Esas No
E. 2023/8640
Karar No
K. 2024/11450
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/8640 E.  ,  2024/11450 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/528 E., 2023/959 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Çine 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2014/490 E., 2020/281 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar-karşı davada davalılar vekili ve davalı-karşı davada davacı ...Maden Hay. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı karşı davada davacı ... Maden Hay. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ün 28.02.2013 tarihinde davalılardan Kale Maden Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş.'ye ait olan ve kira sözleşmesi ile kullanımı diğer davalı şirket ... Mad. Hay. Tar. Ür. Nak. Pet. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye devredilen tesiste çalıştığı sırada iş kazası geçirdiğini ve kaza sonucu sağ kolunun dirseğinin üstünden koptuğunu, makine bakım ve tamiri işçisi olarak çalıştığını, ... adlı arkadaşının kendisine makinede bant kayması arızası olduğunu söylemesi üzerine arızayı gidermeye çalışırken taş kırma makinesindeki vidalardan birini sıkmaya çalışırken bakım sırasında çalıştırılmaması gereken taş kırma makinesinin aniden çalışmaya başladığını ve kolunu dönen parçaya kaptırdığını, olay neticesinde davacının sağ kolunun dirsek üstünden koptuğunu, kaza ile ilgili Çine Cumhuriyet Başsavcılığında 2013/790 hazırlık sayılı dosyasında soruşturma başladığını, soruşturma dosyasındaki olay yeri görgü ve tespit tutanağında; kaza mahallinin emniyet tedbirlerinin yetersiz olduğu, taş kırma makinesinin etrafında güvenlik tedbirinin olmadığı ve hatta emniyet tedbirlerini hatırlatır mahiyette bulunan tabelaların dahi yıpranmış ve kopmuş vaziyette olduğunun ifade edildiğini, her ne kadar davacının cezai bakımdan şikayetçi olmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de hukuki sorumluluklar bakımından davacının haklı bulunduğunu, her iki davalı şirket arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesi gereğince alt işveren - asıl işveren ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu değerlendirme neticesinde de her iki davalı şirketin davacının maddi ve manevi zararlarından birlikte sorumlu olduklarını, her iki davalının da mevzuat gereğince alması gereken önlemleri almadığını ve sonucunda bu elim iş kazasının meydana geldiğini, iş kazasının meydana gelmesinde bir çok ihmalin bulunduğunun ortada olduğunu, kaza neticesinde davacının ... tehlike geçirdiğini ve vücudunda büyük hasar meydana geldiğini, dikilen kolun büyük oranda işlevini kaybettiğini ve uzun süre devam edecek fizik tedavi ve rehabilitasyon tedavisi neticesinde bir nebze kolunu kullanma ihtimalinin olabileceğini, davacıda % 56 oranında kalıcı özürllülük meydana geldiğinin Aydın Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulunca verilen % 56 oranında kalıcı özürlü olduğunu gösteren 27.03.2014 tarihli raporla sabit olduğunu iddia ederek davacının iş kazası sonucu vücut bütünlüğünde % 56 oranında oluşan maluliyetten kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatının, davacı tarafından yapılan ancak belgelendirilemeyen tedavi giderleri için tazminatın, davacı ... için 70.000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000 TL ve çocuklar ... ve ... için 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... Şti. vekili cevap - karşı dava dilekçesi ile kazanın tamamen davacının kendi kusuru ile oluştuğunu, davacı tarafın % 56 oranında kalıcı özürlü olduğunu ve çalışamayacağını iddia ettiğini, mevcut durumuna uygun bir işin (kantarda tartı görevi) davacı işçiye teklif edildiğini, davacının işi reddettiğini, davacının amacının çalışarak kazanmak değil, çalışmadan ve haksız şekilde suçladığı işverenden tazminat almak olduğunu, davacının tedavi giderlerinin hemen hemen tamamının davalı tarafından karşılandığını, Özel İzmir Emot Hastanesinin 52.098 TL faturaları ve davalı şirket tarafından ödendiğine dair belgelerin, fizik tedavi giderleri ve yol masrafları için işçiye işvereni tarafından göndenilen 2.450 TL banka dekontunun dahi davacının iddialarının ne derece gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, davacı işçinin manevi tazminat talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının tamamen kusurlu olduğu bir davada peşin ödeme talebinin de bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak davanın reddine, mukabil davalı için yapılan 52.098 TL özel hastane gideri, 2.500 TL fizik tedavi gideri, 2.450 TL yol giderleri toplam 57.048 TL'nin davacı - karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kale Maden A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile iş kazasının davcının kusuru ve dikkatsizliği sonucu gerçekleştiğini, müvekkilinin davacıya ve diğer işçilere eğitim vermek veya iş yerinde imalat sırasında bir takım güvenlik tedbirleri almak ve denetleme yapmak gibi bir yükümlülüğünün olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bu dava ile sebepsiz zenginleşmek niyetini ortaya koyduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacılar murisinin %20 davalı işveren ... firmasının % 80 oranında kusurlu olduğu, diğer davalının tesisi kiraladığı davalılar arasında kira ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle sorumluluğu bulunmadığı kabulünden hareketle; "A-Davacıların, davalılardan Kale Maden Endüstriyel Hammadeler San. ve Tic. A.Ş.'ne karşı açmış oldukları maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, B-Davacı ...'ün davalılardan ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulü ile

1.311.588,14 TL’nin kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacı ...'e verilmesine, C-Davacıların davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne karşı açmış olduğu manevi tazminat davasının ayrı ayrı kısmen kabulü ile kısmen reddine,

1.40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

3.7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

4.7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, D-Davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine karşı davasının kısmen kabulü ile

1.8.099 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalı ...'ten alınarak davalı - karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı karşı davacı ... ... Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile ilk olarak dava konusu iş kazasının müvekkili davacı ve ailesi üzerinde bıraktığı olumsuz etki, müvekkilinde meydana gelen yaralanmanın niteliği ve maluliyet oranı ile davalı tarafın iş kazasının meydana gelmesindeki kusurunun ağırlığı gözetildiğinde Mahkemece müvekkili davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının müvekkillerinin uğradıkları manevi zararlarını dindirmekten uzak derece az miktarda olup hakkaniyete aykırı olduğunu, şöyle ki dava konusu iş kazası nedeniyle müvekkili davacının sağ kolunun kopacak şekilde ağır yaralandığını, iş kazası sonrasında müvekkilinin kaldırıldığı Aydın Devlet Hastanesince düzenlenen raporda yaşamını tehlikeye sokan bir durumun olduğunun belirtildiğini, kaza sonrası müvekkilinin ... tehlike geçirdiğini ve vücudunda büyük hasar meydana geldiğini, uzun ve ağır bir tedavi sürecinden geçtiğini, kopan kolunun her ne kadar yerine dikilmiş ise de işlevini kaybettiğini, müvekkilinin sürekli olarak malul kalmasına sebebiyet verdiğini, bu hususun Mahkemece aldırılan maluliyet raporu ile sabit olduğunu, gerçekleşen iş kazasının, maddi ve manevi olarak müvekkilini olumsuz yönde etkilediğinin ortada olduğunu, iş kazası nedeniyle müvekkili davacıda meydana gelen engelin yarattığı psikolojik travma sebebiyle müvekkilinin bunalıma girdiğini, içine kapandığını, kaza öncesi yapmakta olduğu mesleği yapamaması, ailesine maddi açıdan eski günlerdeki gibi yetememesi, ailesinin bakımına muhtaç ... gelmesinin müvekkilini oldukça derinden sarstığını, müvekkilinin sağ elini / kolunu kullanamaz olmasının da en basit işlerde dahi yardıma ihtiyaç duymasına sebebiyet verdiğini, bir aile babasının bu duruma düşmesinin başlı başına üzücü bir durum olduğunu, dava konusu iş kazası sebebiyle psikolojik olarak ağır derecede yıpranan müvekkilinin kazanın meydana geldiği tarihten bu yana geçen süreçte halen daha psikolojik destek gördüğünü ve ilaç kullandığını, davacılardan ...'ün kocasının, oğulları ... ve ...'ün ise babalarının geçirdiği iş kazası ve bunun sonucunda kolunun kopması nedeniyle büyük üzüntü yaşadığını, engelli kalmasıyla da bu üzüntülerinin katlandığını, normal süregiden hayatlarında zorluklarla karşılaşmaya başladıklarını, müvekkili ...'ün en basit işlerde bile yardıma muhtaç ... gelmesi ve engeli sebebiyle eziklik hissi içerisinde olmasının, ailenin diğer üyelerini de derinden etkilediğini, Mahkemece dinlenen tanıklardan ...'ın beyanında müvekkilinin 2 ay kadar tedavi gördüğünü, çalışamadığını, ihtiyaçlarının eşi tarafından giderildiğini, kaza öncesi gayet neşeli bir insanken kaza sonrası kendisini toplumdan soyutlayarak psikolojisinin bozulduğunu belirttiğini, bir diğer tanık ...'ın beyanında müvekkilinin kaza sonrası kendi işini yapamaz ... geldiğini, maddi olarak geçim sağlayamadığı için zor günler geçirdiğini, hem çocuklarının hem eşinin kazadan psikolojik olarak etkilendiklerini söylediğini, yine tanık olarak dinlenen ... beyanında müvekkilinin kazadan sonra eve kapandığını, neşesinin bittiğini, ailecek bir yere gitmez olduklarını dile getirdiğini, müvekkilinin amcası ...'in ise müvekkilinin ve ailesinin kazadan oldukça etkilendiklerini, içlerine kapandıklarını beyan ettiğini, müvekkili davacılarda kaza nedeniyle meydana gelen manevi zararların ağırlığının tanık beyanları ile de ortaya konduğunu, Mahkemece yürütülen yargılama sırasında kusur oranının belirlenmesi hususunda aldırılan ve Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı tarafın % 80 oranında asli ve ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafça iş sağlığı ve güvenliği hususundaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin kazanın meydana gelmesinde asli etken olduğunu, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2018/6589 E. 2019/4013 K. sayılı kararında hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik ve hukuka aykırı olduğunu açıkça belirttiğini, tüm bu yukarıda belirttikleri hususlar birlikte değerlendirildiğinde bu derece vahim sonuçlar ortaya çıkarmış olan iş kazası sonrası Mahkemece müvekkili davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının oldukça düşük kaldığını, manevi tazminatın caydırıcılık etkisinden ziyade iş kazasının meydana gelmesinde asli ve ağır kusurlu olan davalı işveren açısından adeta ödül olduğunu, açıklanan nedenlerle manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü kararını istinaf ettiklerini, ikinci olarak davalı ... Şti.'nin karşı davasının kısmen kabulü ile 8.099 TL'nin müvekkili davacı ...'ten tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı - karşı davacının talebinin esasını, müvekkili davacının iş kazası sonrasında tedavisi için yaptığını iddia ettiği tedavi giderlerinin oluşturduğunu, davanın, iş kazasından kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesinin, bedensel zararları sayarken tedavi giderlerinin bu kapsamda olduğunun açıkça belirtildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2006 tarih ve 2006/1-801 E. - 2006/813 K. sayılı kararında tedavi giderlerinin kapsamından bahsettiğini, "Bu zararlar örneğin doktor - hemşire - hasta bakıcısı - iğneci için yapılan giderleri, muayene, tahlil, ameliyat, röntgen, ortopedi, protez, fizik tedavi, her türlü ilaç ve hastalığın gerektirdiği gıda parası, hastaneye ve doktora gidip gelme gibi bütün giderler zararın kapsamını oluşturur." dediğini, bu itibarla Mahkemece müvekkili davacının maddi zararı kapsamında olan tedavi giderinin yine müvekkili davacıdan tahsiline karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu iddia ederek kararın kaldırılmasına, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde manevi tazminat taleplerinin tam kabulüne ve hukuka aykırı karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı - karşı davacı ... Şti. vekili istinaf dilekçesi ile kazada davacı işçinin kusur oranının hatalı hesaplandığını, ... ün iş yeri çalışma düzenine uymadığını, bu nedenle asli kusurlu olduğu gözetilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kazanın meydana geldiği fabrikada çalışma düzeni: makinelerden birisi arızalandığı takdirde makineden sorumlu işçinin (makine operatörü ...), arızayı fabrika teknik sorumlusuna (...) ve bakımcıya (...) haber verdiğini, fabrika teknik sorumlusu (...) ve bakımcı (...) arızayı haber aldıktan sonra, fabrika teknik sorumlusu (...) telsizle pano odasına elektriğin kesilmesi talimatını verdiğini, pano adasındaki görevlinin elektriği kestiğini, elektrik pano odasındaki görevli elektriği kestiğini fabrika teknik sorumlusuna (...) bildirdiğini, teknik sorumlunun, bakımcıya onarıma başlaması talimatını verdiğini ve bakımcının bu aşamadan sonra gerekli tamiratı yaptığını, bakımcı tamiratı bitirdiğinde fabrika teknik sorumlusuna arızanın giderildiği bilgisini verdikten sonra ...'nın pano odasındaki görevliye telsizle elektriğin açılması talimatını verdiğini, fabrika teknik sorumlusu ve bakımcının makinenin düzgün çalışıp çalışmadığını, onarımın başarılı olup olmadığını birlikte gözlemleyip birlikte makinenin başından ayrıldıklarını, üretime devam edildiğini, olay günü (28.02.2013 tarihinde), bakımcının (davacı ...) kimseye haber vermeden, elektriğin kesilmesini sağlamadan; çalışmakta olan bir makineye müdahale etmek istediğini ve kazanın meydana geldiğini, bakımcı işçi - davacı ...'ün kazadaki kusurları; bakımcının, tamir etmek istediği makineyi, makineden sorumlu operatör ...'e haber vermediğini, operatörün haberi olmadığı için doğal olarak fabrika teknik sorumlusuna da durumun bildirilmediğini, fabrika teknik sorumlusu ...'nın da haberi olmadığı için elektriklerin kesilmediğini, fabrika teknik sorumlusu ...'nın, davacı - bakımcıya makinenin tamiri için talimat ve izin vermediğini, bakımcı ...'ün izin ve talimat olmaksızın, elektrik kesilmeksizin, uyarı levhalarını dikkate almadan, makine çalışırken makineye müdahale ettiğini, bakımcının normal olarak bant boyunca devam eden yürüyüş koruma basamaklarını kullanarak tamirat yapılacak noktaya gitmesi gerekirken, bant altında bulunan ve bantın zemine sağlam bağlanmasını sağlayan destek ayaklarından tırmanarak 9 - 10 metre yüksekliğe çıktığını, bantın sağa sola kaymasını engellemek için tamire çalıştığını, yanlış yerden tırmandığından, bantta müdahale edeceği bölüme ulaşmakta zorlandığını, kolunu tehlikeli bir şekilde uzatarak kolunu çalışan banta kaptırdığını, bakımcı - davacı işçinin tırmandığı demirin, merdiven olarak kullanılan bir kısım olmadığını, makinenin sağlam şekilde çalışmasını ve zemine tutunmasını sağlayan destek ayakları olduğunu, bu destek ayaklarındaki atkıları kullanarak banta tırmanan işçinin, özensiz ve tedbirsiz davrandığını, iş kazasında asli kusurlunun davacı işçi olduğunu, özetle, bakımcı işçi - davacının, çalışma talimatına uymadığını, kimseye haber vermeden, elektriği kestirmeden, kendi başına hareket ederek yanlış yerden, çalışmakta olan makineye müdahale etmek istediğini ve kazaya tamamen kendi kusuru ile sebep olduğunu, dosyada kusur konusunda 3 bilirkişi raporunun mevcut olduğunu, 20.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda "güvenlik tabelasının olmaması, eğitim sertifikasının olmaması, emniyet telinin olmaması" gibi kaza ile illiyet rabıtası olmayan hususlar belirtilerek işverene % 60, işçiye ise % 40 kusur izafe edildiğini, bu rapora itirazlarını 11.04.2016 tarihli dilekçede detaylı olarak belirttiklerini, tekrar ettiklerini, bu itirazları üzerine yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, 28.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin: "tesisteki bantın eski tip ve sensörü olmayan bir bant olduğunu, bu bantın değiştirilmemesi nedeniyle işverenin kusurlu olduğunu" belirterek işverenin % 90, işçinin % 10 kusurlu olduğuna dair görüş bildirdiklerini, bu raporda, itiraz ettikleri hususların hiç irdelenmediğini, S.G.K. müfettişi tarafından verilen bir rapor esas alınarak aynen o raporun tekrarlandığını, dosyadaki delillere hiç bakılmadığını, bant nedeniyle işverenin kusurlu gösterildiğini, bantın eski tip olması, sensörü olmayan bir bant olması ile kaza arasındaki illiyet rabıtasının da açıklanmadığını, ayrıca, tesisin sahibi olan, bantın sahibi olan, bantı değiştirmeyen diğer davalı Kale Maden A.Ş.'ne kusur izafe edilmemesi, kusurun tesisi kiralayan müvekkili şirkete yüklenmesinin de ayrı bir yanlış olduğunu, bu hususta detaylı açıklamalarını 02.01.2017 tarihli dilekçede belirttiklerini, tekrar ettiklerini, 28.11.2016 tarihli bilirkişi raporu: ilk iki rapor arasında kusur oranında çelişki olunca üçüncü bir rapor alındığını, bu raporda da bilirkişilerce "kendi otoritesi altında bulunan iş yerinde kazaya neden olan bant konveyör üzerinde gerekli emniyet tedbirlerini almayan, kayma yapan bandın tamamen durdurulması sağlanmadan müdahale edilmesini engellemeyen … iş yerinde çalışanlara gerekli eğitim ve talimatları vermeyen davalı işverene bu kusurları nedeniyle olayda % 80 kusur" izafe edildiğini, bilirkişilerin, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğini esas alarak rapor düzenlediğini, raporun 5. ve 6. sayfalarında bu Kanun ve Yönetmelik maddeleri tek tek belirtilerek hangi maddelere aykırı davranıldığının belirtildiğini ve buna göre kusur oranının tayin edildiğini, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun kaza tarihinden (28.02.2013'ten) 1 yıl sonra yürürlüğe girdiğini, iş yerinde çalışan sayısının 50'den az olduğunu, İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğinin ise kaza tarihinden (28.02.2013) iki ay sonra yayınlandığını, kaza tarihinde yürürlükte olmayan Kanun ve mevcut olmayan bir Yönetmelik esas alınarak kusurun belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle raporun yok hükmünde olduğu yönünde itiraz etmelerine rağmen (22.01.2018 tarihli dilekçe) raporun hükme esas alındığını, davacının ilk raporda % 40 kusurlu gösterilmiş iken (ki davacının % 100 kusurlu olduğunu), bu rapora itirazları üzerine alınan iki raporda daha büyük ve önemli hatalar yapıldığını, dosyadaki deliller, keşif, tanık beyanları, dosyaya sundukları (kazanın olduğu bant ve çevresini gösterir) video ve fotoğraflara da bakılmadığını, kaza mahallini dahi görmeyen bilirkişilerin evrak üzerinde incelemesi ile (keşif ve tanık beyanlarının dahi irdelenmediğini) kusur konusunda rapor düzenlendiğini, bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu, elektrikle çalışan bir makineye, elektrik kesilmeden müdahale edilmeyeceğinin herkesin bildiği bir kural olduğunu, davacının ise tesiste makineleri tamir görevi yapan bir işçi olduğunu, herkesin bildiği bir kurala uymaması, çalışan bir makineye müdahale etmesi, müdahaleyi de yanlış yerden yapmasının kazanın ana nedeni olduğunu, kusur tek başına davacıda olduğu halde davacıya % 20 kusur izafe eden bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve delillere aykırı olduğunu, kaza tarihinden bir yıl sonra yürürlüğe giren Kanun ve Yönetmeliklere aykırı davranıldığı gerekçesi ile müvekkiline % 80 kusur izafe eden bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmasının istinaf nedeni olduğunu, son iki bilirkişi raporunda, işverene kusur izafe edilmesinin sebeplerinden birisi olarak kazaya neden olarak bantın eski sistem olması ve sensörsüz bant oluşunun gösterildiğini ve bunun kusurunun müvekkiline yüklendiğini, müvekkilinin tesiste kiracı olduğunu, tesisin sahibinin ise Kale Maden A.Ş. olduğunu, tesisteki bant nedeniyle; tesisin sahibi olan davalı Kale Maden'e kusur yüklenmez iken tesiste kiracı olan müvekkiline kusur izafesinin de ayrı bir itiraz konusu olduğunu, kusur raporlarının her yönüyle hatalı olduğunu, bu yönden de hatalı olan rapor esas alınarak hüküm kurulmasının da istinaf nedeni olduğunu, yeniden bilirkişi raporu aldırılarak gerçek kusur oranının tespit ettirilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde kazanın oluş şeklinin yanlış anlatıldığını, olay yerinde gerekli güvenlik önlemlerinin olmadığının iddia edildiğini, güvenlik önlemlerinin mevcut ve yeterli olduğunu, güvenlik önlemleri; tamiratın makine operatörünün talebine bağlanması sisteminin bir güvenlik tedbiri olduğunu, davacının, makine operatörünün talebi olmaksızın tamirata başladığını, fabrika teknik sorumlusunun izni ve talimatının güvenlik tedbiri olduğunu, davacının fabrika teknik sorumlusu ...'dan izin almaksızın banta müdahale ettiğini, makinelere, elektrik kesilmeden müdahale edilmemesi sisteminin güvenlik tedbiri olduğunu, tamiratın gerçekleştirilebilmesi için belirli bir emir - komuta zinciri kurulduğunu, hiç kimsenin kendi kafasına göre hareket etmemesinin amaçlandığını ancak davacı işçinin bu emir - komuta zincirini hiçe sayarak tamamen kendi kusuruyla, çalışmakta olan banta müdahale ettiğini, bunun sonucunda kazanın meydana geldiğini, tamir yapılırken, bant boyunca devam eden yürüyüş plâtformunun bulunmasının (ekteki fotoğraflarda görüldüğünü) bir güvenlik sistemi olduğunu, tesisteki bantın, güvenlik kurallarına uygun inşa edildiğini, banda ulaşmanın sadece elektrik kesildiğinde mümkün olduğundan ve bant boyunca yürüme - koruma basamakları olduğundan bantın güvenli olduğunu, bu platformun tasarlanma amacının bu tarz arızalara güvenle müdahale edebilmek olduğunu, eğer davacı işçinin bu platformu kullansaydı dava konusu iş kazasının meydana gelmeyeceğini, bantta merdiven olarak kullanılmak üzere tasarlanmamış, bandın desteği olarak inşa edilmiş demirlerin (ekteki 6 numaralı fotoğraf), davacı tarafından merdiven gibi kullanılmasının iş güvenliğine aykırı olduğunu, davacının "zaman zaman işçiler merdiven olarak kullanmaktadırlar, ben de kullandım" demesinin mazeret olarak ileri sürülemeyeceğini, davacıyı haklı çıkarmayacağını, yanlış yerden banda tırmanarak kazaya neden olduğunu davacının bu beyanı ile ikrar ettiğini, davacı işçiye, kazadan önce, iş güvenliği önlemlerine uymadığı için işveren tarafından kısa süreli işten uzaklaştırma cezası da verildiğini, davacının güvenlik önlemlerine uymamayı alışkanlık haline getirmiş olup kazanın da bu nedenle olduğunu, tamiratın nasıl ve ne şekilde yapılacağına dair işçilere, işveren tarafından tebliğ edilen yazılı talimatların güvenlik tedbiri olduğunu, işçilere iş yeri güvenlik şirketi tarafından verilen eğitim çalışmalarının güvenlik tedbiri olduğunu, bakımcı - davacı işçinin çalışma yeri olan bakımhanede bulunan tabelaların güvenlik tedbiri olduğunu, tabelalardan bazılarında; "çalışan makine etrafında temizlik yapma", "çalışan makineye yaklaşma", "kayış ve zincirlerden uzak dur" uyarılarının yazılı olup fotoğraflarının dosyada mevcut olduğunu, bir kez daha sunduklarını, aynı levhaların tesisin bir çok yerinde birden fazla bulunduğunu, davacı işçi ...'ün tabelalardaki uyarıları dikkate almadığını ve kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu, kazanın olduğu yerde de bahsedilen uyarı levhalarının bulunduğunu (20 ve 30 numaralı fotoğraflar), dava dilekçesinde; uyarı levhalarının yetersiz olduğu iddia edilmekte ise de tesis fotoğrafları incelendiğinde levhaların yeterli olduğunun anlaşılacağını, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için uyarı levhalarının olmadığı düşünülse bile kazanın oluşu ile levhalar arasında illiyet rabıtasının bulunmadığını, yukarıda yazılı güvenlik tedbirlerine uyulsa idi kazanın meydana gelmeyeceğini ancak davacının bu tedbirlere uymadığını, kendi başına hareket ederek emir-komuta zincirini hiçe sayıp makineye yanlış yerden ve yanlış şekilde müdahale ettiğini, kazaya sebep olduğunu, dava dilekçesinde, jandarmanın levhaların yetersiz olduğu görüşüne dayanılmakta ise de, iş yeri güvenlik tedbirleri ile ilgili uzmanlık isteyen bir konuda uzman olmayan, bilgisiz ve yetkisiz bir jandarma erinin tuttuğu tutanaktaki görüşün hiçbir teknik ve hukuki değerinin olmadığını, tabela ile kaza arasında illiyet bağı olmadığını, kazanın, tamamen davacının kendi kusuru ile olduğunu, davacı vekilinin, "pano odası olarak adlandırılan kumanda odasının görüş alanının çalışma sahasına hakim olmadığını, makinenin olduğu yeri göremediğin, teknik sorumlunun çalışma sahasına hakim olmadığını" ileri sürmekte ise de gerçekte pano odasının tesiste her yere hakim yüksek bir noktada olduğunu, kaldı ki teknik sorumlunun kumanda odasında sürekli oturmadığını, sürekli tesis içinde gezerek üretimi kontrol ettiğini, arıza sırasında da bakım yapan görevliye nezaret ettiğini, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığını, Mahkemenin hükmettiği tazminat miktarının yüksek olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağını (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2349 E. - 2020/6393 K. 03.11.2020 tarihli kararı), Mahkemenin manevi tazminat olarak 40.000 TL'ye hükmettiğini, bu miktarın davacılar için zenginleşme aracı olmayacağını belirttiğini ancak Mahkeme tarafından hükmedilen miktarın - hükmedilen maddi tazminat miktarı da göz önünde bulundurulduğunda- oldukça yüksek olduğunu beyanla Mahkeme kararının tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, karşı dava bakımından da hükme esas alınabilecek nitelikte kusur konusunda bilirkişi raporu alınmak suretiyle hüküm kurulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı - karşı davada davacı ...

Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi

3.Değerlendirme A) Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı kazalı için 70.000,00 TL, davacı eş ... için 30.000,00 TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı kazalı yönünden 40.000,00 TL, davacı eş yönünden 10.000,00 TL, davacı çocuklar yönünden ise ayrı ayrı 7.500,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verildiği, kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730.00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

A) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından; Mahkemece aldırılan hesaba dair 24.12.2018 tarihli 1.kök raporda davacı kazalının maddi zararı Kurumca yapılan peşin sermaye değerli gelir ödemesinin tenzili yapılmaksızın 407.110,03 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora itiraz edilmediği, takip eden 11.02.2019 tarihli celsede bilirkişi raporuna bir diyeceğinin bulunmadığının beyan edildiği, davalı vekilince ileri sürülen itirazların değerlendirilmesi amacıyla aldırılan 15.11.2019 tarihli ek raporda davacının zararının bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle bu kez Kurumca yapılan ödemenin tenzilatı yapılmaksızın 448.082,07 TL olarak daha fazla hesaplandığı, Kurumca yapılan ödemenin indirilmesi sonucu bakiye maddi zararın 311.588,14 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilince anılan rapor gibi taleplerin arttırıldığı, Mahkemece 15.11.2019 tarihli raporun hükme esas alındığı ve davacı kazalı lehine 311.588,14 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda, davacının aldırılan 1.kök rapora herhangi bir itirazı bulunmadığı gözden kaçırılarak davalı itirazı üzerine düzenlenen ve zararın daha fazla hesaplandığı 15.11.2019 tarihli ek raporun hükme esas alınması suretiyle karar verilmesi ve bu suretle de davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

A. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan "...

maddi tazminata dair alınan 27.11.2019 tarihli ek raporda; davacı tarafın toplam maddi tazminat alacağının 448.082,07 TL olduğu, davacıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin rücuya tabi bölümünün (136.493,93 TL) mahsubu sonrası bakiye maddi tazminat alacağının 311.588,14 TL olduğu, davalı ... şirketi tarafından EMOT Hastesine davacı adına 8.099,00 TL borçlu kalındığının belirtildiği anlaşılmıştır." ibarelerinin silinerek yerine "maddi tazminata dair alınan 27.11.2019 tarihli ek raporda; davacı tarafın toplam maddi tazminat alacağının 448.082,07 TL olduğu, davacıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin rücuya tabi bölümünün (136.493,93 TL) mahsubu sonrası bakiye maddi tazminat alacağının 311.588,14 TL olduğu, davalı ... şirketi tarafından EMOT Hastesine davacı adına 8.099,00 TL borçlu kalındığının belirtildiği anlaşılmakla davacı vekilince 24.12.2018 tarihli kök rapora itiraz edilmediği görüldüğünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak korunarak 24.12.2018 tarihli kök rapora itibar edilmiş, ancak iş bu raporda TBK 55 inci madde hükmü gereği Kurumca yapılan ödemelerin hesaplanacak tazminattan mahsubu gerekeceğinden Mahkemece re'sen hesap yapmak suretiyle hesaplanan 407.110.03 TL maddi zarardan, Kurumca işverene rücu edilecek tutar olan 136.493,93 TL'nin mahsubu sonucu davacının maddi tazminat alacağının 270.616,10 TL olduğu anlaşılmakla ve bununla birlikte karşı dava yönünden ise davalı ... şirketi tarafından EMOT Hastesine davacı adına 8.099,00 TL borçlu kalındığının belirtildiği görülmekle bu miktar esas alınarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." ibarelerinin yazılması,

B. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;

"A-Davacıların, davalılardan Kale Maden Endüstriyel Hammadeler San. ve Tic. A.Ş.’ye karşı açmış oldukları maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,

1.Davalı Kale Maden Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş.'nin bu dava nedeni ile yapmış olduğu yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

2.Manevi tazminat yönünden davalı Kale Maden Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 3400 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalı taraftan alınarak davalı Kale Maden Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş.'ye verilmesine,

3.Maddi tazminat yönünden davalı Kale Maden Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 3400 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalı taraftan alınarak davalı Kale Maden Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş.'ye verilmesine, B-Davacı ...'ün davalılardan ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının KABULÜ İLE

1.270.616,01 TL’nin kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

C-Davacıların davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine karşı açmış olduğu manevi tazminat davasının ayrı ayrı KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,

1.40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2.10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

3.7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

4.7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı ...’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

5.Kabul edilen maddi tazminat davası yönünden alınması gerekli 18.485,78 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan harçlar mahsup edildikten sonra bakiye 14.867,68 TL nin davalı -karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak hazineye irad kaydına,

6.Kabul edilen manevi tazminat davası yönünden alınması gerekli 4.440,15 TL harcın davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak hazineye irat kaydına,

7.Davacı-karşı davalı tarafından maddi tazminat yönünden bu dava sebebiyle yapmış olduğu 7.169,60 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 6.165,85 TL'sinin davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı- karşı davalı tarafa verilmesine,

8.Davacı- karşı davalı tarafından manevi tazminat yönünden bu dava sebebiyle yapmış olduğu 50,00 TL yargılama giderinin ret kabul oranı dikkate alınarak 23,21 TL sinin davalı-karşı davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine, geri kalan kısmın davacı- karşı davalı üzerinde bırakılmasına,

9.Davalı -karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinin manevi tazminatın ret edilen kısmı yönünden yapmış olduğu yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

10.Maddi tazminat yönünden davacı karşı davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 27.393,12 TL vekalet ücretinin davalı -karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı - karşı davalı tarafa verilmesine,

11.Maddi tazminat ret edilen miktar yönünden davalı karşı davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 6.126,38 TL vekalet ücretinin davacı - karşı davalı taraftan alınarak davalı -karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine verilmesine,

12.Manevi tazminat yönünden davacı karşı davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 9.250,00 TL vekalet ücretinin davalı -karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı - karşı davalı tarafa verilmesine,

13.Reddedilen manevi tazminat yönünden davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 9.250,00 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalı tarafdan alınarak davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine verilmesine, D-Davalı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine karşı davasının kısmen kabulü ile

1.8.099,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalı ...’ten alınarak davalı-karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2.Karşı davada alınması gerekli 553,24 TL harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 421,76 TL harcın karar kesinleştiğinden istem halinde davalı-karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine iadesine,

3.Karşı davada davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketin yapmış olduğu 1752,84 TL yargılama giderinin red kabul oranı dikkate alındığında 248,85 TL sinin davacı- karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine verilmesine, geri kalan kısmın davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi üzerinde bırakılmasına,

4.Karşı davada davacı - karşı davalının yapmış olduğu yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5.Karşı davada, davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 3400 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalı taraftan alınarak davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine verilmesine,

6.Karşı davada, davacı- karşı davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 3400 TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacı ... Madencilik Hayvancılık Tarım Ürünleri Nakliyat Otomotiv Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacı-karşı davalı tarafa verilmesine,

7.Karar kesinleştiğinde kullanılmayan yargılama giderinin ilgilisine iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize veya eş değer konumdaki bir mahkemeye sunulacak yazılı dilekçe ile veya zabıt katibine yapılacak sözlü beyanının tutanağa geçirtilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi. 05.10.2020" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.