Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

KARAR TARİHİ: 13/11/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 03/03/2021
DAVANIN KONUSU: Tazminat

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 13/11/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı ... A.Ş arasında kurulan sözleşme ilişkisi çerçevesinde ödemlerin diğer davalı ... A.Ş. Üzerinden yapıldığını, müvekkili ile davalı .... A.Ş. arasında 01.04.2019 - 31.03.2020 tarihleri arası dönem için Pazarlama ve Kullanım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeyi davacı şirket adına Satış ve Pazarlama Müdür ... davalı ... adına ise ... imzaladığını, bu çerçevede yurt dışından gelecek olan turistlerin davacıya ait ... Otelinde konaklayacağını, faturaların davalı ... A.Ş. aracılığıyla davalı .... Aş adına düzenleneceğini, davacıya yapılacak ödemelerin ise davalı ... Aş tarafından yapılacağını, bu çerçevede tüm işlem ve yazışmaların davalı ... ile yapıldığını ve muhattabın davalı .... AŞ. olduğunu, belirli bir süre sonra konaklamalara ilişkin ödemelerin yapılmamaya başlandığını, bu ödemelerin talep edildiğini fakat davalı ... AŞ. firmasının 23/09/2019 tarihli elektronik posta ile davalı ... İngiltere operasyonlarını durduğunu belirterek sorumluluğun konaklayan misafirlerin sorumluluğunu üstlenen ... geçtiğine ilişkin bilgilendirme yazısı gönderildiğini, müvekkili ile davalı ... AŞ. arasında akdedilen sözleşmede ödemelerin ... Üzerine yapılacağının yazılı olduğunu, ... tarihli ... AŞ. tarafından müvekkiline gönderilen yazıda 2019 sezonu muhasebesel olarak hesaplarımızda problem yaşamamak adına Tur Operatörlerinin Türkiye temsilcisi ... Aş aracılığı ile fatura düzenlemeleri ve cari hesap takipleri olmalıdır, denildiğini, davalı ... ile müvekkili arasında yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine müvekkili tarafından ... Aş'ye Antalya 22. Noterliğinin 31/01/2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtarnamenin keşide edildiğini ve müvekkilinin alacağı olan 624.528,66 TL bakımından daha önce muhatap şirketin temerrüde düşürülerek ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde söz konusu meblağın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile ödenmesinin talep edildiğini, davalı .... Aş. 'nin Antalya 1. Noterliğinin 04/11/2019 tarhi ve ... yevmiye nolu ihtar ile .... Aş. 'nin davalı .... Aş ile akdedildiği sözleşmelerin sadece acente sıfatıyla aracılık ettğini, doğrudan taraf sıfatı olmadığının belirtildiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı kalmak kaydı ile davalı .... AŞ firmasının temerrüde düştüğü tarihten itibaren müvekkilinin alacağına ve müspet zararına karşılık 100.000,00 TL'nin avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davalı ... A.Ş vekili, müvekkili şirketin birçok yabancı tur operatörlerinin incoming işlemlerini yapan ve Türkiye'nin en büyük seyahat acentalerinden birisi olduğunu, davalı .... AŞ. firmasının iflas etmesi nedeniyle de bu şirketin acente sıfatıyla temsil yetkisinin de kalmadığını, Antalya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... karar sayılı ilamında davacı ile diğer davalı ... ile akdedilen sözleşme ve alacağına istinaden doğrudan müvekkili şirket adına icra takibi başlatıldığını, iş bu icra takibine itiraz edildiğini ve mahkeme tarafından Acente olan müvekkili şirkaet adına başlatılan takibin hukuka uygun olmadığını ve müvekkili şirket adına takip başlatılamayacağına karar verildiğini ve kararın kesinletiğini, müvekkili tarafından Beşiktaş 25. Noterliğinin 27/09/2019 tarih ve ... yevmiye numarası ihtarnamesi ile ... ve bağlı şirketlerine karşı alınan zorunlu tasfiye kararları sebebiyle müvekkili ile diğer davalı ... arasında akdedilen acente sözleşmesinin feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin ... Aş'yi temsil yetkisinin de kalmadığını, 20/12/2019 tarihli tutanak inclendiğinde taraf olarak gösterilen şirketin dava dışı 3. bir kişinin olduğunun görüleceğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafında alenen ikrar ettiği üzere doğrudan ... ile sözleşme yapıldığını, tarafların ise davacı ile diğer davalı ... olduğunu, sözleşmenin 1. sayfasında Banka adı başlıklı kısmında TL olarak ... aracılığıyla yazdığını, ... tarafından yapılacak ödemelerin acentesi sıfatıyla müvekkili şirket aracılığıyla yapılacağını ayrıca ve açıkça hüküm altına alındığını, davacının cari hesabının içeriğini teşkil eden faturalar da ... Aş arasında münakit sözleşmeler kapsamında davacı tarafından doğrudan ... düzenlendiğini, acente konumundaki müvekkilinin ... gelen ödeme talimatına istinaden ... adına eksiksiz ve harfiyen yerine getirdiğini, bunun davacı tarafça dosya kapsamına sunulan banka dekontlarında da görüleceğini, e-posta yazışmalarında da ... adına tüm faaliyetlerin müvekkilince kusur yerine yerine getirildiğini, ... tarafından davacıya yapılan son ödemeden sonra müvekkili şirkete hiçbir ödeme ve ödeme talimatı iletilmediğini, ....Aş'nin muhasebe kayıtlarında davacı firmanın cari hesabına sıfır alacak borç bakiyesi gösterdiğini, sözleşmenin davalı ... Aş şirketinin yetkilisi kendi temsilcileri ile yapıldığını müvekkili ile sözleşmede akdedilmediğini, müvekkilinin sözleşmede sadece acentecilik faaliyetini yürüttüğünü, sözleşmede kaşesinin ve imzasının bulunmadığını, davacı tarafından sunulan tüm delillerde müvekkili şirketin konusunu suç oluşturan bir eylemi ve kişisel kusuru bulunmadığını belirterek davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, "... TTK m. 105 gereği; Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. Önemle belirtmek gerekir ki; acentenin temsilen davada taraf olabileceği hallerde, asıl (müvekkil) ile acente birlikte dava edilemez. Müvekkil ve acenteye karşı birlikte dava açılırsa, dava acente hakkında husumetten reddedilir. Müvekkil ile acenteye aynı davada değil de, ayrı davalarda husumet yöneltilmesi durumunda da aynı sonuca varılması mümkündür. (KAYA, Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Birinci kitap "Ticari İşletme", Yedinci Kısım "Acentelik", İstanbul 2016, s. 63; Aynı eser syf. 91'den naklen; Yargıtay 11. HD, 11/06/1999 tarih, E. 734, K.

5676.TTK m. 105/2 ye dayanılarak acente aleyhine açılacak davalarda, acentenin müvekkiline izafeten hasım gösterildiğinin açıklanması gerekir. Müvekkiline izafeten acente aleyhine açılan dava sonucunda, ancak müvekkil hakkında karar verilebilir ve hükmolunan tazminat da acentenin değil, müvekkilinin mal varlığından tahsil olunur. (ARKAN, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, 25. Baskı, s.237) Acentelik sözleşmesinde yer alan müteselsil sorumluluk beyanı da TTK m. 7 hükmünden hareketle, acente ve müvekkile doğrudan ve birlikte husumet yöneltilmesine esas olamaz. (KAYA, a.g.e, s. 63, dpn.

85.Tüm bu sebeplerle, öncelikle, doğrudan ... A.Ş'ye karşı açılan davanın husumetten reddine karar vermek gerekmiştir.

Acente, kural olarak, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Bu yönde bir hükme yer verilmesinin amacı, esasında yabancı tacirler adına aracılık yapan ya da sözleşme yapan acentelerle işlem yapan Türk vatandaşlarını korumak ve açılacak davaların Türk mahkemelerinde görülmesine olanak sağlamaktır. İlke bu olmakla beraber; TTK m. 121/3 gereği; Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır. Buna göre, aksi sözleşmeden anlaşılmıyorsa, acentelik, taraflardan birinin ölümü, iflası ve ehliyetini kaybetmesi nedeni ile son bulur. Bu husus cevap dilekçesinde de bildirilmiş ayrıca fesih bildiriminin de yapıldığı, ekte ihtarnamenin sunulduğu belirtilmiştir.

Müvekkilin iflas ettiği hususu, herkesçe bilinen-tanınan, basına dahi yansıyan bir olgudur ve esasen bu konuda da taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Dava tarihinden önce asıl şirketin iflas ettiği açıktır. Kural olarak hukukumuzda; şirketin iflas etmesi kendisine açılacak bir davada husumet yöneltilemeyeceği sonucunu doğurmaz. İflas eden bir şirketin hak ve hukuki işlem ehliyeti devam eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.06.2009 gün ve ... E. -... K sayılı ve 14.3.2012 tarih ve E. .... , K.... sayılı ilamlarında da; iflas eden şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir. Somut olayda, iflas eden şirket, yabancı tabiiyetli bir şirkettir. İflas davaları hukukumuzda, kamu düzeni ile ilgilidir. (Yargıtay 23. HD., ... E, ... K; ... E, ... K) Davalının cevap dilekçesinde de bahsedildiği üzere, davalı acente ile müvekkili arasındaki hukuki ilişki/acentelik ilişkisi iflasla son bulmuştur. TTK da belirtildiği üzere; kural olarak, sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir ise de burada artık müvekkili temsilen, müvekkilinin iflasından sonra davalı acenteye dava açılamaz. İflas bir yönüyle ehliyeti kısıtlar olması nedeniyle, iflastan önceki durumların, yetkilerin aynen devam etmesi düşünülemeyeceği için iflasın bazı sözleşmeleri ortadan kaldıracağı, acenteliği sona erdireceği kanunda yer almıştır. Yurt dışındaki bir şirketin iflası sonrasında, halen daha onun etkisini doğrudan ülkedeki yargılamaya sokmak, halen daha iflas eden şirketin temsilcisi sıfatının devam ettiğini öne sürmek, acenteyi temsilci olmasını kabul etmek, kabule göre, hukuken yerinde olmayacaktır. Yabancı şirketten, acentelik ilişkisi sürerken ortaya çıkan bir alacak iddiası var ise asile karşı dava açmak, yargılama istemek ise usulün ve başka bir maddi hukuka ilişkin yargılamanın, başka bir konusudur. Bu yönleriyle de, davalı acenteye "temsilen" yöneltilen talebin de pasif husumet yokluğundan reddi gerekmiştir. Yukarıdaki tüm açıklamalar ışığında, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı acentenin kusuru sebebiyleyle acenteye doğrudan dava açılabileceğini, davalı ... acentelik sözleşmesi gereğince üzerine düşen yükümlülükleri ihmal ettiğini, müvekkilinin davalı ... ile çalıştıkları süre boyunca muhatap olarak karşısında hep davalı ... şirketini bulduğunu, ticari yazışmaların hep bu şirket ile yapıldığını, ödemelerin hep bizatihi davalı ... tarafından yapıldığını, ilerleyen süreçlerde ise ödemelerin gecikmesiyle birlikte davalı ... yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmaya başladığını, basiretli bir tacir olarak yerine getirmesi gereken bilgilendirme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ödemede yaşanan gecikmeler ile de temerrüte düştüğünü, davalı ... kusuru sonucu husumeti doğrudan acenteye yönelttiklerini, davalı ... ve müvekkili ... kendi aralarında akdetmiş oldukları, davalı tarafça dosyaya sunulan çerçeve sözleşmenin de husumet yokluğunu bertaraf eder nitelikte olduğunu, davalı ... Şirketinin ve bu şirket yetkililerinin acente sözleşmesindeki konumunun garantör niteliğinde olduğunu, davalı ... bu sözleşmenin yerine getirilmemesinden müteselsil olarak sorumlu olduğunu ve bu sözleşmeye garantör sıfatı ile taraf olduğunu, bu nedenle de davalı ... doğrudan husumet yöneltilebileceğini, davalı ... müvekkili adına sözleşme yapma yetkisinin bulunmadığını, davalı ... müvekkili adına sözleşme yapmasına müvekkilinin muvafakat ettiğine dair hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığını, davalı ... özel yetkisine dair herhangi bir tescil ve ilana da ne tarafımızca haricen, ne de mahkeme dosyasındaki belgeler dahilinde ulaşılamadığını, davalı ... tarafından da taraflarına icazet bildirimi yapılmadığını, bu nedenle de sözleşmeden davalı acentenin sorumlu olacağını, acenteye izafeten husumet yöneltilebileceğini, fesih ihbarının muhataba ulaşmasıyla birlikte sonuç doğuracağını, fesih ihbarının muhataba ulaştığına dair bir belgenin mahkeme dosyasına sunulmadığını, mahkemenin ihtarnamenin muhatabına ulaşıp ulaşmadığına dair araştırma yapmadan eksik inceleme sonucu hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, davalılar arasındaki sözleşmenin sona erdiğinden bahisle pasif husumet yokluğu kararının hakkaniyete uygun olmadığını, ... tarihli bilirkişi raporuna itirazen sunulan uzman görüşünün mahkemece inceleme konusu yapılmadığını, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Dava, alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

TTK'nın 105. Maddesi " (1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. (3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. " şeklindedir.

Somut olayda; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davalı ile ... Limited arasında imzalan ... Acentelik Sözleşmesinde, davalının ... ödeme aracısı olarak hareket edeceğinin yazılı olduğu, ... Limited ile davacı arasında 01.04.2019- 31.03.2020 tarihleri arası pazarlama ve kullanım sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davalının imza ve kaşesinin olmadığı, sözleşmede davalının ... firmasını temsilen ödemeleri yapacağı, davacının 2019 yılı ticari defter kayıtlarında davalı ... firmasına ilişkin herhangi bir cari harekete rastlanılamadığı, davalı ... AŞ. adına düzenlenmiş herhangi bir fatura ve benzeri belge olmadığı, taraflar arasında bu bağlamda herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, davacının 2019 yılı ticari defter kayıtlarında diğer davalı ... adına mevcut cari hareketlerinde yapılan ödemelerde ... adına ödeme açıklaması ile yapılan kayıtlarda davalı ... firmasının vergi numarasının yer aldığı, davacının 2019 yılı ticari defter kayıtlarında davacı ile davalı ... firması arasında herhangi bir borç alacak ilişkisine rastlanılamadığı, davacının 2019 yılı ticari defter kayıtlarına göre davalı ... firmasının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı, davalı ... firmasının 2019 yılı ticari defter kayıtlarına göre davalının .... firmasından gelen havaleleri ... avans hesabına kaydettiği, bu hesaplardan yine ... firmasından gönderilen listelerde yer alan firmalara ... adına yapılan ödeme açıklaması ile ödemeleri banka kanalıyla havalesini yaptığı, yapılan havale işlemlerinde davalı ... firmasından gelen ödeme listesinde yer alan müşterileri ile müşterilere ödenecek miktarları gösteren tablolarla, davalı ... tarafından müşterilere yapılan ödemelerin uyumlu olduğu, davalı ... Turizm firmasının 2019 yılı ticari defter kayıtlarında ve banka hesabında ... firması tarafından gönderilip de davacı ... Firmasına ödemesi yapılmamış bekleyen herhangi bir bakiyeye rastlanılamadığı, ... firması tarafından davalı ... firmasına ...müşterilerine ödenmek üzere gönderilen listelerde yer alan tüm ödemelerin listelerde belirtilen miktarların tamamının davalı ... tarafından ödemelerinin yapıldığı, davalı ... firmasının 2019 yılı ticari defter kayıtlarında davalının davacı tarafa borçlu olduğuna dair herhangi bir kayıt ve belgeye rastlanılamadığı, davalı ... Turizm firmasının ... firmasının ödeme aracısı olarak hareket ettiği ve ... firmasından Otellere gelen ödemeleri ... adına yaptığı, davalı ... ile ... arasında akdedilen sözleşmenin de davalı ... tarafından Beşiktaş 25. Noterliğinden keşide edilen 27.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı Fesih Bildirimi ile 27.09.2019 tarihi itibariyle ... tarafından tek taraflı feshedildiği tespitlerine yer verildiği,mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Davalı, sözleşmenin tarafı firmanın acentesi konumundadır. Sözleşmede davalı şirketin ana sözleşmeden bağımsız olarak sorumluluğunu doğuracak bir hüküm de bulunmamaktadır. Dolayısıyla TTK' nın 105/2 maddesi gereğince doğrudan acenteye husumet yöneltilemeyeceği gibi davalının acentesi olduğu şirket iflas etmiş olup ayrıca davalı tarafından acentelik sözleşmesi de feshedildiğinden dolayı ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6.Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.13/11/2024 ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog