4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2022/11766 E. , 2024/5563 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kurum zararından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.07.2016 tarih ve 16/555 sayılı tazmin raporu ile davalıların ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere düzenlenen İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak imzaları ile paraf ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların usulsüzlüğü tespit edilen olurun alınmasında gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmayarak, görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek ve istihsalini önlemeyerek olurları paraf etmek suretiyle hukuka aykırı olarak ödeme yapılmasına sebebiyet verdiklerini, söz konusu olurda adı geçenlere yurda dönmeksizin yurt dışında geçirdiği 4 senesinin üzerine 1 yıl daha süre uzatımı verildiği veya doktoradaki 3 senesinin (yurda dönmeksizin yurtdışında geçirdiği 5 senesinin) üzerine 1 yıl daha süre uzatımı verildiğini, mevzuata aykırılıklar konusunda üst makamların bilgilendirilmediğini, davalıların mevzuata aykırı bu olurla 2008-2009 yılları arasında olurda adı geçenlere ödeme yapılmasına sebebiyet vermek suretiyle, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun (5018 sayılı Kanun'un) 71 inci maddesinde tanımlanan kamu zararına sebebiyet verdiklerini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 1.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev yaptığı dönemde kamuyu zarara uğratacak herhangi bir usulsüzlük yapmadığını, davanın yasal dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu olan olurda müvekkilinin parafı bulunduğunu, bu işlemin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğini, denetim ve teftiş süreleri içerisinde de işlemlerin düzenli olarak denetlendiğini ve bir usulsüzlük tespit edilemediğini, eksik bilgi verildiğini iddiasının asılsız olduğunu, müvekkili tarafından mevzuata uygun işlem yapıldığını, herhangi bir kamu zararı oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; bir kamu görevlisi olarak yetkisi dahilindeki tüm iş ve işlemlerini usul ve hukuka uygun olarak, yetkili amir ve üstlerinin talimatları ve astlarının teklif ve önerileri çerçevesinde gerçekleştirdiğini, tesis edilen iş ve işlemlerde usul ve hukuka hiç bir aykırılık bulunmadığı gibi herhangi bir kamu zararı da söz konusu olmadığını, kendisinin bilgisi ve parafının olmadığı 26.06.2007 tarihli Bakanlık oluru ile olurda adı geçen personelin doktora eğitimine devam etmelerinin uygun görüldüğünü, adı geçenlerin eğitimi süresi içinde tamamlayamaması nedeniyle 04.09.2008 tarihli Bakanlık oluru ile 1 yıl süre uzatımı verildiğini, 2007 tarihli başka personel tarafından alınan olurun geçersiz olduğuna dair bir bilgisi olmadığını, süre uzatımının Devlet Personel Başkanlığından alınan görüş doğrultusunda yönetmelik hükümlerine göre yapıldığını, dava konusu işlemde bir usulsüzlük olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... süresinde davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu süre uzatım kararının davalıların parafları yanında genel müdür yardımcısının da parafı, müsteşarın arzı, Emniyet Genel Müdürünün imzası ve İçişleri Bakanının oluru ile gerçekleştiği, ödemelerin fiilen yurt dışında bulunan günler ve harcamalar için ödendiği, ifa edilen eğitim karşılığı olduğu, yurt dışına giden personel tarafından yurt dışında fiilen eğitim alındığı, eğitim faaliyetinin sürdürüldüğü, kamu zararı unsurlarının gerçekleşmediği, dolayısıyla davalılardan tahsil edilebilecek herhangi bir meblağ bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalılar tarafından imza ile paraf edilen makam oluru ile yüksek lisans eğitim süre onayı en fazla 2 yıla kadar, doktora eğitimi en fazla 3 yıla kadar verilebilmesine karşın mevzuata aykırı olarak doğrudan 4 yıla kadar eğitim süresi düzenlendiğini, ilgililere hukuka aykırı olarak doğrudan 4 yıllık yurt dışı eğitim onayı alınmış olmasına karşın davalılar tarafından görev süresi uzatımı yapılacak personelin olurlarının gereği gibi incelenmediğini, üst makamların bilgilendirilmediğini ve mevzuata aykırı süre uzatımı ve görevlendirme olurlarının alınmasının sağlandığını, davalıların eylemleri neticesinde hukuka aykırı şekilde kişilerin doğrudan 4 yıl yurtdışı eğitimine gönderildiği, davalıların açıkça mevzuata aykırı işlem tesis ettiklerini, bu hususun yerel mahkeme tarafından göz önüne alınmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların paraflarının bulunduğu yurt dışı görevlendirmesine ilişkin kararın tek başına hukuki sonuç doğuran bir işlem mahiyetinde olmadığı, anılan kararın davalılar yanında genel müdür yardımcısının parafı, müsteşarın arzı, Emniyet Genel Müdürünün imzası ve İçişleri Bakanının oluru ile vücut bulmuş olduğu, ödemelerin fiilen yurt dışında bulunulan günler ve harcamalar için ödendiği, ifa edilen eğitimin karşılığı olduğu, yurt dışına giden personel tarafından yurt dışında fiilen eğitim alındığı, eğitim faaliyetinin sürdürüldüğü hususları bir arada değerlendirildiğinde kamu zararının gerçekleşmediği, bu ödemelerde davalıların bir usulsüzlük yaptıklarına ilişkin tespit bulunmadığı, anılan dönemde idare tarafından bu uzatmanın olağan şekilde uygulandığı, kaldı ki kurum personelinin doktora sürelerinin uygulanmasına ilişkin idari işlemde davalıların karar verici konumda bulunmadıkları, yurt dışına gönderilen personellere ilişkin davacı kurumun işleyişi ve önceki uygulamaları doğrultusunda yapılan işlemi paraf etmek suretiyle amirlerine sundukları, işlemin geçerliliğinin üstleri tarafından uygun görülmesi ve imzalanmasına bağlı olduğu, davalıların yapılan idari işlemde üstlerini yanıltıcı bir belge ya da sahte bir evrak kullandıklarının iddia edilmediği, davalıların kasıt, kusur veya ihmali işlem ve eylemleri ile davacı kurumu zarara uğrattıklarının ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak paraf ettiklerinden bahisle oluşan kamu zararının tahsiline ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 74 üncü maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Dosya kapsamından; davalı ...'in olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü(EGM) Dış İlişkiler Daire Başkanlığında görevli daire başkanı, ...'ın başkan yardımcısı, ...'in şube müdürü ve ...'un ise Bürolar Amiri olduğu, davanın dayanağı olan 12.07.2016 tarihli ve 16/555 sayılı tanzim raporu ile 04.09.2008 tarihli İçişleri Bakanlığı makam oluru işleminin davalılar tarafından hukuka aykırı olarak paraf edildiğinin ve bu nedenle davacı kurumun zarara uğradığının tespit edildiği, eldeki davada meydana geldiği iddia edilen kurum zararının tazmininin talep edildiği, ayrıca anılan tazmin raporuna istinaden davalılar hakkında Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyası ile görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalılar ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine, davalılar ... ve ...'un ise beraatine karar verildiği, verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar).
Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davalıların görevi kötüye kullanma suçundan yargılandıkları Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyasının henüz istinaf incelemesinin sonuçlanmadığı ve düşme ile beraat kararlarının kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza davası sonucunun eldeki davayı etkilemesi söz konusudur. Açıklanan nedenle, ceza mahkemesindeki davanın kesinleşmesi beklenilmeli, kesinleşmiş ceza kararı da değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.