Esas No
E. 2023/1331
Karar No
K. 2024/1917
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2023/1331 Esas

KARAR NO: 2024/1917 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:13/12/2022

NUMARASI:2017/334 E. - 2022/211 K.

DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)

KARAR TARİHİ: 18/12/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; şarap sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin TPE nezdinde 1982 yılından beri ... sayı ile tescilli "...", 1983 yılından beri ... sayıl ile tescilli "...", 1995 yılından beri "...", 1994 yılından beri "...", markaları ile, ... sayılı "...", ... sayılı "safran", ... sayılı "...", ... sayılı "...", ... sayılı "... ", ... sayılı "...", ... sayılı "...", ... sayılı "... +Şekil" markalarının sahibi olduğunu, davalı firmanın yöneticisi ... ...'ın aynı zamanda müvekkili şirketin hissedarı olduğunu ve 556 sayılı KHK'ya aykırı olacak şekilde müvekkilinin tescilli markalarını ve etiketlerini kullanarak tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu, iltibasa neden olduğunu, ayrıca fatura, antet, ambalaj ve diğer evraklarında da "..." markasını iltibas oluşturur şekilde kullandığını, davalı yana Beşiktaş ... Noterliğinin 18/05/2015 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek haksız kullanıma son vermesini talep ettiklerini, davalının ihtarnameye cevap vermeyerek haksız kullanıma devam ettiğini, davalı şirketin yetkilisi ... ...'ın hem müvekkili şirketle, hem de ortağı olduğu davacı şirketle imza altına aldığı 23/10/2007 tarihli marka kira sözleşmesini noterde müvekkili şirketin menfaatini gözardı ederek tek başına imza altına aldığını, sözleşmenin edimlerini yerine getirmeyerek, müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapmadığını, sözleşmenin edimleri yerine getirilmediğinden geçerliliğinin de olmadığını, bu nedenle sözleşmeyi 18/05/2015 tarihinde doğrudan feshettiklerini, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnameyi davalı tarafa gönderdiklerini, davalının haksız kullanımının İstanbul 1. FSHHM'nin 2015/101 D. İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davalının ayrıcawww...com alan adını ve internet sitesi içeriğinde “...” markasını haksız olarak kullandığını, müvekkiline ait markaları kötülediğini iddia ederek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, kaldırılmasına, davalının özellikle işyerinde, web sitesi ve alan adında, firmasındaki her türlü tanıtım materyallerinde tecavüz fiillerinin durdurulmasına, ortadan kaldırılmasına, engellenmesine, "..." ibaresinin alan adı olarak kullanılmasına son verilmesini, ... ve ... alan adlarının terkinine, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, dava açıldığı tarihten itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına ve değişik iş dosyasında yapılan masrafların da davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH:Davacı vekili dosyaya sunduğu 22.11.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat istemini 539.000 TL ye yükselttiklerini beyan etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, davacı şirketin ortağı müvekkilinin kardeşi,... ile aralarında uyuşmazlık çıktığını, davacı şirketin sadece dökme şarap ürettiğini, şişeleme veya etiketleme yapmadığını, müvekkilinin davacıdan dökme şarap alarak şişeleyip etiketlemek suretiyle pazarladığını, davacının müvekkili ile ortak olarak çalışması nedeniyle markaları uzun yıllardır kullandığını bilmemesinin imkansız olduğunu, uzun yıllar bu kullanıma sessiz kalındığını, müvekkilinin davacı ile arasında akdedilmiş 23/10/2007 tarihli Marka Kira Sözleşmesi ve 02/01/2008 tarihli Marka Kira Sözleşmesi ile, "...", "...", "..." ve " ..." markalarını kullanım hakkına sahip olduğunu, davacının sözleşmeleri tek taraflı olarak feshetmesi iddiasının soyut iddia olduğunu, davacının tedbir talebinin İstanbul 1. FSHHM’nin 2015/101 D. İş sayılı dosyasında, marka kira sözleşmelerinin sunulmasından sonra reddedildiğini, davaya konu markanın ailenin soy ismi olduğunu ve uzun yıllardır ürünlerde kullanıldığını, gerek marka hakkına tecavüz, gerekse haksız rekabetle ilgili kanunlarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolduğunu savunarak, öncelikli olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, bu talep yerinde görülmez ise esas yönünden de davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI:İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/12/2022 tarihli 2017/334E. - 2022/211 K. sayılı kararıyla; "...Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, alan adı sahiplik kayıtları, marka tescil belgeleri, ticari sicil kayıtları, fatura kayıtları, ... sayılı dosyası, HMK 266 madde kapsamında alınmış denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde Davalının fesih öncesi dönem için(21.5.2015 öncesi dönem) kullanımı hukuka uygun bulunduğundan 21.5.2015 tarihi öncesindeki kullanımların ihlal teşkil etmediğinden bu yöndeki tecavüz iddiaları yerinde görülmemiş, fesih sonrası için (21.5.2015 tarihi sonrası için) davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiş, talep tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK 66-2-b ve BK 50 maddesine göre hesaplanan Marka hakkını ihlal nedeniyle 78.450.21 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine, tarafların ekonomik durumları ve ihlalin niteliğine göre takdiren 10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine, ... alan adının oluşturulma tarihinin 26/02/2009 tarihi olması dikkate alınarak davacı dava açma hakkını yitirdiğinden sessiz kalma ile hak kaybı oluştuğundan ... alan adının ise davalının temsilcisinin ad ve soyadı ile oluşturulmuş olması dikkate alınarak terkin isteminin ve tedbir isteminin reddine, Takas ve mahsup def’i süresi içinde ileri sürülmediğinden davacının da muvafakat etmediği gözetilerek bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davadan tahsiline karar verilerek yukarıda açıklanan gerekçe kapsamına göre;

1.Davalının fesih öncesi dönem için kullanımı hukuka uygun bulunduğundan 21.5.2015 tarihi öncesindeki kullanımların ihlal teşkil etmediği , fesih sonrası için (21.5.2015 tarihi sonrası için) davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Marka hakkını ihlal nedeniyle 78.450.21 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine, 3-10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine,4-... ve ... alan adlarının oluşturulma tarihi dikkate alınarak terkin isteminin ve tedbir isteminin reddine, 5-Takas ve mahsup def’i süresi içinde ileri sürülmediğinden davacının da muvafakat etmediği gözetilerek bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davadan tahsiline," karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMLERİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece fesih öncesi dönemde markanın kullanılmasını hukuka uygun bulmasının hatalı olduğunu, davalının her iki tarafı da temsilen sözleşmeye imza attığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu,Mahkemenin 2015/101 D.İş sayılı dosyadaki bilirkişi raporunu ve ekindeki CD içeriğini dikkate almadığını, Müvekkili şirketin ürettiği şarapları davalı ile ...'a sattığını, bunun ticari bir satış olduğunu, müvekkilinin ürettiği şarapları şişelemesi için davalıya vermediğini, yani davalının müvekkili için fason şişeleme işlemi gerçekleştirmediğini,Geçmişe dönük olarak da maddi tazminat talep etmelerine rağmen bilirkişi 3 Ek ve 4. Ek raporlarında 2014 yılı için hesaplama yapılmadığını,Bilirkişi 2. Ek raporunda ise 2014, 2015 ve 2016 yılı için hesaplama yapıldığını ve sonuçta 539.605,426 TL maddi zararın oluştuğunun ortaya çıktığını,Mahkemenin hatalı bir yorum ile bilirkişinin yerine geçerek gönderilen ihtarnameyi sözleşmelerin feshi kabul ederek geçmiş dönemdeki zararları dikkate almamasının hatalı olduğunu, 4. Ek bilirkişi raporuna itiraz ettikleri halde, 5. Ek bilirkişi raporunda itirazlarına hiç değinilmediğini, bu nedenle tazminatın eksik ve hatalı hesaplandığını, Müvekkilinin sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığına dair mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, davalının geçersiz sözleşmelere dayandığını, sözleşmeler geçerli olsa bile ihtarnameye rağmen marka tecavüzüne devam ettiğini, bu durumunun yeni bir durum olduğunu ve müvekkilinin sessiz kaldığından söz edilemeyeceğini, Davalının ihtarnameden sonra dahi Noterden sözleşme örneklerini alarak, sözleşme devam ediyormuş gibi kullandığını, davalının kötüniyetinin dikkate alınması gerektiğini, Davacı şirkette bu konuda alınmış bir Yönetim Kurulu Kararı bulunmadığı halde, davalının her iki taraf adına imza atarak yapılan sözleşmelerin hukuken geçerli olmadığını, bu nedenle geçmiş dönem 2014 tarihindeki kullanımlarının da hukuka aykırı olduğunu,Davalının basiretli bir tacir olarak, ortağı olduğu davacı şirket ile rekabet edecek ve/veya markasına tecavüz içinde olmaması gerektiğini,Davalının dayandığı marka kira sözleşmelerinin gereğini hiçbir zaman yerine de getirmediğini, müvekkiline hiç bir ödeme yapmadığını, esasen sözleşme hukuka uygun olmadığından geçerli de olmadığını,Davalının müvekkilinin markasına zarar verecek davranışlarda bulunduğunun bizzat davalının imzasını taşıyan ve piyasadaki dağıtıcılara gönderilen mektuplar ile sabit olduğunu, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini,Davalının sözleşmelerde yer almayan markaları da haksız ve kötü biçimde ürettiğinin tespit edildiğini, bu kullanımlara ilişkin CD'nin dikkate alınmadığını,Gıda güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde davalı tarafça üretim yapıldığını ve bu durumun müvekkilinin markasına zarar verdiğini,Davalının müvekkiline ait barkod kodlarını kullanarak usulsüzlük yaptığını, buna ilişkin delillerin Mahkemece dikkate alınmadığını beyan ederek; sunulan nedenlerle müvekkili şirketin "adil yargılanma hakkının" da ihlal edildiğinin açık olduğunu,Anayasaya, eski 556 Sayılı KHK' ya, HMK'ya aykırı olan İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/344 esas, 2022/211 karar sayılı, 13.02.2022 tarihli kararı hakkında istinaf başvurusunun kabul edilerek, aleyhe olan hususlar açısından başta tazminat miktarları olmak üzere, hüküm numaraları açısından (1), (2), (3), (4) İhtisas Mahkemesinin kararının müvekkili şirket lehine esastan kaldırılmasına, dosya sunulan son bilirkişi raporuna tümden itiraz edildiğini, taraflarınca sunulan itiraz dilekçeleri dikkatte alınarak davanın kabulüne, yargılama ve vekillik ücretlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davaya konu markaların uzun yıllar boyunca müvekkili tarafından kullanıldığını ve davacının bu kullanıma karşı sessiz kaldığını, kullanımın... olarak görülmesinin nedeninin o tarihlerde kuruluşu tamamlanıp faaliyete geçen TAPDK'nın marka kullanımlarının kira sözleşmesine bağlanmasına dair karar ve uygulamalarından kaynaklandığını, müvekkilinin markaların sahibi olan şirketin iki ortağından birisi ve 2011 yılına kadar yönetim kurulu başkanı olduğunu,... ile ... tarafından ikişer hisse verilerek yönetici yapılan ... isimli kişinin ... ile işbirliği yapması sonucu aralarında anlaşmazlık çıktığını, piyasada asıl bilinirliği olan ...'ın "..." markasını kullanmasını önlemek ve ona zarar vermek amacında olduklarını, Markaların 2014 yılına kadar davalı müvekkili tarafından kullanıldığını, diğer ortak ...'ın bu durumu bilmesine rağmen, davacının kullanıma sessiz kaldığını, davacının müvekkili tarafından üretilen ve şişelenen şarapları satın alıp pazarladığını, Mahkemece bu durumun göz önüne alınmamış olmasının dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, Sözleşme konusu olan "...", "...", "...", "..." ve " ..." markalarının yanısıra "... ", "... ", "... ", "... " ve "...+" markalarının 29/01/2015 tarihinde diğer ortak ... adına tescil edildiğinin tespit edildiğini, davacı şirketin bu tescillere göz yumduğunu, işbu tesciller bittikten sonra bu davayı açtığını, işbu tesciller sürecinde "..." markası davacı şirket adına tescilli olmasına rağmen, bu tescillere itiraz etmediğini,Düzenlenen bilirkişi raporlarında belirlenen tazminat tutarlarının hatalı ve fahiş olduğunu, kararın bu nedenle de kaldırılmasını talep ettiklerini, Hesaplamaların yalnızca müvekkiline ait bilanço gelir tablosu ve diğer belgeler esas alınmak suretiyle yapıldığını, müvekkilinin gelirinin %80'ini dava konusu markaların satışından elde edildiğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu,İşbu hatanın davalı vekili Av. ...'un 27/02/2019 tarihinde sunduğu dilekçesinin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını, dilekçede "..." markalı şarapların yaklaşık %80'inin davalı tarafından üretildiği, davacının üretiminin bulunmadığının ifade edildiğini, Mahkemece zamanaşımı savunmalarının da hükümde incelenmediğini, davaya ve ıslaha konu tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradıklarını,Davacının ıslah talebinden sonra takas-mahsup talebinde bulunmalarına rağmen, takas-mahsup taleplerinin cevaplar ile ileri sürülmediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, oysa ıslaha cevap süresinde takas-mahsup talebinde bulunmalarına yasal bir engel bulunmadığını, kararın bu nedenle de ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini beyan ederek; arz ve izah ediliği üzere, istinaf talepleri ile davacı istinaf talebine karşı beyanlarının kabulü ile; davacının haksız ve mesnetsiz istinaf taleplerinin reddine, haklı ve yerinde istinaf taleplerinin kabulü ile istinaf talebine konu 13.12.2022 gün, 2017/334 E - 2022/211 K. sayılı hükmün ortadan kaldırılarak, davanın reddine, iş bu talebin ademi kabulü halinde, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahal Mahkemesine iadesine, yargılama gideri ve mahkeme masraflarının davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; Davacı ... A.Ş. adına ... numaralı "..." markasının 07.05.1994 tarihinde 32, 33. sınıf için,... numaralı "..." markasının 25.7.1993 tarihinde 33. sınıf için,... numaralı "..." markasının 19.7.1995 tarihinde 33. sınıf için,... numaralı "..." markasının 27.7.1995 tarihinde 32, 33. sınıf için,... numaralı "..." markasının 29.1.2015 tarihinde 33. Sınıf için,... numaralı "..." markasının 27.7.1998 tarihinde 32, 33. sınıf için,... numaralı "..." markasının 30.10.1995 tarihinde 33. sınıf için tescilli oldukları,Dava dışı... adına ... numaralı "... " markasının 29.1.2015 tarihinde 33. sınıf için tescil edildiği, Dava dışı... adına ... "..." markasının 29.1.2015 tarihinde 33. sınıf için tescil edildiği, Dava dışı ... adına ... numaralı "..." markasının 29.1.2015 tarihinde 33. sınıf için tescil edildiği, Dava dışı... adına ... numaralı "..." markasının 29.1.2015 tarihinde 33. sınıf için tescil edildiği, Davalı ... ... adına ... başvuru numaralı "..." marka başvurusunun müddet olduğu, yine ... başvuru numaralı "..." markasının ise başvuru aşamasında olduğu tespit edilmiştir.Marka Devir Sözleşmeleri incelendiğinde; 07.05.2014 tarih ve ... sayılı "..." ibareli marka sahibi ... A.Ş’nin 10 yıl süre ile marka hakkını inhisari olmadan...'a lisans yoluyla verdiği anlaşılmıştır. Yine ... ŞTİ. adına ... ...’ın ... tescil numaralı, 07.05.2004 başvuru nolu "..." markasını ve ... tescil numaralı, 25.07.2003 başvuru tarihli "..." markasını ... A.Ş’ye 23.12.2004 tarihinde devir ettiği, devir eden bölümünde ... ..., devir alan bölümünde ise ..'ın imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır.Yine ... numaralı "..." markasının 25.07.1993 tarihinde ....ŞTİ-... ve ... adına olacak şekilde tescil edildiği anlaşılmaktadır... ŞTİ' nin daha sonra ... A.