7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2023/5105 E. , 2024/4128 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen asıl davada el atmanın önlenmesi, birleşen davada temliken tescil istemleri ile ilgili olarak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı/birleşen davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK.nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Davacı vekili; Antalya ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1261 (yeni 186 ada 3 parsel) parselde kayıtlı taşınmaza ev, sera yapmak ve ağaçlar dikmek suretiyle davalının yapmış olduğu müdahalenin önlenmesini, işgal ettiği taşınmazın teslimini, davalının işgalinden dolayı oluşacak ecrimisile ilişkin talep haklarının saklı tutulmasını istemiştir.
2.Birleştirilen davada; davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri; ... Köyü, 1261 (yeni 186 ada 3 parsel) parsel sayılı taşınmaz üzerine iyi niyetli olarak bina ve sera yaptıklarını, bunların değerinin taşınmazın zemin değerinden çok fazla olduğunu belirterek; TMK'nın 724. maddesi gereğince uygun bir tazminat karşılığında davalı... adına kayıtlı tapunun tamamının veya yapıların imar durumuna göre üzerine oturabileceği miktardaki bir kısmının iptali ile kendi adlarına tescilini; yapıların kendileri tarafından yapıldığının tapuya şerhedilmesini, bunun mümkün olmaması halinde yapıların dava tarihindeki değerlerinin dava tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan alınarak müvekkillerine yapı değerleri oranında ödenmesini, yapıların yıkılmasına karar verilmesi halinde müvekkillerinin yıkımdan doğan zararının tazminini, bu tazminat bedeline dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; temliken tescil davasının bekletici mesele yapılmasının usuli gereklilik olup ayrıca yapıların bir kısmının başkalarına ait olduğu göz önünde bulundurularak yalnızca müvekkiline yöneltilen davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Asıl davada; davacının TMK 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilmesi gerektiği;
Birleşen davada; tedavüllü tapu kaydına göre taşınmazın maliki olan ...'nin dava konusu 186 ada 3 parsel (eski 1261 parsel) sayılı taşınmazı, 20/07/2012 tarihinde satış suretiyle ...'e devrettiği, davacı/ birleşen dava davalısı...'ın, davalı birleşen dava davacısı ...'den sonra taşınmazı satın alan dördüncü malik olduğu, yasal şartlar oluşmadığından birleşen davadaki temliken tescil ve tazminat davasının TMK'nun 724. maddesi gereğince reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği, öte yandan Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre seraların, taşınmazın esaslı unsuru ve mütemmim cüz'ü niteliğinde olmadıkları..." gerekçesiyle;
Asıl davanın kabulü ile; davacıya ait Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 186 ada 3 parselin 24/04/2015 tarihli rapor ve ekindeki krokide "B3" rumuzuyla gösterilen 75.38 m2'lik kısmına, "B5" rumuzuyla gösterilen (186 ada 3 parsel içerisinde kalan) 20.49 m2'lik kısmına, "B6" rumuzuyla gösterilen (186 ada 3 parsel içerisinde kalan) 24.15 m2'lik kısmına, "S5" rumuzuyla gösterilen 1758.06 m2'lik kısmına, S8 rumuzla gösterilen (186 ada 3 parsel içerisinde kalan) 2288.71 m2'lik kısmına davalının el atmasının önlenmesine; birleşen davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı/birleşen davacılar vekili; müvekkillerinden ...'nin 2009 yılında Ziraat Bankasından almış olduğu kredi borcunu kapatabilmek amacıyla 20/07/2012 tarihinde taşınmazı arkadaşının eşi olan ...'e muvazaalı olarak tapuda devrettiğini, borcunu ödemiş olmasına rağmen muvazaalı devrettiği taşınmazın ... tarafından 18/09/2012 tarihinde ...'a devredildiğini öğrendiği, son malik olan davacı tarafından müdahalenin önlenmesi talebiyle eldeki davanın açıldığını, müvekkillerinin, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine devirden yıllar önce, iyi niyetle davalılar tarafından yapılar inşâ edildiğini, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere yapıların değerlerinin arazinin değerinden fazla olduğunu, gayrimenkulün dava tarihi itibariyle hesaplanmış bedelinin 706.030,80 TL olduğu beyan edilmiş ise de seracılık için iyileştirilmiş ve dolgu yapılmış hali nedeniyle bu bedelin tespit edildiğini, oysaki müvekkilerince iyileştirme yapılmadan önceki değerinin 582.475,41TL olup, gayrimenkulün 582.475,41 TL'lik değerinin dikkate alınması ve iyileştirme faaliyetindeki giderlerin de müvekkillerinin yapılarının toplam bedeline dahil edilmesi gerektiğini, müvekkillerince seralarda yetiştirilen mahsulün bedelinin de hesaplanmadığını, tüm müvekkilleri bakımından temliken tescile hükmedilmeme halinde, her bir müvekkiline ait olduğu tespit edilen yapının üzerinde bulunduğu araziden yüksek bedelli olması halinde, arazinin ifrazının mümkün olup olmadığı araştırılarak bu yönde hüküm kurulması gerektiğini; müvekkillerinin iyiniyetli olmadığı yönündeki kanaatin yerinde olmadığını, zira taşınmaz üzerindeki yapıların müvekkilerince taşınmaz el değiştirmeden çok önce inşaa edilip kullanılageldiğini, taşınmazın müvekkillerinden yalnızca biri olan ... adına tescilli olmasının yalnızca prosedürel bir ayrıntı olup fiilen hissedarları arasında ayrılmış taşınmazın ... adına tescilli olmasının, diğer müvekkillerinin tasarruf haklarını bertaraf etmeyeceğini, duruşmalara katılamayacaklarını rahatsızlık raporu ekleyerek mahkemeye bildirdikleri halde dosyanın geldiği aşama gözetilerek mahkemece mazeret istemleri reddedilerek ve son diyecekleri sorulmadan hüküm verildiğini, hatta bir önceki celsede de sonraki celsenin karar celsesi olacağı yönünde mahkemece ihtaratta bulunulmamasının HMK'nın 186. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...İstinafa gelenin sıfatına ve istinaf sebeplerine göre yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin delilleri takdirinin ve kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı ve birleşen davacılar vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı..." gerekçesiyle; davalı ve birleşen dosya davacısı ... ve diğer birleşen dosya davacıları vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı/birleşen davacılar vekili: İstinaf dilekçesindeki aynı başvuru nedenlerini ileri sürerek;
hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada el atmanın önlenmesi, birleşen davada temliken tescil istemlerine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun TMK 683. maddesi; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir." hükmünü amirdir.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
TMK’nın 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a)Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 724. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b)İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c)Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.