40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO:2023/2207
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:13/04/2023
NUMARASI:2017/996 (E) - 2023/291 (K)
DAVANIN KONUSU:Maddi ve Manevi Tazminat
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/03/2017 tarihinde, davalılardan ...'e ait, ... AŞ'nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu, ...'ın idaresindeki ... plakalı aracı aniden geri geri sürmesi sonucu aracın müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafın tam ve asli kusurlu olduğunu belirterek tedavi-iyileşme giderleri, bakıcı giderleri, kalıcı sakatlık sebebiyle doğan kazanç kaybı/efor kaybı ve estetik zararlara karşılık olmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen; 100.000 TL manevi tazminatın davalılar... ve ...'den müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 28/03/2017'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 05/05/2021 tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini 116.139,67 TL iş göremezlik, 500 TL tedavi gideri ve 15.997,50 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere 132.637,17 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "1-Davacının maddi tazminat davasının 05/05/2021 harçlandırma tarihli dilekçe ile talep edilen tutar üzerinden kısmen kabulü ile, 7.055,21 TL sürekli iş göremezlik, 9.477,41 TL geçici iş göremezlik, 500 TL tedavi gideri ve 2.666,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 19.698,87 TL miktarındaki maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 28/03/2017 tarihinden, davalı ... AŞ yönünden ise 24/10/2017 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, 2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 38.000 TL miktarındaki manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 28/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine" karar verilmiştir.Karara karşı istinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; düz ve tek yönlü akan trafikte akış yönünün tersine geri geri giden davalının davacıyı ezmesi suretiyle gerçekleşen kazada, davacının kendini korumak adına tedbir alması mümkün olmadığı halde davacının %25, davalı sürücünün %75 kusurlu olduğu yönündeki hayatın olağan akışına aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, olayda davalının %100 kusurlu olduğunu, mahkemece yeterli ve gerekçeli hiçbir açıklama yapılmadan, davacının maluliyet oranını %1 olarak tespit eden Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulunun 25/01/2023 tarihli raporunun dosya kapsamında alınan tüm ATK raporları hilafına olmak üzere hükme esas alındığını, ilgili raporun gerek yönetmelik hükümlerine, gerek mezkur dosya içerisinde mevcut delillere ve gerekse hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik gereğince maluliyete ilişkin hazırlanacak özürlü sağlık kurulu raporları için özel usul ve esaslar belirlendiğini, hükme esas alınan raporu hazırlayan kurul üyelerinin uzmanlık alanları belirtilmediği gibi, Yönetmeliğin 6. maddesinde yer alan uzmanlardan da oluşmadığını, raporun Yönetmeliğin 8.maddesinde belirtilen özel bir forma göre de hazırlanmadığını, ayrıca 13.maddesinde özürlülüğün sürekli olup olmadığı ile süreli ise süresinin raporda belirtilmesi gerektiği ifade edilmiş olmasına karşın raporda tespit edilen özürlülüğün sürekli olup olmadığının da belirtilmediğini, bu hali ile raporun açıkça Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, kaldı ki, davacının geçirdiği kazanın ağırlığı, geçirdiği ameliyat ve tedaviler, zarar gören bölgelere vida ve demir takılması, ayak derisinin çürümesi ve diğer hususlar gözetildiğinde davacının maluliyet oranının %1 olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, oysa ATK'nın 27/11/2020 ve 29/01/2021 tarihli raporlarında Çalışma Gücü ve Meslekten Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre müvekkilinin %17,2 oranında meslekten kazanma gücünde kayıp olduğu ve iş göremezlik süresinin 9 ay kadar sürebileceğinin tespit edildiğini, bu ATK raporlarının yönetmelik ve hastane raporlarıyla uyumlu olarak düzenlendiğini ve bu rapor doğrultusunda da 20/04/2021 tarihli aktüerya raporunun tanzim edildiğini, yine mahkemece hükme esas alınan ATK raporunda 2 ay başka birisinin yardımına ihtiyaç duyacağı tespit edilmiş ise de müvekkilinin vida ve demir takılarak yürümesinin sağlanmaya çalışıldığı vakada 2 aylık sürenin yeterli olmayacağının açık olduğunu, müvekkilinin geçici iş göremezlik süresinin tamamında bakıma muhtaç olduğunu, bu itibarla dosya kapsamında alınan 20/04/2021 tarihli aktüerya rapora itibar edilmesi gerektiğini, ilgili raporda maddi gerçeğe uygun olarak davacının hem %17,2 maluliyet oranı üzerinden hem de 9 aylık bakıcı giderlerinin hesaplanmasına ilişkin olarak rapor tanzim edildiğini, nitekim dinlenen tanık beyanlarının da bahsedilen durumu doğruladığını,mahkemece müvekkilinin aylık geliri noktasında delil sunulmadığı yönünde değerlendirmede bulunularak müvekkilinin asgari ücret aldığından bahisle yapılan hesaplamanın kabul edildiğini, oysa müvekkilinin aylık gelirinin tüm delilleriyle ispat edildiğini, mahkemece manevi tazminatın düşük takdir edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; 28/03/2017 günü, davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı ticari taksi ile aniden geri manevra yaptığı sırada, aracının arka tarafında kendisi gibi ticari taksi sürücüsü olan ve ticari aracının yanında yolcu beklemekte olan davacıya otomobilin arka tarafı ile çarpması sonucu davacının yaralandığı anlaşılmıştır.1-Kusura yönelik istinaf itirazının incelenmesi;İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/72464 Soruşturma numaralı dosyasından alınan bilirkişi raporunda; yaya ...'nın tali, sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu tespit edilmiş, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/35 Esas - 2019/269 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 20/04/2021 tarihli raporda; olayda davalı sürücü...'ın % 100 oranında kusurlu olduğu, yaya davacının kusursuz olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece karara dayanak yapılan ve ceza dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile 20/04/2021 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderildiği üç kişiden oluşan bilirkişi kurulundan alınan asıl ve ek raporda; davalı sürücü ...'ın %75 oranında, davacının %25 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.Bilirkişi kurulu raporunun ceza soruşturması sırasında alınan kusur raporuyla örtüştüğü, davalı sürücü ile yaya davacının kaza sırasındaki konumları ve davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, oluşa uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
2.Maluliyet raporuna yönelik istinaf itirazının incelenmesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 54. maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardaki atıf gereğince 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir.Somut uyuşmazlıkta ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 28/08/2020 tarihli raporda; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davacının tüm vücut engellilik oranının % 1 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği; 27/11/2020 ve 29/01/2021 tarihli raporlarda ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak davacının % 17.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş, ilk derece mahkemesince, davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebi bakımından, ATK 2. İhtisas Kurulunun tarafından Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporla belirlenen sürekli sakatlık oranı benimsenerek karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki davada olduğu gibi, TBK'nin 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı KTK'nin 90. maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu belirtilmiş, ayrıca bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'deki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) nolu bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmektedir.Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişinin/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır.Bu durumda mahkemece, davacının maluliyetini Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen ATK 2. İhtisas Kurulunun 27/11/2020 ve 29/01/2021 tarihli raporlarının hükme esas alınması gerekirken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleyen 28/08/2020 tarihli raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
3.Geçici bakıcı giderine yönelik istinaf itirazının incelenmesi; ATK 2.İhtisas Kurulunun 25/01/2023 tarihli raporunda; davacının 9 aylık iyileşme süreci içinde 2 ay başka birisinin yardımına gereksinim duyabileceği belirlenmekle geçici iş göremezlik süresinin tamamında bakıma muhtaç olduğu yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.4-Gelire yönelik istinaf itirazının incelenmesi;İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının asgari ücret düzeyinde ve gelirinin 4.000 TL olduğu duruma göre seçenekli hesap yapılmış, mahkemece davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.Dava dilekçesinde davacının ticari taksi şoförü olduğu, 4.000-4.500 TL aylık kazanç elde ettiği ileri sürülmüş, bu hususu ispat için emsal araştırması deliline dayanılmıştır.Dosyaya gelen SGK yazısında davacının, 01/05/2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı, emeklilik sonrasında, kaza tarihi olan 28/03/2017 tarihinde ve sonrasında çalışması bulunmadığı bildirilmiştir.Emsal gelir araştırması kapsamında mahkemece İstanbul Otomobilciler Esnaf Odasından alınan yazı cevabında bahsi geçen kazançla ilgili oda tarafından kayıt tutulmadığı bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan ... imzalı 11/11/2019 tarihli belgede davacının...'e ait ... ticari taksi plakasında çalıştığı ve 5.000 TL maaş aldığı bildirilmiştir.Mahkemece; davacının sosyal ve ekonomik durumunun belirlenmesi amacıyla yaptırılan kolluk araştırması cevabında davacının aylık 3.500 TL geliri olduğu, bunun dışında 1.300 TL emekli maaşı olduğu belirlenmiştir. Mahkemece davacının gelirinin ne kadar olduğunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi amacıyla dosya içeriğinde yer alan delillere göre ilgili meslek odasından davacının aylık kazancının ne kadar olabileceğinin tekrar sorulması, belirlenen gelire göre ve davacının maluliyetini Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirleyen ATK raporu esas alınmak suretiyle davacının kusuruna göre % 25 oranında tazminattan indirim yapılarak ayrıca davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinafa cevap dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararından sonra yapılan ödeme ile birlikte davacı tarafa toplam 87.721,92 TL ödeme yapıldığı ileri sürüldüğünden varsa yapılan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle daha önce rapor düzenleyen aktüer bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın kaldırılma gerekçesine göre davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07/11/2024