Esas No
E. 2024/792
Karar No
K. 2025/67
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2024/792 - Karar No:2025/67

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/792

KARAR NO: 2025/67

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/05/2024

NUMARASI : 2023/148 E-2024/297 K

KARAR TARİHİ: 22.01.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 22.01.2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alcak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili özetle; müvekkili şirket ile davalı (işveren) arasında 24.07.2014 tarihinde 220 KV Farap Watan Enerji Nakil Hattı Tel Çekme İşi Kapsamında Yapım Sözleşmesi, 10.09.2013 tarihinde 500 KV Yüksek Gerilim Enerji Nakil Hattı Üst Montaj Yapımı İşçilik Sözleşmesi ve 17.05.2014 tarihinde 500 KV Yüksek Gerilim Enerji Nakil Hattı Tel Çekimi İşçilik Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, ihtarlara rağmen davalının sözleşmelerden kaynaklanan edim ve yükümlülüklerini ihlal ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu 20.000,00 TL’nin temerrüt tarihi olan 18.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 28.11.2023 tarihli dilekçesi ile de talebini ıslah ederek 4.219.778,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 18.11.2015 gününden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesince; dava dosyasının 20.12.2022 tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/819 Esasında açıldığı, anılan mahkemenin 27.12.2022 tarihli, 2022/819 Esas-2022/816 Karar sayılı kararı ile dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, tensip ara kararı ile davacı tarafa arabuluculuk tutanağı aslının veya onaylı örneğinin tebliğden itibaren 1 haftalık süre içinde sunulması için davacı tarafa tebligat çıkarıldığı, davacının 11.01.2023 tarihli başvuruya istinaden 16.01.2023 tarihinde düzenlenmiş arabuluculuk son tutanağını ibraz ettiği, davanın eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi hükmünde bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlendiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi hükmüne göre davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilmesi gerektiği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği, davanın, tacirler arası eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava niteliğinde bulunduğu, bu durum karşısında, davanın ticari dava niteliği taşıdığı, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı, özel dava şartına uyulmadığı, her ne kadar dava açıldıktan sonra başvurulmuş ve sonrasında tutanak ibraz edilmiş ise de, bu dava şartının sonradan giderilecek dava şartlarından olmadığı, her davanın kural olarak açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılacağı, dava tarihinde usulüne uygun yapılmış bir arabuluculuk başvurusunun bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının zorunlu arabuluculuk başvurusu yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tensip zaptındaki ihtarat için 11.01.2023 tarihinde tebliğ süresinin başladığı, arabuluculuk tutanağının yasal süresi içerisinde 17.01.2023 tarihinde UYAP üzerinden sunulduğu, mahkeme henüz bir karar vermeden önce dava şartı tamamlandığına göre, artık dava şartı eksikliğinden söz edilemeyeceği,

HMK'nın 115/3. maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığı konusunda mahkemece henüz bir karar verilmeden önce bu eksiklik tamamlanmış ise, başlangıçtaki dava şartı eksikliğinden ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği, dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulmuş olmasının bu sonuca engel olmadığı, sonuç olarak arabulucuya başvurulduğu ve tarafların uzlaşamadığı bu aşamadan sonra davayı reddederek tekrar arabulucuya başvurmak zorunda bırakılmanın yasa koyucunun düzenleme amacıyla uyuşmayacağı gibi usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmadığı, dosyada, mahkemece, davanın esasına girilmeden ve arabuluculuğa ilişkin dava koşulu hakkında bir karar verilmeden önce, arabuluculuk tutanağının sunulduğu, yasa hükümleri uyarınca, arabulucuya başvurmadan dava açılması mümkün değil ise de ve mahkemece bu şartın tamamlanması için süre verilemeyecek ise de mahkeme bu konuda henüz bir karar vermeden önce dava şartı tamamlandığına göre, artık dava şartı eksikliğinden söz edilemeyeceği belirtilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup mahkemece verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. Maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle; 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiğinin belirtildiği, anılan kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartlarının sayıldığı ve aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunun belirtildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede ise, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının bir dava şartı olarak kabul edildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiğinin düzenlendiği yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, bu durumda; dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olmasının dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olduğu bununla birlikte, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olmasının ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlandığı, iş bu davada, davacı tarafından dava tarihi olan 20.12.2022 tarihinden sonra arabulucuya başvurulduğu ve son tutanağın bir örneğinin de davacı vekilinin 17.01.2023 havale tarihli dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğu, bu durumun anılan maddede aranan dava şartı yokluğunu ortadan kaldırmayacağı (emsal Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 01.07.2024 tarih, 2022/5267 Esas, 2024/2376 Karar sayılı ilamı) anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 22.01.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

(e-imzalıdır)

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog