7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/22047 E. , 2013/17561 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 102 ada 201 parsel sayılı 751,37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı-davacı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazineye kalan yerlerden olduğunu,edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava ve temyize konu 102 ada 201 parsel ile dava konusu 102 ada 197 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak davacı ... ise miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 102 ada 157 parsel sayılı taşınmaza yönelik ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda ;davanın kısmen kabulüne , dava ve temyize konu 102 ada 201 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, dava konusu 102 ada 197 parsel sayılı taşınmazın mera niteliği ile özel siciline yazılmasına ,102 ada 157 parsel sayılı taşınmazın ise 356,77 m2 yüzölçümündeki bölümünün mera niteliği ile özel siciline yazılmasına ,geriye kalan 10169,14 m2 yüzölçümündeki bölümünün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı- davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 102 ada 201 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı gibi davacı Hazine dayanağı Aralık 1962 tarih 253 sayılı tapu kaydı ile dayanağı haritasının taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Dava ve temyize konu 102 ada 201 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazine'nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 253 sayılı tapu kaydı ile dayanağı haritası kapsamında kalmadığı gibi taşınmazın toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan komisyon paftalarında Hazine adına tespit edilen taşınmazlar içinde de yer almadığı,ayrıca taşınmazın kanunları uyarınca Hazine’ye kalan yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir.
Ne var ki; dava ve temyize konu 102 ada 201 parsel sayılı taşınmaza komşu 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın öncesinde mera niteliği ile tespit edildiği ancak komisyon kararı ile malik hanesinin boş bırakıldığı gözetildiğinde somut olayda mera araştırmasının yapılması zorunlu olup dosya içine getirtilen bilgi ve belgelerden taşınmazın bulunduğu bölgede 1962 yılında mera tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için taşınmaz başında yapılan keşif esnasında mera tahsis haritası ve eki belgeler yerine yerel bilirkişi marifeti ile taşınmaz başında uygulamalı olarak usulünce uygulanmamış,keşif sonrasında esas raporunu sunan fen bilirkişiden başkası olacak şekilde ara karar ile mera tahsis kararı ve haritası yönünden uygulama yapılmak üzere başka bir bilirkişiden ek rapor almakla yetinilmiş ve fen bilirkişinin büro uygulamasına dayalı olarak verdiği bu ek rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde karar oluşturulmuştur. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamayacağı gibi sadece büro uygulaması ile sağlıklı bir sonuca varılamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı ve sadece büro incelemesine dayalı değil taşınmaz başında yapılacak olan uygulamaya dayalı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, mera tahsisinin yapıldığı gün ile kadastro tespitin yapıldığı gün arasında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçip geçmediği mera tahsisi ile ilgili yönetimsel işlemin kesinleşip kesinleşmediğinin, iptali için idari yargı yerinde yasal süresinde bir dava açılıp açılmadığı açılmış ise sonuçlanıp hükmün kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 46/1, 16/B ve 18. maddeleri hükmü eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı- davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,28.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.