Esas No
E. 2021/1279
Karar No
K. 2024/1199
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1279

KARAR NO: 2024/1199

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2016/1204 Esas, 2019/492 Karar

TARİHİ:07/05/2019

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 02.11.2016
KARAR TARİHİ: 11/12/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup , davacının davasının kısmen kabulüne dair verdiği karara davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.

Davacı vekili, borçlu aleyhine ... dosyası ile icra takibine girişildiğini ve ödeme emri gönderildiğini, borçlunun süresi içinde borçlu olmadığını iddia ederek borca faize ve ferilerine itiraz etttğini, takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 26.10.2015 tarihinde yüklenici sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmeye göre davalının İstanbul İli, Kağıthane İlçesi, .... Sokak ... Ada ... Parsel ... pafta'da kayıtlı gayrimenkulü üzerinde yapılacak olan binanın kaba inşaatının müvekkili tarafından yapılacağının belirlendiğini, müvekkilinin 27.10.2015 tarihinde işe başladığını ve işi tamamlayarak 17.05.2016 tarihinde teslim ettiğini, davalının müvekkiline fatura karşılığında peyder pey ödemeler yaptığını ancak davalı ile yapılan kesin hesap raporuna göre ödenmesi gereken tutarın 38.199,00-TL' lık kısmını ödemediğini belirterek açıklanan nedenlerle haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin ... Sok. ... Ada, ... pafta, ... parsel numaralı taşınmaz için arsa sahipleri ile İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu inşaatın kabasının da alt taşeron olarak davacıya verildiğini, bu itibarla 26.10.2015 tarihinde yüklenici sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre davacının işi sözleşmenin imzalanma tarihinden itibaren 85 gün içinde bitirmekle yülümlü olduğunu, ancak davacının belirtilen sürede işi tamamlamayarak teslimini geciktirdiğini, bu gecikmeden dolayı müvekkilinin arsa sahiplerine yüklü miktarda cezai şartlar ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin mağduriyetini davacıya birçok kez bildirdiği halde bir sonuca varamadığını, davacının sözleşme bedelini müvekkilinden peşin aldığını, bu anlamda müvekkilini mağdur ettiğini bunun üzerine müvekkilinin cezai şart ödememek, kalan işleri başka bir yükleniciye yaptırmak ve inşaatın mevcut durumunun tespit edilmesi amacıyla İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/57 Değişik İş sayılı dosyasıyla davacı aleyhine tespit davası ikame ettiğini, dava sonucu bilirkişi raporuna göre yüklenicinin işin tamamını 22.02.2016 tarihinde teslim etmiş olmasının gerektiğini, sözleşmede taahhüt edilen bitim tarihine göre 77 günlük gecikme meydana geldiğini, yüklenici sözleşmeye göre yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirtildiğini, bu nedenle davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini, takibe itiraz edilmesi üzerine iş bu davanın açıldığını belirterek açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, müvekkili aleyhine haksız yere icra takibine girişen ve huzurdaki davayı ikame eden davacı aleyhine %20 icra inkar tazmimatına hükmemedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın, davacı tarafından faturaya dayalı olarak davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu icra dosyasının incelemesinde, takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davacısı, takip borçlusunun mahkememiz dosyasının davalısı olduğu, toplam 38.367,49-TL tutarındaki ilamsız icra takibine davalı borçlunun itirazı doğrultusunda takibin durduğu, davanın takibe yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı görülmüştür. Mahkeme, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturadan kaynaklanan alacak nedeni ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali hususunda olduğu, belirlenen inceleme gününde defterlerini hazır eden davacının defterleri incelenerek tanzim edilen bilirkişi raporunda davacının 38.199,23 TL alacaklı olduğunun rapor edildiği, davalının kayıtlı olduğu Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen cevabın ekinde yer alan ilgili fatura dönemi olan 2016 yılı BA formalarının incelenmesinde, davacı tarafından tanzim edilen faturaların davalı tarafından bağlı olduğu vergi dairesine bildirilmiş olduğu ve bu durum yerleşik hale gelmiş Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19496 E., 2018/4565 K. Sayılı 27/09/2018 tarihli kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/5093 E., 2018/2596 K. Sayılı 09/05/2018 tarihli kararı), fatura konusu malın davalı tarafa teslimine karine teşkil ettiği, davalı taraf her ne kadar geç teslim nedeni ile borçlu olmadığını iddia etse de, davalı tarafından taraflar arasında imzalanan kesin hak ediş belgesine ya da belge altındaki imzaya yönelik bir itiraz ileri sürülmediği, davalı taraf cevap dilekçesinde geç teslim nedeni ile talep haklarını saklı tuttuğunu belirtmiş bu yönde dava açtığına veya talepte bulunduğuna dair bir bilgi ya da belge ibraz etmediği, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları, taraflar arasında imzalanan kesin hak ediş belgesi ve davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinden gelen yazı cevabı birlikte değerlendirildiğinde, takip tarihi itibariyle davacıın davalıdan 38.199,00 TL alacaklı olduğu kanaati oluştuğu, icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.199,00 TL asıl alacak üzerinden icra takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge ibraz edilmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş, davalının takibe yapmış olduğu itiraz haksız olduğundan ve alacak likit olduğundan, davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedildiği, davanın kısmen kabulüne, .... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.199,00 TL asıl alacak üzerinden icra takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında; taraflarınca İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/57 Değişik İş dosyasıyla tespit yaptırıldığını, inşaatın %79 bitirildiğini, 77 günlük bir gecikme yaşandığını, iş tamamlanmadan takibe girişildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde 17.05.2016 tarihinde teslim ettiğini, icra takibini 09.05.2016 tarihinde başlattığını, cevaba cevap dilekçesinde ise işin tamamlanma tarihini takip tarihinin öncesine alarak 02.05.2016 olarak değiştirdiğini, sözleşme hükümlerine göre inşaatın 85 günde bitirilmesi gerektiğini, 48 günlük ekleme süresi yapılsa dahi 133 günlük sürede işin tamamlanmadığını, işin tamamlanmasının 27.10.2015 - 17.05.2016 tarihleri arasında 172 günlük takvim süresinde olduğunu, 133 günlük sürenin aşıldığını, iş tamamlanınca tanzim edilecek kesin kabule göre muaccel olacak bir borç için hukuka aykırı takip başlattığını, yerel mahkeme BA formundan dolayı iş tamamlanmış ve mallar teslim edilmiş kabul ettiğini, geç ifa edildiğinde hukuki uyuşmazlık olmadığını, icra takibinin 25.04.2016 tarihli faturaya dayandığını, icra takibinin 25.04.2016 tarihli faturaya dayandığını, işin fatura tarihinden çok sonra bittiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir.Davacı vekili, taraflar arasında 26.10.2015 tarihli Taşeron Sözleşmesi ile davalının yaptığı inşaatın kaba inşaatını yaptığını, 06.05.2016 tarihli kesin hesapta kabul edilen ve 25.04.2016 tarihli faturaya dayanan 38.200,00 TL asıl alacak ve işlemiş faizi olan 168,49 TL.'yi talep etmiştir.

