Esas No
E. 2022/14896
Karar No
K. 2024/466
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/14896 E.  ,  2024/466 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/2179 E., 2022/1279 K.
DAVALILAR: 1- ... vekili Avukat ...

2.... vekili Avukat ...

3....

vekili Avukat ...

DAHİLİ DAVALI: Sosyal Güvenlik Kurumu
DAVA TARİHİ: 01.10.2020
HÜKÜM/KARAR: Başvurunun Kısmen Kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2009/315 E , 2020/10 K

Birleşen

İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/365 E. 2017/611 K. sayılı dosyasında

... - 10949961874

vekili Avukat ... - ... A-1 Blok Kat.8. No.292 Y... ...

DAVALILAR: 1-... - 46207813012

vekili Avukat ... - [16790-97078-45957] Uets

2-... - 46186813782 ...No: 44 İç Kapı No:3 ...

Birleşen İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/343 E. 2017/188 K. sayılı dosyasında DAVACILAR : 1-... [ Kendi adına asaleten ...'e ) vesayeten]

2....

3.... vekili Avukat ... DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ...

2.... Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve dahili davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dahili davalı SGK vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili ve dahili davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat..... ile davalı ... vekili Avukat ... ve dahili davalı SGK vekili Avukat ...geldiler, diğer davalı ... adına gelen olmadı. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.01.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334. maddesinde “(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. (2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.” hükmü getirilmiştir. Aynı Kanunun 336. maddesinde ise “(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı ... vekilinin yukarıda belirtilen Kanun hükmünün öngördüğü şartları taşıdığı anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.

I. DAVA

Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; 14.08.2009 günü, davacı ... idaresindeki motosiklete, davalı ... nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ...'ın maliki, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın şerit ihlali yaparak çarptığını ve olay yerinden kaçtığını, kaza sonucunda müvekkili ...'in ağır şekilde yaralandığını ve çalışma gücünü sürekli olarak kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, iyileşmek için tedavi masrafları yaptığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili 04.08.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile; çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı için 1.745.000 TL, tedavi giderleri için 745.000 TL olmak üzere dava değerini 2.500.000 TL'ye artırarak davalı SGK'dan SUT kapsamında, davalı ... şirketinden ise poliçe limitiyle sınırlı olarak, davalılar ... ve ... maddi tazminatın tamamından sorumlu olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/365 E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde; tahsilde tekerrüre esas olmamak kaydıyla ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere bakıcı gideri 740.000 TL, diğer tüm tedavi giderleri ve meslekte kazanç ve işgücü kaybı için 10.000 TL'nin kaza tarihi olan 14.08.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen İstanbul 16.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/343 E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde; davaya konu kazada yaralanan müvekkili ...'in kendi öz bakımını dahi yapamadığını ve iyileşme şansının olmadığını, ...'in annesinin ve babasının boşandığını, anne ve babanın müşterek çocuklarını istememesi nedeniyle ... ve kardeşi Özgür'ün velayetinin öz halası olan ... ve eşi ...'a verildiğini, ...'in ömrünün sonuna kadar yatalak ve başkasına muhtaç şekilde ve ancak dışarıdan destekle hayatta kalabilecek olmasının müvekkilleri için ayrı bir üzüntü kaynağı olduğunu belirterek davacı ... için 250.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, kardeşi ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kusur ve zararı kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir.

Dahili davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesi ile; trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin(tedavi, tıbbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderleri) SUT kapsamında müvekkili kurumca karşılandığını ancak iş göremezlik, maddi-manevi tazminat ve bakıcı giderleri gibi müvekkili kurumca karşılanmayan talepler için sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiğini, muhasebe sisteminde yapılan incelemede davacıya yapılan herhangi bir ödemeye rastlanmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın kısmen kabulü ile; 428.179,78 TL tedavi giderinin 04.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalı SGK'dan alınarak davacıya verilmesine, 159.262,51 TL tedavi giderinin ve 1.745.000,00 TL çalışma gücü kaybından doğan maddi tazminatın davalı ... için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, diğer davalılar için haksız fiil tarihi olan 14.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,

Birleşen 15.Asliye Hukuk Mahk. 2017/365 E.-2017/611 K. sayılı davanın kısmen kabulü ile; 971.263,35 TL bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılarak bulunan 485.631,67 TL bakıcı giderinin ve 10.000,00 TL çalışma gücü kaybından doğan maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 14.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazla bakıcı gideri talebinin reddine,

Birleşen 16.Asliye Hukuk Mahk. 2017/343 E.-2017/188 K. Sayılı davanın kısmen kabulü ile; Kısıtlı ... lehine 40.000,00 TL, davacı ... lehine 4.000,00 TL, davacı ... lehine 4.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 14.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve dahili davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kararın bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması ve manevi tazminata ilişkin kısımları bakımından kaldırılması gerektiğini, mahkemece aile içi bakım yapılacağı gözetilerek bakıcı giderinden % 50 indirim yapılmasının hatalı olduğunu, birleştirilen 2017/365 E. sayılı davada talepleri olan 740.000 TL üzerinden bakıcı giderine karar verilmesini, ...'in kaza sebebiyle konuşma yetisini yitirdiğini, ihtiyaçlarını gideremediğini, davacı ...'in, ...'in tek kardeşi olduğunu ve kazadan sonra ilk 4 sene vasiliğini üstlendiğini, ...'in anne ve babası boşanırken velayeti talep etmemeleri üzerine velayetin davacı ... ve eşi ...'a verildiğini, davacı ...'ın kazadan sonra ...'i yaşatmak için insanüstü çaba sarfettiğini ve davacı ... tarafından yürütülen vasilik görevini de üstlendiğini, müvekkili ...'ın, ...'in eniştesi olarak evlendiği günden beri ...'e kendi öz evladı gibi bakıp gözettiğini, yoğun bakım, ameliyat ve fizik tedavi dönemlerinde işi gücü bırakıp hep ...'e destek olduğunu belirterek, davacılar ..., ...ve Tülay için takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük, davacı ... için manevi tazminat takdir edilmemesinin ise hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; özel hastane tarafından fatura edilen tutarların baz alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, uygulanan tedavinin SUT hükümlerindeki ödenebilir maddi karşılığının baz alınarak talep edilebilir rücu alacağının hesap edilmesi gerektiğini, davacının tedavilerinin kurum ile anlaşması olmayan özel bir hastanede yapılması nedeni ile tedavi giderlerinin rücu edilebilirliğini ortadan kaldırdığını, kaza tarihi 2009 yılı olup 6111 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce olduğundan müvekkili kurumun tedavi giderlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ayrıca kurumun sorumlu olduğu tutarın sigorta şirketinin poliçe limitinin dahi üzerinde tutulmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

Davacılar vekilinin bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasına yönelik istinaf itirazının değerlendirilmesinde ; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamalarına göre, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderlerinden hakkaniyet indirimi yapılmasının makul kabul edilmediği, davalı araç sürücüsünün % 100 kusuru ile gerçekleşen kaza nedeniyle davacı ...'in meslekte kazanma gücünü %100 oranında kaybettiği, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğu, aktüer bilirkişi raporunda 971.263,35 TL bakıcı gideri tespit edilmiş ise de birleşen İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/365 Esas 2017/611 Karar sayılı davasında davacı vekili tarafından 740.000 TL bakıcı gideri talep edildiği gözetilerek mahkemece bu miktar üzerinden bakıcı giderine karar verilmesi gerekirken aile içi bakım düşüncesi ile tazminattan % 50 oranında indirim yapılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde görüldüğü, davacılar vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazının değerlendirilmesinde; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, kazanın oluş şekline, kusur durumuna, davacı ...'in kaza neticesinde ömür boyu başkasının sürekli bakımına muhtaç ... gelecek şekilde yaralanmasına, iyileşme ihtimalinin bulunmamasına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacılar ..., ... ve ... lehine hükmolunan manevi tazminat miktarının az olduğu, davacı ... için 250.000 TL, ...için 50.000 TL, ... için 50.000 TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının da yerinde görüdüğü, davacılar vekilinin davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddine yönelik istinaf itirazının değerlendirilmesinde ; davacı ...'in kaza nedeniyle ağır bedensel zarara uğradığı, davacı ..., ...'in halasının eşi olup dosya içeriğinden, davacı ... ile olan yakınlığı, küçüklüğünden bu yana anne ve babasının ayrı olması ve bakımını üstlenmemeleri nedeniyle davacı ...'in halası ve dolayısıyla halasının eşi ... ile aynı çatı altında yaşadıkları gözetildiğinde bu yaralanmadan dolayı manevi zarara uğramadığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla mahkemece bu davacı yönünden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı, davalı SGK Başkanlığı vekilinin tedavi giderine yönelik istinaf itirazının değerlendirilmesinde; kazanın 14.08.2009 tarihinde meydana geldiği, davanın 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 24.11.2009 tarihinde açıldığı, SGK'nın davaya dahil edildiği, davacı vekilinin 04.08.2017 tarihli ıslah dilekçesinde asıl davadaki talebini kalıcı maluliyet tazminatı için 1.745.000 TL, tedavi giderleri için 745.000 TL olarak belirlemiştir. Aynı dilekçede, davalı SGK bakımından SUT hükümleri ile; davalı ... bakımından ise poliçe limitiyle sınırlı olarak talepte bulunduğunu beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince 23.05.2019 tarihli celsede, davacının belgeli tedavi giderlerinin SUT hükümleri kapsamında belirlenmesi için bilirkişi tayin edildiği, davalı SGK'nın istinaf itirazının, özellikle belgeli tedavi giderlerinin sunulan faturalara göre değil, uygulanan tedavinin SUT hükümlerindeki ödenebilir maddi karşılığının baz alınarak talep edilebilir rücu alacağının hesap edilmesi gerektiği yönünde olması ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kısmen tedavi gideri faturaları üzerinden hesaplama yapılıp fatura içeriklerinin tartışılmadığı değerlendirilerek Dairece bilirkişiden bu konuda ek rapor alındığı, ek raporda davacı ...'in tedavisine esas kayıtların içeriklerinin tedavi ve olağan tedavi bağlamında SUT kapsamında olmadığı yönünde bir tespit bulunmamaktadır. Ek raporda bilirkişinin, SGK'nın sadece "acil hâl kapsamında" olan tedavi giderlerinden sorumluluğunun bulunduğu şeklindeki tespit ve bu kapsamda yapılan hesaplama ise dosya içeriği ile usul ve yasaya uygun olmadığı, kaldı ki; 6645 sayılı Kanun'un 60. maddesiyle 2918 sayılı Kanun'un 98/1 maddesine eklenen ve 4.4.2015 tarihinde yürürlüğe giren (Sosyal Güvenlik Kurumunun, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirleyeceği, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit edeceği, bu sağlık hizmetlerinin sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmeyeceği şeklindeki) hükmün, somut olayın meydana geldiği tarih nazara alındığında, geriye etkili olarak uygulanmasının mümkün olmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin hükmüne esas aldığı rapordaki hesaplama, yapılan gerçek tedavi giderinden daha az bir bedele karşılık gelecek şekilde SUT hükümlerine göre yapıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin hükmüne esas aldığı 22.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen belgeli tedavi giderlerine hükmedilmesinde dosya içeriği ile usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, davalı SGK vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının kabul edilmediği gerekçesiyle, asıl davada davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, asıl davada davanın kısmen kabulü ile, 428.179,78 TL tedavi giderinin 4.7.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalı SGK'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, 159.262,51 TL tedavi giderinin ve 1.745.000 TL çalışma gücü kaybından doğan maddi tazminatın davalı ... (Anadolu Anonim Türk Sigorta) için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti (tedavi gideri için 150.000 TL; maluliyet için 150.000 TL) ile sınırlı olmak üzere, diğer davalılar için haksız fiil tarihi olan 14.8.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..., ... ve Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

Birleşen İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/345 Esas sayılı dosyasında; davanın kabulü ile, 740.000 TL bakıcı gideri ve 10.000 TL çalışma gücü kaybından doğan maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 14.8.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,

Birleşen İstanbul 16.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/343 Esas sayılı dosyasında; davacı ...'in manevi tazminat davasının kabulü ile 250.000 TL'nin, davacılar ..., ... ve ...'ın manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile, adı geçen her bir davacı için ayrı ayrı 50.000 TL olmak üzere manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.8.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, bu davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...

vekili, davalı ... vekili ve davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hem İlk Derece Mahkemesi hem de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından SGK'nın sorumlu olduğu miktarın SUT hükümlerine göre belirlendiğini, ancak dava sürecinde SUT kapsamı şartının Danıştay tarafından iptal edildiğini, kaza tarihinden sonra çıktığı dava ve ıslah sürecinde mevzuatta yer alması sebebiyle ıslah dilekçesine konu edilmesi zorunluluğunun hasıl olduğu, belgeli olması kaydıyla tüm tedavi giderinden SGK'nın sorumlu olması gerektiğini, iptal kararı ve mevzuat değişikliğine bağlı hak kaybı yaşanmaması için kamu düzeni açısından resen bu hususun göz önünde bulundurulması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının bütün olarak istinaf edildiğini tüm tedavi giderlerinden SGK'nın sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; adli yardım talebinin kabulü gerektiğini, müvekkilinin kazaya dair suçlanmasını gerektirir hiç bir delil bulunmadığını, davalı aracının kazaya karıştığının somut delillerle ispatlanmadığını, ceza dosyasının süresinde temyiz edilemediğinden kesinleştiğini, bu konuda yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmiş ise de maddi olgulara dayanan tespit bulunmadığından gerek kusur tespiti gerekse olayın tarafları bakımından hakimin hukuku resen uygulaması gerektiğini, davalının sorumlu olması için kazaya karışan aracın ve sürücüsünün araştırılması gerektiğini, bu araştırmanın eksik yapıldığını, davalının avukatı olmaması nedeni ile mağdur konumuna düştüğünü, hükme esas alınan raporlarda müvekkili lehine olan hususların göz ardı edildiğini, sürekli iş gücünden doğan maddi zarar hesaplamasını kabul etmediklerini, miktarın fahiş belirlendiğini, davacının öğrenci olduğunu, gelirinin yanlış belirlendiğini, sürekli bakıcı ihtiyacı olduğu kabulünün doğru olmadığını, yeniden rapor alınması gerektiğini, tedavi gideri miktarını kabul etmediklerini, lüks harcamalara giren kısmının tespiti gerektiğini, başta talep edilmeyen hakların talep edilemeyeceğini, zamanaşımı hususuna değinilmediğini, faizin olay tarihinden itibaren işletilemeyeceğini, davalının gerçekleştirmediği eylemin davalısı olarak tazminata mahkum edildiğini, hükmedilen hiç bir tazminat miktarı ve türünü kabul etmediklerini, hukuki dinlenilme hakkı ve savunma haklarının ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dahili davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin müvekkili kurumun sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi açısından rapor almasına rağmen rapordaki miktarı kabul etmeyerek kök rapordaki miktara hükmetmesinin hatalı olduğunu, uygulanan tedavinin SUT hükümlerindeki ödenebilir karşılığına hükmedilmesi gerekirken hastane kayıtlarındaki bedele hükmedilmesinin doğru olmadığını, tedavilerin kurum ile anlaşması olmayan özel hastanede yapılması nedeniyle rücu edilebilirliğinin ortadan kalktığını, kaza tarihinin 2009 olduğunu 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce olduğunu davalının sorumluluğunun bulunmadığını, kurumun sorumlu tutulduğu miktarın poliçe limitinin üzerinde olmasının kabul edilemeyeceğini, istinaf kararının 5 nolu kısmında harcın davalılardan tahsili denilirken davalının sorumlu olmadığının açık ve net belirtilmesi gerektiğini, yine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi bakımından davacı lehine 5.100 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de müvekkili kurum bakımından kararda bir değişiklik yapılmaması nedeniyle bu vekalet ücretinden davalı kurumun sorumlu tutulmaması gerektiğini, davacının davalı kurum bakımından kabul edilen istinaf nedeni bulunmadığından davalı kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ncı ve 47 nci maddeleri, 6111 Sayılı Kanun, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 ve 98 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3.Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere, davacının %100 malul olması, davalının tam kusurlu olması, paranın satın alma gücü düşünüldüğünde manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olmasına, istinaf edilmeyen yönler bakımından inceleme yapılmasının mümkün olmamasına göre davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, dahili davalı SGK vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası'nın 36 ncı maddesi uyarınca dahili davalı ... harçtan muaf olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının I)Asıl dava dosyası bakımından başlığı altındaki 5 nolu bendinde bu durum belirtilmeksizin davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, dahili davalı SGK vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle dahili davalı SGK vekilinin temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının I)Asıl dava dosyası bakımından başlığı altındaki 5 nolu bendine (dahili davalı SGK vekili dışındaki davalılardan) ibaresinin yazılması suretiyle kararın bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan dahili davalı SGK'ya verilmesine, Adli yardım talebi kabul edilmiş ise de HMK 339.maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından 88,873,00 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye irat kaydına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.