Ş.’den Beşiktaş ...Noterliğinin 9 Kasım 1998 tarihli ve ... yev nolu devir senedi ile ... tescil numaralı "..." markası ile ... tescil numaralı "..." markasını devir aldığı anlaşılmıştır.Yine 30.04.1984 tarihli yazı kapsamı ile ... ŞİRKETİ –... VE... ibaresi ve şirket kaşe ve imzası ile "..." soyadlarının marka olarak adlarına tescilini talep ettikleri, ekinde harç makbuzu yatırdıkları anlaşılmıştır.... ŞİRKETİ –... VE ... ... adına "..." esas unsurlu ...tescil nolu markanın şarap emtiasında 07.05.1984 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. ...tescil nolu markanın şarap emtiasına ek olarak meyve özlü toz içecek olarak ... AŞ adına 07.05.1994 tarihinde marka yenilemesinin yapıldığı anlaşılmıştır. (ekindeki belgelerden yine şirketi ... VE ... ...’ın münferit imzaları ile temsil edecekleri belirtilmiş olup, marka ... A.Ş. adına tescil edilmiştir.) ... ŞTİ. adına bu kez ... tescil numaralı "..." markasının 32, 33. sınıf olarak 07.05.2004 tarihinde marka yenilemesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya içindeki Gaziosmanpaşa ....Noterliğinin 23.12.2004 tarihli marka devir ve kabul senedine göre... ŞTİ. adına vekaleteten ... ... tarafından ... numaralı "..." ve ... numaralı " ..." markalarının 500.000.000 TL bedelle ... A.Ş.' ye devir edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında Şarköy noterliğinin 11 Ekim 2013 tarihli ve... yevmiye numaralı noter evrakına göre ... A.Ş.’nin imza yetkilisinin tek imza ile ... olduğuna dair imza sirkülerinin alındığı anlaşılmıştır (noter evrakına göre Bakırköy ....noterliğinin 3.9.2013 tarih ve ... yev nolu sayı ile onaylı olağanüstü genel kurul kararının ana sözleşme tadil metninin tescil ve ilanının istendiği ve TTK hükümlerine göre 04.09.2013 tarihinde tescil edildiği ve esas sözleşmede değişen maddeler ve şirket düzenlemesinin yeni haline göre şirketi temsile yetkili kişinin imzalarının alındığı anlaşılmıştır) 2013 tarihi itibarıyla ... A.Ş.’nin imzaya yetkilisi ... tarafından ise yine kurum evrakları içindeki marka lisans sözleşmesine göre (Şarköy Noterliği 27.11.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı) ... numaralı "..." markasının inhisarı olmadan... tarafından 10 yıl süre ile kullanım hakkı verildiği anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan marka kira sözleşmeleri incelendiğinde; 23/10/2007 tarihli Marka Kira Sözleşmesi ve 02/01/2008 tarihli Marka Kira Sözleşmesi ile; markayı kiraya verenin bölümünde ... GIDA SAN VE TİC. A.Ş., kiracının ise ...-... ... olduğu, 23/10/2007 tarihli kira sözleşmesinde "...", "..." ve "..." markalarının, 02/01/2008 tarihli sözleşmede "..." ve "..." markalarının yıllık kira bedeli ve kesilecek fatura karşılığında kullanım hakkının kiracıya verildiği, sözleşme sürelerinin 5'er yıl olduğu ve sürenin sonunda beşer yıllık uzama süresinin öngörüldüğünü tespit edilmiştir.Sözleşmeler altında davacı şirket adına atılan imza ve diğer taraf olan davalı adına atılan imzaların aynı olduğu, dosyaya sunulan ticari sicili kayıtları ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri fotokopisi ve diğer belgelerden davalının, marka kira sözleşmesi başlığını taşıyan sözleşmelerin akdedildiği sırada davacı şirketin yöneticisi olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/101 D.iş sayılı dosyası incelendiğinde; ... A.Ş. tarafından ...Tic.-... ... aleyhine 15/12/2015 tarihinde marka kullanımlarıyla ilgili delil tespiti ve ve ihtiyati tedbir talep edildiği, bilgisayar mühendisi bilirkişi ....'den alınan 24/12/2015 tarihli bilirkişi raporu ile ... alan adının 26/02/2009 tarihinde ... ... adına tahsis edildiği ve ... sitesinin ... adına 12/11/2014 tarihinde tahsis edildiğinin ve internet sitelerinin içeriklerinin tespit edildiği, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle 28/01/2016 tarihli karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesince Bilirkişiler ..., ..., ...'dan oluşan heyetten alınan 01/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda;

TBK'nun 19. maddesi hükmü uyarınca taraflar arasında akdedildiği iddia edilen marka kira sözleşmelerinin lisans sözleşmesi olarak düşünülebileceğini, bu sözleşmelerde davacı şirketin davalı tarafından temsil edildiği iddiasının Mahkemece doğru kabul edildiği takdirde, konunun TTK'nun 334 ve TTK.'nun 397. maddeleri bağlamında değerlendirilebileceğini, Marka Kira Sözleşmesi başlığını taşıyan sözleşmelerin geçerli olduğu kabul edildiğinde, bu defa davacının ihlal iddialarının bu sözleşmelerin konusuna girmeyen tescilli markalar bakımından değerlendirilebileceğini, davacının ileri sürdüğü marka hakkını ihlal eden davranış bakımından ortada bir hükümsüzlük davası bulunmadığı, ancak ihlal teşkil eden fiillerin uzun süreden beri devamı etmekte olduğu dikkate alınarak MK.'nun 2. maddesi bağlamında değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olduğunu, bu açıdan davacının uzun süre ihlale karşı bir davranış sergilememesinin tek başına belirleyici olmayabileceğini, nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Mali Bilirkişi ...28/02/2019 tarihli 1.Ek bilirkişi raporunda; Davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin zayi olduğunun İstanbul 7.ATM’nin gerekçeli kararıyla belgelendiğini, bu nedenle davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenemediğini, davalı şirkete ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri, bilançoları ve gelir tablolarının ilgili vergi dairesinden istenilmesi halinde yoksun kalınan kazanç hesaplamalarının yapılabileceği bildirilmiştir.Mali Bilirkişi ... 09/03/2020 tarihli 2.Ek bilirkişi raporunda; Davalının elde ettiği kazanç miktarının tespitinin, davalı tarafın vergi dairesinden istenilen Kurumlar Vergisi Beyannameleri ve bunların ekleri bulunan bilanço ve gelir tablolarının dava dosyasına ibraz edilmediğinden inceleme yapılamadığını, BK.'nun 42. maddesi, TTK.'nun 58. maddesi uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmesi halinde 10.000,00 TL nin uygun olabileceği kanaatine varıldığını bildirmiştir.Mali Bilirkişi ...10/06/2021 tarihli 3.Ek bilirkişi raporunda; Davalının elde ettiği kazançların tespiti ve kar kaybı miktarının tespitinin, davalı tarafın vergi dairesinden istenilen davalı Kurumlar Vergisi Beyannameleri ve bunların eklerinde bulunan bilanço ve gelir tablolarının incelenerek yapılan, hesaplamalar sonucunda, dava konusu şarap satışları nedeniyle davacının kar kaybı tutarının 539.593,49 TL olduğu sonucuna varıldığını, davacı tarafın istediği manevi tazminat tutarının Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir.Mali Bilirkişi ... 03/03/2022 tarihli 4.Ek bilirkişi raporunda; Davalının elde ettiği kazançların tespiti ve kar kaybı miktarının tespitinin, davalı tarafın vergi dairesinden istenilen davalı Kurumlar Vergisi Beyannameleri ve bunların eklerinde bulunan bilanço ve gelir tablolarının incelenerek yapılan hesaplamalar sonucunda, dava konusu şarap satışları nedeniyle davacının kar kaybı tutarının, Mahkemenin fesih tarihini 18/03/2015 olarak kabulü halinde 119.342,03 TL. olduğu, Mahkemenin fesih tarihini 2015 Mayıs ayı olarak kabulü halinde davacı şirketin kar kaybının 78.450,21 TL olduğunu bildirmiştir.Mali Bilirkişi ... 06/09/2022 tarihli 5.Ek bilirkişi raporunda; Davalının elde ettiği kazançların tespiti ve kar kaybı miktarının tespitinin, davalı tarafın vergi dairesinden istenilen davalı Kurumlar Vergisi Beyannameleri ve bunların eklerinde bulunan bilanço ve gelir tablolarının incelenerek yapılan hesaplamalar sonucunda, dava konusu şarap satışları nedeniyle davacının kar kaybı tutarının, Mahkemenin fesih tarihini 18/03/2015 olarak kabulü halinde 119.342,03 TL olduğunu, Mahkemenin fesih tarihini 2015 Mayıs ayı olarak kabulü halinde davacı şirketin kar kaybının 78.450,21 TL olduğunu, davalı tarafın, dava dosyasında bulunan, Şarköy İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya kapak hesabına göre, davacı taraftan (447.649,31 TL) kesinleşen alacağının, davalı talebi üzerine, davacı alacağından takas ve mahsup işlemi yapılabileceğini, nihai taktirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.

