11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2024/2810 E. , 2024/12571 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2022 tarihli ve 2021/143565 Soruşturma, 2022/34608 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.06.2022 tarihli ve 2022/4789 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.06.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.03.2024 tarihli ve 2023/14556 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31791 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31791 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olayı hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip anılan karara karşı müşteki tarafından yapılan itirazın merciince reddine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun üst sınırının 7 yıl olması nedeniyle suç tarihinin 2012 tarihli olduğunun kabulü karşısında, anılan suça ilişkin dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-d maddesi uyarınca 15 yıl olduğu ve bu sürenin karar tarihi itibariyle halen dolmadığı gözetilmeden zamanaşımı nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, kendisine ait aracı çalışmış olduğu işyerinde imalat ve dağıtım işlerinde kullanılmak üzere şüphelilere teslim ettiğinin, bir müddet sonra aracın arızalanması nedeniyle şüpheliler tarafından tamirciye bırakıldığının, ancak 2012 yılında tamircinin taşınmış olduğunun ve aracın iade edilmediğinin iddia olunması, şüphelilerin alınan ifadelerinde; aracı tamirciye bırakan kişinin kendileri olmadığını, araç şikayetçinin üzerine görünse de parasının şikayetçi tarafından verilmediğini, araç ücretinin şüpheli ... tarafından ödendiğini beyan etmeleri karşısında; 05.10.2009 tarihli araç satış sözleşmesine göre, aracı şikayetçiye satan kişinin beyanına başvurulması, araç bedelinin kim tarafından ödendiğinin belirlenmesi, oto-tamir işletmesinin tespiti ile sahibinin beyanına başvurulması, aracın kim tarafından bırakıldığının açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre somut olayın değerlendirilmesi gerekirken ve 5237 sayılı TCK'nın 155/2. maddesinde yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun üst sınırının 7 yıl olup aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği 15 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihinden itibaren henüz zamanaşımının gerçekleşmediği de gözetilmeden, "...isnat olunan hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı TCK'nın 155/2 maddelerine ilişkin olduğu, 5237 sayılı TCK'nın bu suç için öngördüğü cezanın üst sınırına göre zamanaşımı süresinin aynı kanunun 66/1-e maddesi gereği 8 yıl olduğu, 2012 yılından itibaren bugüne kadar dolduğu ve dava zamanaşımı süresinin durmasını veya kesilmesini gerektiren TCK 67 maddesinde belirtilen bir neden bulunmadığı bu haliyle suçun zamanaşımına uğradığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.06.2022 tarihli ve 2022/4789 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.