Aramaya Dön

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVALI: 1-
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

1.BEYANLAR:

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 17.10.2018 tarihinde Konya ... ilçesi ... Mah. ... Cad. üzerinde yaralamalı trafik kazası meydana gelmiş ve kaza sonucu müvekkili ... yaralandığını, olay Kaza Tespit Tutanağında anlatıldığı üzere şu şekilde gerçekleştiğni: ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet, tek yönlü karayolu olan ... Cad. sol kısmına aracını park etmek için kontrolsüz bir şekilde geri manevra yaptığı sırada, kamyonetin sol ağırlıklı arka kısımlarıyla ... Cad. istikametinden ... Cad. takibinde seyredip ... Sokağa sola dönüş yapan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ yan arka kısmına çarptığını, ... plakalı otomobil sürücüsü, çarpmayı önlemek amacıyla sola manevra yapması neticesinde sola savrulduğunu, otomobilin sol ön köşe kısımlarıyla da yaya kaldırımı üzerindeki trafik levhası direğine çarptığnı, Çarpmanın etkisiyle trafik levhası eğilerek yaya kaldırımı üzerindeki yaya müvekkili ...’ a çarptığını, tutanakta, kazada müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığı açıkça belirtildiğini, müvekkili, kaza neticesinde Konya Numune Hastanesi’ne kaldırıldığını, muayene sonucunda müvekkilinin yaralanmasının “BTM ile giderilemez nitelikte olduğunu, vücudunda kemik kırığına neden olduğu” şeklinde 17.10.2018 tarihli adli muayene raporu düzenlendiğini, müvekkilinin engel durumuyla ilgili Konya Eğitim Araştırma Hastanesi’nden alınan 08.05.2019 tarihli kati ENGELLİLER İÇİN SAĞLIK KURULU RAPORUNDA müvekkilinin %8 oranında devamlı olarak engelli olduğu tespit edildiğini, fakat müvekkilinin maluliyet oranı bundan çok daha yüksek olduğunu, yargılama kapsamında müvekkilinin gerçek maluliyet durumunun tespitini talep ettiklerini, bu kaza nedeniyle müvekkilinin; bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi kayıpları, meslekte kazanç kaybı, çalışma gücünün kaybı, ekonomik geleceğindeki sarsılmadan doğan kayıplar, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve iyileşme giderleri ve sair maddi zarar ve giderleri söz konusu olduğunu, ilgili kazaya; ... Sigorta A. Ş. tarafından işleten ... adına düzenlenen ... poliçe nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan ... plakalı araç sürücüsü ... ve ... Sigorta A. Ş. tarafından işleten ... adına düzenlenen ... poliçe nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan ... plakalı araç sürücüsü ... karıştığını, kaza tutanağında davalı ...’nın kusurlu olduğu belirtildiğini, bu nedenle dava, sürücü ..., işleten ... ve sigortacı ... Sigorta A.Ş.’ye karşı açıldığını beyanla öncelikle manevi tazminat alacağını teminen davalılar ... ve ... üzerine kayıtlı araç ve gayrimenkullerin tespiti ile kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalarının kabulü ile alacak belirli hale geldikten sonra artırılmak ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik (bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi kayıpları, meslekte kazanç kaybı, çalışma gücünün kaybı, ekonomik geleceğindeki sarsılmadan doğan kayıplar, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve iyileşme giderleri kapsamında) 500,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta bakımından yalnızca maddi tazminat istemi ilebaşvuru dilekçesinin tebliğ tarihi olan 27.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle beraber, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 17.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile beraber hem maddi hem de manevi tazminat istemleri bakımından tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesi özetle; huzurdaki dava görevsiz mahkemede açıldığını, işbu dava nezdinde talep edilen tazminat talepleri 6102 sayılı türk ticaret kanunu'nda ("TTK") düzenlenmediği gibi ayrıca ticari iş sayılan hallerden olmadığını, işbu davanın görevsiz mahkemede açılmış olmasından ötürü usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki dava bakımından dava şartı mahiyetindeki sigortacıya başvuru usulü yerine getirilmemiş olup işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, yaralanan ve/veya maluliyetinin olduğunu iddia eden başvuranın müterafik kusurunun varlığı halinde başvuran lehine hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, tedavi masrafları ve bu kapsamda değerlendirilen geçici iş göremezlik tazminatları ile manevi tazminat talebi bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkil şirket yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini beyanla; Huzurdaki davanın ticari dava olmadığının kabulü ile öncelikle görevsizlik kararının verilerek reddine, ktk m.99 ve karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamında dava şartı olarak düzenlenen sigortaya başvurunun usulüne uygun yerine getirilmemesi sebebiyle sigortacıya başvurunun yapılmamış olduğunun kabulü ile işbu davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafından üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan ...'nın cevap dilekçesi özetle; Olay yeri tespit tutanağı, dava dilekçesi ve bilirkişi raporunu kabul etmediğini, daha detaylı bir araştırma yapılmasına esas olmak üzere dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini, masrafın kaybeden taraftan karşılanmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanması talebinin olduğunu, sokak arasına dönmek üzere hareket eden bir sürücünün, trafik işaret levhasının eğilmesine sebebiyet vererek davacının yaralanmasına neden olacak şekilde hızının fazla olmasını dikkate almadan bilirkişi raporunda %100 kusurlu bulunmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmadığını, Davacı ... kaza sırasında kaldırımda çay içer vaziyette olduğunu, bilirkişi raporunda kişinin oturur vaziyette kaldırımda bulunmasını değerlendirmediğini, eksik değerlendirme olduğunu, kaza esnasında binici olarak kullandığı, ... plakalı araçta zorunlu trafik sigortayı yapıldığını varsa talebi sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini beyanla; davanın tarafı olmadığına karar verilmesine, bu talebi yasaca mümkün olmaması halinde dosyanın yeniden incelemek üzere yeniden bilirkişiye gönderilmesini, haksız davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan ...'nın cevap dilekçesi özetle; Olay yeri tespit tutanağı, dava dilekçesi ve bilirkişi raporunu kabul etmediğini, daha detaylı bir araştırma yapılmasına esas olmak üzere dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini, masrafın kaybeden taraftan karşılanmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanması talebinin olduğunu, adına kayıtlı aracın zorunlu trafik sigortası olduğunu, tarafımdan maddi ve manevi tazminat talep edilmesinin hukuka uygun olmadığını, dava konusu araç kullanıcısı ...'nın babası olduğunu, adına kayıtlı aracı kullanmasına da izin vermediğini, aracın anahtarı evde olduğunu, askerlik görevini yerine getirmekte olduğunu beyanla; davanın tarafı olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 31.01.2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir: Davacı ...'ın trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebinin, ilk ıslah dilekçesiyle 500,00 TL'den 74.676,01 TL'ye yükseltildiği, yerel mahkeme kararı Konya BAM . Hukuk Dairesi tarafından HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince usule ilişkin olarak kaldırıldığından, talebin ikinci kez ıslah edildiği ifade edilmiştir.

Mahkemece alınan yeni bilirkişi raporu doğrultusunda, maddi tazminat talebinin 214.190,85 TL tutarında artırılarak toplamda 288.866,86 TL'ye yükseltildiği, manevi tazminat talebinin ise 50.000 TL olarak devam ettiği belirtilmiştir.

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması talep edilmiştir.

2.KALDIRMA ÖNCESİ MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR: "Davacının manevi tazminat taleplerinin incelenmesinde; Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü gereğince hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve ... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça belirtilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Zira kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK m. 4 hükmünde açıkça belirtilmiştir.

Mahkememizce olayın oluş biçimi, tarafların sosyo-ekonomik durumları, davacıların duyduğu elem, çektiği sıkıntı ve acılar ile davalı sürücünün kusurunun yoğunluğu, davacının alınan malüliyet raporları, paranın alım gücü nazara alınarak manevi tazminatın ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması amacı da olmadığı, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı, ancak davacının duyduğu acı ve elemi de bir nebze hafifletecek miktarda olması gerektiği için tamamen vicdani değerlendirme yapılarak; davacının manevi tazminat istemi yönünden ; Davacının davasının ıslah ve dava dilekçesi nazara alınarak KISMEN KABULÜ İLE; DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEPLERİ İLE İLGİLİ OLARAK; Davacının davasının KABULÜ İLE, Davacının geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 7.067,00 TL, Davacının sürekli iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 63.564,76 TL Davacının iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 3.044,25 TL,

Davacının kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 1.000,00 TL, olmak üzere Toplam: 74.676,01 TL' nin dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davalılardan ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 17/10/2018 tarihinden, diğer davalı ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan 07/06/2019 tarihinden itibaren ( davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE;

10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ... ve ... 'dan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine" şeklinde hüküm kurulmuştur.

3.KALDIRMA KARARI VE GEREKÇESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 19/10/2022 tarihli ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile " Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. ...

Bu halde mahkemece, AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak, öncesinde alınan hastane sağlık kurulundan alınan % 8 oranındaki maluliyet durumu da gözetilip çelişki halinde bunun giderilmek suretiyle, "belirlenecek uzmanlık alanlarına göre" oluşturulacak heyetten (alınan raporun uzmanlıkları belli olmayan araştırma görevlilerinden alınmış) maluliyet alınarak yukarıdaki esaslara uygun rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

Kabule göre de; Aktüer raporuna yönelik ise; yukarıda belirtilen esaslara göre aktüer bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu esas alınarak hazırlanan rapora göre karar verilmesi yerine, TRH yaşam tablosu esas alınarak karar verilmesi isabetsiz olup, kamu düzeni nedeniyle davalının itirazı yerindedir. Bu itibarla, davalı sigorta vekilinin kamu düzeni sebebiyle istinaf taleplerinin kabulü gerekmiştir. ...

7.Davalının Sgk ödemesinin mahsup edilmesi konusunda;

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından vefat edenin yakınlarına bağlanan aylığın niteliği ve bağlanan aylığın rücuya tabi ödemelerden olup olmadığının belirlenmesi zararın tazmininden sorumlu olanların mükerrer ödeme yapmasının önüne geçilmesi ve zarar görenlerin gerçek zararlarının üzerinde sebepsiz zenginleşmemesi için önemlidir. 5510 sayılı Yasa’nın 21. maddesinde; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez.” düzenlemesi getirilmiştir. Ayrıca, 1479 sayılı Kanun uyarınca Bağkur'dan bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin tazminat miktarından düşülmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen ilke ve düzenlemeler ışığında; davaya konu trafik kazası nedeniyle SGK'dan rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığına dair bir araştırma yapılmamıştır.

Buna göre; davacıya, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi olan bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda, davacıya SGK tarafından maaş bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise bağlanan maaşın, yukarıda açıklanan düzenlemeler kapsamında, rücuya tabi olan ve peşin sermaye değerli bir gelir olup olmadığı, geçici iş göremezlik olarak yapılan ödemelerin tarih ve miktarı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bu itibarla, buna yönelik davalı itirazının kabulü gerekmiştir. ..." şeklindeki gerekçe ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır.

4.MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER ile DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Mahkememiz dosyası içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler incelenmiştir. Kaldırma kararı sonrasında kaldırma kararı doğrultusunda Konya SGK İl Müdürlüğünden gerekli evrak getirtilmiş, S. Ü. Tıp Fakültesinden 03/01/2023 tarihli

Selçuk Üniversitesinin 29/12/2022 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir: Davacı ...'ın 17.10.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda sol kalkaneus kırığı meydana geldiği, kırığın konservatif yöntemle tedavi edildiği ve mevcut durumun "Talus ve kalkaneus kırıkları-tek taraflı" olarak değerlendirildiği tespit edilmiştir.

Olay tarihinde 58 yaşında olan şahsın meslek grup numarasının 1 (düz işçi) olduğu ve meslekte kazanma gücü azalma oranının %11,2 olarak belirlendiği ifade edilmiştir.

Ayrıca, farklı tarihlerde düzenlenen raporlar arasında oran farklılıklarının çelişki oluşturmadığı belirtilmiş, değerlendirme sırasında ilgili yönetmelik ve cetvellerin dikkate alındığı vurgulanmıştır. Raporda, adli tıp uzmanlarının mesleki bilgi ve tecrübelerinin, bedensel zararların değerlendirilmesinde temel olduğu belirtilmiş, detaylı bilgi ve ilgili kaynaklara erişim imkânı sunulmuştur.

Bilirkişi ... (Nitelikli Hesaplama ve Aktüerya) 19.01.2024 tarihli ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir: Davacının maddi tazminat hesaplaması kapsamında, geçici işgöremezlik dönemi için 7.067,00 TL, bakıcı gideri için 3.044,25 TL, tedavi gideri için 1.000,00 TL hesaplanmış olup, tedavi klozu sorumluluk toplamı 11.111,25 TL olarak belirlenmiştir. Sürekli işgöremezlik kapsamında işlemiş bilinen dönem için 51.532,07 TL, işleyecek bilinmeyen dönem için 226.223,54 TL hesaplanmış ve sakatlık klozu sorumluluk toplamı 277.755,61 TL olarak tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, davacının maddi tazminat toplamı 288.866,86 TL olarak belirlenmiştir

Mahkememizin 27/02/2024 tarihli ara kararı ile "Dava dilekçesi ekinde yer alan SBÜ Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesince tanzim edilen 08/05/2019 tarihli rapora ilişkin tüm bilgi belge ve dayanak kayıtların ilgili hastaneden getirtilmesine, ...Dosya kapsamında yer alan %8 oranında maluliyet belirtir 08/05/2019 tarihli SBÜ Eğitim araştırma hastanesi raporu ile ; %11,2 maluliyet bildiren Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'dan aldırılan 12/03/2021 ile 29/12/2022 tarihli raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine, " şeklinde ara karar kurulmak suretiyle dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. ... Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 18.09.2024 karar tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir: ... ve ... oğlu, ... doğumlu ...’ın 17.10.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda, Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin vücut engellilik oranının %0 olduğu, ancak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda %11,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı belirtilmiştir.

Özürlülük ve meslekte kazanma gücü kaybı kavramlarının farklı düzenlemelerde değerlendirildiği, aralarında çelişki bulunmadığı ifade edilmiştir.

Ayrıca, kişinin iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği ve başka birinin bakımına ihtiyaç duymadığı oy birliğiyle değerlendirilmiştir.

Esas yönünden incelenen dosyada; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.

Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafık Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder.

Somut olayda meydana gelen trafik kazasında davalı sigorta şirketinin ZMMS sorumlusu olduğu araç ile davacının maliki olduğu aracın çarpışması neticesinde davacının bedeninde zarar meydana geldiği, meydana gelen zarar nedeni ile ZMMS ile güvence altında bulunan aracın sürücüsü, işleteni, ile davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu ve bu kapsamda hüküm kısmında yazılı olduğu şekliyle sorumlulardan tahsil edilecek tazminatların davacı tarafa ödemesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup; her ne kadar son gelen AKT raporunda bakıcı ihtiyacı bulunmadığına dair rapor tanzim edilmiş ise de Bam kararında daha önceki raporlar arasındaki çelişkinin sürekli iş göremezlik oranı bakımından giderilmesi yönünde hüküm kurulduğundan bakıcı gideri bakımından kaldırma kararı öncesindeki S. Ü. Raporu nazara alınmak suretiyle tanzim edilen aktüerya raporuna itibar edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Manevi tazminat davasına ilişkin herhangi bir istinaf talebi bulunmadığından önceki kararın kesinleştiği anlaşılmakla bu hususta yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.

Ayrıca Davacının 08/12/2021 tarihli dilekçesinde ıslah ibaresine yer verilmiş ise de dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davasından bahsedilmiş olduğu nazara alındığında davacının 08/12/2021 tarihli dilekçesi bedel artırım dilekçesi olarak kabul edilmiş ve 31/01/2024 tarihli dilekçe ise ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmiştir (kısa kararda bu dilekçe tarihi sehven 05/06/2024 olarak belirtilmiştir). Hüküm: Gerekçesi Yukarıda açıklandığı Üzere:

1.A- Davacının davalı ... ve ...'ya yönelik manevi tazminat davası hakkında Mahkememizin 31/12/2021 gün ve ... Esas ve ... karar sayılı ilamı ile verilen "DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE;

10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ... ve ... 'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklindeki hüküm istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden, davacının bu davalılara yönelik davası hakkında YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA, Yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususundaki değerlendirmede ;

B-Mahkememizin 31/12/2021 gün ve ... Esas ve ... karar sayılı ilamında yer alan "6-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Ücret Tarifesi 10/1 ve 13/1 maddesi gereğince kabul edilen manevi tazminat nedeniyle hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine.

7.Davalılardan ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen red edilen maddi tazminat yönünden 6.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine." şeklindeki hükümler istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden,vekalet ücretine yönelik YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA,

C-Karar ilam harcı bakımından daha önceki kararda maddi ve manevi tazminat davaları birlikte değerlendirildiğinden karar ilam harcına ilişkin hükmün ayıklanması gerekmiş olup bu doğrultuda 683,15 TL karar ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,

2.A-Davacının maddi tazminat davasının dava dilekçesi, 08/12/2021 tarihli bedel artırım ve 05/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi nazara alınarak KABULÜ İLE; DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEPLERİ İLE İLGİLİ OLARAK; Davacının davasının KABULÜ İLE, a-) Davacının geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 7.067,00 TL, b-) Davacının sürekli iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 277.755,61‬ TL c-) Davacının iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 3.044,25 TL, d-) Davacının kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 1.000,00 TL, olmak üzere Toplam: 288.866,86 TL'nin dava, bedel artırım ve ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davalılardan ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 17/10/2018 tarihinden, diğer davalı ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan 07/06/2019 tarihinden itibaren ( davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, B- Davanın kabul edilen kısmı üzerinden alınması gereken 19.732,50 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin harç ve ıslah harcının toplamı olan 4.087,49 TL nin mahsubu ile eksik kalan 15.645,01 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, C-Davacı tarafından yatırılan toplam 4.087,49 TL peşin ve ıslah harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, D-Davacı tarafından yatırılan: 44,40 TL başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, E-Davacı tarafından yapılan masraf olan: 11.150,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine,

F-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hesaplanan toplam 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına, G-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 46.218,70 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, H-Karardan sonra yapılacak masrafların davalılardan müştereken ve müteselsilen , I-Davalının yaptığı masrafların davalı üzerinde bırakılmasına, J-Taraflarca yatırılan ve dosyada bakiye kalan delil/gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, K-Daha önce yazılan harç tahsil müzekkerelerinin geri çekilmesine,

Dair, davacı vekili ile davalı ... Sigorta (... Sigorta) vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda 6100 sayılı HMK'nın 341-345 maddeleri uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/12/2024

Katip Hakim

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog