Esas No
E. 2021/11178
Karar No
K. 2024/9348
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2021/11178 E.  ,  2024/9348 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/152 E., 2014/825 K.
SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil

aracının müsaderesi, nakil aracının iadesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan vekilinin temyiz sebepleri; ... plakalı nakil aracının iadesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek hükmün .. . plakalı nakil aracın iadesine karar verilmesi yönüyle bozulması istemine ilişkindir.

2.Sanık ...'ın temyiz sebepleri; savunmalarını tekrarla, taziye ziyaretine giderken tesadüfen olay yerinde bulunmasına göre yeterli delil olmamasına rağmen mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.

3.Sanık ...'nın temyiz sebepleri; eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

4.Sanık ...'ın temyiz sebepleri; savunmalarını tekrar ederek mahkumiyet kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, mağdur olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulması istemine ilişkindir.

5.Sanık ...'ün temyiz sebepleri; savunmalarını tekrar ederek mahkûmiyet kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna,karara itiraz ettiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulması istemine ilişkindir.

6.Sanık ...'ın temyiz sebepleri; savunmalarını tekrar ederek mahkûmiyet kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, mağdur olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulması istemine ilişkindir. II.OLAY VE OLGULAR

1.11.03.2014 tarihinde, önleme araması kararına istinaden, uygulama noktasına gelmeden geri dönerek kaçmaya çalışan sürücüsü sanık ... ve yanında sanık ...’nın bulunduğu malen sorumlu adına kayıtlı binek aracın takibi esnasında, kolluk görevlilerinin aracını sıkıştırarak engellemeye çalışan sürücüsü sanık ..., yanında sanıklar ... ve ...’ın bulunduğu malen sorumlu adına kayıtlı ..... plakalı binek araç durdurularak yapılan aramada, .... plakalı araçta suç unsuruna rastlanmadığı, sanıklar ... ile ...’in içinde bulunduğu .. JM 9882 plakalı araçta yapılan aramada ise toplam 949 karton kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

2.Sanıkların söz konusu eyleminden ötürü 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Toplu kaçakçılık nedeniyle 5607 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği cezada artırım yapılmasından önce sanıklara ek savunma hakkı tanındığı anlaşılmıştır.

3.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında; sahibini hatırlamadığı ... plakalı nakil aracını emaneten teslim aldığını, araç sahibinin aracı ne için kullanacağını sormadığını, sanık ... ile birlikte sigaraları satacaklarını, diğer araçtaki sanık ...’ın ağabeyi olduğunu, diğer sanıkları tanımadığını, kovuşturma aşamasında ise, önceki savunmalarını tekrar ederek sanık ... ile sigaraları satmak için araçla naklettiklerini, nakil aracını sanık ...’in emaneten aldığını, diğer araçtaki sanık ...’ın ağabeyi olduğunu, beyan etmiştir.

4.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasındaki ifadesinde, sahibini hatırlamadığı .. JM 9882 plakalı nakil aracı enameten teslim aldığını, araç sahibinin aracı ne için kullanacağını sormadığını, sanık ... ile birlikte sigaraları satacaklarını, diğer aracın içerisindeki sanıkları tanımadığını, kovuşturma aşamasında ise, önceki savunmalarını tekrar ederek sanık ... ile sigaraları satmak için araçla naklettiklerini, nakil aracını ismini ve adresini bilmediği bir arkadaşından emaneten aldığını, diğer araçta bulunan sanıklar ..., ... ve ...’ü tanımadığını, beyan etmiştir.

5.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında, suça konu sigaraların ele geçirildiği araçta bulunan sanıkları tanımadığını, sürücüsü olduğu aracı kiraladığını, sanıklar ... ve ... ile birlikte taziye ziyareti için giderken yolu şaşırdıklarını, yolun dar olması ve çukurların bulunması nedeniyle manevra yaptığını, kolluk görevlilerinin aracını sıkıştırmadığını, sürücüsü olduğu araçta suç unsuruna rastlanmadığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini, kovuşturma aşamasında ise, önceki savunmalarını tekrar ederek, taziye için araç ile giderken sanıklar ... ve ...’in aracı ile tesadüfen aynı güzertgahta bulunduğunu, yoldaki çukurlara düşmemek için ani manevra yaptığını, suçlamayı kabul etmediğini, beyan etmiştir.

6.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında, sanık ...’ün aracı kiraladığını, sanıklar ... ve ... ile birlikte taziye ziyareti için giderken yolu şaşırdıklarını, içinde bulunduğu araçta suç unsuruna rastlanmadığını, diğer araçta bulunan şahısları tanımadığını, ancak kardeşi olan sanık ...’ın araçta bulunduğunu sonradan öğrendiğini, suça konu sigaralarla ilgisinin bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, kovuşturma aşamasında ise, önceki savunmalarını tekrar ederek, taziye için araç ile giderken sanıklar ... ve ...’in aracı ile tesadüfen aynı güzertgahta bulunduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, beyan etmiştir.

7.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında, sanık ...’ün aracı kiraladığını, sanıklar ... ve ... ile birlikte taziye ziyareti için giderken yolu şaşırdıklarını, içinde bulunduğu araçta suç unsuruna rastlanmadığını, diğer araçta bulunan şahısları tanımadığını, suça konu sigaralarla ilgisinin bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, kovuşturma aşamasında ise, önceki savunmalarını tekrar ederek, taziye için sanıklar ... ve ... ile birlikte araç ile giderken, sanıklar ... ve ...’in aracı ile tesadüfen aynı güzertgahta bulunduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, beyan etmiştir.

8.Malen sorumlu ... talimat mahkemesindeki ifadesinde; ..JM 9882 plakalı nakil aracının kendisine ait olduğunu, sanıkları tanımadığını, aracını başka araçlar ile birlikte işletilmek üzere kiralama şirketine kiraladığını, kira sözleşmesini sunduğunu, tedbirin kaldırılmasını istediği beyan etmiştir.

9.Teknik bilirkişi raporunda; suça konu eşyanın, nakilde kullanılan aracın ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, eşya nakli için gerekli bulunduğu, kasko değerinin de 49.860,00 TL olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.

10.Sanık savunmaları, bilirkişi beyanı ve dosya kapsamına göre dava konusu eşyanın kaçak olduğu anlaşılmıştır.

11.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. III.GEREKÇE

A. Katılan ...

idaresi Vekilinin ..A....Plakalı Nakil Aracına İlişkin Sınırlı Temyiz İstemi Yönünden

Sanık savunmaları, malen sorumlunun beyanları ve tüm dosya kapsamından, nakilde kullanılan vasıtada yapılan aramada suç eşyasının ele geçmemesi, kayıt malikinin üçüncü kişi durumunda bulunması ve kaçak eşyanın değeri ile müsaderesine karar verilen nakil vasıtasının değeri göz önüne alındığında, müsaderesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hakkaniyete de aykırı olacağı gözetilerek, .. AL 4815 plakalı nakil aracının hak sahinine iadesi ve şerhin kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

B. Sanıkların Temyiz İstemleri Yönünden

Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen sanıkların savunmaları, olay tutanağının içeriği, teknik bilirkişi raporu ile bilirkişi beyanının içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın eylemlerinin sabit olduğu belirlenmekle, adı geçen sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

1.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

2.5237 sayılı Kanun’un 61 üncü maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurları dikkate alınması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre özellikle ele geçirilen kaçak eşyanın miktarı, suç konusunun önem ve değerine göre, cezaların şahsiliği ve uygulamada birliğin sağlanması bakımından, benzer olaylarla mukayese edildiğinde, daha çok miktarda kaçakçılık yapanlarla daha az miktarda kaçakçılık yapanlar arasında hakkaniyete uygun, adil bir ceza tayin edebilmek bakımından hükmedilen hapis cezasında hakkaniyete uygun şekilde teşdit uygulanarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,

3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanıklar ..., ... ve ...'ün eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri ve haklarında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 11.03.2014, iddianame düzenleme tarihinin 26.03.2014 olduğu, UYAP kayıtlarının incelenmesi sonunda; Sanıklar ... ve ... hakkındaki; Suşehri Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/237 Esas sırasındaki kayıtlı dosyasında suç tarihinin 03.01.2014, iddianame tarihinin ise 14.03.2014 olduğu, Sanık ... hakkında; Bayburt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/883 Esas sırasında kayıtlı olan dosyada suç tarihinin 28.12.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 13.05.2014 olduğu,

Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanıklar ..., ... ve ...'ün eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

4.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

IV. KARAR

A. Katılan ...

İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2014 tarihli ve 2014/152 Esas, 2014/825 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle ...plakalı nakil aracına ilişkin hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

B. Sanıkların Temyiz İstemleri Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2014 tarihli ve 2014/152 Esas, 2014/825 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

sanıkların cezada kazanılmış hakkının 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.10.2024 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanıklar ... ve 4 arkadaşı hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanıklar ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanıkların da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık/sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanıkların temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

2.Yerel Mahkemenin 18.12.2014 tarih ve 2014/825 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.

Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.23.10.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.