11. Hukuk Dairesi
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ....
NUMARASI : ...
İSTİNAF KARARININ
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA:
Davacı vekili, Organize bir ekibin müvekkili ... ve babası .... hakkında hayali alacaklarından bahisle takip başlatmayı alışkanlık haline getirdiklerini, bu ekibin çeşitli hile ve desiselerle müvekkilini kandırarak elde ettikleri senetleri suç ortağı ... kişiler adına işleme koydurarak müvekkilinin ailesinden büyük miktarda para almayı kolay bir geçim yolu yaptıklarını, davacı hakkında...... Esas sayılı dosyasına dayanak senedin bir şekilde elde edilerek takip başlatıldığını, davaya konu senede imza itirazında bulunduklarını...... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada .... alınan raporda senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilerek imzaya yönelik itirazın iptaline karar verildiğini,
müvekkilinin doğuştan fiziksel engelli olduğunu, hiç okula gitmediğini, tekerlekli sandalyede yardımcısı ve babasının yardımı ile hayatını sürdürdüğünü, adını bile yazmaktan aciz olduğunu, ..milyon dolar borçlanmasının hayatın olağan akışını aykırı olduğunu dolayısıyla davacının fiil ehliyetinin bulunmadığını, davacının babasının ..... yıllık kuyumcusu olduğunu, baba ve oğlunun mal varlığının çok olduğunu, müvekkilinin kimseye tek kuruş borcu olmadığını, takip dosyasında davalı ...'in borçlu gösterilmesinin formalite olduğunu, davacının babası olan..... hakkında aynı yöntemle... işleminin davalı ... ve kardeşi tarafından gerçekleştirildiğini, bu olay sebebi ile haklarında...Esas sayılı dosyasından kamu davası açıldığını....şikayetten vazgeçmesi ile beraat ettiklerini, davalı ... ile kardeşinin, davacının kimliği ile çıkarttıkları sahte kredi kartı ile ilgili olarak.....Esas sayılı dosyasında görülen kamu davasında yargılandıklarını, maddi durumu oldukça zayıf olan davalı ...'in bu seferde arkadaşı olan davalı ... adına senet doldurarak müvekkilinden para devşirmek yolunu seçtiğini, her iki davalı hakkında.... Soruşturma dosyası üzerinden şikayette bulunduklarını, senedin vadesinden sonra davalı ... . ciro edildiğini, senedin TBK 27 uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, senedin sahtecilik ve montaj yönünden de incelenmesi gerektiğini belirterek davacının ..... Esas sayılı dosyadan borçlu olmadığının tespiti ile davalıların kötüniyet tazminatına mahkûm edilmelerini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ..., davacı ile......şirketinin ortakları olduklarını davacının babası...'ın ise şirketin gizli ortağı olduğunu, aralarındaki ticari ilişkiler ve ortaklıktan kaynaklanan taraflar arasında düzenlenmiş senetler olduğunu, davacı ve babasının kendilerince düzenlenmiş senetleri ....Esas sayılı dosyalardan takibe koydurduğunu, sonrada...... Esas sayılı dosyası üzerinden huzurdaki davada olduğu gibi menfi tespit davası açtığını, bu davaya konu borcu ödediğine dair dosyaya ibranameler sunduğunu, davacının babası olan ..... bu takipler nedeniyle kendilerinden .......TL para aldığını, ancak anlaşarak borcu.....TL olarak kapattığını, ibraname aldığını, ... kendilerinden fazladan aldığı.. TL'yi kullanarak altın aldığını, bu altını da davacıya verdiğini, kendilerinin bu yönüyle de davacı ve babasından alacaklı olduklarını, huzurdaki davaya konu olan senedin ise davacı ve babası tarafından ortak şirketin idaresinde yapılan suistimaller sebebi ile kendilerine ait emanette bulunan altın ve mücevherlerin karşılığı verildiğini, davacının fiil ehliyetinin bulunduğunu, ticari ilişkilere girip taşınmazlar edindiğini, kendisinin diğer davalı ...'a da borcu olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Davalı ... vekili, Davalı ...'in davacının aynı şirketten ortağı olduğunu, davaya konu senedin kendisi tarafından ...... Esas sayılı takip dosyasından takibe konulduğunu, ..... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin alacaklı olduğunu, davacı hakkında takip başlatıldığını, davacının imzaya itiraz ettiğini, icra mahkemesince imzanın davacının eli ürünü çıkması üzerine davanın reddedildiğini, dava dilekçesinde davacının ayırt etme gücünün bulunmadığı ve bu sebeple fiil ehliyeti bulunmadığının beyan edildiğini, bu beyanın doğru olmadığını, bu durum kabul görse bile davacı vekilinin kendi başına hareket ettiğini ve aynı zamanda yetkisi olmadan dava açmış olduğunu, davacının dava konusu senetle ilgili icra takibi başladıktan ..gün sonra adına kayıtlı taşınmazlar üzerine yaklaşık .. TL gibi bir rakamla ipotek tesis ettiğini, öncelikle senedi senetle ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacı yanın mutlak hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davası açtığını, hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo hukukundan kaynaklandığı için TTK hükümlerine göre çözümü gerektiğini, imzaya ilişkin beyanların gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacı vekili her ne kadar müvekkilinin dava konusu bonoyu düzenleme noktasında fiil ehliyetinin bulunmadığı iddiasında ise de gerek dosya kapsamına sunulan ticari sicil kayıtları, gerek bizzat davacı tarafça bir kısım taşınmazları üzerinde dava tarihine yakın dönemde yapılan tasarruf işlemleri ve gerekse davacının kısıtlanması istemi ile açılan vesayet davası olan ..... Esas sayılı dosya içeriği ile sabit olduğu üzere davacının düzenleme tarihi itibari ile kambiyo senedi düzenleme noktasında fiil ehliyetinin bulunmadığına ilişkin iddiasına itibar edilmediği, senet metninin rızası dışında doldurulduğu ve imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddialar yönünden kesinleşen ......Esas sayılı dosyasında toplanılan deliller ve bu hususu irdeleyen teknik inceleme raporlarına göre senet metnine sonradan dahil edilmiş bir yazı içeriği bulunmadığı ve imzanın davacıya ait olduğunun saptandığı, her ne kadar davacı davalı lehdar.... ile ... arasındaki ilişkinin tahsil cirosu olduğu, davalıların borca dayanak bono sebebi ile ileri sürdükleri alacak için talil yoluyla alacağın varlığının ispat yükünü üstlerine aldıklarını beyan etmişse de davalı ...'in, davalı ...'a yaptığı cironun tahsil cirosu olduğundan bahsetmenin de olanaksız olduğu, ciro için TTK 778/1-a maddesi uyarınca aynı kanunun... maddelerine göre kısmi cironun (Cironun ve dolayısıyla kambiyo senedindeki alacağın bölünemezliği kuralı gereği) batıl olduğunun düzenlendiği, her ne kadar davalılar . ve ... kendi aralarındaki alacak ilişkisi sebebi ile davalı ...'den olan dava konusu bononun tahsil sonrasında mahsuplaşma niyetiyle davalı ...'ya cirolandığının belirtilmesi davacı tarafça tahsil cirosu olarak değerlendirilip, davalı ...'e karşı ileri sürülebilecek temel ilişkiden kaynaklı defilerin davalı ...'ya ve hatta dava açıldıktan sonra alacağı devralan davalı ... ve .. şirketine karşı ileri sürülebileceği belirtilmiş ise de cironun bölünemezliği kuralı, ciro işleminin taraflarının iradesinin de temliğe yönelmesi sebebi ile kabul görmediği, davacının bu hususta isticvap talebi de usul ekonomisi gözetilerek reddedildiği, aksinin kabulünde dahi özellikle dosya kapsamındaki...... Esas sayılı dosyasındaki bağlayıcı maddi vakıa tespitleri uyarınca müşteki .. ilk şikayet dilekçesinde oğlunun okuma yazma bilmediğinden bahis ederek şikayetçi olmasına karşın imzaların .. ait çıkmasından sonra hile ile imzaların alındığı iddiasını ileri sürdüğü, yargılama safahatında vermiş olduğu dilekçeler ile önce tüm sanıkların kendi mal varlığını sömürmeye çalışan kişiler olduğunu beyan ettiği, sonraki aşamalarda ise avukatının ve tanık ... yönlendirmesi ile böyle bir iddiada bulunduğunu, . ve .. dışındaki şahıslarla hiçbir sorunu ya da tanışıklığı olmadığını ve şikayetçi olmadığını beyan ettiği, müştekilerin aşamalı beyanlarının elde edilen yeni delillere göre değişkenlik gösterdiği, müşteki ... okuma yazma bilmediğini iddia ettiği oğlunun şirket kurup yönetmesi ve sermaye arttırımı yoluna gitmesi hususlarını açıklayamadığı, bunun üzerine imzaların hem müşteki .. ve hem müşteki .. tarıfından .. ait olmadığı iddiasının öne sürüldüğü ancak senet üzerinde yaptırılan kriminal inceleme sonucu imzaların .. ait çıkması üzerine .. sanık .. ile görüştüğü aşamada hile ile imzaların alındığı iddiasının öne sürülerek .. ve .. ortak hareket etmek suretiyle söz konusu eylemi gerçekleştirdikten sonra diğer sanıkların dahil oldukları savında bulunulduğu ancak müşteki .. tespit edilen sanık .. ile yaptığı görüşme içeriklerinde söz konusu imzaları herhangi bir hile olmadan attığının açıkca anlaşıldığı, ilgili kriminal raporda senet üzerindeki imzanın taklit, kopyalama vb. bir hususta alındığının tespit edilememesi de dikkate alındığında .. elde edilen dijital verilerdeki konuşmaların müsnet senede ilişkin olduğu yönünde bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, her ne kadar dosya içerisinde mevcut .. tarafından düzenlenen raporda sanık ...'in hesap hareketlerinin çok düşük meblağlar niteliğinde olması ve bu hesapların .. dolarlık bir alacağı göstermemesi tespiti yapılsa da ilgili raporda müsnet suç yönünden bir değerlendirme yapılmasının ancak adli makamlara ait olduğunun açık bir şekilde belirtildiği, dolayısıyla hesap hareketlerindeki incelemelerle sınırlı olan raporun suç konusu alacağın bulunup bulunmadığı yönünde tek başına bir değerlendirmeye yeter nitelikte bulunmadığı, kaldı ki dosya içerisinde mevcut şirket sözleşmeleri dikkate alındığında müşteki .. ile birlikte sanıklar . ve .. ilgili şirkette pay sahipleri oldukları, bu paylarının net bir şekilde kuyumculuk faaliyeti de dikkate alındığında ilgili raporda değerlendirmeye alınmadığı, son sermaye arttırımı ve hisse oranları çerçevesinde her iki sanığın ilgili şirkette .. oranında pay sahibi olduklarının açık olduğu, dolayısıyla bu pay değerinin belirlenmesine yönelik söz konusu senedin verilebilme imkanının mevcut olduğu, bu kapsamda ilgili senedin hile yolu ile alınarak icraya konulduğuna ilişkin içerikleri net bir şekilde bu olayı doğrulamayan, sadece evrak ya da imza alındığı iddiasını doğrulayan konuşma içerikleri yanında müşteki .. imzasını bilinçsiz değil bilinçli bir şekilde attığına yönelik görüşme içerikleri bulunduğu dikkate alınarak hükme esas alınması mümkün olmayan söz konusu görüşme içerikleri dışında yetkili makamlarca verilen iletişimin tespiti içeriklerinde bir suç unsurunun mevcut olmaması şeklinde net tespitlerde bulunulduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili, davalı ...'in davaya konu senedi müvekkilinden ortaklıktan olan alacakları nedeniyle aldığına yönelik beyanı ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan karar verildiğini, daha sonra gayrimenkul alışverişi nedeniyle davalı ...'a senedi tahsil amacıyla devrettiğini beyan ettiğini, senedin üzerinde veya davalıların beyanlarında kısmi bir cirodan bahsedilmemişken yerel mahkemenin böylesi bir sonuca nasıl vardığının anlaşılamadığını, ceza mahkemesinin kararındaki olasılıkların yerel mahkeme tarafından maddi vakıa olarak algılandığını, davalı lehtarın, senetteki hakkının tamamını diğer davalıya tahsil etmesi için devrettiğini, bu nedenle yerel mahkemenin gizli tahsil cirosunu, kısmi ciro olarak kabul etmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, her iki davalının .. tarihli duruşmadaki beyanlarının mahkeme içi ikrar niteliğinde ve kesin delil niteliğinde olduğunu, tarafların .. tarihli duruşmada birbirini doğrular şekilde senedin davalı lehtar ...’in maddi durumunun yeterli olmamasından dolayı icraya konulamadığının, akabinde devralan davalı ... ile anlaşıp, harçları ödemesi ve müvekkili ...'tan var olduğunu iddia ettiği alacağını tahsil etmesi için protokol yapıp senedi, ...'in müvekkilinden iddia ettiği şahsi alacağını tahsil etmesi için ...'a devrettiğini, davalı ...'ın senedi tahsil etikten sonra davalı ...’e gayrimenkul ticaretinden doğan alacaklarını düşerek kalan parayı ...’e iadesi noktasında anlaşmaya vardıklarını beyan ettiklerini, bu nedenle cironun tahsil cirosu olduğunu, .. hukuk sisteminde hukuk hâkiminin ceza hâkiminden bağımsız olduğuna ilişkin bağımsızlık prensibinin kabul edildiğini, yerel mahkemenin ceza mahkemesinin kararındaki tespitini maddi vakıa tespiti olarak kabul ettiğini, ceza mahkemesinin sadece olasılıklardan bahsedip, “verilebilme imkânı vardır, olabilir, mümkündür vs” şeklinde maddi bir vakıayı tespit etmeksizin ve bu konuda bir araştırma yapmaksızın sadece olasılıkları ceza hukuku yönünden belirttiğini ve şüpheden sanık yararlanır ilkesini kast ederek beraat kararı verdiğini, hukuk mahkemesinin ise yargılama tekniği farklı olan ceza mahkemesinin bu varsayımını araştırarak netleştirmesi gerektiğini, borcun inkâr edilmesi nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafa, alacağını ispatlamasına yönelik bilgi ve belgelerini ibraz için süre verilip akabinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken bunun yapılmadığını, davalıların senedin kaynağını, aralarındaki ilişkiyi tek tek açıklayarak hem senedi talil ettiklerini hem de illi hâle getirdiklerini, tarafların iddia ettikleri dava dışı . .. Şirketinden böyle bir alacaklarının olup olmadığının, davalılar arasında gayrimenkul alım satımlarının bulunup bulunmadığının, bulunuyorsa miktarının tespitine yönelik hiçbir bilgi ve belge sunulmadığı gibi mahkeme tarafından da bu yönde bir inceleme yapılmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senedine karşı hile ve ehliyetsizlik iddiaları kapsamında İİK'nın 72. maddesi gereğince açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
Kambiyo senetlerinde ehliyetsizlik re'sen dikkate alınır. Ehliyetsizliğe karşı iyiniyet iddiasında bulunmak mümkün değildir. Ehliyetin bulunmadığı iddiasında olan bu iddiasını ispat etmelidir. Ehliyet kambiyo işleminin yapıldığı anda mevcut olmalıdır. Kambiyo işlemi ile senedin teslimi farklı zamanda gerçekleşmiş ise senedin teslimi anında kişinin ehliyetli olması gerekir. Senet düzenleyenin ehliyetli olması asıldır. Ehliyetsizliği iddia eden bu iddiasını ispat etmelidir.
