ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/624 Esas - 2025/29
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Hendek Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/214 Esas 2024/439 Karar sayılı görevsizlik kararı Mahkememize gelmekle, Mahkememizde görülen Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan ) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili Av. ... tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen ... tarihli dava dilekçesi ile özetle; Müvekkill ... ile davalı ... arasında Hendek Pazar Yeri 06/1 girişinde bulunan çay ocağı ve aperatif dükkanının 1.250.000,00-TL bedelle satışına ilişkin 28/07/2023 tarihli iş yeri devir ve teslim sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilinin, işbu sözleşme gereğince davalı adına kayıtlı bulunan iş yerinin tapusunu alacağını düşünerek sözleşmeyi imzaladığını ve 1.250.000,00 TL'yi davalıya peşin olarak elden ödediğini, müvekkilinin iradesi, sözleşmeye konu iş yerinin satın alınması ve kendi adına tesciline yönelik olmasına rağmen iş yerinin sadece işletmesinin devrinin yapıldığını, 28/07/2023 tarihli iş yeri devir ve teslim sözleşmesinin iptalinin gerektiğini, satışa konu iş yerinin sadece işletmesinin devrinin yapılması halinde devir bedelinin 1.250.000,00 TL olamayacağı ve devir bedelinin en az 5 kat daha düşük olacağı Müvekkilinin TBK'nın 31/5. Maddesi gereğince esaslı hataya düşmüş olduğunu,
TBK'nın 30. Maddesi gereğince 28/07/2023 tarihli iş yeri devir ve teslim sözleşmesinin iptalinin gerektiğini davalarının kabulü ile taraflar arasından akdedilen 28/07/2023 tarihli iş yeri devir ve teslim sözleşmesinin iptalini, satış bedeli olarak ödenen 1.250.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin hakları kalmak ve sonradan artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'sinin sözleşme tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederiz. talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde , açılan davanın haksız ve yersiz açıldığını, davacının sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediğini, bu sebeple açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasını ilişkindir. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Mahkememizce Ticaret ve Sanayi Odasına, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, Vergi Dairesi Müdürlüğünden istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde mutlak ticari davalar düzenlenmiş, 11/01/2011 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu ( TTK 4/1-c.) hüküm altına alınmıştır.
Davanın konusu iş yerinin devri sözleşmesinin iptali ile bedelin iadesine ilişkindir. Her ne kadar 6098 Sayılı TBK'nun Malvarlığının veya işletmenin devralınması başlıklı 202. Maddesinde bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacağını belirtilmiş ise de; bu madde "Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri" bölümünde düzenlenmiş olup, bir işletmeyi devralanın, işletmeden dolayı alacaklı olan 3. Kişi konumundaki alacaklılara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacağı hususunu düzenlemiştir. Somut olayda ise, uyuşmazlık, iç ilişkiden yani devralan ile devreden arasındaki ilişkinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla da, eldeki uyuşmazlığa,
TBK'nun 202. Maddesi uygulanamadığından, eldeki dava, mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Eldeki davanın nisbi ticari dava olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğine gelince; 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (TTK 14/1). İktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir (TTK 17/1). 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.
Buna göre;
1.Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2.Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Somut olayda, Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün ve Hendek Vergi Dairesi Müdürlüğünün 06/12/2024 tarihli cevabi yazılarından, davacını meslek bilgisi ELEKTRİK MOTORLARI, JENERATÖRLER VE MOTOR. JENERATÖR SETLERİNİN BAKIM VE ONARIMI olarak yer aldığı, davalının meslek bilgisi MOTORLU KARA TAŞITLARIN YAĞLAMA, YIKAMA, CİLALAMA VBÇ FAALİYETLERİ olarak yer aldığı, Çay ocağı işletmeciliği ile ilgili ve ayrıca işyeri satışı ile ilgili bir ticari faaliyetinin bulunmadığı; tarafların işletme hesabına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu' nun 177. Maddesinde belirlenen sınırları (2023 yılı için defter tutma ve sınır değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliği sıra no: 544'den yapılan incelemeye göre, yıllık alımlarının tutarı 890.000,00 TL'yi veya satışlarının tutarı 1.270.000,00 TL'yi) aşmadığı bildirilmiş olup, bu haliyle tarafların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
1.Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,
2.Görevli mahkemenin Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3.Görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluşacağından, yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 5. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine,
4.Vekalet ücreti harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/01/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)