Esas No
E. 2024/4053
Karar No
K. 2024/11514
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

7. Ceza Dairesi

E. 2024/4053 K. 2024/11514 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/4053, K. 2024/11514, T. 12.12.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4053
Karar No
2024/11514
Karar Tarihi
12.12.2024
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

7. Ceza Dairesi         2024/4053 E.  ,  2024/11514 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/415 Esas, 2023/433 Karar
SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM: Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil araçlarının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Bölge Adliye Mahkemesinin kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2018 tarihli ve 2016/983 E., 2018/23 K. sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları uyarınca neticeten 5 yıl 23 ay 10 gün hapis ve 33.320,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği, hükmün katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 13.03.2020 tarihli ve 2018/1488 E., 2020/1038 K. sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyanın Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2021/29643

Esas, 2022/11046 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilerek ilk derece mahkemesine gönderildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri başlıklı 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ''Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, bozma ilamı üzerine Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2022/415 Esas, 2023/433 Karar sayılı kararının temyiz yasa yoluna tabi olduğu cihetle, anılan karar sonrasında bölge adliye mahkemesince 06.02.2024 tarihli ve 2023/2592 Esas, 2024/501 Karar sayılı ilamının hukuki değerden yoksun olduğunun kabulü ile;

Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2022/415 Esas, 2023/433 Karar sayılı hükmüne yönelik katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri üzerine; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; suçta kullanılan nakil aracının sahibinin iyiniyetli olup olmadığının objektif olarak değerlendirilmediğine, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık müdafiin temyiz nedenleri; sanığın suç kastının bulunmadığına, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE

Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, önleme araması kararına istinaden uygulama noktasında durdurulan sanığın sevk ve idaresindeki, çekici ve buna bağlı dorsede yapılan aramada, dorse üzerinde yakıt tankı içerisinde 349.500 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında, şoförlük yaptığını, yakıt tankını yükleyen şahısları tanımadığını, içinde kaçak sigara olduğunu bilmediğini ifade ederek atılı suçu reddetmiştir, bozma sonrasında gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ve gümrük vergilerini ödeyemeyeceğini ifade etmiştir.

Malen sorumlu şirket yetkilisi beyanında, aracın şirkete ait olduğunu, kira sözleşmesi ile kiraya verdiklerini, kaçakçılık olayından haberdar olmadığını, aracının müsadere edilmemesini istediğini beyan ederek davaya katılmış ve kira sözleşmesini dosyaya sunmuştur. Kira sözleşmesi ise suçta kullanılan aracı kiralayanların dosya kapsamında dinlendikleri, aracı kiraladıklarını, yanlarında çalışan sanığın kaçak sigara taşımasından haberdar olmadıklarını ifade ettikleri anlaşılmıştır. 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yasal ihtaratın yapıldığı, kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "fahiş değer" aralığında olduğu saptanmıştır. Sanığın tekerrüre esas adli sicil kaydında uyarlama yapılıp yapılmadığına yönelik Aralık Asliye Ceza Mahkemesine yazılan müzekkere sonucunda, "ilgili dosyada infazının tamamlanarak kapatıldığından uyarlama yargılaması yapılmasının mümkün olmadığının" bildirildiği görülmüştür.

A. Suçta Kullanılan Nakil Araçlarının İadesi Yönünden Suçta kullanılan nakil araçlarının iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğu anlaşılmakla, Mahkeme tarafından nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık müdafiinin aşağıda yer alan hukuka aykırılık dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

1.Sanık hakkında hükmedilen "6 yıl 28 ay hapis cezası" üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1/6 oranında takdiri indirim uygulandığında "5 yıl 23 ay 10 gün hapis cezası" yerine, hesap hatası sonucu " 6 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası" olarak belirlenmesi,

2.Sanığın tekerrüre esas olan 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmü yönünden, 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'da yapılan düzenlemelerin sanık lehine hükümler içermesi nedeniyle "ilgili dosyada infazının tamamlanarak kapatıldığından uyarlama yargılaması yapılmasının mümkün olmadığı" şeklindeki gerekçe ile uyarlama yapılmasına yer olmadığı kararı verilmesinin sanık hakkında bu dosyada 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin sanık aleyhine uygulanması nedeniyle hukuka aykırı olduğu, gerekirse kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği de belirtilerek bu ilâmla ilgili uyarlama yargılaması yapılmasına gerektiğine yönelik mahkemesine bildirimde bulunulması ve sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, Hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

A. Suçta Kullanılan Nakil Araçlarının İadesi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına ilişkin hüküm yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafi ile katılan ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin bölümünün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü yönünden katılan ...

İdaresi vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

12.12.2024 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii ile katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

Yerel Mahkemenin 07.06.2023 tarih ve 2023/433 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.

Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 12.12.2024

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog