7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/4308 E. , 2011/1322 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere, haksız fiilden kaynaklanan alacakların kural olarak likid ve muayyen olmaması nedeniyle hükmedilecek gerçek zarar kapsamının yapılacak yargılama sonucunda hakim tarafından belirleneceği dikkate alındığında mahkemece davacı tarafın icra inkar isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı tarafın tüm, davalı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalı tarafın hükmedilen tazminat miktarına ve kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dahil olmadığından, haksız fiilden ve kaçak elektrik kullanmadan kaynaklanan alacakların geç ödenmesi nedeniyle işlemiş hesaplanırken faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamaz.
Somut olaya gelince, davacı kaçak elektrik borcunun tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlatmış; asıl alacak, işlemiş gecikme zammı ile gecikme zammının KDV olmak üzere toplam alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı ile davalı arasında abone sözleşmesinin bulunmadığı gözetildiğinde, takip talebinde işlemiş gecikme zammı olarak istenilen alacağın gecikmenin karşılığı işlemiş temerrüt faizi olarak nitelendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece, kullanılan kaçak elektrik bedelinin hesaplanması yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacı kurumun asıl alacağı, işlemiş gecikme zammı ile gecikme zammının KDV’si olmak üzere toplam alacağı hesaplanmış, faize KDV eklenmesi yasal olarak mümkün olmadığı halde işlemiş yasal faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılmış, mahkemece bu rapor benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, dosya yeniden bilirkişiye verilerek işlemiş faize KDV eklenmeksizin davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarı yeniden hesaplatılmalı veya mahkemece re’sen hesaplanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm verilmelidir. Mahkemece yasal düzenlemeler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3.Öte yandan, itirazın iptali davalarında, iptal edilen asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı ile varsa diğer kalem alacakların hüküm yerinde gösterilmesi, davacının yerinde görülen toplam alacağına yönelik itirazın iptaline karar verilmesi, hüküm oluşturulurken Borçlar Kanunu’nun 104/son maddesi hükmüne göre temerrüt faizine takip tarihinden sonraki dönemde yeniden faiz işletilmesinin yasak olduğu olgusunun gözden kaçırılmayarak sadece asıl alacak ve faiz yürütülmesi mümkün olan diğer alacaklara takip tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsiline imkan verecek şekilde hüküm oluşturulması, işlemiş faize takip tarihinden sonraki dönem için yeniden faiz yürütülmemesi gerekir.
Mahkemece, itirazın iptaline, takibin toplam alacak üzerinden devamına karar verilmiş, itiraza konu alacağın içinde işlemiş faizin de bulunduğu göz ardı edilerek, Borçlar Kanununun 104/son maddesi hükmüne aykırı olarak işlemiş faize takip tarihinden sonraki dönemde yeniden faiz yürütülmesine neden olacak şekilde hüküm oluşturulmuştur.
O halde, B.K.104/son maddesi hükmüne uygun bir şekilde takip tarihinden sonraki dönemde yalnızca asıl alacak üzerinden faiz uygulanarak alacağın tahsiline imkan verecek şekilde hüküm oluşturulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru dahi görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.