Esas No
E. 2024/8273
Karar No
K. 2024/10957
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/8273 E.  ,  2024/10957 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1371 E., 2024/735 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2020/114 E., 2023/168 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 05.03.2005 ilâ 04.01.2011 tarihleri arasında davalı Şirket tarafından yapılan Kalyoncuoğlu 3 Tatil Sitesinde inşaat işçisi olarak kesintisiz çalıştığını, iş akdinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davalı işverence sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, davacının çalışmış olduğu 05.03.2005-05.03.2008 ve 04.12.2010-04.01.2011 tarihleri arasındaki sürenin Kuruma bildirilmediğini beyan ederek davacının 05.03.2005-05.03.2008 ve 04.12.2010-04.01.2011 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili; davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı Şirket vekili; davacının 05.03.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, 04.12.2010 tarihinde işten çıkartıldığını, ibraname ile bu hususun sabit olduğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen bordro tanıklarının beyanları ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işyerinde 13.11.2007 ile 07.10.2008 tarihleri arasında devamlı olarak asgari ücret ile çalıştığının tespitine, davacının davalı işyerinde 13.07.2006 ile 27.07.2006 tarihleri arasında devamlı olarak asgari ücret ile çalıştığının tespitine, tespit edilen hizmet sürelerinin diğer çalışmalarıyla birleştirilmesine, Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; adı geçen iş yerinde 5 yıl fiilen çalıştığı, iş yeri tespitinin yapılmadığını, Adana BAM 7. Hukuk Dairesinin isabetli şekilde karar verdiğini, ancak Mahkemece yeteri kadar inceleme yapılmadan eksik inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, halbuki SGK kayıtları incelenseydi davalı iş yerinde 5 yıl çalıştığını, davanın tespit davasına ilişkin olduğundan da davanın açılış tarihi 23.05.2018'de karar bağlandığından o tarihte maktu vekalet ücrete hükmedilmesi gerektiğini, ancak 2023 yılı Asgari Ücret Tarifesi göz önüne alınarak 9.200 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu nedenlerle Mahkeme kararının bu yönleriyle ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı, diğer davalıya ait iş yerinde 03.05.2005 tarihinde işe başladığını hal böyle olunca 03.05.2005 ila 04.01.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti hususunda açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; hizmet akdi unsurları yönünden hiçbir araştırma yapılmadığını, hizmet tespiti davalarının yargılama usulleri ve delillerin değerlendirilmesi farklı yöntemlere tabi olup, hak düşürücü süreler göz önünde bulundurulmadan, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerektiğini, diğer taraftan bu gibi hizmet tespitine yönelik davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden ve bu nedenle de özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiğinden, sigortasız geçen hizmetlerin tespiti amacıyla sigortalılar tarafından Kurum ile işveren aleyhine çalışıldığı iddia edilen hizmet sürelerinin tespiti amacıyla açılan davalarda; öncelikle çalışıldığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin, ya da çalışıldığının Kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılması, daha sonra hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin gerçekten var olup olmadığı, 506 sayılı Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konusundaki tanık ifadelerinin inandırıcılığı hakkında tanık beyanlarının iş yeri kapsam, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi, çalışıldığı iddia edilen iş yerindeki görevli personel ile birlikte o iş yerine en yakın işyerlerinden o işyerini bilen ve tanıyan şahıslarında dinlenmesi suretiyle, tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesi, konularında inceleme ve araştırma ile çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirtilmesi gerektiğini, bu nedenlerle Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

3.Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; 04.12.2010- 04.01.2011 tarihine kadar geçen süreler arasındaki çalışmasının SGK’ya bildirilmediği iddası ile hizmet tespit davası açtığını, bu iddianın kabulünün imkansız olduğunu, sigorta kayıtları, davacının imzasının yer aldığı, işe giriş ve çıkış bildirgeleri karşısında bu iddianın yazılı delille ispatı gerektiğini, davacı müvekkil şirkette ilk olarak 05.03.2008 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, 04.12.2010 tarihinde iş akdi sona erdiğini, tanık ifadeleri dışında dinlenen bordro tanığı ... 'ın ifadesinde kendisi işe başladığında davacının çalıştığı, işten ayrılırken çalışmaya devam ettiği yönündeki beyanına dayalı bordro tanığının çalıştığı 13.11.2007-07.10.2018 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verildiğini, ancak davacının müvekkil şirkette zaten 05.03.2008 tarihinde çalışmaya başladığı ve SGK'ya 05.03.2008 tarihinden itibaren çalışması bildirildiğini, SGK'da zaten sigortalı göründüğü 05.03.2008-07.10.2008 dönemi için tespit kararı verilmesinin mümkün olmadığını, bu dönem için tespit kararı verilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, hizmet tespit davası açabilmesi için 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde belirlenen 5 yıllık sürenin fazlası ile geçtiğini, madde metninden de anlaşılacağı üzere 5 yıllık sürenin başlangıcı hizmetin sona erdiği senenin sonundan itibaren hesaplanarak 5 yıl olduğunu, Mahkemede açılan hizmet tespit davasında davacının 13.07.2006-27.07.2006 ve 13.11.2007-07.10.2018 tarihinde çalıştığının tespitine karar verildiğini, davanın 28.06.2012 tarihinde açıldığını, hizmetin üzerinden yaklaşık olarak 6-7 yıl geçtiğini, bu durumda davacının iddia ettiği hizmetin geçtiği yılın üzerinden yasada belirlenen 5 yıllık süreden çok daha uzun bir zaman geçtiğinden Mahkemece 5 yıllık hak düşürücü süre dikkatte alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen bordro tanıkları ile verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf gerekçeleri ile birebir aynı gerekçeler ile kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesine göre yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.

3.Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ve aşağıda kalan paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.

3.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi Yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

4.Sigortalı işe giriş bildirgesi veya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen diğer belgelerin Kuruma verilmesi ya da sigorta müfettişi tarafından tespit yapılması hâlinde hak düşürücü sürenin işlememe gerekçesi Kurumun sigortalı çalıştırıldığından haberdar olmasıdır. Halbuki blok çalışmanın bildirim öncesi kısmı için bu gerekçe geçerli değildir. Bu nedenle blok çalışmada bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul etmek Kanun'daki açık düzenlemeye uygun olmayacağı gibi hak düşürücü sürenin işlevsiz hâle gelmesi sonucunu doğuracaktır. Kanun'un açık hükmü karşısında sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulanması da mümkün olmayıp bu hâlde bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalının sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açma ... devam etmektedir.

5.Eldeki davada; davalı işveren yanından 05.03.2008-04.12.2010 tarihleri arasında bildirimleri yapılan davacının talebinin 05.03.2005-05.03.2008 ve 04.12.2010-04.01.2011 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti olduğu, davanın açılma tarihinin 28.06.2012 olduğu, Mahkemece dinlenen tanıkların beyanları ve toplanan deliller ile davacının davalı işveren nezdinde 13.07.2006-27.07.2006 ile 13.11.2007-07.10.2008 tarihleri arasındaki çalışmaların tespitine karar verildiği, verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmediği anlaşılmıştır.

6.Mahkemece yapılacak iş; yukarıdaki ilkeler kapsamında talep edilen hizmetlerin tespitine ilişkin kararda, Mahkemece 13.07.2006-27.07.2006 ile 13.11.2007-07.10.2008 tarihleri arasındaki çalışmaların kabulüne karar verildiği, kabul edilen hizmet süresi açısından 27.07.2006 sonrası çalışmanın kesintiye uğradığı ve bu kabulün, davacı tarafça temyiz edilmediği anlaşılmasına göre 13.11.2007 öncesi çalışmaların 28.06.2012 dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı gözetilerek bu dönem yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Diğer taraftan davacının davalı işveren yanından 05.03.2008 sonrası bildirimlerinin yapılmış olması nedeniyle; talebinin de 05.03.2008 olması karşısında 07.10.2008'e kadar hizmet tespitine karar verilmesi hatalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog