Esas No
E. 2021/29705
Karar No
K. 2024/9646
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

7. Ceza Dairesi

E. 2021/29705 K. 2024/9646 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/29705, K. 2024/9646, T. 06.11.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/29705
Karar No
2024/9646
Karar Tarihi
06.11.2024
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

7. Ceza Dairesi         2021/29705 E.  ,  2024/9646 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2018/3204 E, 2020/20 K
SUÇ: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan ... A. Ş. vekilinin temyiz sebepleri; sanık tarafından gerçekleştirilen işlemlerle toplamda 977.398,63 TL zimmetine geçirildiğine, üç yıla yakın aralıksız devam eden sanığın eylemlerinin nitelikli zimmet kapsamın da kalmasına rağmen eylemin basit zimmet olarak değerlendirilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, kanunun gerekçesine göre nitelikli zimmet suçunun oluşması için aldatma unsurunun zorunlu olmadığına ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın maddi menfaat elde etmediğine, kandırıldığına dair samimi beyanlarına rağmen bu hususun araştırılmadığına, tanık dinlenilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, mahkûmiyete yeterli şüpheden uzak, kesin delilin bulunmaması nedeniyle suç kastı bulunmayan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilerek usul ve kanuna aykırı hükmün bozulması istemine ilişkindir.

II. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Türk Ekonomi Bankası A. Ş. ..... Şubesi'nde operasyon yetkili yardımcısı olarak görev yapan sanık ...'in, banka müşterilerinin hesaplarından onların bilgisi ve izni dışında işlemler gerçekleştirdiği, bilirkişi raporlarında; işlemlerden bir bölümünde dekont üzerinde yer alan imzanın müşteri imzasına benzemediği, bir bölümünde dekontta imza bulunmadığı, bir kısmına ilişkin ise dekont bulunmadığı, bu sebeple işlemlerin basit zimmet kapsamında kaldığı, 20 müşteriden toplam 896.098,81 TL zimmetin gerçekleştiği, müşterilerden... ...'a ilişkin 87.300,00 TL'lik ibranamenin bulunduğu ancak buna ilişkin dekont bulunmaması sebebiyle zarar kısmına dahil edilmediğinin bildirildiği, katılan bankadan istenmesi üzerine mudi... ...'ın hesabında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin dekontların dava dosyasına eklendiği, Mahkemece, mudi... ... adına yapılan işlemlere ilişkin dekontlarla ilgili olarak, bilirkişi raporunda benzer işlemlerin basit zimmet olarak nitelendirildiği, bankanın müşterinin zararını karşıladığına ilişkin ibraname ve söz konusu dekontlar üzerindeki imzalar ile dosyada yer alan müşteri imzaları arasındaki farklılığın ilk bakışta anlaşılıyor olması nazara alınarak, mudi ... ...'a yapılan ödemenin de bankanın zararına dahil edildiği, sanığın ikrarı, alınan bilirkişi raporları nazara alındığında, sanığın müşteri hesaplarında, müşterilerden habersiz gerçekleştidiği işlemlerden bir bölümüne ait dekontları yok ettiği, bir bölümünde imza bulunmadığı, imza bulunan dekontlarda yer alan imzaların ise ilk bakışta müşteri imzalarına benzemediğinin fark edildiği, sanığın bu şekilde zilyetliği görevi nedeniyle kendisine devredilmiş olan, koruma ve gözetimiyle yükümlü bulunduğu parayı hesabına geçirerek bankacılık zimmeti suçunu işlediği, sanık tarafından gerçekleştirilen işlemlerin bir bölümünde tediye fişinin bulunmadığı, bir bölümünün imzasız olduğu, bir bölümünün ise üzerindeki imzaların sahteliğinin ilk bakışta ve kolayca ayırt edilebildiği bilirkişi raporları ve mahkemenin gözlemleri nazara alınarak, sanığın eyleminin basit zimmet suçu kapsamında kaldığı, aynı eylemi birden çok kez gerçekleştirdiği kabul edilerek, zincirleme şekilde basit zimmet suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

1.Yargılama konusu Somut Olayın Sanık Yönünden İncelenmesi Sanığın üzerine atılı suç 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinde hüküm altına alınan zimmet suçu olup, anılan Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemeye göre yapılan değerlendirme sonucunda;

İlk derece Mahkemesince, şikâyetçi beyanları, sanık savunması ve tanık anlatımları gözetilerek fiilin gerçekleştirilme biçimine göre zimmete konu miktarın tayini, eylemlerin basit ya da nitelikli zimmet suçu açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi aşamada yapıldığı ve diğer hususların değerlendirilmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; sunulan 12.02.2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna göre; müştekiler...,...,...,...,...,...,...,...,ve ... olmak üzere 22 mudinin hesabında 170 adet işlemde toplam 2.466.903,82 TL, 2.000 USD ve 4.500 Euro tutarında paranın çekildiği, sanığın söz konusu paralara karşılık mudilerin hesaplarına iade ettiği tutarlar ve banka tarafından mudilere yapılan ödemeler dikkate alınarak, katılan bankanın 896.029,81 TL zararı bulunduğu, mudilerden... ...'a katılan banka tarafından yapılan 87.300,00 TL tutarlı ödemeye ilişkin belge ve bilgi sunulmadığından, sanığın zimmet kapsamındaki usulsüz işlemlerine dahil edilmediği belirlenmiştir.

2.Türk Ekonomi Bankası A.Ş. vekilinin 12.07.2016 havale tarihli dilekçe ile 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesi uyarınca açılan kamu davasına müdahale talebinde bulunduğu ve ilk derece mahkemesince 12.07.2016 tarihli celsede ilgili bankanın davaya katılan sıfatı ile kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

3.Sanık aşamalardaki savunmasında; katılan bankanın .... Şubesinde 2015 yılı Nisan ayına kadar operasyon yönetici yardımcısı ve gişe görevlisi olarak çalıştığını, tanık olarak dinlenilen teyzesi S. K., eniştesi M. K. ve ortağı A. T. T. isimli şahıslara yardım etmek için bankadan kendisine ait olmayan paraları çekmek zorunda kaldığını, çektiği paraları yerine koymayınca müşterilere ait hesaplardan para çektiği, pişman olduğunu belirterek, atılı suçlamayı ikrar etmiştir.

4.Tanıklar S. K., M. K. ve A. T. T. nun beyanları dava dosyasında mevcuttur.

5.Katılan banka vekili tarafından 25.07.2018 havale tarihli dilekçe ekinde sunulan mudi... ... adına gerçekleştirilen işlemelere ilişkin dört adet imzalı, bir adet imzasız olmak üzere toplam beş adet dekontun dava dosyasına eklendiği anlaşılmıştır.

6.Katılan banka tarafından gönderilen, banka müşterilerinden 22 mudi adına yapılan işlemleri gösteren liste ile işlemlere ait dekontların asıllarının dava dosyasına klasör halinde eklendiği anlaşılmıştır.

7.Katılan ...Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.05.2015 tarihli idari soruşturma raporu ile soruşturma aşamasında sunulan 20.10.2015 tarihli bilirkişi raporu, mudi...adına yapılan üç adet işlemde kullanılan dekontlar üzerinde yer alan mudi imzalarının mudinin eli ürünü olmadığına dair grafoloji bilirkişi raporu ve ayrıca iddia konusu işlemlerin değerlendirildiği 19.09.2016 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu ile 12.12.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunun dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.

8.Diğer yandan, mudi...yönüyle hazırlanan grafolog bilirkişi raporunda bahsi geçen dekontlar ile mukayese imzaların bulunduğu ıslak imzalı bankacılık hizmet sözleşmeleri ve imza sirküleri ya da tasdikli fotokopilerinin fiziki olarak dava dosyasına eklendiği anlaşılmıştır.

9.Banka müşterisi olan ...,...,...b,...,...,...,...,..., ... ve... ... olmak üzere 22 mudinin adına yapılan iddia konusu sahte imzalı işlemlerdeki imzalarla mukayese yapılabilmesi bakımından, adı geçen mudilere ait banka nezdinde bulunan, imzalı bankacılık hizmet sözleşmeleri, imza sirküleri ya da imza kartonetlerinin dosya arasına eklenmediği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği düzeltilmesi mümkün görülen; katılan bankanın bildirdiği tutarın banka zararı olarak sanıktan tahsiline karar verilmesi ile bu miktar üzerinden hesaplanan nispi harç ve nispi vekaletine ilişkin hususlar dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

III. GEREKÇE

1.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 10.08.2012 - 10.04.2015 yerine 22.04.2015 yazılması,

2.Dairemizin uygulamalarına göre; Zimmetin, banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması halinde basit olarak nitelendirilmesi mümkün olup; Ayrıca, Tediye fişleri kullanılarak banka parasını zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından; Tediye fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye fişlerinde mudi imzası yok ise eylem basit zimmet; Mudi yanıltılarak veya kandırılarak imzalatılan boş bir tediye fişini kullanıp, mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekerek mal edinilmiş ise eylem nitelikli zimmet;

Tediye fişine mudi yerine sahte imzalar atmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır. Bu bilgiler doğrulusunda;

Katılan Bankanın .... Şubesinde operasyon yönetici yardımcısı ve gişe görevlisi olarak çalışan sanık ...'in, banka müşterilerinin bilgisi dışında mudilerin hesaplarında işlemler gerçekleştirdiği, soruşturma aşamasında sunulan 20.10.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanık tarafından gerçekleştirilen işlemlerden banka müşterisi mudilerin hesaplarında, mudi imzalarını taklit ederek toplam 668.683,58 TL ve 2.035 Euro tutarında parayı zimmetine geçirdiği, kovuşturma aşamasında ise ilk derece mahkemesine sunulan 12.02.2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna göre; mudiler ...,...,...,....,...,...,...,...,..ve ... olmak üzere 22 mudinin hesabında 10.08.2012-10.04.2015 tarihleri arasında, 170 adet işlem ile toplam 2.466.903,82 TL, 2.000 USD ve 4.500 Euro tutarında paranın çekildiği, katılan bankanın teftiş kurulunun imzalarla ilgili yorumuna istinaden dekontlar üzerindeki imzaların, müşterilerin imza örneklerine benzemediği belirtilmek suretiyle eylemin basit zimmet kapsamında kaldığı, sanığın söz konusu paralara karşılık mudilerin hesaplarına iade ettiği tutarlar ve banka tarafından mudilere yapılan ödemeler dikkate alınarak, katılan bankanın 896.029,81 TL zararı bulunduğu, mudilerden... ...'a katılan banka tarafından yapılan 87.300,00 TL tutarlı ödemeye ilişkin belge ve bilgi sunulmadığından, sanığın zimmet kapsamındaki usulsüz işlemlerine dahil edilmediğinin bildirildiği olayda;

19.09.2016 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunun dosya içeriğini tam aydınlatmaması ve soruşturma aşamasında sunulan 20.10.2015 tarihli bilirkişi raporu ile çelişmesi nedeniyle, her bir işleme ve mudiye yönelik işlemin basit ya da nitelikli zimmet suçları açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi amacıyla yeniden bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucunda sunulan 12.02.2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna göre; katılan bankanın teftiş kurulunun imzalarla ilgili yorumuna istinaden dekontlar üzerindeki imzaların, müşterilerin imza örneklerine benzemediği belirtilerek sanığa atılı zimmet eyleminin basit zimmet kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; mudilere ait mukayese imzalara ilişkin bankacılık hizmet sözleşmeleri, noter imza sirkülerinin ıslak imzalı suretleri ya da tasdikli fotokopilerinin fiziki olarak dosya arasına eklenmediği, ayrıca mudilere ait imza kartonetlerinin de dava dosyasında bulunmadığının anlaşılması karşısında; mudiler ...,...,...,...,...,...,...,...,...,..,ve... ... adına gerçekleşen her bir işlem yönünden belirtilen kriterlere göre, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi, sanığın gerçekleştirdiği işlemler yönünden; mudilere ait hesap kartonetlerinde bulunan imza ile sahte mudi imzası taşıyan para çekme dekontlarındaki imzalar karşılaştırılıp aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece saptanması, denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi, işlemlerin çokluğu ve duraksama halinde mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişinin görüşüne başvurulup, her bir işlem bakımından duraksamaya yer bırakmayacak şekilde eylemlerin ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, tüm işlemler müteselsilen işlenen basit zimmet kabul edilmek suretiyle eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi,

3.Hükme esas alınan 12.02.2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda mudilerden... ...'ın hesabında gerçekleştirilen zimmet eylemlerine ilişkin dava dosyasında bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle mudi...'e yapılan 87.300,00 TL'nin banka zararına dahil edilmediğinin bildirildiği fakat katılan banka vekilinin 25.07.2018 tarihli dilekçesi ekinde mudi ....adına yapılan işlemelere ilişkin toplam beş adet dekontun dava dosyasına eklendiği gözetilmek suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak banka zararının yeniden tespit edilmesi gerekirken, yazılı şekilde banka zararına ilişkin hüküm fıkrası ile nispi harç ve nispi vekalet ücretine ilişkin hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 03.01.2020 tarihli ve 2018/3204 Esas, 2020/20 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.11.2024 tarihinde karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog