11. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/909
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18.03.2022
NUMARASI : 2021/206 Esas 2022/173 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2022 tarih ve 2021/206 Esas 2022/173 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili, 09.03.2020 tarihinde müvekkiline ait, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı ...'nın maliki, dava dışı ...'ün sürücüsü olduğu ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle müvekkilinin aracında KDV dahil 51.965,60 TL tutarında hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, ekspertiz hizmet bedeli olarak 919,79 TL ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödeme gerçekleştirilmediğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, HMK m. 107 kapsamında belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 100,00 TL hasar bedeli, 919,79 TL ekspertiz hizmet bedeli olmak üzere toplam 1.019,79 TL’nin davalı işletenden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı tarafından hasara uğradığı iddia edilen parçaların işbu dava konusu kaza sonucunda meydana gelmeyeceğinin tespit edildiğini, davacının ekspertiz ücretine ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, makine mühendisi bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ün kazanın meydana gelmesinde etken olduğu, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın kusurunun bulunmadığı, davacıya ait araçta KDV dahil 51.965,60 TL tutarında zarar meydana geldiği, dava dosyasındaki mevcut bilgi ve konuya yönelik sınırlı sayıdaki kaza fotoğrafları üzerinden yapılan teknik değerlendirme sonucu söz konusu kazada belirlenen bir kısım hasar onarım parçalarının kaza ile uyumlu olmadığı yönünde görüş bildirildiği, tarafların itirazları üzerine İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda kaza ile hasarın uyumlu olmadığının tespit edildiği; her iki aracın da hasarlı fotoğrafları incelendiğinde dava konusu aracın ön kısmındaki hasarın küçük boyutlu olduğu, plastik tamponun genel görünümünün iyi olduğu, ancak ufak çizik ve çatlakların olduğu, karşı aracın ise sağ yan kısmının fotoğrafları görüldüğünde genel durumunun iyi olduğu, göçük, yamulma gibi unsurların olmadığı, her iki aracın çarpışması ihtimalinde iki aracın da hızının çok düşük olması ve enerji aktarımının çok düşük olması gerektiği, kazanın, tarafların anlattığı şekilde gerçekleşmiş olsaydı ilk temas neticesinde araçların fiziken durması gerektiği, ancak davacıya ait aracın ilk hasardan sonra durmayıp diğer aracın sağ arka çamurluğuna da zarar vermeden hareketini sürdürüp çöp konteynırına çarpmasının mümkün görülmediği ve kaza ve hasarın uyumlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili, hükme esas alınan ATK raporunu kabul etmediklerini, ek rapor ya da yeni bir rapor alınması gerektiğini, motor kaputundaki katlanmaya dikkat edildiğinde ön tamponla motor kaputunun katlanma hizası arasında yaklaşık 30-35 cm far bulunduğunu, tampon esnek malzeme olduğundan tekrar yerine dönmesinin normal olduğunu, bu darbenin şiddetinin küçük olduğunu göstermediğini, ... Servis Hasar Formeni ile haricen yapılan görüşmede hava yastıklarının ufak bir darbede de açılabildiği bilgisi edinildiğini, bilirkişinin aracın hızının yüksek olmadığı ve bu nedenlerle hava yastığının açılmayacağına dair tespitinin hatalı olduğunu, kazaya karışan araçların hız tespitinin yapılmadığını, müvekkiline ait aracın hızı yüksek olmasa bile karşı aracın hızının da bilinmediğini, anlaşmalı tutanak incelendiğinde müvekkiline ait aracın sürücüsü ...'ın, karşı aracın sürücüsü ...'ün otoparktan hızla çıktığını ifade ettiğini, kaza ve hasarın uyumu açısından dosyanın Karayolları Fen Heyeti"nden seçilecek üç kişilik bilirkişi heyetine gönderilerek ayrıntılı rapor hazırlanması gerektiğini, aracın yetkili serviste onarım gördüğünü ve sigorta şirketinin aracın hasarını kabul ettiğini, kazanın tramer soncunun da olumlu olduğunu, hasar tespit hizmet bedeli olarak ödenmiş olan 919,79 TL'nin de karşılanmadığını, müvekkilinin aracında hasar meydana gelip gelmediğinin belirlenebilmesi için ekspertiz raporu düzenletilmesinin zorunlu olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasar bedelinin karşı aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Sigorta ilişkisinde, rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken,
TTK'nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. (Yargıtay HGK 05/03/2020 tarihli ve 2018/17-1083 E.- 2020/259 K. sayılı ilamı) Bir başka ifade ile rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigorta şirketinde olup, sigorta şirketi tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğinin soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı ZMSS Genel Şartlarına ve 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Bu durumda, sigortalı zararın poliçe kapsamına kaldığını ispat etmek zorundadır.
Bu çerçevede, dosyaya kazandırılan 11.08.2021 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda, kazada belirlenen bir kısım hasar onarım parçalarının kaza ile uyumlu olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekilinin itirazı üzerine, mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 24.01.2022 tarihli raporda; her iki aracın hasarlı fotoğraflarının incelenmesinde, davacıya ait aracın ön kısmındaki hasarın küçük boyutlu olduğu, plastik tamponun genel görünümünün iyi olduğu ancak ufak çizik ve çatlakların bulunduğu, sigortalı karşı aracın ise sağ yan kısmının genel durumunun iyi olduğu, göçük, yamulma gibi unsurların olmadığı, her iki aracın çarpışması ihtimalinde iki aracın da hızının çok düşük olması ve enerji aktarımının çok düşük olmasının beklendiği, davacıya ait aracın motor kaputunun ön orta kısmında içe göçük kısım bulunduğu, bu hasarı oluşturacak hem sigortalı karşı aracın sağ yan kısmında hem de tekerlekli çöp konteynırında bir izdüşüm bölgesi bulunmadığı, çöp konteynırının sağ yan kısmında bulunan çıkıntının ise motor kaputunun yüksekliği ve çıkıntısı ile uyumlu olmadığı, çöp konteynırının tekerleklerinin konumundan ötelenmediğinin ve davacıya ait araç ile çöp konteynırı arasında bir enerji aktarımının olmadığının anlaşıldığı, davacıya ait aracın ön kısmındaki hasarın plastik aksamda enerjisinin sönümlendiği, iç parçalara aktarımının çok az ya da ihmal edilebilir düzeyde olduğu, bu nedenle aracın uğramış olduğu darbe sonucunda hava yastığının açılmasının mümkün olmadığı, kazanın tarafların anlattığı şekilde gerçekleşmiş olması halinde ilk temas neticesinde araçların fiziken durmasının bekleneceğini, oysa davacıya ait aracın ilk hasardan sonra durmayıp diğer aracın sağ arka çamurluğuna da zarar vermeden hareketini sürdürüp çöp konteynırına çarpmasının mümkün görülmediği, sonuç olarak davacıya ait araçta meydana gelen zararın kaza ile uyumlu olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiği savunulmaktadır. Kaza tespit tutağı resmi belge hükmünde ise de aksinin her türlü delil ile ispat edilmesi mümkündür. Nitekim, anılan bilirkişi raporlarından kazaya karışan araçların konumu, oluşan hasar, çarpma noktası ve araçların kaza sonrasındaki yönelimi göz önüne alındığında kazanın ihbar şeklinin fizik kurallarına uygun düşmediği, kazanın davacının ileri sürdüğü şekilde gerçekleşmediği, kaza ile zararın uyumsuz olduğu ve bu nedenle taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağının olayın gerçekleşeme şekli ile örtüşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı davrandığı somut deliller ile ispat edildiğinden ispat yükü yer değiştirmiştir. Artık, zararın poliçe kapsamında kaldığını davacı ispat etmek zorundadır. Rizikonun gerçekleşme şeklini iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bildiren davacı tarafından sunulan deliller ile tüm dosya içeriğinden kazanın ihbar edildiği şekilde gerçekleştiği olgusu ispat edilememiştir. Teknik bilirkişi raporları karşısında davacının dayandığı deliller iddiasını ispata muktedir değildir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, araçta meydana gelen zararın kaza ile uyumlu olmadığının tespit edilmesine, hasarın teminat dışında kaldığı olgusunun sigorta şirketince somut delillerle ispatlanmış olması üzerine ispat yükünü üstüne alan davacı tarafından zararın poliçe kapsamında kaldığının ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.