20. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/859
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2020 (Dava) - 06/10/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/130 Esas - 2021/179 Karar
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarih ve 2020/130 Esas - 2021/179 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Türk Patent ve Marka Kurumunun kurulduğu ilk yıllardan beri tescilli bir marka olan ... ibaresinin, Türk Patent ve Marka Kurumu'nda tanınmış marka sicilinde ... tescil numarası ile 2012 yılından beri kayıtlı olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete ait ... markasının tanınmışlığından yararlanarak, ... ibaresi ile başlayan ve bu ibareyi öne çıkaran bir ticaret ünvanı ile 02.11.2016 tarihinde bir şirket kurmuş olduğunu, davalı şirketin "..." unvanını 2016 yılında tescil ettirmiş olup kendi tüzel kişiliğine haiz olduğundan şirket yetkilisi ...'in ticaret unvanını daha eski tarihten itibaren kullandığı iddiasının doğru olmadığını, ... markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesini, davalının ticaret unvanının terkinini ve ... kelimesinin davalının her türlü tanıtım araç ve gereçlerinden silinmesini, hükmün gazete ile ilanına karar verilmesine yönelik marka hakkına dayanılarak ticaret unvanın terkini ile ''....com'' adresine erişim engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirketin her ne kadar "..." ticaret unvanını markasal amaçlı olarak 2016 yılından itibaren kullandığını iddia etmişse de bu durum gerçeği yansıtmadığını, müvekkili davalı şirket yetkilisi ...'in, davalı şirketin tek kurucusu ve yetkilisi olduğunu, ... "..." ibareli ticaret unvanını 2007 yılından bugüne dek kullanmakta olup, davalı şirketi ile de faaliyet alanını devam ettirmiş olduğunu, davacı tarafa keşide edilen Karşıyaka 3.Noterliği'nin 10979 yevmiye numaralı 11.05.2018 tarihli ihtarnamesinde de bu durum belirtildiğinden, kötü niyetli davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının davasını 5 yıllık hak düşürücü süre zarfında açılmadığından öncelikle davanın usulden reddini, davacı dava dilekçesinde, müvekkili şirketin "..." markasını kullanarak, kendi markaları ile iltibas yaratmak istediğinden bahisle haksız kazanç elde ettiğini savunmuş olduğunu, ancak müvekkili davalı şirket yetkilisi ...'in, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 06/04/2007 tarihli ... numaralı sicil gazetesinde de yer aldığı üzere "... ..." ticaret unvanını 2007 yılından itibaren kullanmakta olduğunu, müvekkili davalı şirketin "... ..." ticaret unvanını adı altında 2016 yılında şirketleşmeye gittiğini ve ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurduğunu, müvekkili şirketin, markasını ...'in kurduğu ...'nin devamı niteliğinde olup, fiilen ticaret sicil gazetesinden de görüleceği üzere şahıs şirketi ile limited şirketini birleştirmiş olduğunu, müvekkili davalı "..." ticaret unvanı adı altında sahip olduğu "...", "...", "..." markaları adı altında üretim yapmakta olduğunu, davacı, davalı şirketin "www...com" domain adresi üzerinden "..." markası adı altında satış yaptığını iddia etmişse de bu iddialarını destekler tek bir delil dahi sunamadığını, müvekkili şirket "www...com" domain adresinin sahibi olmadığını, bu domain adresini kullanmamış ve hiçbir ürününün satışını gerçekleştirmemiş olduğunu, davacının bu iddialarını HMK gereğince ispatla mükellef olduğunu, davalı şirketin deri ceket sektöründe perakende satış mağazası bulunmadığı gibi perakende satışının da olmadığını, davalı şirket kendi markası olan "..." 'ye ait "....COM" domain adresi üzerinden ürün satış çalışmalarını sürdürmekte olduğunu, davacının iddia ettiği gibi "www......com" adresi davalı şirket adına tescilli olmadığını, ... adına tescilli ve kullanılmamakta olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...davalı şirketin tek sahibi ve yetkilisinin ... olduğu, ...'in 02/07/2007 tarihinde ilk kez ... ... Sanayi ve Ticaret- ... ticaret ünvanını aldığı ve ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, davalı şirketin ise 14/12/2016 tarihinde kurulduğu ve ... ... Sanayi ve Ticaret- ... isimli işletmenin dava açılmadan önce 14/12/2020 tarihinde davalı şirkete devredildiği anlaşılmıştır. ... ... Sanayi ve Ticaret- ... adlı işletme ile davalı şirketin adresinin ve sahibinin aynı olduğu, dolayısıyla ... ... Sanayi ve Ticaret- ... adlı işletme ile davalı şirketin aynı olduğu, davalı şirketin ... ibaresini markasal ve ünvan olarak kullanımının 2007 yılına kadar gittiği, davalıya ait www...com adlı internet sitesinin 01/06/2008 yılında alan adı olarak kaydettiği 06/08/2009-15/03/2018 yılları arasında aktif olarak kullandığı, bu sitede davalı markası "..." ibaresini ön plana çıkaran markasal kullanım olduğu anlaşılmıştır. her ne kadar davalının, davacı markasına tecavüz oluşturacak şekilde ... ibaresini ve ünvanın uzun süredir kullandığı tespit edilmiş ise de aynı sektörde faaliyette bulunan davacının basiretli bir tacir gibi basit bir internet araştırması ve ticaret sicil araştırması yaparak mevcut durumu tespit edebileceği, davacının mevcut durumu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yukarıda saydığımız içtihatlar dikkate alındığında davacının uzun süre sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı..." gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, marka tescili kötü niyetli olduğu takdirde marka hükümsüzlüğü talebinin hak düşürücü süreye tabi olmadığını, müvekkili şirkete ait ... Markasının 2012 yılından beri tanınmış marka olarak Türk Patent ve Marka Kurumundan tescilli olduğunu, bu nedenle yerel mahkemece d avalı tarafın kötü niyetinin değerlendirmeye alınması gerektiğini, davalı firmaya 2018 tarihinde ihtar edildikten sonra kendilerine süre tanındığını ve bu süre içerisinde müvekkilinin marka hakkına tecavüzlerinin sonlanmasının beklendiğini, yerel mahkemece dosyadaki bilirkişi raporunun yok sayıldığını, rapora itibar edilmemesine ilişkinden yeterli bir gerekçe bulunmadığını, davalının, müvekkili şirketin itibarından ve tanınmışlığından kötü niyetli yararlanma amacıyla, sahip olduğu markalarla değil ... ibareli unvan adı altında kendini tanıttığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, markaya tecavüz, haksız rekabetin men'i, ref'i, ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalının ticaret ünvanında kullandığı ... ibaresinin davacının markası ile karıştırılma ihtimali mevcut olup ticaret ünvanından terkin isteme hakkı olsa da, davalının söz konusu ticaret unvanı kullanımının başlangıcı nazara alındığında somut olayda TMK m. 2 uyarınca sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının mevcut olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/130 Esas - 2021/179 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6.Kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024