7. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/11364
- Karar No
- 2011/27321
- Karar Tarihi
- 06.04.2010
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
7. Ceza Dairesi 2009/11364 E. , 2011/27321 K.
"İçtihat Metni"
Marka hakkını ihlal etmek suretiyle 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aykırılık suçundan sanık ...'nun, 4128 sayılı kanunun 5. maddesi ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen 61/A-c, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 59. maddeleri gereğince 22.500 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli emanetin 2004/3632 sırasında kayıtlı ürünlerin 765 sayılı kanunun 36. maddesi uyarınca müsaderesine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 23.12.2008 tarihli ve 2008/548 Esas, 2008/574 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 14.05.2009 gün ve 28536 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2009 gün ve KYB. 2009-134855 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23.02.2009 tarihli ve 2007/14317 Esas, 2009/2264 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanık hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, bu maddenin atıf yaptığı 61 inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımlarının düzenlendiği, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz..." hükümlerinin yer aldığı, olayımızda sanığa atılı eylemin, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup, 5 inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunduğu, o halde atılı eylemin, Türk Ceza Kanununun 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu duruma göre, kanun hükmünde kararname hükmüyle getirilen bu düzenlemenin Türk Ceza Kanununun 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmadığı, nitekim Anayasa Mahkemesinin 03.01.2008 tarihli ve 2005/15 Esas, 2008/2 sayılı iptal kararı gerekçesinde kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, kanun hükmünde kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurguladığı, bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile Türk Ceza Kanununun 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerektiği, bu hukuki değerlendirmeye göre, atılı eylemin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri kapsamında suç oluşturmayacağı, aynı tarih itibarıyla bu tür eylemler nedeniyle el konulan eşyaların da suç konusu eşya olmaktan çıktığı, inceleme tarihi itibarıyla söz konusu eşyaların bulundurulmasını bizatihi suç sayan herhangi bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu nedenle dava konusu eşyanın da iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Kanun yararına bozma nedeninin karar tarihinden sonra oluşması uyarlama yargılaması yoluyla yeni hukuki durumun belirlenmesi mümkün olduğundan,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.12.2011 gününde 2. .... Kıdemli Üye ... ve Üye ...'ın değişik gerekçesi ve oybirliğiyle karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 tarih 2010/2-76 E, 2010/77 karar sayılı ilamında detaylı olarak izah edildiği üzere; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi mümkün olmadığından kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.