Esas No
E. 2023/12110
Karar No
K. 2024/4778
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2023/12110 E.  ,  2024/4778 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2022/219 E., 2022/239 K.

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ

SAYISI: 2022/İHK-8445
HÜKÜM/KARAR: Başvurunun kabulü / Davalının itirazının reddi

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ

SAYISI: K-2021/175151

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; sürücü olan müvekkili ile davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün 13.08.2020 tarihinde yaptığı kaza neticesinde davacının %14,3 oranında malul kaldığını, 45 gün geçici iş göremezlik süresi, 1 aylık bakıcı ihtiyacının olduğunu, davalının 09.04.2021 tarihinde 136.774,68 TL ödeme yapmış ise de yeterli olmadığını belirtip, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada şimdilik bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı için 2.000,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için 2.000,00 TL, bakıcı gideri için 500,00 TL, adli tıp rapor ücreti için 1.075,00 TL olmak üzere toplam 5.575,00 TL maddi tazminata temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili toplam talebini 152.682,03 TL olarak artırdığını beyan etmiştir

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının eksik ödeme nedeniyle başvuru yapmadığını, talebin usulden reddi gerektiğini, ceza yargılaması sırasında davacının şikâyetçi olmadığını, bu nedenle ret kararı verilmesini, davacıya ödeme yapıldığı ve sorumluluğun kalmadığını, kusur durumunun tespitini, maluliyet raporunun hatalı yönetmelik hükümlerine göre tanzim edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, müterafık kusur indirimi yapılmasını, başvuru tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sürücü olan davacı ile davalıya sigortalı aracın sürücüsü arasında 13.08.2020 tarihinde meydana gelen kazada davacının malul kaldığı, davalının 09.04.2021 tarihinde 136.774,68 TL ödeme yaptığı ancak yeterli olmadığını beyan ederek bakiye tazminat isteminde bulunduğu, dosyaya ibraz edilen 19.10.2021 tarihli Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından verilen rapor ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının %15,36 oranında engel oranı, 45 gün geçici iş göremezlik süresi ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, kaza tarihi itibari ile geçerli yönetmelik hükümlerine göre alınan raporun karara esas alındığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uyarınca alınan hesap raporu ile yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye 149.739,03 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.943,00 TL bakıcı giderinin belirlendiği ve davacının taleplerini artırdığı gerekçesi ile 149.739,03 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.943,00 TL geçici bakıcı gideri, 1075,00 TL rapor ücreti olmak üzere 153.757,03 TL' nin 27.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri

Davalı vekili; yapılan ödeme ile sorumluluklarını yerine getirdiklerini, bilirkişi raporunda ödeme tarihi esas alınarak hesaplama yapılmasını ve maluliyet raporunu kabul etmediklerini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiği, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, başvuru tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği ve vekalet ücretinin hatalı belirlendiği gerekçeleri ile karara itiraz etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; 11.10.2021 tarihli ara karar ile dosyaya alınan 19.10.2021 tarihli Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından verilen rapor ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edildiği ve karara esas alınmasında isabetsizlik olmadığı, hesap raporu ile TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uyarınca bakiye tazminatın belirlendiği, hesap yönteminin Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinde isabetsizlik olmadığı gerekçesi ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili, itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 13.08.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve rapor ücreti taleplerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3.Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesaplamada kullanılan yöntemin usul ve yasaya uygun olmasına, davalının bakıcı giderinden sorumlu olmasına, 27.04.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Yargılamaya hâkim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi ile düzenlenmiş olup, hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.

Davacı vekili dava dilekçesinde, kaza nedeniyle müvekkilinin Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 01.03.2021 tarihli rapora göre % 14,3 oranında maluliyeti bulunduğunu belirterek, bu maluliyet oranına göre karar verilmesini talep etmiştir.

Anılan bu raporun tanziminde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kullanılmıştır. Tahkim yargılaması sırasında Uyuşmazlık Hakem Heyetince kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca aldırıldığı anlaşılan Kocaeli Üniversitesi tarafından düzenlenen 19.10.2021 tarihli raporda davacının maluliyet oranı %15,36 olarak belirlenmiştir.

Davacı taraf, aldıkları raporla maluliyet oranının %14,3 olarak tespit edildiğini belirterek dava açarak anılan maluliyet oranı ile talebini sınırlamıştır. Davacının maluliyet oranı bakımından talebini (%14,3 oranı ile) sınırladığı da dikkate alındığında, İtiraz Hakem Heyetince tahkim yargılaması sırasında aldırılan rapordaki %15,36 maluliyet oranı üzerinden hesaplamanın yapıldığı 02.11.2021 tarihli aktüer raporu esas alınarak karar verilmesi,

HMK’nın 26 ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralına aykırı olmuştur.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İtiraz Hakem Heyetince davacının %14,3 maluliyet oranıyla kendisini bağladığı dikkate alınarak, sürekli maluliyet zararının %14,3 maluliyet oranı üzerinden (karar sadece davalı vekilince temyiz edildiğinden, önceki karara ve davacının ıslah talebine esas alınan 02.11.2021 tarihli aktüer rapordaki diğer veriler aynı kalmak ve işlemiş/işleyecek devre hesabında 2021 yılının esas alınması suretiyle) hesap yapılması için aynı bilirkişiden ek rapor alınarak temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar ve talepten fazlasına hükmedilemeyeceği kuralı da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının talebi aşılarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3.2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6 ncı maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinde, davacının kaza tarihinde polis memuru olarak görev yaptığı ve davaya konu trafik kazasının davacının görevini ifası sırasında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; anılan Kanun uyarınca ödemede bulunulup bulunulmadığı hususu araştırılarak bu ödemenin zarar verene rücû olanağı bulunduğundan tazminat miktarından düşülmesi gerekir. İtiraz Hakem Heyetince bu konuda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

4.Sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arzetmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli işgücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır.

Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif- pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla birlikte; asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir.

Somut olayda; davacı polis olup kazadaki yaralanması sonucu iş gücü kaybına uğramıştır. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından hükme esas alınan aktüer raporunda, davacının 60 yaşına kadar çalışacağı ve aktif devresinin devam edeceği; 60 yaşı ile muhtemel bakiye ömür süresi sonu arasındaki dönem için de pasif devrede olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, kendi özel yasaları gereği daha erken emekli olma (aktif devresi sona erme) imkanı bulunan meslek gruplarından birinde yer alan davacı için, herhangi bir araştırma yapılmadan, 60 yaş sonunun aktif devre sonu olarak kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; polis memuru olan ve 60 yaşından önce emekli olma ihtimali bulunan davacının çalıştığı kuruma ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, davacının yaşı ile mesleki kıdemine göre muhtemel emeklilik yaşının kaç olduğunun sorulması; yazı cevabının gelmesinden sonra, bildirilen muhtemel emeklilik yaşı da dikkate alınarak, bildirilen yaşa kadar aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için Asgari Geçim İndirimi dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden pasif devre hesabının yapılması için ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

5.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog