7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2012/4911 E. , 2012/9230 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 128 ada 6 parsel sayılı 3368.10 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak harman yeri niteliği ile, 122 ada 33 parsel sayılı 1461923.57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi harman yeri ve mera niteliğiyle sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 128 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı yasanın 16/B maddesi hükmünde tarifi yapılan kamu malı niteliğinde harman yeri olduğu, davacının 122 ada 33 parsel sayılı taşınmaz içinde davaya konu ettiği yerin ise sınırlarını 122 ada 33 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu olmayan bölümlerinin oluşturduğu, taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği, çekişmeli taşınmaz kesimi ile sınırlarını oluşturan dava ve temyize konu olmayan kesimi arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yerinin bulunmadığı, kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunmasının da mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; dava ve temyize konu taşınmazın sınırlarını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen, dava ve temyize konu olmayan kesimine el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı gibi bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetliğin de süresi ne olursa olsun hukuksal bir değeri yoktur. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'ün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.