G E R E K Ç E:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf talebinde bulunmuşlardır.İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; taraflar arasında imzalanan marka kira sözleşmeleri davacı şirketi temsilen ve kendi adına asaleten davalı ... ... tarafından imzalanmışsa da, bu sözleşmeler uyarınca davalı tarafından davacıya ait markaların uzun süre kullanıldığı, davalının davacı şirketin ortağı ve sözleşmelerin yapıldığı tarihlerde yetkilisi olduğu, davacı şirketin diğer ortağı ile davalının kardeş oldukları, aralarında bağlantı bulunduğu, bu nedenle davacı şirketin davalının marka kullanımlarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının marka kullanımına itiraz etmedikleri, yani sözleşmelerin ifa edildiği, aralarında anlaşmazlık çıktıktan sonra davacı tarafın sözleşmelerin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin TMK’nun 2. maddesi uyarınca iyiniyet kuralına aykırı olduğu kanaatine varılmakla, bu nedenle mahkemece sözleşmenin fesih tarihine kadar devam eden marka kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğine dair kararı yerindedir.Davacı vekili delil tespiti raporuna ekli CD’nin bilirkişiler tarafından incelenmediğine dair istinaf talebinde bulunmuşsa da, Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda delil tespiti dosyasının incelendiği, davacı vekilinin de bu rapora itirazlarında CD’nin incelenmediğine dair bir itirazının bulunmadığı, kaldı ki, Mahkemece davacı adına tescilli olan tüm markalarla ilgili fesih ihbarından sonraki davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğuna karar verildiği,... adına tescilli markaların kullanılmasıyla ilgili davacı şirketin davalıdan hak talep edemeyeceği, bu nedenle davacı vekilinin bilirkişi raporunun eksik incelemeyle hazırlandığına dair istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin sessiz kalma nedeniyle hak kaybına ilişkin istinaf talebi incelendiğinde; davalıya ait ... alan adının 26/02/2009 tarihinde tahsis edildiği, davacı şirket ile davalı arasındaki bağlantı ve ilişki nedeniyle davalının alan adından haberdar olmadıklarının kabul edilemeyeceği, davanın açıldığı 17/03/2016 tarihine kadar yaklaşık 7 yıl geçtiği, davacının bu süreçte davalının alan adı kullanımına itiraz etmediği, alan adı ile marka hakkının birbirinden bağımsız haklar oldukları, davacının bu alan adıyla ilgili sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığının kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının davacıya ait ürünleri kötülediğine, davalı tarafından davacıya ait markalarla kötü üretim yapıldığına dair iddialarını ispatlayacak delillerin dosyada mevcut olmadığı, barkod usulsüzlüğü yapıldığına ilişkin iddiaların bu davanın konusuyla ilgili olmadığı, bu nedenle buna ilişkin istinaf taleplerinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin maddi ve manevi tazminata ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde; davalının ticari defter ve belgelerinin bir kısmının zayi olması nedeniyle incelenemediği, incelenen defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davalının vergi beyannamelerine göre davalının davacıya ait markaları kullanarak ne kadar gelir elde ettiğine dair hesaplama yapılmayacağı, bu nedenle Mahkemece maddi tazminatın TBK’nun 50. maddesi uyarınca takdir edilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, marka kullanma sözleşmelerinin fesih tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için maddi tazminat takdir edilmesinin yerinde olduğu, markaların izinsiz olarak kullanıldıkları süre, davalının kusur durumu, tarafların mali ve ekonomik durumuna göre takdir edilen maddi ve manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin tümden reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; davalı ile davacı arasında markaların kullanımı için sözleşme yapılmış olmasının, davalının bu markaları davacının izni ile kullandığını gösterdiği, bu durumda davacının marka kullanımlarına sessiz kalmakla hak kaybına uğramasının söz konusu olmadığı, davacı tarafından sözleşmelerin feshedildiğine dair ihtarın davalıya ulaşması ile davalının markaları kullanma hakkının sona erdiği, davalının işbu sözleşmelerin TAPDK denetimleri için imzalandığına dair savunmada bulunamayacağı, bu nedenle davalının sözleşmelerin fesih ihbarını tebliğ aldığı tarihten itibaren markaları kullanmaya devam etmesinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun kabulüne dair mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf nedenleri incelendiğinde; davacı tarafından davalıya gönderilen fesih ihtarnamelerinin 21/05/2015 tarihinde tebliğ edildiği, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin bu tarihten itibaren başladığı, davanın açıldığı 17/03/2016 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı, kaldı ki marka hakkına tecavüz ayrıca suç teşkil ettiğinden ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, ceza zamanaşımı süresinin de dolmadığı, davalının fesih tarihinden önceki kullanımlarıyla ilgili davacı tarafın taleplerinin reddedildiği anlaşılmakla, zamanaşımının ilişkin istinaf talepleri kabul edilmemiştir.Davalı vekilinin hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğuna dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; maddi tazminatın tam olarak tespiti mümkün olmadığından mahkemece maddi tazminatın TBK’nun 50. maddesi uyarınca takdir edildiği, markaların izinsiz olarak kullanıldıkları süre, davalının kusur durumu, davalının ve davacının mali ve ekonomik durumuna göre takdir edilen maddi ve manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin takas/mahsup talebiyle ilgili istinaf nedenleri incelendiğinde; Mahsup 6098 sayılı TBK’nun 100. maddesinde düzenlenmiştir. Mahsup; bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı kazançların ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesini ifade etmektedir. Mahsup işlemi için karşılıklı haklar arasında sıkı bir bağlantı bulunması zorunluluktur ve mahsup talebi savunmanın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın her aşamasında ileri sürülebilir.Takas ise, karşılıklı, birbirine benzer ve istenebilir iki borcu, ayrı ayrı ödenmeksizin, bir beyanla (borçların eşit olması durumunda tamamen, eşit olmamaları durumunda küçük olanı oranında) hesaben tahsil eden ve borcu sona erdiren bir yol olarak tanımlanabilir. Bu tanımlamalara göre, davacının talebi takasa ilişkindir.Takas, hukuki mahiyeti itibariyle bir defi niteliğinde olup, defiler, ilk itirazlardan farklı olarak esasa cevap süresi geçtikten sonra da ileri sürülebilirler. Ancak 6100 sayılı HMK’nın 141. maddesi hükmüne göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunma genişletilemeyeceğinden, takas definin dilekçeler teatisinden sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi anlamına gelir. Mahkemece böylesi bir definin dikkate alınabilmesi için ise yine aynı yasa hükmüne göre karşı tarafın buna açıkça muvafakat etmesi gerekir. Ancak esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen bir definin cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle ileri sürülmesi de mümkündür.Somut olayda, davalı yanca esasa cevap süresi içerisinde takas defi ileri sürülmemiş olup, bu konuda bir ıslah talebinde de bulunulmamıştır. Takas defi, 05/02/2018 tarihli dilekçeyle ileri sürülmüştür.Davacı yanca, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olan bu hususa karşı açıkça muvafakat edilmemiş, aksine itiraz edilmiştir. Bu nedenle mahkemece süresinde yapılmayan takas talebiyle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin de istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yandan alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı yandan alınması gereken 2.515,52 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.510,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.005,02 TL eksik harcın davacıdan-davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 218,50 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 109,25TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 240,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 120,00TL'sinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 18/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog