11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2009/18147 E. , 2010/4313 K.
"İçtihat Metni"Güveni kötüye kullanmak suçundan şüpheli ... ve ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/01/2009 tarihli ve 2008/65736 soruşturma, 2009/3028 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 11/05/2009 tarihli ve 2009/723 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;
Şüpheli ile müşteki arasında düzenlenen fınansal kiralama sözleşmesi hükümleri uyarınca sözleşmeye konu malın 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri ile fınansal kiralama sözleşmesinin ilgili maddesinde iade zorunluluğu öngörüldüğü nazara alındığında, şüphelinin sözleşmenin sona ermesine rağmen sözleşme konusu makineyi iade etmemesi şeklindeki eylemi sebebiyle ibraz edilen delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu, ayrıca delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesine ait olduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 03.09.2009 gün ve 2009/10472/49072 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 25.09.2009 gün ve KYB.2009/205427 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 gün ve 2007/2-247/257 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK’nın 160. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen Cumhuriyet Savcısı, kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince de maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almak ve şüphelinin haklarını korumak ile aynı Kanunun 170. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da soruşturma evresi sonucunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlemek, aksi halde de 172. madde gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar vermek yükümlülüğü altındadır.
Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak başvuru yöntemi de CMK’nın 173. maddesinde düzenlenmiş olup, itiraz mercii olarak öngörülen ağır ceza mahkemesi başkanının itirazı yerinde bulması halinde Cumhuriyet Savcısının iddianame düzenleyerek mahkemeye vereceği, itirazın haklı bulunmaması halinde de istemin gerekçeli olarak reddolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için Cumhuriyet Savcısının kanuna uygun bir soruşturma yapmış olması zorunlu olup buna karşın, Cumhuriyet Savcısının CMK’nın kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumlarda, itirazı inceleyen merciin, Cumhuriyet Savcısının CMK’nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak amacıyla itirazın kabulüne karar vermesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğine göre; şüphelilerin, şikayetçi şirket ile kendi aralarında imzaladıkları finansal kiralama sözleşmesi gereğini yerine getirmedikleri gibi, sözleşmenin şikayetçi şirket tarafından tek taraflı olarak sona erdirilmesine karşın suça konu malları da teslim etmemek suretiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında; hiçbir soruşturma yapmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, açıklanan hukuka aykırılık nedeniyle de CMK’nın 309. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma istenip istenmeyeceğinin takdir ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.