Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/561
Karar No
K. 2024/1080
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/561 Esas
KARAR NO: 2024/1080
DAVA: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/05/2023
KARAR TARİHİ: 26/12/2024

DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 23/05/2023 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, takibe konu alacağı dava dışı üçüncü şahıstan temlik aldığını, takibe konu alacağın temlik eden tarafından davalıya borç olarak verilmiş olup bu hususun havale dekontlarında yer alan açıklamalar ile de sabit olduğunu, davalı/borçlunun müvekkile olan borcunu ödemediğini, bu nedenle ---------- İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı/ borçlu tarafından yapılan itirazın 500.000 TL'lik kısmının iptaline, İhtiyati haciz talebimizin kabulüyle davalı aleyhine 500.000 TL ile sınırlı olmak üzere İhtiyati haciz kararı verilmesini, davalının, dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine mahkum edilmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili Mahkememize sunduğu 17/07/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: öncelikle müvekkili şirkete temlik sözleşmesi tebliğ edilmemiş olup davacının dava ehliyetinin olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava dışı ...nın, kötüniyetli ve dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğini, zira müvekkil şirkete olan borcunu ödediğinden bahisle davaya konu ödemeleri yaptığını, ekte sunulu sözleşme ve çek fotokopilerinden de anlaşılacağı üzere kendisi müvekkil şirket ile olan yakınlığı sebebiyle ve ev alımı bahanesiyle müvekkil şirketten 3. Kişilere ait çekler aldığını ve bahsi geçen ödemeleri de bu aldığı borçlara karşılık yaptığını, kendisinin kötü niyetli olarak da, açıklamaya borç ifadesini eklediğini ve müvekkili şirket yetkililerinin bir anlık dalgınlığından faydalanarak huzurdaki davayı açtığını, kaldı ki yine bu konuyla ilgili senetleri de mevcut olup kendisinin müvekkili şirkete borçlu olduğunu, dava dışı ... ve hatta davacı hakkında bu konuyla ilgili pek çok şikayet bulunduğunu, ulaşabildikleri kadarıyla kendisi hakkında halen ----------sor. nolu dosya ile soruşturma devam edildiğini yine aynı şekilde ----------- İcra Müdürlüğünün ----------E ve --------- İcra Müdürlüğünün ---------E sayılı dosyalarında da aynı yollara başvurulduğunun öğrenildiğini beyanla bu dosyaların da delil olarak toplanarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizden verilen 09/05/2024 tarih ve--------- Esas ---------- sayılı kararı --------- sayılı ilamıyla kaldırıldığı, davanın mahkememizin yukarıdaki esas sırasını aldığı anlaşılmıştır.

DELİLLER

Dava dışı ... (T.C.K.N:...)'nın bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak tacir kaydı olup olmadığı, var ise tacir kaydına ilişkin belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. Dava dışı ... (T.C.K.N:...)'nın bağlı olduğu esnaf ve sanatkarlar odaları birliğine müzekkere yazılarak esnaf kaydı olup olmadığı, esnaf kaydı var ise mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. Dava dışı ... (T.C.K.N:...)'nın bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak bilanço esasına göre defter tutup tutmadığı, işletme esasına göre defter tutuyor ise gelirinin VUK 177. Maddesindeki sınırları aşıp aşmadığı hakkında mahkememize bilgi verilmesi mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT

Dava ödünç sözleşmesinden kaynaklanan İtirazın İptali davasıdır. 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a)Bu Kanunda,

b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, ----------- sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.

22.gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi; “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir.

Somut uyuşmazlıkta her ne kadar temlik alan davacı tacir değil ise de uyuşmazlığın tacirler arasındaki ödünç sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinin temlik alan davacı değil de temlik eden dava dışı ...'nın tacir olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Zira temlik alan temlik edenin bütün hak ve alacaklarının halefi olduğundan tacirler arasında var olan bir sözleşme olup olmadığı ve mahkemenin görevi de buna göre belirlenmelidir.

Bu nedenle temlik eden dava dışı ...'nın Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Esnaf ve Sanatkarlar Derneği'nden kayıtlarının celbedilmiş, bağlı bulunduğu vergi dairesinden geriye dönük 5 yıllık vergi beyannamelerinin de celp edilerek bilanço esası usulü ile mi yoksa işletme hesabı esası usulü ile mi defter tuttuğunun araştırılmış, gelen cevabi yazılara göre somut uyuşmazlıkta mahkememizce ----------- Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıda dava dışı ...'nın tacir kaydı olmadığı belirtilmiştir. ----------- Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği dava dışı ...'nın esnaf kaydının bulunmadığını bildirmiştir.---------- Vegi Dairesi tarafından dava dışı ...'nın vergi mükellefiyeti bulunmadığı belirtilmiş olup celbedilen müzekekre cevapları da incelendiğinde dava dışı ...'nın tacir olmadığı anlaşılmıştır.

HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca görev dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;

1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,

2.Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ---------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,

3.Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,

4.Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog