7. Hukuk Dairesi
T. C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1368 - 2024/1860 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :13/09/2022
NUMARASI :2021/596 Esas - 2022/481 Karar
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin müflis şirketten olan sigorta poliçesinden kaynaklı alacaklarının tahsili amacıyla Bursa 1. İcra Dairesi'nin 2013/11014 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, iflas kararı üzerine iflas masasına alacaklarının kaydı için yaptıkları başvurunun reddedildiğini beyan ederek; 4.725,00-Euro alacağın 04/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği alacağın dayanağı sigorta poliçesinin ancak davacının ticari defterleri incelenerek tespit edebileceğini, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini, masanın red kararının yerinde olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın kabulü ile davacının 13.130,77 TL asıl alacak 4.642,90 TL faiz olmak üzere toplam 17.773,67 TL alacağının iflas masasına kayıt ve kabulüne, (Kocaeli İflas Müdürlüğünün 2020/15 iflas sayılı dosyası) ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece alacağın Türk Lirası olarak kaydına karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, alacağın sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, taraflar arasında uyuşmazlık konusu bedelin döviz olarak ödenmesi açısından uyuşmazlık bulunduğunu, dosyaya sunulan nakliyat abonman sözleşmesinin de Euro döviz cinsinden düzenlendiğini, davacının sigorta sözleşmesinden kaynaklı seçimlik hakkını başından itibaren döviz cinsinden Euro olarak kullandığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İK.
235.maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iflas masasına başvururken alacağını kesin olarak kanıtlayıcı belgeleri ibraz etmediğini, davacının başvuru sırasında alacağını kesin bir şekilde ispat edebilecek yeterli belgeleri sunmadan alacağını sıra cetveline kaydettirmek istediğini, bu nedenle iflas idaresinin red başvurusunun yerinde olduğunu, davanın açılmasına davalı iflas idaresi sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerekirken yerel mahkeme tarafından yargılama giderlerinin kısmen davalı iflas idaresine yükletilmesinin hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarih, 2021/596 Esas - 2022/481 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; İİK 235. maddesine dayalı olarak açılmış olan kayıt kabul istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının sigorta poliçesi prim alacağı için iflas idaresine yaptığı alacak kayıt başvurusunun reddi kararının iptali ile alacağının kaydedilmesini talep ettiği, mahkemece Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1 iflas dosyasından yazılan müzekkere uyarınca, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı belirterek davanın usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, Dairemizin 24/09/2021 tarih, 2020/1797 Esas ve 2021/1503 Karar sayılı ilamı ile; Mahkemece yapılması gereken iş; iflas idaresince yapılan ilanların yayınlandığı ticaret sicili gazetesi, ulusal ve yerel gazetelerinin nüshalarının getirtilmesi, davacının kararın tebliği için avans yatırıp yatırmadığının araştırılması, avans yatırıldı ise tebligat parçasının dosyaya getirtilmesi, bu eksiklikler giderildikten sonra davanın hakdüşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının değerlendirilerek (İİK m.235) sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kaldırılmış ve eksiklikler giderilerek davanın kabulüne karar verilmesi üzerine işbu karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin hak düşürücü süreye ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
İİK'nın 234/1 maddesi; "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder" hükmünü, İİK'nın 235/1 maddesinin ilk iki cümlesi; "sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar.
223.maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur" hükmünü içermektedir. İİK'nın 234/2 madde hükmü uyarınca yapılan tebligat bilgi verme mahiyetinde olup, dava açma süresi bu tebligat ile başlamaz. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas, sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu süre kural olarak sıra cetvelinin İcra ve İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar. Eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır (Yargıtay 23. H.D. 2017/687 K.).
Her ne kadar Kocaeli 3.İcra Müdürlüğü'nün 2017/1 İflas Dosyasında sıra cetvelinin ulusal ve yerel gazetede 14/01/2019 tarihinde ilan edildiği, İflas İdaresinin red kararının davacıya 16/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği iflas idaresinden gönderilen yazıda davalının gider avansı yatırmadığının bildirilmiş ise de sıra cetvelinin Ticaret Sicil gazetesinde 31/01/2019 tarihinde ilan edildiği, işbu davanın da 31/01/2019 tarihinde açıldığı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10/10/2024 tarih, 2024/2751Esas ve 2024/3368 Karar sayılı ilamında da kayıt kabul davasında dava açmak için yasada öngörülen hak düşürücü süre son ilan tarihinden itibaren başladığı belirtilmiş olması gözetilerek davanın İİK.
235.maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görüldüğünden davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin taleple bağlılık ilkesinin dışına çıkıldığına yani döviz cinsinden Euro olarak karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir (Kuru:
B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2.
Baskı, Ankara, sf.1244). İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukukunun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk üç sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, kayıt kabul davalarında genel ilke iflas tarihine kadar olan yasal faizin hesaplanıp, işlemiş faizi ile birlikte kaydı gereken toplam alacak miktarının infazı mümkün ve tereddüde yer vermeyecek şekilde bilirkişi aracılığıyla belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesidir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2024 tarih, 2023/2805 Esas ve 2024/1401 Karar sayılı ilamı) Somut olayda; Mahkemece, davacı alacağının Türk Lirası'na çevrilerek karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davacının iflas masasına başvururken alacağını kesin olarak kanıtlayıcı belgeler ibraz etmediğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Öte yandan, usulüne uygun tutulan davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre, taraflar arasında düzenlenen dava konusu sigorta poliçesi prim borcunun davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacının poliçeden kaynaklı 4.725,00 Euro alacağının bulunduğu sabittir. Belirlenen bu durumun neticesinde alacağın masaya kayıt ve kabulü için koşulların gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece davanın kabulüne kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Ayrıca, kayıt kabul davalarında haklı çıkan yararına yargılama gideri ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup davada haksız çıkan davalı aleyhine yargılama gideri ve maktu vekalet ücretinin hüküm altına alınmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden aksine dair istinaf sebebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3.Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4.Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5.İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,
6.İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
7.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8.6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
9.Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2024 ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*