekli engellendiğini, öyle ki aidat yatıran öğrenci velilerin paraları özellikle diğer ortaklar tarafından tahsil edilmiş resmi muhasabe kayıtlarına geçirilmediğini ileri sürerek haklı sebeplerle ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine, olmadığı takdirde davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa etmeden önceki dönemde müvekkili şirketin temsil ve ilzama yetkisine sahip yetkilisi olduğunu, davacının şirketi zararlandırıcı işlemleri nedeniyle yönetim kurulunun toplanması için harekete geçildiği esnada davacının istifa ederek şirketi organsız bıraktığını, şirketin borca batık hale gelmesinde kusurlu olduğunu, borçlarını düzenli olarak ödeyen öğrenci velilerinin senetlerinin kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak bedelsiz senetleri takibe koyduğunu, bu nedenle hakkında savcılık soruşturmasının bulunduğunu, senetler nedeniyle menfi tespit davalarının açıldığını, davacının kendi eylemleri nedeniyle şirketi zora soktuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki karşılıklı davalar ve dinlenen tanık beyanlarından; davacı ile davalı şirketin diğer ortakları arasında şirket menfaati için birlikte hareket etme iradesinin ortadan kalktığı, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı, şirketin zararda olması nedeniyle davacının ayrılma akçesi isteyemeyeceği de gözönüne alındığında davacının şirket ortaklığından ayrılmasının şirkete herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, bilakis şirketin işleyişini hızlandıracağı anlaşılmış olup, davacı aleyhine açılan davaların ve soruşturmanın sonucunun da bu davaya bir etkisi olmayacağından davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin gayri faal olup şirketin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketlerde feshi düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 pay sahibinin, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme fesih yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına ya da uygun düşen bir çözüme karar verebileceği şeklinde düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen haklı sebeple fesih davasının esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aradığı, bunlardan ilkinin haklı bir sebebin varlığı, diğerinin ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları gerektiği, davacının şirkette %20 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiği, haklı sebebin varlığının davanın diğer şartı olduğu, haklı sebep yoksa Hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremeyeceği, davacının kurucu ortaklarından olduğu davalı şirketin ilk dönem yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü, yöneticiliği döneminde bilgisi haricinde diğer şirket ortaklarının öğrenci velilerinden tahsilat yaptığı, bu tahsilatların muhasebeye bildirilmediği gibi nerelerde harcandığı, öğretmenlere ne kadar maaş verildiği hususlarında kendisine bilgi verilmediği iddia edilerek bu nedenler haklı neden olarak ileri sürülmüşse de; bu iddianın kanıtlanamadığı gibi davacının kötü yönetiminden dolayı şirketin zarara uğradığının iddia edildiği, bu kapsamda davacı hakkında yönetici olduğu dönemde usulsüz olarak öğrenci velilerinin alınan senetleri kendisine yada ortağı olduğu şirkete cirolayarak bedelsiz senetleri takibe koymaktan dolayı yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve derdest menfi tespit davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, bu nedenlerle 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi gereğince şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığından ispat edilemeyen davanın redddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin feshi için haklı sebeplerinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Dava, haklı sebeplerle şirketin feshi olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, ortaklar arasında güvenin zedelendiği, davacının diğer ortaklarla bir araya gelip karar alamayacağı ve şirketin zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına, ayrılma akçesi talebi yönünden ise reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge adliye mahkemesince davacı hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının bulunduğu gibi takibe konu edilen senetler nedeniyle şirket tarafından davacı aleyhine açılmış ve derdest menfi tespit davasının olduğu, davacının ileri sürdüğü iddiların kendisinin şirketin yöneticiliğini yaptığı döneme ilişkin olması karşısında bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, haklı sebeplerin bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacı aleyhine açılmış olan derdest davaların sonucu beklenip, ona göre davacının haklı sebebi olup olmadığı, kusuru bulunup bulunmadığı, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.