7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/24224 E. , 2013/20859 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi Davalılar : 1-...
2.... vekilleri Av.... Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davaılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekili davacının davalılara ait işyerinde 1999 yılından itibaren çalıştığını, 27/08/2008 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, haftanın 6 günü 08.00-19.30-20.00 saatleri arasında çalışarak fazla mesai yaptığını, genel tatil günü olan ulusal bayramlarda çalıştığını, yıllık izinlerini kulanmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili ibranameden anlaşıldığı üzere davacının istifa ederek ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, fazla mesai, milli bayram- genel tatil günlerinde çalışma ücretlerinin ve yıllık izin ücretinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece ibraname nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 16/0/2/2012 tarihli ilamı ile özetle “...Davacı asil 18.06.2009 tarihli duruşmada belgenin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, işe girerken kendisine bir kağıt imzalattıklarını, bir de çıkarken maaş alabilmek için bir kağıt imzalattıklarını belirtmiştir. Davacının beyanları ve davalı tarafından sunulan tarihsiz ibraname değerlendirildiğinde ibranamenin iş ilişkisi sona erdikten sonra verildiği açıkça anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davacının delilleri toplanarak talepleri doğrultusunda araştırma yapılıp karar verilmesi gerekirken tarih içermeyen ibranameye itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma kararına uyan mahkeme tarafların delillerini toplamış, bilirkişiden rapor aldıktan sonra davanın kabulüne karar vermiştir.
Davacı vekili davacının fazla mesai yaptığını iddia ederek fazla mesai ücreti talep etmiştir.
Mahkemece davalı tanık anlatımlarına göre davacının 08.00-18.00 saatleri arasında haftanın 6 günü 1 saat ara dinlenme ile haftalık 54 saat çalışıp 9 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek hesaplanan fazla mesai ücreti hüküm altına alınmıştır.
Davacının iddiasını ispat için dinlettiği tanık davacı ile birlikte sürekli çalışan, iş yerinin ve davacının çalışma düzenini bilen bir kişi olmayıp ara sıra işyerine gelip giden bir kişidir. Bu nedenle beyanına itibar edilmesi mümkün değildir. Ancak davalı tanıklarından Kemal Sönmez işyerinde haftanın 6 günü 08.00-18.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ile çalışıldığını beyan etmiştir.
Bu nedenle davacı yararına bu tanığın beyanındaki gibi 08.00-18.00 saatleri arasında 1, 5 saat ara dinlenme tenzili ile haftalık 6 saat üzerinden fazla mesai ücretinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3.Davacı vekili bozma kararı sonrası ıslah dilekçesi vererek dava konusu ettiği kimi alacakların miktarını arttırmıştır.
Davalı vekili süresinde yapılmayan ıslaha itiraz etmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan ıslaha itibarla alacaklar hüküm altına alınmıştır. Mülga 1086 sayılı HUMK'nun 84.maddesindeki hüküm 6100 sayılı HMK'nun 177.maddesinde aynen korunmuş ve ıslahın ancak tahkikat tamamlanıncaya kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır. YİBBGK'nun 04/02/1948 tarih ve 1944/10 Esas ve 1948/3 Karar sayılı kararında da bozma sonrası ıslahın mümkün olmadığı kesin bir şekilde belirtilmiştir.
Bu itibarla bozmadan sonra yapılan ıslaha itibarla arttırılan miktarlar üzerinden alacakların hüküm altına alınması isabetsiz olmuştur.
4.Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yasanın 225'nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Somut olayda; davalılar vekili delil listesinde “yemin” deliline dayandığından davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalılar vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.