Davalı vekili işin 85 günde bitirileceğini, davacının süresinde bitiremediğini, tespit yaptırdıklarını 77 günlük gecikme olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi rapor ve ek rapor almış, kesin hesap raporundaki imzaya davalı tarafça itiraz edilmediğini, davalı yanın icra takibi konusu faturaları BA formu ile Vergi Dairesine bildirdiğini belirterek davanın 38.200,00 TL asıl alacak üzerinden kabulüne karar vermiştir. Somut olayda davacı taşeronun , bakiye alacağının kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Dosya muhtevasında bulunan her iki tarafça imzalanmış ve davalı yanca imzasına itiraz edilmeyen kesin hesap belgesindeki tutar ile icra takibinde talep edilen tutar aynıdır. Davalı yan 3. şahsa işi tamamlattığını ispatlamakla yükümlüdür. Dava konusu faturaya davalı tarafça itiraz da edilmemiş durumdadır.Davalı yanın delil tespiti dosyasında keşif yaptırdıktan sonraki tarihte kesin hesap belgesini imzaladığı anlaşılmaktadır. 6.5.2016 tarihli tarafların imzaladığı kesin hesap belgesi 38.199,23 TL. tutarında davalının borçlu olduğunu göstermektedir. Alınan bilirkişi raporlarında davalının takip konusu faturayı BA formu ile Vergi Dairesine bildirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca davalı yan ...'ya davacı taşeronun işi bitirdiğine dair bildirimde bulunmuştur. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında yerel mahkemenin gerekçesi ve kararı dosya kapsamına hukuka ve usule uygun olup , davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/05/2019 tarih ve 2016/1204 Esas, 2019/492 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 2.609,37 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 607,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.001,43 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK İcra İflas Hukuku 3095 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge ibraz edilmediğinden işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş, davalının takibe yapmış olduğu itiraz haksız olduğundan ve alacak likit olduğundan, davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedildiği, davanın kısmen kabulüne, .... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.199,00 TL asıl alacak üzerinden icra takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında; taraflarınca İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/57 Değişik İş dosyasıyla tespit yaptırıldığını, inşaatın %79 bitirildiğini, 77 günlük bir gecikme yaşandığını, iş tamamlanmadan takibe girişildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde 17.05.2016 tarihinde teslim ettiğini, icra takibini 09.05.2016 tarihinde başlattığını, cevaba cevap dilekçesinde ise işin tamamlanma tarihini takip tarihinin öncesine alarak 02.05.2016 olarak değiştirdiğini, sözleşme hükümlerine göre inşaatın 85 günde bitirilmesi gerektiğini, 48 günlük ekleme süresi yapılsa dahi 133 günlük sürede işin tamamlanmadığını, işin tamamlanmasının 27.10.2015 - 17.05.2016 tarihleri arasında 172 günlük takvim süresinde olduğunu, 133 günlük sürenin aşıldığını, iş tamamlanınca tanzim edilecek kesin kabule göre muaccel olacak bir borç için hukuka aykırı takip başlattığını, yerel mahkeme BA formundan dolayı iş tamamlanmış ve mallar teslim edilmiş kabul ettiğini, geç ifa edildiğinde hukuki uyuşmazlık olmadığını, icra takibinin 25.04.2016 tarihli faturaya dayandığını, icra takibinin 25.04.2016 tarihli faturaya dayandığını, işin fatura tarihinden çok sonra bittiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 K3095 md.355 HMK md.362/1 HMK md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog