7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/20166 E. , 2013/17372 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekili davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, fazla mesai yaptırılmasına rağmen ücretinin ödenmediğini; "hem asgari ücretin altında ücret ödendiğini hem de fazla mesai ücretlerinin verilmediğini" söylemesi üzerine ustasının "elindeki işleri bırak çek git" diyerek bağırdığını ve müvekkilini işten attığını; 11.01.2012 tarihinde hasta olması nedeniyle rapor aldığını; davacının işten kovulduğunun işyerinde herkesçe duyulduğunu iddia ederek ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davacının 10.02.2012 tarihinde hasta olduğunu söyleyerek doktora gitmek için izin aldığını ve izinli olarak işten ayrıldığını; 11.01.2012 tarihinde işyerine gelip rahatsızlığı nedeniyle aldığı 11.01.2012- 20.01.2012 tarihleri arasında raporlu olduğuna dair işgöremezlik belgesini gönderdiğini; müvekkili şirketin raporla ilgili işlemleri yaptığını, hiçbir şekilde akdi sonlandırmadığını; ancak davacının rapor süresi içinde 12.01.2012 tarihli ihtarnameyi gönderip tamamen kötüniyetli olarak işten atıldığını iddia edip işçilik alacaklarının iki gün içinde ödenmesini istediğini raporun bitiminde işe gelmemesi üzerine 23-24-25-26-27 Ocak 2012 tarihlerinde devamsızlık formları düzenlendiğini; davacının işten kovulduğu iddiasının gerçeklerden uzak olduğunu; 45 saati geçmeyecek şekilde çalıştığını, fazla mesai alacağı bulunmadığını; işe giriş ve çıkışlarda kart okutulduğunu, bu kayıtların incelenmesi ile de fazla mesai yapılmadığının anlaşılacağını, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işverenin 23-24-25-26-27 Ocak 2012 tarihli devamsızlık tutanaklarını dosyaya sunarak, 25 ve 26 Ocak 2012 tarihli ihtarname ile davacıya devamsızlık yaptığını, işe başlamadığı takdirde iş akdinin feshedileceğinin bildirildiği, davacıya ödenmeyen fazla mesai ücretinin olduğu, fazla mesai yapılmasına itiraz eden bir işçinin işveren tarafından işten çıkartılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve fazla mesaiye kalan ve fazla mesai ücreti ödenmeyen davacının iş yerini terk etmek suretiyle iş akdini feshettiği, bu durumun davacı yönünden haklı neden oluşturduğu, devamsızlık tutanaklarının davacının iş akdini feshetmesinden sonra düzenlendiği ve bu nedenle dikkate alınamayacağı, 6 yıldan fazla kıdemi bulunan bir işçinin sebepsiz ve tazminat hakkına engel olacak şekilde iş akdini feshetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacıya kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği, diğer taraftan haklı nedenle dahi olsa iş akdini fesheden tarafın ihbar tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile fazla çalışma ücreti isteğinin kabulüne, ihbar tazminatı isteğinin ise reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedilip feshedilmediği, işçinin kıdem tazminatı ile birlikte ihbar tazminatına da hak kazanıp kazanmadığı konusundadır.
Mahkeme tarafından iş sözleşmesinin fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile davacı işçi tarafından haklı olarak feshedildiği kabul edilmiş ise de gerek tanık anlatılarından, gerekse davacının feshin hemen akabinde almış olduğu işgörmezlik raporu ile çekmiş olduğu ihtarnameden iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedilmiş olması nedeni ile davacının ihbar tazminatı isteğinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
3.Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, davalı işveren tarafından dosyaya sunulan davacının çalıştığı dönemi kapsayan işe giriş çıkış saatlerini gösterir kayıtlar sunulmuştur. Bilgisayar çıktısı olarak dosyaya sunulan giriş çıkış saatlerini gösterir kayıtların düzenli ve ayrıntılı tutulduğu görülmekte ise de, kaydın tutulma şekli dikkate alındığında davacı işçinin imzasının olmasının mümkün bulunmaması nedeni ile söz konusu kayıtların işveren tarafından neye dayanılarak, ne şekilde düzenlendiği, giriş çıkış saatlerini belirleyen sistemin ne olduğu, gerçeği yansıtıp yansıtmadığı araştırılıp, gerçeği yansıttığının belirlenmesi durumunda fazla çalışmanın olup olmadığının söz konusu kayıtlara dayanılarak belirlenmesi yerine, tanık beyanlarına dayanılarak belirlenmesi doğru değildir. Eksik inceleme ile fazla çalışma ücreti isteğinin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. O halde taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.