7. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/3334
- Karar No
- 2012/5415
- Karar Tarihi
- 04.09.2012
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
7. Hukuk Dairesi 2012/3334 E. , 2012/5415 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 116 ve 120 parsel sayılı sırasıyla 672,63 m² ve 924,27 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera ve kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı, davacının tutunduğu Aralık 1962 tarih 175 ve 178 sayılı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Gerçekten dava ve temyize konu taşınmazların davacının tutunduğu Aralık 1962 tarih 175 ve 178 sayılı tapu kayıtları kapsamında kalmadığı gibi kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir.
Ne var ki, dava konusu taşınmazlara bitişik veya yakın komşu 101 ada 2 parsel sayılı taşınmazın öncesinde mera niteliği ile tespit edildiği ancak komisyon kararı ile malik hanesinin boş bırakıldığı gözetildiğinde somut olayda mera araştırmasının yapılması zorunludur. Ancak mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılageldiğinin saptanması yada taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera niteliği ile tahsis edilmiş olması gerekir.
Somut olayda; dosyaya getirilen bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1962 yılında mera tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne varki, mahkemece mera tahsis haritası ve eki belgeleri yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmamıştır. Haritalarda tarif edilen poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden hangilerinden yararlanıldığı, uzman bilirkişi haritası ve eki raporda açıklanmamış, bu nedenlerle keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve bu yolla yargı denetimine açık bir rapor ve eki harita düzenlenmemiştir.
Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazları bir arada gösterir geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilmeli, yine dava konusu 101 ada 120 parsel sayılı taşınmaza komşu olan 119, 121 ve 122 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğü’nden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, mera tahsisinin yapıldığı gün ile kadastro tespitinin yapıldığı gün arasında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçip geçmediği belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 46/1, 16/B ve 18. maddeleri hükmü eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.