Esas No
E. 2023/5882
Karar No
K. 2024/6195
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi         2023/5882 E.  ,  2024/6195 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2023/18 E., 2023/93 K.
SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1.a, 52/2-4, 53/6, 63.maddeleri uyarınca 15.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ilişkin kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.11.2022 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek sanık hakkında taksirle öldürme suçundan,5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 50/1.a, 52/2-4, 53/6, 63 ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 15.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafinin temyiz istemi hakkında hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafinin temyiz isteği; bilirkişi raporu hükme esas alınacak yeterlikte olmadığına, ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılmış olduğuna, yeterli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak üzerine atılı suçu işlememiş olmasına rağmen mahkumiyet kararı verilmiş olunması nedeniyle kararın bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 20:45 sıralarında, sanık sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki otomobili ile gece vakti meskun mahal dışında aydınlatma bulunmayan çift yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, önündeki aracın solundan geçmek için hatalı ve tehlikeli şekilde, sollama yasağı olan alanda gelen araca rağmen karşı şeride girdiği, şerit ihlalinde bulunarak karşı yol bölümüne geçerek, hakkında verilen beraat kararı kesinleşmiş olan müşteki sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması sonucu, sürücü ...'ın aracında yolcu olarak bulunan ...'ın ölümüne, yargılama aşamasında şikayetten vazgeçen mağdur ... ve müşteki sanık sürücü ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde, mağdur ...'ın ise, hayati tehlike geçirecek ve vücudunda orta derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmalarına neden olduğu, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 12.08.2015 tarihli rapora göre, kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.11.2022 tarihli ilâmıyla; "...1-Olay günü saat 20:45 sıralarında, sanık sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki otomobili ile gece vakti meskun mahal dışında aydınlatma bulunmayan çift yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, önündeki aracın solundan geçmek için hatalı ve tehlikeli şekilde, sollama yasağı olan alanda gelen araca rağmen karşı şeride girdiği, şerit ihlalinde bulunarak karşı yol bölümüne geçerek, hakkında verilen beraat kararı kesinleşmiş olan müşteki sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması sonucu, sürücü ...'ın aracında yolcu olarak bulunan ...'ın ölümüne, yargılama aşamasında şikayetten vazgeçen mağdur ... ve müşteki sanık sürücü ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde, mağdur ...'ın ise, hayati tehlike geçirecek ve vücudunda orta derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmalarına neden olduğu, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 12.08.2015 tarihli rapora göre, kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde;

TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, tamamen kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölmesine, üç kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması;

2.Sollama yasağı olduğunu gösteren düz çizgiye rağmen sollama yaptığı kabul ve tespit edilen sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu ve bu nedenle cezasında TCK'nın 22/3. maddesi gereğince arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi;

3.TCK'nın 89. maddesinin 5. fıkrası gereğince, 1. fıkrası kapsamı dışında bulunan yaralanmaların bilinçli taksir hali hariç şikayete tabi olduğu, meydana gelen kazada mağdur ...'ın hayati tehlike geçirecek ve vücudunda orta derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı ve dolayısıyla yaralanmasının şikayet şartına bağlı olmadığının anlaşılmasına rağmen, hakkında bilinçli taksir koşulları gerçekleşen sanığın,

TCK’nın 85/2. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK’nın 85/1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de;

Sanık hakkında verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasından TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken sonuç cezanın 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay hapis cezası olarak hesaplanması nedeniyle, 15.200.- TL adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken 15.100 TL adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini,

Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, uyma kararı verilerek sanığın savunmasının alındığı ve sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 50/1.a, 52/2-4, 53/6, 63 ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 15.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/292 Esas 2016/73 Karar sayılı sanığın neticeten 15.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edildiği ve sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı oluştuğundan, ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanığın neticeten 15.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesine muhalefet edilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan altıncı paragrafın devamına, "Bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca 15.100,00 TL adli para cezasına ilişkin sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilmesine" ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog