7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/3745 E. , 2011/720 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde işlem yapılmasına, hüküm verilirken bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerin de göz önünde bulundurulmasına göre davacı tarafın tüm, davalı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalı tarafın hükmedilen tazminat miktarına ve kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Davaya konu alacağın abone sözleşmesinden değil, kaçak elektrik kullanımından kaynaklandığı gözetildiğinde gecikme zammı isteme ... bulunmayan davacı tarafın kaçak elektrik bedelini zamanında ödenmemesi nedeniyle takip talebinde gecikme zammı olarak davalıdan istediği bedelin Borçlar Kanununun 101. maddesi hükmünde belirtilen gecikme (temerrüt) faizi olduğu kabul edilerek gecikme nedeniyle istenebilecek bedelin buna göre belirlenmesi gerekir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dâhil olmadığından, haksız fiilden ve kaçak elektrik kullanmadan kaynaklanan alacakların geç ödenmesi nedeniyle işlemiş hesaplanırken faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamaz.
Somut olaya gelince, davacı icra takibinde asıl alacak ve asıl alacağın KDV ‘si, gecikme zammı ve gecikme zammının KDV si, BTV, açma ücreti olmak üzere toplam 37.247,25 TL alacağın sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsilini talep etmiş, mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda, faize KDV eklenmesi yasal olarak mümkün olmadığı halde işlemiş faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılmış, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda hüküm oluşturulmuştur. Yasal düzenlemelere aykırı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece hüküm oluşturulurken bu olgular göz önüne alınarak, işlemiş gecikme faizine KDV eklenmeksizin davacının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının belirlenip, belirlenecek bu bedele hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı tarafın temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.