44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/887 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 03/03/2022
NUMARASI: 2020/72 E. - 2022/53 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin günlük hayatın vazgeçilmezi haline gelen imgeleri (emoji) çim adamla buluşturup bir tasarım elde ettiğini ve ... tescil numaralı "..." ibareli markayı tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." markasını taşıyan tasarıma sahip emojili çim adamları yıllarca ürettiğini ve sattığını, davalının dava konusu ürünün tüm içeriği, işçiliği ve gerekli materyallerin kullanımı hususunda müvekkilinden gerekli bilgileri alarak müvekkilinin tescilli ürününü kopyalayıp satışa sunduğunu, tasarımı müvekkiline ait olan tescilli ürünün çok rağbet görmesi davalı tarafın bu ürünü kendi adına piyasaya sürmesine ve gelir elde etmesine olanak sağladığın, davalının bu eyleminin müvekkilinin tasarımdan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin önlenmesini, durdurulmasını, şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini, davalının elindeki taklit ürünlerin ve bunların üretiminde kullanılan araç ve makinelerin toplatılmasını, bu ürünlerin, araç ve makineler üzerinde müvekkili lehine mülkiyet hakkı tanınmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 04/02/2022 tarihli dilekçesi ile, 100,00 TL olan maddi tazminat talebini 14.l96,00 TL olarak ıslah edip, harcını yatırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesi dilekçesi ile, müvekkili şirkete en yakın kapıcı ...'dan sorulduklarında, müvekkiline yapılan tebligatın muhtara verildiğini öğrendiklerini, müvekkili şirketteki hiçbir çalışanının ...'yı tanımadığı gibi müvekkili şirketin adresinin de kapalı olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğunu beyan etmiştir. Başkaca cevap vermemiştir. Yargılama aşamasında ise davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli ... (1) , (6), (10) ve (14) numaralı tasarımlardan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin önlenmesine, durdurulmasına, tecavüz teşkil eden davalı ürünleri ile münhasıran bu ürünlerin üretiminde kullanılan kalıplara el konularak davacıya mülkiyet hakkı tanınmasına, toplam 14.196,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin bir gazete ile ilanına, " karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili şirketin işe başlama tarihinin 04/11/2015 olduğunu, 2016 yılında dava konusu oyuncaklara ilişkin herhangi bir satışları bulunmadığını, Müvekkili şirketin davacı şirkete dava konusu malları fason ürettirip satmaya başladıkları tarihin 2018 ve 2019 yılları olup, kendi tasarımlarını yapıp satma tarihinin ise 2019’un Ekim ayı olduğunu, o tarihten öncesinde ...’ün (davacı şirket sahibi) ürününün satışını yapan ... plastikten alım satım yaptıklarını, ... plastikten alınan ürünler sadece internet ortamında satışa sunulduğunu, Müvekkili şirketin Ekim 2019 tarihine kadar dosya ekinde fotoğraflarına yer verilen ve ücretini ve tasarımını sadece kendisinin karşıladığı kutu ve görsellerle ...’e fason olarak yaptırılan ürünleri sattığını ancak Ekim 2019 sonrası kendi tasarımını üretmeye ve satmaya başladığını, Müvekkili şirketin ilgili dönemlerde, davacı şirkette (... plastik aracılığıyla) fason olarak müvekkili şirketin kendi etiketiyle ürün yaptırıp asetat kutulu olarak da sattığını, davalı müvekkilinin fiyatta anlaşamadığı ve zarara uğradığı için artık imalatı da kendisinin yapması gerektiğine karar vererek durumu davacı ...'e bildirdiğini, Davalı müvekkilinin 2019 yılının Ekim ayında kendi tasarımını üretmeye ve satmaya başladığını,
Davacı tarafın tasarım tecavüzü iddiasına bilirkişi raporunda sadece benzer üründür şeklinde bir tespit yapıldığını, Bilirkişinin sadece dosyadaki fotoğraflara bakarak bir tespitte bulunduğunu, taleplerine rağmen fiziki bir inceleme gerçekleştirilmediğini sadece fotoğraflara bakılarak oluşturulan rapora istinaden aleyhlerine hüküm kurulduğunu, dosyadaki fotoğraflarla taraflarına ait web sitesindeki fotoğraflar karışık bir şekilde yapıştırıldığından sadece taraflarının ürünlerini göstermediğini, bu karışık fotoğraflardan bilirkişi tarafından nasıl bir tespit yapıldığının anlaşılamadığını, Bilirkişi incelemesinde, dosya konusu ürünler hakkında çelişkili ifadeler olduğunu, "Emojilerin yüz ifadeleri ile ifadeyi oluşturan kaş, göz, burun, ağız vb. gibi ögelerin, biçimleri, oranları ile farklılaşmakta ve ayırt edici nitelik kazanmaktadır. Karşılaştırılan tasarımlarda yer alan ürünler üzerinde mutlu, utamış, kızgın, gülmekten katılan gibi ifadeleri yer verilmiş olup, tasarımlarda ayırt edici niteliği sağlayan ve yukarıda tanımlanmış öğelerin gerek biçimlerinin gerekse oran, renk, yerleşim gibi özelliklerinin benzer olduğu görülmüştür." ifadeleri yer aldığını, Dava konusu ürünlerin ayırt edici özelliklerinin ve ürünlerin farklılaştığı konusunda tespit yapılmasına rağmen raporun sonuç kısmında "benzer olarak algılandıkları" kanaatine varılmasının çelişki yarattığını, raporun yetersiz olduğunu, üç boyutlu taşınabilen cisimlerin incelemesini dosya içindeki görsellerden yapmanın ayırt edici özelliklerini bulmayı engellediğini, -dava konusu ürünün yeni olmadığını, davacının ürünleri 18.05.2018 tarihinde tescil ettirdiğini, ancak bu ürüne benzer nitelikte ürünlerin yıllardır gerek yurt içinde gerekse yurt dışında satıldığını, -Müvekkili şirketin ürününün topraklı ve tohumlu ekim kiti olduğunu,
Davacı tarafın ürünleri ise hazır ürün olup, kit olmadığını ve toprak yerine elyaf kullanıldığını ve bunlar plastik bir aparata tül benzeri bir madde ile sıkıştırıldığını, iki ürün arasında boyut olarak ve kalıp olarak da belirgin farklar olduğunu, Renk olarak davacı taraf civciv sarısı (emoji kafası) kullandığını, müvekkili şirketin ise 12 çeşit farklı ürünü bulunduğunu, sarı renkte herhangi bir ürünü bulunmadığını, ürünleri 8 adet turuncu, 1 adet yeşil, 1 adet pembe, 2 adet mavi renkte ve farklı karakterler kullanıldığını,
Davacı taraf sarı ürününe en yakın turuncu üründür ancak o da ciddi anlamda farklılık gösterdiğini, bu karakterler sadece karakter olması hasebiyle benzetebilir ancak ürünlerde kullanılan figürlerin davacı taraf ürününe hiçbir benzerliği bulunmadığını,
Davacı tarafın ürünlerinin tescilli olduğu gibi, müvekkili şirketin tasarımları da tescile başvurmuş ancak dünyada birçok yerde benzer ürünler üretildiği için yenilikçi olamayacağından uzmanlardan alınan fikirle başvurudan vazgeçilmiş olduğunu Müvekkil şirketin ürünleri kutuludur ve ürettikleri ilk günden bu yana kutulu satılmaktadır ve kutu tasarımlarının müvekkil şirket tarafından yaptırıldığına ilişkin kanıtlayıcı belgeler ekte sunulduğunu, davacı tarafa fason olarak yaptırılıp satılırken dahi ... markasıyla yine kutulu olarak satıldığını, fason olarak davacı şirkete yaptırılırken bile müvekkili şirket kendi markasını basarak ve kutulayarak satış yaptığını, Davacı şirketin ise bu anlamda kutu tasarımı bulunmadığını,
Davacı tarafın ürünlerinin davacı taraf tarafından kutulu değil her zaman asetat kaplı kutu benzeri malzeme ile satıldığını, ürünlerin farklı olduğunu, iki ürünü karşılaştırmak için kullanılan fotoğrafların karışık bir şekilde yapıştırıldığından dolayı böyle bir sonuca varıldığını, Müvekkili şirketin eski fason üretimdeki ürünleri, kutuları ve yeniler ve karşı tarafın ürünleri ayırt edilemediğini, -davacı tarafın iddia ettiği kalitesiz mal üretimi nedeniyle uğranılan zarar iddiasının da mesnetsiz olduğunu, Müvekkili şirketin yurt dışına da satış yaptığından zaten yurt dışı kalite standartlarına uygun ürünler üretip sattığını, -Davacı taraf tarafından yoksun kalınan hesabın hesaplanmasında c şıkkı yani “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” seçildiğini, daha önce aralarında fason anlaşması bulunan ve sonradan ürünü tescil ettirerek üretime başlayan davacı tarafla, tescil başvurusunda bulunmuş ancak vazgeçmiş olan Müvekkili arasında herhangi bir marka veya tasarım tecavüzünden bahsetmek olası olmadığı gibi, kendi tasarımı ürününü üretmek için eskiden fason yaptırdığı firmadan lisans almasının da gerekmediğinden karşı tarafın bu tazminat isteğinin de mesnetsiz olduğunu, maddi ve manevi tazminat talebinin de dayanaktan yoksun olduğunu, ekte Yargıtay kararları sunduklarını, -tebligata ilişkin itirazlarının da yeniden incelenmesi gerektiğini bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait dava konusu edilen tasarımın Türk Patent ve Marka Kurumunda 18/05/2018 başvuru tarihli “...” markasının ... numarası ile tescil ettirdiği, ayrıca davacıya ait ...,..., ...,... nolu tasarım tescillerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafa ait olduğu iddia edilen www...com/ adresinde yer alan ürün görselleri dosyaya delil olarak sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 01/10/2021 tarihli raporda, davacı taraf adına tescilli tasarımlar ile davalı tarafa ait olduğu iddia edilen ve dava dilekçesinde yer alan ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları, mali yönden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, davalının 2019 yılı başından itibaren ... Plastik - ...’dan, “..., .., ..., ..., ..., ...” açıklaması ile satın aldığı ... markalı ... tasarımlarına ilişkin ürünlerin, 30.10.2019 tarihine kadar satışını yaptığı, 30.10.2019 tarihinden itibaren kendisinin imal ettiği ve satış faturalarında “...” açıklamasına yer verdiği dava konusu ürünlerin satışına başladığı ve 24.02.2020 dava tarihine kadar olan dönemde dava konusu ürünlere ilişkin yurt içi ve yurt dışı satışlarının KDV hariç toplam 714.788,78 TL olduğu, davacının dosyaya ibraz ettiği örnek “İşbirliği ve Lisans Sözleşmesi”nin, ... - ... ile ... Plastik - ... arasında 20.05.2018 tarihinde imzalandığı ve sözleşmede imzası bulunan ... Plastik - ...’ın, davalının 2019 yılında ... (...) ürününü satın aldığı işyeri sahibi olduğu, örnek lisans sözleşmesindeki lisans bedelinin ödendiğine dair belge ibraz edilememiş olduğundan, davalının cirosu üzerinden lisans bedeli hesaplaması yapılması gerektiği kanaatine varıldığı, ancak dava konusu “...” ürünü ile ilgili emsal lisans oranlarına ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamadığından ve emsal lisans bedeli oranı tespit edilemediğinden, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş olan %1 ile %4 arasındaki lisans bedeli oranlarından, yaklaşık 4 ay kullanım süresi de göz önünde bulundurularak takdiri Mahkeme’ye ait olmak üzere % 2 lisans bedeli oranının uygulanması ile davacının SMK 151/2-c seçeneğine göre isteyebileceği maddi tazminat tutarının 14.296,00 TL olarak hesap edildiği, örnek lisans sözleşmesindeki lisans bedelinin ödendiğine dair belge ibraz edilememiş olmasına rağmen, söz konusu sözleşmedeki 3 yıllık lisans bedeli karşılığı olan 100.000,00 TL dikkate alınarak, davalının yaklaşık 4 aylık kullanım süresine göre hesaplama yapılacak olursa, davacının SMK 151/2-c seçeneğine göre isteyebileceği maddi tazminat tutarının 11.112,00 TL olarak hesap edilmiş olmasının, davalının cirosu üzerinden %2 oranında emsal lisans bedeli hesap edilmesinin uygun olduğunu gösterdiği belirtilmiştir.
Davalı vekilinin rapora itirazı ve davacı tarafça birden fazla tasarım tesciline dayanıldığından, hangi tasarım yönünden ihlal olduğunu net gösterir önceki bilirkişi heyetinden ek rapor tanzimi istenmesine karar verilmiş olup, heyet tarafından hazırlanan 18/01/2022 havale tarihli ek raporda sonuç olarak, dava dosyası kapsamında ek rapor hazırlama görevi için yapılan incelemede çalışır bir CD’nin sunulmadığı, dava dosyasına sunulan USB bellek içeriğinde ses kaydının yer aldığı, bu sebeple değerlendirmenin dosya kapsamında sunulan diğer deliller üzerinden yapıldığı ve davacı tarafa ait ... (1), (6), (10) ve (14) numaralı tasarım tescilleri ile davalı tarafa ait olduğu iddia edilen ve dava dilekçesinde yer alan ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları belirtilmiştir. Dosya kapsamına sunulan lisans sözleşmesinden; davacı ile dava dışı lisans alan ... Plastik-... arasında 20/05/2018 tarihli Lisans Sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin davada önce delil tespiti yaptırmadığı, dosyaya ürün örneği sunulmadığı, dava dilekçesi içeriğinde davalı tarafça ...'e üretildiği ileri sürülen ürün görsellerine yer verildiği, dava dilekçesi ekinde ise ...'de ve ... Markette diğer alışveriş sitelerinde satışa sunulduğu ileri sürülen ürün görsellerinin sunulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı tarafça internet sitesinde satışa sunulan ürün görsellerinin tespit edildiği, dava dilekçesi içeriğinde yer verilen ürünler ile dilekçe ekindeki görsellerle karşılaştırma yapıldığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin 20/10/2018 tarihli rapora itiraz dilekçesinde; 2019 Ekim ayına kadar dosya ekinde fotoğraflarına yer verilen ve davacıya fason olarak ürettirilen ürünleri sattığını, Ekim 2019 tarihinden sonra kendi tasarımını üreterek satmaya başladığını, müvekkilinin eski fason üretimindeki ürünlerin kutuları ve yenilerin karşı tarafın ürünlerinin karışık şekilde bilirkişilere verildiğini ileri sürdüğü, bilirkişilerden alınan ek raporda da; dava dilekçesi içeriğinde davalıya ait olduğu davacı tarafça ileri sürülen ürün görselleri üzerinde inceleme yapıldığının beyan edildiği anlaşılmıştır. Davacı ve davalı tarafça aralarındaki fason üretim anlaşması ile davalının davacıdan ürün satın alarak satışa sunduğu, anlaşmanın davalı tarafça Ekim 2019 tarihinde sona erdiği kabul edilmekle, bu tarihten sonra dava tarihine kadar, tescilli tasarımların benzerlerinin davalı tarafça taklit edilerek satışa sunulduğuna dair davacı tarafça dosyaya kanaat verici delil sunulmadığı, bilirkişilerce davalının internet sitesinde yapılan incelemede davacı tasarımlarının benzerlerinin bulunmadığının anlaşıldığı, bilirkişi raporunda ürünlerin davalı tarafça ve fason üretim sözleşmesinin sona ermesinden sonra üretildiğinin ispatlanamadığı, aidiyet tespitinin yapılamadığı anlaşılmakla, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.