13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2002 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/429 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 22/07/2024 (Ara Karar Tarihi)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin sahte belge ve yalan beyanlarla kendisini şirket müdürü olarak atadığını, şirket adına işlemler yaptığını, tarfların aralarında bir çok dava bulunduğunu, davalı ...'nin sahte genel kurul kararının ticaret sicil müdürlüğüne hileli bir şekilde tescil ve ilan edilmesine dayanan imza yetkilerinin acilen sınırlandırılması gerektiği, bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı ...'nin şirket temsil yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 22/07/2024 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2024/429 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; " İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım birinci bölümde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile, ihtiyati tedbirin şartları ise 389 maddede düzenlenmiştir. Maddede, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir.
Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir.Davacı vekili davalı ...'nin şirkete daha fazla zarar vermesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilerek temsil yetkisini kullanmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin ifade edildiği, yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. maddesi gereğince tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunun ifade edildiği, davacı tarafından sunulan belgeler kapsamında davalı ...'nin temsil yetkisini kullanmasının önlenmesi yönünden yaklaşık koşulun bulunmadığı, davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği, tedbir kararının verilmemesi durumunda hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya ciddi bir zararın doğacağı noktasında kanaatin şu aşamada oluşmadığı, davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak davacı vekilinin davalı ...'nin temsil yetkisini kullanmasının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, ''Davacı vekilinin davalı ...'nin temsil yetkisini kullanmasının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Görülen dava kapsamında davalı ...'nin, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/598 E. 2022/1391 K. sayılı kararına istinaden genel kurul toplantısı ilanı yaptığını (EK 2: Genel Kurula Çağrı İlanı). yapılan bu ilana istinaden müvekkili ..., diğer ortak ..., diğer ortak ... adına vekaleten Av. ... 19.12.2022 tarihinde Şirket merkezinde yapılacağı ilan edilen toplantıya katılmak üzere Şirket merkezinde hazır bulunduğunu, ancak Davalı ...'nin toplantıya katılmadığını; davalının bu toplantıya katılmadığının olay gününe ait kamera kayıtları, toplantı davetine icabet edip Şirket merkezinde hazır bulunan diğer ortak ..., diğer ortak ... adına vekaleten katılan Av. ...’in şahitlikleriyle ve Silivri ... Noterliği tarafından tutulup karar defterine işleyip tasdik edilen tutanakla sabit olduğunu; (EK 3: 19.12.2022 tarihine ait kamera kayıtları) (EK 4: Silivri 4. Noterliği tarafından tutulan tutanak), Davalı ...'nin sonraki süreçte, ilana istinaden genel kurulu toplantısına kendisinin de katıldığını iddia ettiğini; pay sahiplerinin iradesini ortaya koyan 19.12.2022 tarihli genel kurul kararıyla müdür olarak atandığını ortaya atan sahte bir genel kurulu kararı ortaya çıkardığını ve ilgili sahte kararı Tekirdağ Ticaret Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilan etmeye çalıştığını; Tekirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ilgili sahte kararı kabul etmediğini, bunun üzerine Davalı ...'nin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün red kararının iptaline ilişkin 2023/24 E. 2023/308 K. sayılı davayı açtığını, davanın reddedildiğini, Davalı ...'nin, 2023/24 E. ve 2023/308 K. sayılı haksız davasından da sonuç alamayınca, bu kez Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2024/245 E. sayılı davayı açarak müvekkili ...'ün şirket müdürlüğünden azlini talep ettiğini, davanın devam ettiğini, davalı ...'nin, bu dosyaya sunduğu dilekçesinde, katılmadığı genel kurul toplantısında aldığı sahte karara, ticari defterlerin müvekkili tarafından kendisine teslim edilmemesi sebebine dayalı noter tasdiği alamadığını ve bu sebeple de ilgili sahte kararı Tekirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil ve ilan ettiremediğini iddia ve beyan ettiğini, bu iddianın tek doğru yanının, sahte kararın şirket defterine işlenmediği; bu sebeple sahte karara noter tasdiki alınmasının ve ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil ve ilan edilmesinin hukuken mümkün olmadığı olduğunu; Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescil talebini reddettiğini, red kararına karşı Davalı ...’nin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı 2023/24 E. ve 2023/308 K. sayılı davanın da reddedildiğini ancak her nasılsa, Davalı ..., söz konusu sahte genel kurul kararının işleme konulması amacıyla 1,5 senedir mahkeme nezdinde açtığı türlü davalardan sonuç alamadıktan sonra (Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/980 E. 2023/106 K. 28.02.2023 T. Sayılı kararıyla reddettiği ticari defterlerin zayı olduğuna ilişkin karar verilmesi talepli dava; yine Mahkemenin 2023/24 E. 2023/308 K. 30.05.2023 T. sayılı kararıyla reddettiği genel kurul kararının tesciline ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen red kararının iptali talepli dava) aynı sözde karara 04.06.2024 tarihinde İstanbul Gaziosmanpaşa ... Noterliği’nden onay aldığını ve 12.06.2024 tarihinde de sözde kararı Tekirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilan ederek kendisini münferiden yetkili müdür olarak atadığını, bu hileli tescil ve ilan kararının ardından, Davalı ...'nin, hemen aynı gün, şirket müdürüymüş gibi işlemler yapmaya başladığını( İstanbul Gaziosmanpaşa ...Noterliğince ...’ye verilen ... numaralı İmza Sirkusu, ... tarafından Şirket avukatlarına gönderilen azilname (EK 5: 07392 numaralı İmza Sirkusu ve ... tarafından Şirket avukatlarına gönderilen azilnameler) Davalı ...’nin, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (Türk Ceza Kanunu m. 206); özel belgede sahtecilik (Türk Ceza Kanunu m.
204.ve başkaca sair suçları işlediğine yönelik kuvvetli şüphe bulunduğnuu; taraflarınca Davalı ... hakkında bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu, (EK 6: ... hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma ve başkaca sair suçlar hakkında yapılan suç duyurusu) Mahkemece takdir edileceği üzere, Davalı ...’nin daha öncesinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce kabul edilmeyen; geçersizliği Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/24 E. ve 2023/308 K. sayılı kararıyla kesinleşmiş sahte bir genel kurul kararını, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanlarda bulunarak hileli şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ettirmiş olması ve hemen akabinde şirket müdürüymüş gibi işlemlere başlamasının Şirket açısından telafisi mümkün olmayan elzem sonuçlar doğurma riski taşımakta olduğunu; davalı ...’nin Şirket çıkarlarını gütme gibi bir gayesinin olmadığını; Davalı ...’nin tek amacının, hiçbir bedel ödemeksizin ve emaneten aldığı şirket hisselerinin kendisine verdiği sözde ortaklık haklarını kötüye kullanmak suretiyle haksız kazanç elde etmek olduğunu, Tüm bu sebepler dikkate alındığında, davalı ...’nin sahte genel kurul kararının ticaret sicil müdürlüğüne hileli bir şekilde tescil ve ilan edilmesine dayanan imza yetkilerinin acilen ve tedbiren sınırlandırılmasını ve kararın Türkiye Noterler Birliği ile Tekirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tebliğini ve ticaret sicil gazetesi’nde yayımlanmasını talep etme zorunluluğunun doğduğunu; yaşadığı mağduriyetin, haklarının derhal korunması zorunluluğu ve iddialarımı ispata elverişli delilleri HMK m. 390/3 uyarınca dava dosyasına halihazırda sunmuş olduğu nazara alınarak, ihtiyatı tedbirin HMK m. 390/2 uyarınca davalı dinlenmeden verilmesini ilk derece mahkemesinden talep etmelerine rağmen, İlk derece Mahkemesinin taleplerini reddettiğini, ancak, ilk derece mahkemesine de belgeleriyle birlikte bildirmiş oldukları, ...'nin sahte belgelerle müvekkili şirketin yönetimine müdahil olma girişiminin, hem yargıyı yanılttığını, hem de şirketin ticari itibarına ciddi zararlar verdiğini; bu durumun, müvekkili şirketin müşterileri ve tedarikçileri nezdinde güven kaybına yol açarak iş ilişkilerini olumsuz etkilediğini, Müvekkili Şirketin yetkili ve hukuki tek müdürünün müvekkili ... olduğunu; buna istinaden kendisinin şirketin tüm yönetim ve temsil yetkilerine sahip olduğunu; bu yetkileri dahilinde, tüm mali yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmekte olduğunu; Namık Kemal Vergi Dairesine olan vergi borcunun tamamının ödendiğini teyit eden resmi belgelerin de ekte sunulduğunu; ...'nin şirket adına yapmış olduğu hiçbir olumlu katkının söz konusu olmadığını, ... hakkında açılan davaların devam etmekte olduğunu ve bu süreçte şirket yönetimine müdahil olmasının hukuka aykırı olduğunu; dahası, sahte belgelerle kendini şirket müdürü ilan ederek imza sirküleri çıkarttığını ve şirkete zarar verdiğini, 13.06.2024 tarihinde, şirketin alacaklı olduğu ...'den Gaziosmanpaşa İcra Dairesi ... ve ... dosyalarına müdahil olarak alacakların tahsilini engellemeye çalıştığına dair belgelerin de ekte sunulduğunu, şirketin faaliyetlerinin aksamadan devam etmesi ve ticari itibarının korunması adına, ... tarafından alınan imza sirkülerinin bir an önce durdurulmasını ve bu hususların mahkemece değerlendirilmesini önemle talep ettiklerini, Davaya konu gerçeklerin daha net anlaşılmasına katkı sağlayacak tüm belgelerin süresinde mahkemeye sunulduğunu; ancak mahkemenin sunmuş oldukları hiçbir belgeyi incelemeksizin direkt olarak maktu gerekçeli karar olan "yargılama gerektirmektedir" sebebine dayalı olarak taleplerini reddettiğini; iddialarının soyut değil somut olup her birinin tek tek belgelerle desteklendiğini ve doğrulandığını; bu nedenle mahkemece tüm delillerinin de göz önünde bulundurularak yeniden inceleme yapmasını, müvekkile ait şirketin daha fazla zarara uğramaması için davalı ...'nin yetkilerinin taleplerimiz doğrultusunda kısıtlanmasını, telafisi mümkün olmayacak zararların doğmasının ...'nin tek bir işlemine bakması ve şirketin kaderine mahkum edilmesinin önlenmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve mahkemece re’sen nazara alınacak nedenlerle, istinaf başvurularının kabulü ile, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/429 Esas sayılı 22.07.2024 tarihli ara kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda " İhtiyati tedbir taleplerinin kabulüyle; Davalı ...’nin şirketi temsil yetkisinin sınırlandırılmasına ve bu ihtiyati tedbir kararının ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Tekirdağ Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Türkiye Noterler Birliği’ne tebliğine ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanmasına,", yargılama masrafı ve vekâlet ücretinin Davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 19/12/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların, sahtelik nedeniyle yoklukla malul olduklarının tespitine, toplantıda alınan davalı ...'nin şirket müdürlüğüne seçilmesine ilişkin kararın tesciline ilişkin sicil müdürlüğü nezdindeki kaydın terkinine karar verilmesi istemlerine ilişkindir. Davacı yan dava dilekçesi ile; davalı ...'nin, davalı şirketi temsil yetkisinin tedbiren sınırlandırılmasına ve tedbir kararının Tekirdar Ticaret Sicil Müdürlüğü, Türkiye Noterler Birliği'ne tebliği ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece tedbir istemi reddedilmiştir.
Davacı vekili tarafından tedbir isteminin reddine ilişkin ara karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; dosyaya mübrez deliller, davalı şirketin sicil kayıtları ve uyuşmazlık konusu gerçek ve sahte olduğu iddia olunan iki ayrı toplantı tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalı ...'nin mahkemece genel kurul toplantısına çağrıya izin kararı üzerine aldığı yetki ile 19/12/2022 tarihli toplantının çağrı ilanını yaptığı, ancak bu toplantıya katılmaması nedeniyle toplantının gerçekleştirilemediği, bu hususun diğer ortaklar tarafından tutanak altında alındığı, ne varki davalı ...'ın toplantıya katılmamasına rağmen sahte toplantı tutanağı düzenlediği, bu tutanağın tescil isteminin noter onayı eksikliği nedeniyle reddediliği, red kararına mahkeme nezdinde yapılan itirazın reddedildiği, bunun üzerine davacının Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nden hileli şekilde tasdik alarak sahte toplantı tutanağını sicile tescil ettirdiği, bu tutanağın yok hükmünde olduğu, davalı ...'ın bu nedenle müdür olmadığı, yine davacının damadı olan davalı ...'ın aslında davacının davalı şirketteki paylarını inançlı işlemle devraldığı, ancak bu payları iade etmediği, şirkette hakim hissedar da olmadığı yönündeki iddialarının esası bakımından bu aşamada yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, mahkemece istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.