Kendilerine kanuni müşavir tayin edilen kimseler ise kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için kanuni müşavirlerinin onayını almaları zorunludur... Poliçe, bono ve çeke herhangi bir amaçla imza atan kişiler belirli bir mali sorumluk altına girdikleri için bu durum aynı zamanda borçlanma sonucunu doğurur. Borçlanma ehliyeti olmayan kişinin kambiyo senetleri ile borç altına girmesi mümkün değildir. Yani borçlanma ehliyeti olmayan kimse senet düzenleme ciro ve aval işlemlerinin hiçbirini yapamaz. Ehliyetsizlik defi mutlak defidir. Herkese karşı ileri sürülebilir. Bu defiye karşılık iyiniyetin korunması da söz konusu olamaz, ancak imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince ehliyetsizlik defi nedeniyle senet hükümsüz olmaz, senet sadece ehliyetsiz kişi için hüküm ifade etmez ..
Kanun, Tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yapmak, üçüncü kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı, normal zekalı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürerek hakkın kötüye kullanılması olacaktır ki, kanun bunu himaye etmez...sayılı .. İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği gibi mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek idi ise ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir. ..
Somut olayda, davacı hakkında hazırlanan sağlık kurulu raporunda vasi tayini gerekmediği ancak fiziksel kısıtlılık nedeniyle hukuki danışman gerektiği tespitinin yapıldığı, davacının babasının işbu dava açıldıktan dört gün sonra .. tarihinde ...... Karar sayılı dosyasından davacının kısıtlanması için başvuruda bulunduğu, mahkemenin önce davacının kısıtlanmasına karar verdiği, daha sonra kısıtlılığın kaldırılması kararı vererek davacıya...göre yasal danışman atanmasına karar verdiği dolayısıyla davacının hukuki işlem yapmasını engelleyecek derecede fiil ehliyetinden yoksun olmadığı, mahkemenin de bu durumu gerekçeli kararında açıkladığı anlaşılmaktadır. Öte yandan yine yerel mahkemece değinildiği üzere, dosyada mübrez sicil kayıtları ve davacı tarafından bizzat bir kısım taşınmazlar üzerinde dava tarihine yakın dönemlerde yapılan tasarruf işlemleri de nazara alındığında, davacının keşide tarihi itibari ile kambiyo senedi düzenleme noktasında fiil ehliyetinin bulunmadığına ilişkin ileri sürdüğü iddialara itibar etmek mümkün olmamıştır. Davacının kısıtlanması istemi ile açılan ... Esas sayılı vesayet dosyası da tetkik edildiğinde; davacının senet tanzim tarihi civarında ehliyetsiz olmadığı anlaşılmakla bu yönden istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir.... Senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yönünden ise TTK'nın 778. maddesi delaletiyle 680. maddesi gereğince açık bono düzenlenebileceği ve davacının bu iddiasını da ancak yazılı delille ispat edebileceği izahtan varestedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında davacı vekilince istinafında, borcun inkârı nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davalıya alacağını ispatlamasına yönelik delillerini sunması için süre verilip akabinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüşse de, ehliyet ve TTK'daki unsurları tam olan kambiyo senetleri bakımından, asıl olan senede karşı senetle ispat kuralı olup, senede karşı senetle ispat kuralının istisnaları HMK'nın 203. maddesinde tahdidi olarak düzenlenmiştir. Salt borçlunun sosyal ekonomik durumu ya da senet vermek için sebebinin bulunmadığı vs. sebeplerden bahisle "hayatın olağan akışına aykırılık" gibi kanuni olmayan argümanlarla senede karşı senetle ispat kuralı bertaraf edilemez. Kambiyo senedi soyut borç ikrarı niteliğini haizdir. Aksi yönde talil olmadığı sürece davalı senet alacaklısını ispat yükünden kurtarır. Davacının mesleği ve sosyal ekonomik durumu gibi hukuki ya da kanuni olmayan gerekçelerle HMK'nın 200 vd. maddelerde düzenlenen senetle ispat kuralı esnetilemez. Dolayısıyla davacının bu yöndeki istinaf gerekçeleri de yersizdir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin vaki istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1.Davacı vekilinin vaki istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Kafi miktarda harç alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.HMK'nın 333. maddesi uyarınca, karar kesinleşince avansın ilgili tarafa iadesine,
5.İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından istinaf vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6.HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın taraflara Dairemizce tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. . . ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."