43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1763
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:06/09/2024
NUMARASI:2024/497 Esas (Derdest)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
TALEP
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı şirketin talep ve başvurusu üzerine 2022 yılının sonlarından itibaren, davalı şirkete uluslararası taşıma hizmetleri sunmaya başladığını, bu hizmetlerin karşılığında 2024 yılının başlarına kadar düzenli şekilde ödendiğini, 2024 yılının başlarında ise daha öncesinde hiç talep etmediği hacimlerdeki taşımalar için hizmet talep ettiğini ve bir anda büyük bir ticari büyüme gerçekleştirecekmiş gibi 22 gün içinde üst üste hizmet almaya başladığını ve bu kısa süre içinde davacı şirkete cari ekstresinde daha önce ulaştığı en yüksek rakamın dahi 8 katına ulaşan bir borç bakiyesi elde ettiğini, bu tarihler arasında ufak ufak ödemeler alınsa da, bu ödemelerin dikkat çekmemek adına yapıldığının sonrasında anlaşıldığını, bir kısım ödemelerden sonra kalan 72.318,60-USD için iletişime geçildiğinde davalı şirket yetkilisinin davacı şirketi bir süre oyaladığını, bir noktadan sonra ise mali durumlarının çok kötü olduğu ve borçları ödemeyeceklerini beyan etmeye başladığını, kısa sürede gerçekleştirdikleri bu ticaretlerden gelen gelirlerin akıbeti konusunda da hiçbir bilgi vermeden iletişimi kestiklerini, sonrasında sektörel çevreden şirketin iflas başvurusunda bulunacağı, şimdiden şirkete ya da yetkililere ait malvarlıklarını usulsüz şekilde üçüncü şahıslara devrettiği ve şirketi borçlandırdıkları istihbar edildiğini, kişilerin kendilerine ulaşmalarını engellemek amacıyla şirket merkezlerinin adreslerini değiştirdiklerini ve tüm iletişim yollarını kapattıklarını tespit ettiklerini ayrıca adres değişikliği ile olası icra takiplerinin semeresiz bırakılmak niyetinin de açık olduğunu, ilgili adresin, ticari faaliyetin yürütülebileceği bir yer olmadığını, boş bir arsa olduğunu, davalı şirketin, davacı şirket ve kuvvetle muhtemel diğer bazı şirketlerden yüklü şekilde hizmet aldığını, bu hizmetlerden kazandıkları paralarla amacına ulaştıklarını ve şirketin içi boşalttıklarını, bunun önüne geçmek adına davacı şirketin alacağı için borçlunun borcunu karşılayabilecek derece de taşınır, taşınmaz malları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları, banka hesapları üzerine teminatsız olarak, ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 06.09.2024 tarihli ara karar ile "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine açılan ... sayılı dosyasındaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, dava dilekçesi okunmuş, sunulan bilgi ve belgeler uyarınca tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği hususunun yargılamayı gerektirdiği, faturaların alacağın varlığını yaklaşık ispata elverişli olmadığı, cari hesap mutabakatının da sunulmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sundukları e-posta yazışmalarından görüleceği üzere müvekkil şirket yetkilisi ... tarafından 29.04.2024 tarihi saat 15:59'da davalı şirketin tek yetkilisi ...'e gönderilen e-postada "... hanım merhaba, Yönetim onayı ile evraklarınızı teslim ettik. 17.04.2024 tarihinden beri ödeme gelmedi.Vadesi dolan bakiyenizin ödemesi ile ilgili bilgi vermenizi önemle rica ederim. " şeklinde mevcut durum ve 72.318,60 USD tutarındaki borç bilgisi iletildiğini, ... tarafından 30.04.2024 tarihinde saat 07:52'de gönderilen e-postada ise "... Hanım Cenaze sebebi ile yoktum az önce geldim bakiyeniz Cuma gününe kadar kapatılacaktır." şeklinde cevap verildiğini, görüleceği üzere gerek sunulan hizmet gerekse davalının 72.318,60 USD kadar borçlu olduğunun davalı şirket yetkilisi tarafından kabul ve ikrar edildiğini, davaya konu cari hesap kaynaklı alacağın dayanağını teşkil eden usulüne uygun düzenlenmiş e-faturaları davalıya sistem üzerinden tebliğ ettiğini ve hiçbirisine itiraz etmediğini, hiçbirini iade etmediğini, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının devamında davalı şirket yetkilisine defalarca kez ödeme hatırlatıldığını, davalı şirket yetkilisinin ise farklı sebeplerle ve kimi zaman gerçekdışı beyanlarla müvekkil şirketi oyaladığını, bu sebeple İcra İflas Kanunu madde 257 de düzenlenen ihtiyati haciz şartları davalı şirket açısından oluşmuş olduğunu, davalı şirketin yalnızca 22 gün içinde daha önce hiç ulaşmadığı kadar yüksek bir bakiyeye ulaşması, bu hacimde işlemler gerçekleştirdikten sonra ekonomik açıdan ödeme gücünün olmadığını beyan etmesi, adres değişikliği gerçekleştirmesi, yerel mahkemenin her iki tebligatının da davalı şirkete tebliğ olmayıp muhtara tebliğ edilmesi, sektörde davalı şirketin iflas başvurusunda bulunacağı yönünde söylemler olması gibi sebeplerle davalının ticari ve ekonomik durumunun belirsizliği açık olup, davalı şirketin varlığını kabul ettiği ve muaccel olan dava konusu alacaklarına ilişkin olarak İİK madde 257 ve yargıtay içtihatları uyarınca ihtiyati haciz koşullarının gerçekleştiğinin sabit olduğunu beyanla öncelikle teminatsız olarak, bunun mümkün olmaması halinde uygun görülecek bir oranda teminat karşılığında ve alacak tutarı oranında; davalı şirketin tüm hak ve alacakları ile taşınır - taşınmaz malları ve banka hesapları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz konulması taleplerinin olduğunu beyanla usule ve yasaya aykırı, eksik incelemeye dayanan İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/497 E. sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebimizin reddine dair verilen 06/09/2024 tarihli ara kararının istinafen incelenmesine ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.11.2015 2015/12949 E., 2015/12407 tarihli kararı uyarınca da haklı istinaf taleplerinin kabulüyle, yerel mahkemece haksız ve dayanaksız olarak verilen ihtiyati haciz talebinin reddi kararının kaldırılmasına; dava sonuna kadar ihtiyati haciz konulması taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep; cari hesaptan kaynaklanan alacak nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkin derdest davada, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemidir.
İlk derece mahkemesince 06.09.2024 tarihinde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.2004 sayılı İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. (Yargıtay 19. HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K) Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde cari hesabı, e faturalar ve mail yazışmalarının dayanak olarak sunulduğu, ancak davacı tarafça sunulan belgeler içerisinde taşıma hizmetinin verildiğine ilişkin karşı taraftan sadır olmuş bir kayıt bulunmamaktadır. Davacı mail yazışmalarıyla da alacağını yaklaşık olarak ispatlayamamıştır. Bu haliyle ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği tarih itibariyle ihtiyati haciz verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1.İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024